Bir vatandaşın sözleri sosyal medyada gündem oldu:
"Çözüm AKP'yi göndermekle değil, çözüm düzeni değiştirmekle."
"Bugün Cumhurbaşkanlığı Külliyesi neden Menzil tarikat liderinin oğluna açık da neden bir emekçinin kendisine açık değil?"
"Eğer devlet sizin çocuğunuzu okutmayacaksa devlet niye devlet o zaman?"
"Üreten sizsiniz, devleti ayakta tutan sizsiniz. Devlet sizin sayenizde var. Siz olmazsanız devlet yok."
"Devlet, Erdoğan gibi iktidarların eline geçtiğinde bir baskı aygıtı olarak kullanılır."
"Bugün AKP'nin bütün gücünü devlet meşrulaştırmıyor mu?"
Kızını silahla vuran damadını öldüren kayınvalide, nefsi müdafaa kapsamında serbest bırakıldıktan sonra mahallede alkışlarla karşılandı.https://t.co/xrv0VSiyz3
Ben düşüncelerimi dile getirdim.
Golan Tepeleri’nin işgalinin tarihini anlatanlar mı haklı, yoksa bana “sen türkünü söyle” diyenler mi?
Gerçekten çok yazık…
Trump, Suriye savaşı sırasında “Golan Tepeleri üzerindeki İsrail egemenliğini tanıdım. Kimse bunu yapamadı, biz yaptık.” demedi mi?
Suriye savaşı sırasında bölgede dengeler değişmedi mi?
Bu kararlarla birlikte Golan Tepeleri üzerindeki İsrail hâkimiyeti daha da pekişmedi mi?
Çevresindeki birçok yerleşim yeri boşalmadı mı?
İsrail ordusu defalarca Suriye topraklarını vurmadı mı?
İsrail, Şam çevresine kadar operasyonlar yapmadı mı?
İsrailli bazı politikacılar ve Trump, Colani’nin desteklenmesinden söz etmedi mi?
“Suriye artık bizim kontrolümüzde” mesajı verilmedi mi?
Benim derdim çok basit:
Ülkemin Ortadoğu’daki kirli savaşların parçası olmaması.
Ben hayatım boyunca ırkçılık yapmadım, ırkçı olmadım. Ama şunu da biliyorum:
Bu coğrafya; eğitim olmadan, adalet olmadan, demokrasi olmadan asla iflah olmayacak.
Ortadoğu yıllardır aynı acıyı yaşıyor.
Güç mücadeleleri, diktatörlerin ve baskıcı rejimlerin çıkar hesapları ve bitmeyen savaşlar…
Ama bütün bu hesapların ortasında ezilen yine halklar oluyor.
Bunlar benim düşüncelerim.
Katılırsınız ya da katılmazsınız…
Ama bu gerçekleri yok sayamazsınız.
Anthony Musaba'nın gözyaşlarını tutamadığı anlar: “Şu an çok duygusalım. Çocukluğumdan beri hayalim. Çünkü Türkiye'nin en büyük kulübü Fenerbahçe'deyim. Üstelik 2 asistle başladım.”
Bu fotoğrafa iyi bak Sayın Erdoğan!
“15 Temmuz’da beni ilk arayan Maduro’ydu” diyordun.
“Maduro kardeşim, dik dur, yanındayız” diye seslenip, destek gönderiyordun.
Maduro, adil olmayan seçimler yaptığında, kendi halkına adaletsiz davrandığında “kardeşim” diyerek arkasında duruyordun. O zaman da yanlış yapıyordun.
Ama dostun Trump geldi, uluslararası hukuku çiğneyip kardeşin Maduro’yu yatak odasında eşiyle birlikte aldı, elini gözünü bağlayıp götürüyor.
Şimdi ne hazindir ki; bu fotoğraf karşısında susuyorsun.
Demokrasiyi savunman gerektiği zaman Maduro’yu savunuyordun, şimdi dünya düzenini savunman gerektiğinde, suskunluğunla, Trump’ın başka bir ülkeye darbesini savunuyorsun.
Çünkü muhtaç hissettiğin Trump’tan çekiniyorsun.
İşte sizin demokratlığınız da dostluğunuz da kardeşliğiniz de bu kadar!