Murat Bey'in aşağıdaki yazısından hareketle, kusura bakmayın, aktif dinlenme mahiyetinde, Galatasaray üzerine biraz gevezelik edeceğim.
Biz Galatasaraylılarda bitmek bilmeyen bir tedirginlik, karamsarlık vardır. Bugünün dijital dünyasında sıkça karşımıza çıkan "overthinking" (aşırı düşünme) eylemi, sanki Galatasaraylılarda vücut bulmuştur.
Cemal Süreya 1987 tarihli meşhur "Galatasaraylı" başlıklı yazısında (Tamamı şurada: https://t.co/TXN4YaSnUn) bir taraftar tipolojisinden çok bir bilinç tipolojisi çizer ve bir yerinde şöyle der:
"Galatasaraylı güç ve güçsüzlük gerçeğini, bencillik ve panik duygularını birbirine sarmalamıştır."
Ya şu satırlara ne demeli:
"(Galatasaraylı) Kulüpte neler oluyor, yönetim kurulu, hatta onur kurulu üyeleri kimlerdir, bunları bilir. Menajerle antrenör, onunla da teknik direktör arasındaki ayrımları iyi değerlendirir. Rakip takımı nesnel biçimde irdeler... Stadyumlarda oyuncular değil, masa başlarında taraftarlar karşılaşsalar, şampiyonluk her zaman Galatasaray'ın olurdu."
Günümüzde yukarıdaki tipolojinin tüm taraftarlara uyarlanabileceğinin farkındayım ama Galatasaraylılardaki durum "overdose" sanki.
Cemal Süreya'nın aynı yazısında Galatasaraylı için "Geçmişiyle fazlaca övünür" diyor, dilimizden düşmeyen geçmişteki başarılarımız, Mektebi Sultani'ye kadar uzanan kültürel ve tarihsel kimliğimizi öne çıkarma arzumuz bizi başta bahsettiğim overthinking'e sürüklüyor, bugüne ve yarına dair sürekli bir kaygı ve tasalanma içindeyiz. "Her puan farkı kapanabilir, kapatmışlığımız da var" diye düşünürüz; geçmişteki başarılar, gelecekteki olası başarısızlıklara ilişkin bir katlanılması zor bir gerginlik yaratıyor.
Bundan kurtulma şansımız yok, Şampiyonlar Ligi'ni kazansak, ertesi gün yine Okan Hoca'yı eleştiren bir space odası görürsünüz, "ya önümüzdeki sezon da Şampiyonlar Ligi'ni kazanamazsak" korkusudur bu.
Sürekli düşünen, tartan, kurcalayan, hatta yer yer kendini yiyen bir bilinç. Bence bize bu bilinci kazandırmada başka bir şair, "Galatasaray'ın kalbi" olarak gördüğüm, şiiri ve yaşamıyla karamsarlığın kitabını yazmış olan Tevfik Fikret de rol oynamıştır. (Bkz. https://t.co/WW1N5A02EH)
Ezcümle, Galatasaraylı, rahat kazanılan maçtan sonra bile "Osimhen'in yüzü gülmüyor galiba" diye saatlerce konuşabilir. Cemal Süreya'nın aynı yazıda, "(Galatasaraylı) sayrılı bir monolog içindedir" demesi boşuna değil.
Bu bir oyun, Galatasaraylılara da bu rol düşmüş, yapacak bir şey yok.
Ek: Galatasaray tarihi ve kültürüyle ilgili kişisel bir arşiv oluşturmaya çalışıyorum, yazı ve görsellerden oluşan bu arşiv için bkz. https://t.co/ZGRuzrw7Xp