3 Kuşaktan Bahsederken Gözlerindeki Umudu Bizlerinde Yüreğinde Yeşerttiğin İçin Tşk’ ler Büyük ve Cesur Adam!
📌@MDervisogluTR Bu coğrafya da Beklenendir! Artık Vakit Gelmiştir!
EYY TÜRK GENÇLİĞİ TİTRE VE KENDİNE GEL SIRA SENDEDİR 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
@MDervisogluTR Tüm bu olanı biteni normalleştirmeye çalışana Allah Lanet Etsin! Şu durum kabul edilebilir mi? Geride 2 yetim bıraktı.. Vicdanımız sızlıyor , yüreklerimiz şişiyor artık!
Devletine yıllarca hizmet etmiş bir emeklimiz hak arayışında canına kıyıyorsa sözün bittiği yerdeyiz!
Emekli polis memuru Ali Şekeroğlu’na Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Emeklilerimizin yaşadığı sorunları görmeyen iktidarı da akla ve vicdana davet ediyorum.
İzmir’e iki dönem Büyükşehir Belediye Başkanı olarak hizmet eden, siyaset hayatımızın kıymetli isimlerinden Dr. Burhan Özfatura’nın vefatını büyük bir üzüntüyle öğrendim.
Merhuma Allah’tan rahmet; ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyorum.
Bugün Aksaray’da bir kez daha ilan ettiğimiz gibi;
Türk Milleti’ni vatansız bırakmaya kalkanı, vatanın mübarek toprağında boğarız!
Açtığımız al bayrak rehberimiz olsun.
Sesimize ses veren, sancağa el veren, bu memleketin derdini kendi derdi bilen bütün vatan evlatlarına selam olsun!
Türk Milleti'nin bağımsızlık iradesini tüm dünyaya haykırdığı Sakarya Zaferi'nin 105’inci yıl dönümü kutlu olsun!
Bağımsızlığımıza yönelen tehdidi Anadolu’nun bağrında boğan,
“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır” diyerek milletimizin varoluş mücadelesine öncülük eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere;
Bu toprakları vatan kılan bütün kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti'nde hiç kimse, hangi suçtan hüküm giymiş olursa olsun, kanunun öngördüğünden daha ağır bir muameleye tabi tutulamaz.
Ancak aynı ilke, kanunun öngördüğünden daha hafif, daha ayrıcalıklı bir rejimin de keyfi biçimde uygulanamayacağı anlamına gelir.
Çünkü infaz hukuku, kişiye değil, kanuna göre işler.
TCK ve 5275 sayılı Kanun hükümleri, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının nasıl infaz edileceğini tek tek, saymıştır.
Bu hükümler, ölüm cezası yerine ikame edilmiş en ağır cezanın, kanun koyucunun iradesiyle çizilmiş sınırlarıdır.
Bu sınırların dışına çıkmak, hangi gerekçeyle sunulursa sunulsun, kanunsuz infaz anlamına gelir.
Bahçeli'nin tarif ettiği, bahçeli, iki katlı, ofis ve yaşam alanı ayrımı yapılmış, akrabaların yerleşebileceği bir konut, bu maddelerin hiçbirinde karşılığı olmayan bir uygulamadır.
Hükümlüyle birlikte, süresiz biçimde aynı çatı altında yaşanması, kanunun tanımladığı ziyaret rejiminin ötesine geçer.
Bu ortak ikamettir ve infaz hukukunda buna cevaz veren tek bir hüküm yoktur.
Haberin en çarpıcı ve daha da vahim kısmı, inşa edilen evin ötesinde bu evde yaşamayı kimin hangi şarta bağladığıdır.
Bahçeli'nin anlatımına göre şartı koyan terör hükümlüsüdür. Adama zaten hukuki dayanağı olmayan bir konfor alanı sunuluyor ama o bunu dahi yetersiz bulup "Çerçeve Yasası'nın kurulları işlemeye başlasın, ben o kurullarda görev almaya başlayayım, ondan sonra eve geçerim" diyerek devlete karşı statü pazarlığı yürütüyor.
Bir hükümlünün, resmî kurullarda görev yapması, infaz mevzuatının ruhuyla zaten açıkça çelişir.
Böyle bir görev verilmesi hukuken mümkün değildir. İkincisi ve daha da vahim olanı, bir hükümlünün, kendisine tanınan imkânı bile beğenmeyip, resmî bir statü elde edene kadar devletin teklifini askıya alması, akılla açıklanabilir bir durum değildir.
Normal şartlarda infaz rejimini, devlet belirler. Burada ise hükümlü, belirleyen taraf konumuna geçmiştir.
Bir terör hükümlüsünün, devletin kendisine sunduğu imkânı reddedip karşılığında resmî statü talep edebilmesi ve bunun kamuoyuna bir siyasetçi tarafından, gayet sakin bir üslupla aktarılabilmesi, infaz hukukunun değil, bir pazarlık masasının kurallarının işlediğini göstermektedir.
Sorulması gereken soru artık "bu ev hangi kanuna dayanıyor" sorusunun ötesine geçmiştir. Soru şu:
Bir hükümlü, devletin kendisine nasıl davranacağını belirleyebiliyorsa, hukuktan geriye ne kalmıştır, devletten geriye ne kalmıştır?
9 Eylül sadece güzel İzmir’in kurtuluşunun değil, Türk ulusunun bir daha asla düşmemek üzere ayağa kalkışının adıdır.
9 Eylül İzmir’dir, Mustafa Kemal’dir, Türk’tür.
İzmir’e, Türk Vatanına, Türk Milletine, Türk Devletine kutlu olsun.
Lût kavmini helak etmek için Hz. Cebrâil, Mîkâil ve İsrâfil insan suretinde yeryüzüne indi.
Helak vakti geldiğinde, şehirde 80 bin kişi gece teheccüd namazındaydı. Hz. Cebrâil: "Ya Rabbi, içlerinde sana ibadet edenler var, yine de helak edeyim mi?" diye sordu.
Allah buyurdu: "Önce onlardan başlayın! Çünkü güçleri yettiği halde kötülüğe müdahale etmediler, yüzlerini bile ekşitmediler."
Ve Hz. Cebrâil kanadıyla şehirleri yerinden söküp ters çevirdi... Zulme sessiz kalmak, o zulme ortak olmaktır.