Özgür Özel'den, 'Terörsüz Türkiye' kanun teklifi açıklaması:
"Özensiz, kötü hazırlanmış ve birçok teknik eleştiriye açık bir teklifle karşı karşıyayız.
Yeni Parti olarak teknik ve siyasi değerlendirmeyi birlikte yaptık. Arkadaşlarımız komisyonda gerekli eleştirileri, önerileri ve katkıları sunacak.
Teklif Genel Kurula geldiğinde ilk günden beri benimsediğimiz ilkesel tutuma uygun davranacağız. Ancak bu saatten sonra kanun teklifine imza atma gibi bir niyetimiz yok." (SZC)
YENİ Parti, yeni nesil bir siyasetin partisidir.
Sözün, yetkinin ve kararın millette olduğu yeni bir modeli hayata geçiriyoruz.
Her bir üyemiz; ilçe başkanını, il başkanını ve Genel Başkanı doğrudan seçecek.
Siyaseti milletle birlikte yeniden kuruyoruz.
Türkiye’nin bütün demokratlarını YENİ Parti’nin yeni siyasetine davet ediyorum.
Ak Parti’nin KARA düzenine karşı, milletin YENİ düzenini kuracağız.
Biz YENİ Parti’yi bir partimiz olsun diye kurmadık, iktidar olsun diye kurduk.
Gelin YENİ Parti’de buluşalım!
🗣️YENİ Parti Lideri Özgür Özel:
“BURDAN MÜJDEYİ VERİYORUM;
Birinci kurultayımıza kadar, YENİ Parti’ye kaydolacak olan her bir vatandaşımızı YENİ Parti’nin gerçek ve siyasi kurucu üyeler olarak ilan ve tescil edeceğimizi buradan müjdeliyorum.”
Genel Başkanımız Özgür Özel:
“Talimatı milletten aldık, ismi milletten aldık, bütçeyi milletten aldık. Ak Parti’nin kara düzenine karşı yepyeni bir düzen kurmak için hep beraber yürüyoruz.
Pusulamız millet, rotamız iktidar, YENİ Partililer, yürüyelim arkadaşlar.”
Maalesef siyasi pariler kanunu buna engel
Gemini ye göre
Mevcut 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu (SPK), genel başkan, il başkanı ve ilçe başkanlarının doğrudan tüm parti üyeleri tarafından seçilmesine uygun değildir.
Mevcut yasal çerçevede "temsili demokrasi" (delege sistemi) emredici bir kural olarak yer almaktadır.
1. Siyasi Partiler Kanunu (SPK) Ne Diyor?
Kanun, parti organlarının seçimini kademeli delege sistemiyle zorunlu kılar:
İlçe Başkanı ve Yönetimi: Mahalle ve köylerde üyeler tarafından seçilen delegelerin oluşturduğu İlçe Kongresi tarafından seçilir (SPK m. 19-20).
İl Başkanı ve Yönetimi: İlçe kongrelerinden seçilerek gelen delegelerin oluşturduğu İl Kongresi tarafından seçilir (SPK m. 19-21).
Genel Başkan: İl kongrelerince seçilen delegeler (en fazla 1200) ile milletvekilleri/PM üyeleri gibi tabii üyelerden oluşan Büyük Kongre (Kurultay) tarafından seçilir (SPK m. 13-14).
Bu nedenle İlçe Seçim Kurulları ve Yüksek Seçim Kurulu (YSK) gözetiminde yapılan resmi seçimlerde oy kullanma yetkisi doğrudan üyelere değil, yalnızca kanuna uygun seçilmiş delegelere verilmiştir.
2. Partiler Bu Kararı Hukuken Nasıl Uygulayabilir?
Mevcut kanun değişmediği sürece siyasi partilerin bu vaadi tüzüklerine aktarması ve uygulaması iki temel yolla mümkündür:
A. Tüzük İçi "Bağlayıcı Ön Seçim / Eğilim Yoklaması"
Parti tüzüğüne şu mekanizma eklenebilir:
Resmi kongre öncesinde tüm kayıtlı üyelerin katılımıyla bir "Eğilim Yoklaması / İçi Ön Seçim" yapılır.
Sandıktan çıkan birinci aday ilan edilir.
Daha sonra toplanan yasal kongrede delegeler, üyelerin bu iradesine uyarak resmi oylarını o aday lehine kullanır. (Ancak hukuken bir delege fire verip başka adaya oy verirse, resmi geçerli olan delegenin oyu olur.)
B. Yasa Değişikliği (TBMM Boyutu)
Doğrudan oy verme yönteminin hukuki güvenceye kavuşması ve YSK denetiminde bağlayıcı olarak yapılabilmesi için TBMM'de 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun ilgili maddelerinin değiştirilmesi gerekmektedir.
Özetle: Siyasi Partiler Kanunu mevcut haliyle delegesiz bir seçime izin vermemektedir. Ancak partiler tüzük değişikliğiyle üye sandığını "bağlayıcı ön seçim" olarak çalıştırıp delegeleri bu sonuca uymakla yükümlü kılabilir ya da TBMM'de yasa değişikliği talep edebilirler.
Özgür Özel Türkiye siyaset tarihi açısından çok önemli bir değişikliği açıkladı. Yeni Parti’de ilçe başkanı, il başkanı ve genel başkanı delegeler değil partinin üyeleri seçecek. Delege ağalığı tarihe karışacak. Bu karar, kısa süre içerisinde başlayacak üyelik başvurularını da patlatabilir.
Bu kadar da olmaz. Özgür Özel ve Yeni Parti resmen Kılıçdaroğlu’nu dışlıyor. Eğer parti ilk seçimde iktidar olamazsa hemen kurultayı toplayıp genel başkan değiştirme kuralı koymuşlar. Sırf Kılıçdaroğlu Yeni Parti’ye üye olmasın diye yapıyorlar bunları.
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, online üyelik için hazırlanan uygulamayı anlattı: 'Yeni nesil siyasetin üyeliği böyle olur' diyeceksiniz...
"Bir dostunuza yollayacağınız tek bir linkle WhatsApp üzerinden başlatacağı birkaç adımla hem üyeliğin yapıldığı, Yargıtay'a başvurulduğu, resmin yüklendiği, kimlik basım talimatının onayının verildiği, aidat taahhüdünün gerçekleştiği ve üyelik işleminin çağa yakışır, çağı değiştirecek ve Türkiye'de iktidarla birlikte, iktidar değişimiyle birlikte çağı yakalayacak Yeni Parti'ye yakışır bir model elimizde hazır ve sadece Yargıtay'dan ve birkaç kamu kurumundan onay süreçlerini bekliyoruz"
"Online üyelik başladığında gençlerin çok seveceği, herkesin rahat edeceği ve 'Yeni nesil siyasetin üyeliği böyle olur arkadaş!' diyeceğimiz sisteme geçiyoruz"
SON DAKİKA | Özgür Özel, CHP'den istifa çağrısı yaptı:
"Şimdiye kadar hiçbir istifa çağrısı yapmadık. Ama 700 bini aşan istifalardan haberdarız.
Artık vakittir. Darbecilerden, butlancılardan, cuntacılardan kurtulun, YENİ Parti'mize buyurun!"
Fatih Altaylı: (Cem Küçük hk.)
🗣️ “Hissettiğim şey düşmanlık değil farklı bir duyguydu. Belki iğrenme, belki tiksinme.”
“Ben gözaltına alındığım zaman 'Gazeteci müsveddesi gözaltına alındı' diye yazmış. Ben tutuklandığım zaman 'Müsvedde tutuklandı' demiş.
Emin olun, o gün de umursamamıştım, bugün de umurumda değil.
Ama şimdi okurlar diyor ki, 'Sen bir şey yazmayacak mısın, bir şey demeyecek misin?'
Demeyeceğim. Denmesi gerekeni, Bosna Savaşı sırasında Bosna’ya gittiğim zaman tanıştığım Aliya İzzetbegoviç yıllar önce söylemişti;
'Savaş ölünce değil, düşmanına benzeyince kaybedilir' yani ahlaki olarak onun gibi olunca.
Sakın yanlış anlamayın, ne Küçük’ü ne de onun gibi önce FETÖ’cülere sonra kimden nemalandılarsa onlara yalvar yakar olup beni ve benim gibi birkaç gazeteciyi içeri attırmak için uğraşan bir avuç zavallıyı düşmanım olarak gördüm.
Hissettiğim şey düşmanlık değil farklı bir duyguydu. Belki iğrenme, belki tiksinme. Evinizde çıkan hamamböceğine karşı duyduğunuz gibi bir his.
Siz bir hamamböceğine düşmanlık besler misiniz? Sadece olmaması gereken bir yerde olduğu için rahatsız olursunuz.
Onlar da olmamaları gereken bir yerdeydiler. Ortalıkta 'gazeteciyiz' diye dolaşıyorlardı ama gazeteci değildiler.
Her ne pahasına olursa olsun zengin olmak, özendikleri bir yaşama kavuşmak, kapısından bile geçemeyecekleri bir çevreye girebilmek için büründükleri kisve idi gazetecilik.
Bu amaçlarına ulaşmak için gazeteciliği kullanarak herkesle işbirliği yapar, her yana döner, her şeye razı gelebilirlerdi.
Tüm bunları da yaptılar zaten.
Bizler zaten duyuyor, biliyorduk ama artık sizler de biliyorsunuz, pislik ortalığa döküldü. O kadar pespayeleşmişler ki, mobilyacıya borcunu ödememek için kendi halinde bir esnafı köşelerinden FETÖ’cülükle suçlamaya bile tenezzül etmişler.
Bunu yapanların geçmişte FETÖ borsası kurmadıklarına kim inanır, kurmalarına kim şaşırır?
Tehditle, şantajla, henüz ortalığa çıkmayan ve inşallah çıkacak olan, kim bilir neler yapmışlardır. Ben bunları mı muhatap alıp 'Asıl gazeteci müsveddesi bunlar' diyerek kendilerini onurlandırayım.
Gazeteci değiller ki, müsveddesi olsunlar.
Ahmet Hakan Coşkun da bir yazı yazmış ve Küçük’ü bir zincirin son halkası ilan etmiş. Veyis Ateş, Mehmet Akif Ersoy, ROK zincirinin son halkası. Hiç zannetmiyorum.
İktidar medyasında da sadece ideolojisinden, inandığı değerlerden dolayı orada olan, yazan çizen, edepli, namuslu insanlar da az değil, tahmin ediyor hatta biliyoruz.
Ama zinciri dört halka ile sınırlamak biraz safdillik ya da zinciri az zarar vereceği bir yerden koparmak anlamına geliyor ki, durum hiç öyle değil.
Bu tutuklamalar ve yargılamalar için pek çok kişi 'İktidar içindeki güç odaklarının hesaplaşması' diyor.
Olabilir, muhtemelen öyledir de. Hep öyle olmamış mıdır zaten? Gazeteciler onca belgeye bilgiye nasıl ulaşır ki?
Hep bir iç çekişmenin sonucu değil midir rezaletlerin ortaya çıkması? Yıllardır her skandal böyle patlamamış mıdır?
Ama sonuç iyidir. Memnuniyet vericidir. Temizlik temizliktir. Yapanın da eline sağlık denir.
Biz gazetecilere düşen ise onlar gibi olmamaktır. Bir gün Timur Soykan bana 'gazeteci müsveddesi' derse gerçekten üzülürüm.
Cem Küçük veya benzerleri demiş, umurumda olmaz.
Bilmem anlatabildim mi?”
Ersin Eroğlu: DEM Partili 12 meclis üyesi, İmamoğlu'na siyasi yasak verilirse, AK Parti'nin adayını desteklerse İstanbul Büyükşehir Belediyesi AK Parti'ye geçiyor. Hatta DEM Partililerin tamamı desteklemese dahi 12 CHP'li, CHP'liler de geçebilir yani.
Hilmi Hacaloğlu: Kılıçdaroğlu'na yakın 10 CHP'li. Ben onu 10 diye netleştirdim. Akşam saatlerinde bir belediye meclisi üyesiyle daha konuştum. Halkın içinde olanlar bunu izah edemezler diye iyimser bir pencere açtı.
Ahmet Şık: Hilmi'nin konuştuğu meclis üyesi ve benzerleri aslında çok niyet beyanıyla hareket ediyor. Sonuçta bir önceki cumhurbaşkanlığı seçiminde muhalefetin ortak adayı olan kişi, yani Kılıçdaroğlu şu an Cumhur İttifakı saflarında siyaset yapıyor arkadaşlar.
CHP Mv. Gürsel Erol, Özgür Özel'in "Arabulucular bana teklif yaptı" sözlerindeki arabuluculardan birinin kendisi olduğunu açıkladı:
"Kemal Bey'e, 'Siz genel seçime kadar partinin başında kalın. Özgür Bey yeniden grup başkanı olsun, sokaktaki heyecanı ve umudu yönetsin. Seçimden sonra siz milletvekili ve şartlar uygunsa Meclis Başkanı olun. Özgür Bey de sizden sonra genel başkan veya alternatif cumhurbaşkanı adayı olsun' dedim.
Kemal Bey bu öneriyi uygun gördü ve Özgür Özel'e iletmemize izin verdi.
Özgür Bey teklifi dinledikten sonra, 'Bunu kabul edersem hem mahkeme kararını hem de genel başkanın meşruiyetini kabul etmiş olurum' dedi.
Kılıçdaroğlu'nun milletvekili yapılabileceğini, Meclis Başkanvekilliğinin düşünülebileceğini ancak kurultayın toplanıp genel başkanlığı bırakması gerektiğini söyledi.
Ben de, 'Zaten sorun bu. Taraflardan yalnızca birinin taviz vermesiyle çözüm olmaz' dedim.
Özgür Bey son olarak, 'Bu formülle seçime girersek %10 oy alamayız' dedi. Buna katılmadığımı söyledim. Teklifi kabul etmedi ve görüşme sonuçsuz kaldı." (tv100)
Dayanışma kampanyamıza beşinci gününde 113.678 vatandaşımız 240.305.252₺ bağışta bulunarak mücadelemizi büyüttü.
İktidar yolunda umut olan milletimize yürekten teşekkür ediyoruz.
Birlikte kurduk, birlikte büyüteceğiz!
Bağışlar için tek resmi sitemiz: https://t.co/kQyPtrdho1
#YeniDayanışma
Değerli Vatandaşlarımız;
YENİ Partimizin dayanışma kampanyasına 5’inci gününde 113.678 vatandaşımız tarafından 240.305.252 TL bağışta bulunulmuştur.
İktidar yürüyüşüne destek olan tüm yurttaşlarımıza teşekkür ediyoruz. Toplanan bağışlarla ilgili bilgileri açıklamaya devam edeceğiz.
Yol cümleden uludur.
Yolumuz halkın yoludur!
Tek resmi bağış sayfamız aşağıdadır, desteklerinizi bekliyoruz.
https://t.co/AiFW4DbkJx
YENİ Parti Sözcüsü Zeynel Emre: Uygulamadan üye olunabilecek
💬 "Telefona indirilecek bir aplikasyonla hem üye olunabilecek, başvuru yapılabilecek, hem de oradan aidat yatırılabilecek bir çalışma yapıldı"
💬 "44 ilde örgütlenmemizi tamamladık. Bu hafta birkaç gün içerisinde 61 ile ulaşacağız. 81 ili de en kısa zamanda tamamlayacağız"
💬 "590 ilçe görevlendirmesi tamamlandı. 196 ilçe kaldı Türkiye genelinde. Bugüne dek kuruluşunda bu kadar hızlı örgütlenen hiçbir siyasi parti olmamış"
Karayalçın'dan Sav'a "Yüzünüz istifa etmiş gibi huzur dolu”
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Mamak Belediyesi'nin Kültür Merkezi ve Cemevi temel atma törenine katıldı
Törende SHP eski genel başkanı Murat Karayalçın 70 yıldır üyesi olduğu CHP'den istifa eden eski genel sekreter Önder Sav ile "Yüzünüz istifa etmiş gibi bir huzur dolu" diyerek sarıldı, Gül Çiftci ile selamlaşırken "İkimizde yok o" dedi
Murat Karayalçın olağanüstü kurultaya götürmek üzere çağrı heyeti başkanı olması talep edildiği için, Gül Çiftci ise seçilmiş Parti Meclisi üyeleriyle birlikte Yargıtay'ın mutlak butlan kararını bozması durumunda süreci yürütmek için halen CHP üyesi
@ozgecanozgenc
Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu ve çevresine ilişkin:
"Uzun yıllar birlikte görev yaptık ama hem kendisinin hem de etrafındaki bir avuç muhterisin bu hale gelebileceğini, bu kadar kötü olabileceklerini göremedim.
Ben bu kadar kötülükle karşılaşacağımı bilseydim siyasete girmezdim. Bugün bulunduğum pozisyondan pişman değilim ama sonu buraya varacaktıysa hiç olmasaymış daha iyi.
Yine de iyi ki girmişiz, iyi ki itiraz etmişiz; en azından karpuzu kurtardık, düşürüp kırmazsak menzile varırız."
Dönen dönsün, ben dönmezem yolumdan…
Siz bu yoldan dönmedikçe, biz de dönmeyeceğiz.
Siz arkamızda oldukça, korkmadan iktidara yürüyeceğiz.
Bizim yolumuz milletle birdir!