19 MAYIS ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ MEZUNU. DİN PSİKOLOJİSİ VE DİNİ DANIŞMANLIK VE REHBERLİK YÜKSEK LİSANS YAPTI. MANEVİ DESTEK UZMANLIĞI YAPIYOR..
İyi bir hayat nasıl olmalı?
A.C.Grayling’ e göre ilk sırada sorgulama ve düşünülmüşlük geliyor: Sokrates’in mirası uyarınca, iyi hayat kendi değerlerini eleştirel biçimde seçmiş, “yaşanmış olduğu kadar düşünülmüş” bir hayattır. İkincisi özerkliktir: Kişinin hayatının yazarı kendisi olmalıdır; devralınan, dayatılan, korkuyla sürdürülen bir hayat, konforlu bile olsa iyi bir hayat değildir. Üçüncüsü anlamlı insani bağlardır: Dostluk, sevgi ve duygudaşlık. Dördüncüsü entelektüel ve estetik zenginliktir: Bilgiye duyulan merak, sanata ve güzelliğe açıklık, hayatı genişleten ve derinleştiren deneyimlerdir. Beşincisi dürüstlük ve ahlaki cesarettir: Hem kendine hem başkalarına karşı hakikatli olmak. Altıncısı ise başkalarının özgürlüğüne saygıdır: Kendi iyi hayatımı kurma hakkım, başkalarının aynı hakkını tanımamla sınırlıdır; hoşgörü, çoğulcu bir iyi hayat anlayışının zorunlu sonucudur.
“Haz peşinde koşan birey, herhangi bir sınırlamaya, kısıtlamaya veya sorumluluğa tahammül edemez ve kendine yeten, bağımsız bir varlık olduğuna inanır. Bu nedenle, haz ertelemesini kabul etmez ve tatmini anında, burada ve şimdi ister. Materyalist ve faydacı bir toplumda yetişen birey, kendini aşmasına yardımcı olacak daha büyük idealleri bilmez veya önemsemez. Benim düşünceme göre, bireyin haz ertelemesine gitmesi ancak sınırlarını aşan, kendisini aşan daha büyük bir ideale inanmasıyla mümkündür. (A. Messiri)
Erken yaşta kaybettiğimiz değerli bilim insanı Klinik Psikoloji profesörü Scott Lilienfeld'in kitap ve makaleleri açık kaynak olarak websitesinde akademisyen ve öğrencilerin erişimine açıldı. Linkten erişim sağlayıp indirebilirsiniz: https://t.co/cuFPGhVBvs
هذا المنشور فعلاً كنز لا يعوض😍
متخيلين كل أساسيات اللغة الإنجليزية في ١٥ صفحة فقط وجمعتها لكم في ٤ صور احفظوها وطبقوها👍
واللي وده بكل صفحة لوحدها موجودة هنا👇
https://t.co/7PcamtJ4JR
İnsan Yayınları gene şahane kitaplar yayınlıyor...
Not: Kitabın tezini alkışlıyorum ama yenilginin kaçınılmazlığını vurgulamaktan da kendimi alıkoyamıyorum...
@insanyayinlari
Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi ciddiyetle etüt edilmesi gereken bir vaka nicedir. Maalesef bu çarpıcı eğitim vakası layıkıyla incelenemiyor. Nedenleri malum. Bunlara girmeyi gereksiz buluyorum. Kendi etüdümü yapayım.
Öncelikle okulun ÖSYM metotlarıyla ölçülmesi mümkün olmayan fevkaladelikleri var. Batıda böyle okul örnekleri çoktur. Azıcık araştıran bu örnekleri ve onlardaki nitelikleri kolayca bulabilir.
Nedir bunlar?
Kartal Anadolu İmam Hatip Lisesi, öğrencilerine her şeyden önce "kendilik bilgisi" veriyor. Bu yüzden bu yıl sözel birincisi olan öğrenci üniversitede animasyon okumak istiyor. Geçen yılki öğrenci ilahiyatı seçmişti. Roger Garaudy'nin anlattığı Don kişotluk"tur bu. İdealleri gerçeklerden üstün tutmaktır. Seçkin bir duygu ve soylu bir düşünceyle dolmaktır. Zaten mezun olan öğrencilerle azıcık sohbet ettiğinizde şaşırtıcı bir entelektüel irtifaya sahip olduklarını hemen görüyorsunuz. Çünkü bu öğrenciler hazırlık, dokuz ve onuncu sınıf boyunca test çözmüyor. Kitap okuyor, filmler izliyor. Sosyal sorumluluklar üstleniyor. Hatta o sınıflar boyunca test çözmek ayıp karşılanıyor. Okulun öğle araları, ders sonları onlarca spesifik akademik çalışmalara ayrılıyor. Hafta sonları da öyle. Geziler, kamplar… Merak eden okul almanaklarına bakabilir. Pek az kurum bunca sosyal, kültürel faaliyet yürütmektedir. On birinci sınıf bir geçiş süreci. Yavaş yavaş üniversiteye hazırlanmaya başlıyor öğrenciler. On ikinci sınıftaysa artık kendilik bilgisi kazanmış, akıllarına hükümleri geçen gençlerin zekalarını kullanma zamanları geliyor ve işte o vakit, ÖSYM metotlarıyla ölçülebilen başarı geliyor. Türkiye maalesef bu ikinci başarıyı da konuşmuyor kanımca. Dedikodusunu yapıyor, diyeceğim ama o da değil. İpe sapa gelmez lakırdılar dönüp duruyor.
Tam da bu noktada okulun mezunu olmanın verdiği sorumlulukla üniversitedeki konumunu bırakıp lise müdürlüğü yapmayı seçen Doç. Dr. Özkan Öztürk’ün kaderini konuşmak lazım. Dünyada eğitimin özü lisedir. Biz bunu fark edebilmiş değiliz. Öztürk, eğitim üzerine bana göre Türkiye’de en esaslı fikirlere sahip kişilerin başında gelmektedir. İbnü’l Arabî de bilir Wittgenstein da… Lise gencinin kendilik bilgisine sahip olmasının onu ferd yapacağını bilgisinden dem vuran çoktur ama bunu yukarıda andığım aksiyonlarla aktüel edebilmek Öztürk'ün kaderinin başarısıdır. Kariyerist, maksimalist bir başarıyı hedeflemiş olsa bu zeki gençlere sadece on ikinci sınıfta değil hazırlıktan itibaren test çözdürüp sınava hazırlayabilirdi. Yapmıyor. Öztürk’ün eğitim görüşü kişilik gelişimini her şeyin önüne koymakta. Aksini uygulansa bu gençler ilk yüzden yirmi küsur kişiye değil elliye de ulaşabilir. Lakin bu ne ifade eder ki… Kişide şahsiyet gelişimi bu yaşlarda oluşmamışsa posterden ibaret kalan görüntülerle karşılaşılır. Nitekim zaman içinde pek çok başarılı kişi hayatta kaybolurken orta seviyeli sayılanlar asıl büyük işlere imza atabilmektedir.
Okulun mezunlarının kazandıkları gözde üniversitelerde okullarının atmosferini bulmakta zorlandıkları için bir ayaklarını hep okullarına tutmak istemeleri eğitimden anlayabilenler için çarpıcı bir göstergedir. Bu öğrenciler bir yandan Türkiye’nin en iyi üniversitelerinde eğitim alırken bir yandan da bir araştırma enstitüsü gibi çalışan okullarıyla bağlarını sürdürmektedirler.
Kartal Eğitim Vakfı’nın buradaki eğitim aksiyonuna güveni, desteği ayrı bir etüt konusu olmalı. Buna burada girmeyeceğim.
Umuyorum ki Türkiye’nin öteki seçkin okulları gibi Kartal Anadolu Lisesi de ciddiyetle etüt edilir. Giderek bunun ötesine geçilir ve buradaki model derece derece her okula kendi gerçekleri nispetinde uygulamaya konulur. O vakit milli eğitiminizin idealler üzerinde mevcut şartlarını nasıl dünya ölçeğinde aşabileceği görülecektir.
Meslek lisesinde elektronik okuyup edebiyata geçmiş, yıllarını bilinçsiz bir eğitime heba etmiş biri olarak milletimizin hiçbir gencini diğerinden ayırmadan yürekten dileklerimdir bunlar. Benim gibilerin pek çok olduğunu da biliyorum.
Lionel Messi sobre Lamine Yamal consolándolo después de la victoria de España sobre Argentina en la final de la Copa Mundial de la FIFA.
🗣️ “Cuando sonó el pitido final, todo me dolía. Perder una final del Mundial es un dolor imposible de explicar. Estaba allí intentando contener las lágrimas cuando sentí que alguien me puso una mano en el hombro. Me di la vuelta… y era Lamine.”
“Por un instante, no vi al nuevo campeón del mundo con España. Vi al pequeño bebé que una vez sostuve en mis brazos y al que bañé hace tantos años. La vida tiene una forma increíble de recordarte lo rápido que pasa el tiempo. Ese momento me llegó al corazón más de lo que la gente puede imaginar.”
“Me abrazó y simplemente me dijo: ‘Gracias por todo.’ Esas palabras me rompieron por dentro. No porque hubiéramos perdido, sino porque entendí que el fútbol había cerrado un círculo perfecto. Aquel niño que un día me miraba con ojos inocentes estaba ahora frente a mí como campeón del mundo.”
“Le dije: ‘Estoy orgulloso de ti. Disfruta este momento porque te lo has ganado. Cuida del fútbol, cuida del Barcelona y nunca dejes de jugar con esa sonrisa.’ Lo dije de todo corazón.”
“En ese abrazo no había vencedores ni vencidos. Solo había una generación dándole las gracias a otra. Son momentos que te recuerdan que el fútbol es mucho más grande que cualquier trofeo o medalla.”
“No me fui de ese campo pensando únicamente en la derrota. También me fui con la tranquilidad de saber que el fútbol está en buenas manos. Ver a Lamine crecer desde aquel bebé de aquella fotografía tan especial hasta convertirse en una de las mayores estrellas del mundo me llena de orgullo.”
“Si este fue mi último Mundial, entonces agradezco que mi última imagen no haya sido solo el dolor de la derrota. También fue el abrazo con un joven cuya historia quedó unida a la mía mucho antes de que cualquiera de los dos pudiera imaginarlo. El fútbol nos regaló ese momento, y lo guardaré en mi corazón para siempre.”