Bu memleketi emperyalistler için dikensiz bir gül bahçesine çevirmek isteyen iktidar, yaklaşan NATO zirvesi öncesinde sokaklarda yükselecek meşru itirazı boğma gayretiyle bu siyasi operasyonu devreye sokmuştur. Emperyalist efendilerine sömürüye, işgale ve talana bütünüyle açık bir ülke sunmak isteyenler; devrimci gençliği hapsederek bu topraklardaki direnişin köklerini sökebileceği yanılgısı içindedir.
ABD emperyalizmine ve terör örgütü NATO'ya karşı bağımsızlık mücadelemiz, yurdun dört bir yanından devam edecek.
NATO’ya ve emperyalizme karşı mücadele etmenin onurunu taşıyoruz. Gençlik size boyun eğmeyecek!
Dünya halklarına yıkım ve katliam vaadeden NATO’nun katil sürüsü bu topraklarda rahat edemeyecek!
Biz kazanacağız!
Sermayenin En Ucuz Gücü: Çocuk Emeği
Kapitalist üretim biçimi, doğası gereği emeği metalaştırır; bu süreçte en savunmasız kesim olan çocuklar da sömürü zincirinin en alt halkasında yer alır. Türkiye’de olduğu gibi küresel ölçekte de çocuk emeği, yalnızca bireysel bir yoksulluk meselesi değil, sermaye birikim sürecinin doğrudan bir sonucudur. Devletin piyasa yanlısı politikaları ve sermaye sınıfının maliyet düşürme stratejileri, çocuk emeğini sistematik biçimde yeniden üretmektedir. Bu nedenle çocuk işçiliği, bir “sosyal sorun” değil, sınıfsal sömürünün kurumsallaşmış bir biçimidir.
2. Çocuk İşçiliğinin Tanımı ve Güncel Görünümü
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) çocuk emeğini, çocukların eğitim hakkını engelleyen, fiziksel ve zihinsel gelişimini zedeleyen her türlü çalışma biçimi olarak tanımlar. Türkiye’de TÜİK’in 2024 verilerine göre 15–17 yaş aralığındaki çocukların işgücüne katılım oranı %24,9’dur. Ancak bu oran, kayıt dışı çalışan milyonlarca çocuğu kapsamadığından gerçeğin yalnızca bir kısmını yansıtır. Sendikalar ve bağımsız araştırmalar, fiilî çocuk işçi sayısının 3,5 ila 4 milyon arasında olduğunu belirtmektedir. Tarım, sanayi ve hizmet sektörlerinde “yardımcı aile işçisi” ya da “çırak” adı altında gizlenen bu çocuklar, gerçekte sermayenin en ucuz işgücü kaynağını oluşturmaktadır.
3. Sermaye Birikimi ve Çocuk Emeği
Kapitalist üretim ilişkilerinde sermaye birikimi, artı değerin maksimize edilmesine dayanır. Bu nedenle, üretim maliyetlerini düşürmek amacıyla emek gücü mümkün olan en düşük bedelle satın alınır. Çocuk emeği, bu sürecin en çıplak ve en acımasız örneğidir.
Özellikle neoliberal dönemde, esnek üretim, taşeronlaşma ve kayıt dışı istihdam politikalarıyla çocuk emeği, görünmez ama sürekli bir biçimde sistemin içinde tutulmaktadır. Devletin “istihdam politikası” adı altında meşrulaştırdığı Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) gibi kurumlar, aslında ucuz çocuk emeğinin yasal zeminini oluşturmaktadır. Devletin bu programlar aracılığıyla sermayeye sağladığı vergi muafiyetleri ve sigorta teşvikleri, çocuk emeğini önlemeyi değil, kurumsallaştırmayı hedeflemektedir.
4. Devletin Rolü:
Türkiye’de devlet, çocuk emeğiyle mücadelede görünürde bir “koruyucu” aktör gibi sunulsa da, pratikte sermayenin çıkarlarını önceleyen bir politik pozisyon almaktadır. Çocuk emeğini ortadan kaldırmak için oluşturulan yasal çerçeveler uygulanmamakta, denetim mekanizmaları işlevsiz bırakılmakta ve ��retim süreçlerindeki sömürü “ekonomik zorunluluk” olarak meşrulaştırılmaktadır.
5. Sosyal Eşitsizlik ve Eğitimde Sınıf Ayrımı
Eğitim sistemindeki eşitsizlikler, emekçi sınıfların çocuklarını doğrudan çalışma hayatına iter. Kamusal eğitimdeki nitelik kaybı, özel okulların yüksek maliyeti ve bölgesel farklar, çocukların erken yaşta üretim süreçlerine dahil olmasına neden olmaktadır. Eğitim hakkı, sermaye için bir maliyet unsuru; emekçiler için ise ulaşılması güç bir ayrıcalık hâline gelmiştir.
6. Alternatif Bir Toplumsal Perspektif
Çocuk işçiliğini ortadan kaldırmak, yalnızca denetim artırımı ya da sosyal yardım politikalarıyla mümkün değildir. Sorunun kaynağı, üretim ilişkilerinin kendisidir. Emek gücünün bir meta olmaktan çıkarılması; üretim araçlarının toplumsal mülkiyete dayalı, planlı ve insana yaraşır biçimde yeniden örgütlenmesi gerekmektedir.
Çocuk emeği, kapitalizmin en çıplak ve en insafsız gerçeklerinden biridir. Sermaye, büyümesini çocukların sırtında inşa ederken; devlet, bu sömürüyü denetlemek yerine yönetir. Türkiye’de çocuk emeğinin yaygınlığı, bir “bireysel kader” değil, politik bir tercihin sonucudur.
Gerçek bir çözüm, sistemin insana değil, insanın sisteme hizmet ettiği bu yapıyı tersine çevirmekten geçmektedir. Çocuk emeğini ortadan kaldırmanın yolu, sömürünün kökünü besleyen ekonomik düzeni dönüştürmekten, yani emeği özgürleştirmekten geçer.
So entertaining to 🧠wash pets to the point they can hardly function without my control. Zero thoughts of your own & no decisions to make. Only obeying me, doing as you’re told & going as far as I desire👸🏻🦮💵
Dergimizin ilk sayısı ile birlikte Dokuz Eylül Üniversitesi kampüsündeyiz.
Henüz ilk sayıyı okumayanlar bağlantıya tıklayarak okuyabilirsiniz
https://t.co/XqKPUNav4l
#Dergi
An welchem Loser soll ich mein neues Spielzeug zuerst Testen ~🤭💞
Hätte schon Lust einen Blackmail Sklaven so richtig zu Ficken.
Like und Reposte wenn du als Versuchskaninchen Antreten willst!
Telegram: https://t.co/EWQKslXRPI