DUA NİÇİN YAŞAMDAKİ EN ÖNEMLİ ŞEY?
“DUA VE ZİKİR” isimli kitabımızda bu konuya biraz değinmiştim. Burada o konuya önemli bir açıklama yapmak istiyorum.
DİNDE, “RAB” ismiyle işaret edilenin, holografik sistem sonucu, kuantum potansiyelin tüm özelliklerini barındıran KUANTUM BEYİN olduğunu önceki mesajlarımda yazmıştım.
Metaforik DİNSEL anlatımda, beyindeki bu potansiyeldeki özelliklere de “ALLAH ESMÂSI” denildiğine işaret etmiştim.
Dolayısıyla, her insan denilen beyinde bu özellikler tümüyle potansiyel olarak vardır.
“ALLAHA İMAN” denildiğinde, ÖTEDEKİ VEYA İÇİNDEKİ BİR VARLIKTAN DEĞİL; varlığının TÜMÜYLE kendisi olan KUANTUM BEYİN dediğimiz “POTANSİYELİNE İMAN”dan söz edilmektedir!
Sonsuz sınırsız özellikleri barındıran KUANTUM BEYİN/RABBIN, her an, kendisine ulaşan bilgilere GÖRE, O bilgilerin gereğine/icabına/farkındalıklı ya da farkındalıksız DUANA GÖRE, bir an sonranı YARATMAKTADIR!
İşte konunun en incelikli alanı burasıdır…
Oluşmuş bilgi tabanına GÖRE, sonsuz özellikler barındıran kuantum beyinin, AN içinde tüm verileri analiz edip, sonraki ANINI yaratır!
Bu hususa Resulullah, “TAKUNYANIZIN TASMASI DAHİ KOPSA ONUN İÇİN DUA EDİN” diyerek konunun önemine müthiş bir dikkat çekmiştir!
Çünkü yaşadığın her an, önceki andaki farkındalığın kadarıyla yönelişinin/DUANIN sonucu olarak açığa çıkacaktır!
“İLİM ÇİN’DE BİLE OLSA GİDİP ALIN” işareti Resûlullah’ın, her anki açığa çıkışının, İLMİNE GÖRE DUANA dayalı olarak meydana gelmekte olduğu esasına dayanır.
“RABBİM İLMİMİ ARTTIR” âyetiyle işaret edilen de; DUAN İLMİNE GÖRE/KADARDIR, SİSTEMİNE dayalı olan uyarıdır!
Eğer buraya kadar yazdıklarımla muradımı anlatabilmişsem…
ÖNCELİKLE GEREKLİ OLAN, ister RABBIM diye anla ister sonsuz potansiyelli olan KUANTUM BEYNİN diye anla; bu anladığına İMAN ETMEKTİR!
İMAN ETMEKTİR, çünkü akılla bu sistemi zihninde bir tür somutlaştırman mümkün değildir; ancak İMAN EDİLESİ bir konudur. BU YÜZDENDİR Kİ, DİN, AKIL DEĞİL, İMAN ESASINA DAYALI OLARAK ANLATIMIŞ VE ANLATIMLAR METAFOR ÜZERİNE GELİŞMİŞTİR!
İşte eğer sende böyle bir İMAN HALİ/İLMİ açığa çıkıyorsa, bu farkındalıkla ihtiyaç duyduğun her konuda, anında DUA EDERSİN! DUAN OLMAYAN HER ANIN DA İSRAFTIR, BİR BİLEBİLSEN!
YAŞAMIN, FARKINDALIKLI VEYA FARKINDALIKSIZ DUALARINA RABBININ İCABETİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR; BİR BİLEBİLSEN!
SELÂMETİN DUANDADIR,
RABBİM, ENTES SELÂM VE MİNKES SELÂM, TEBAREKTE YA ZÜL CELÂLİ VEL İKRAM !
26.6.2026
“I choose to love you in silence…
For in silence I find no rejection,
I choose to love you in loneliness…
For in loneliness no one owns you but me,
I choose to adore you from a distance…
For distance will shield me from pain”
Muhalefetin, hayvanseverlerin, vicdan sahibi herkesin itirazına rağmen çıkarılan ve iptal için Anayasa Mahkemesine götürülen 'HAYVAN KATLİAMI YASASI'nın uygulama yönetmeliği dün resmi gazetede yayımlandı.
Yasanın kendisi gibi yönetmeliği de onlarca belirsizlik ve oldu bittiyle hayvanların katledilmesine sebep olacak yanlışlarla dolu!
Sadece birkaç tanesini yazıp, asıl amaçlarının ne olduğunu anlatacağım sizlere;
Kanun;
- Hiç kimseye zararı olmayan kedileri de kapsıyor!
Belediyelere kısaca, "toplayın, yer yoksa başka yere bırakın" diyor!
Şehirleri fare basacağını ve vebanın hortlayacağını geçtik, binlerce yıldır bizimle yaşamış ve evcilleşmiş, insana yakın yaşamaya alışmış, artık dünyada Türkiye'nin sembolü haline gelmiş kedilerin, atılacakları ormanlarda değil açlıktan ölmemek, vahşi hayvanlara yem olacağı çok açık değil midir?
- Barınaktan hayvan sahiplenmek için yaşadığın site yönetiminden izin alma şartı getirmiş!
Bakın burası çok önemli;
Hayvan ticareti yapan Petshop'lardan satın alırken böyle bir şart yok!
Açık açık diyorlar ki, barınaktan sahiplenme, bırak ölsün, git Petshop'tan satın al!
- Popülasyonun kontrol altına alınamayacağı durumlarda hayvanların öldürülmesi kararının sorumluluğunu doğrudan doğruya belediye meclisleri yetkisine bırakıyor!
Burada asıl amaç açık açık, çoğunluğunu kaybettikleri belediyeleri hayvanseverlerle karşı karşıya getirmek!
"Belediye meclisleri bir hayvana ötenazi yapılması kararını hangi yetkinlikle ve uzmanlıkla verecek, meclis üyelerinin hepsi veteriner midir?" o da ayrı bir konu!
- Barınağı olmayan taşra belediyelerinin topladıkları hayvanları en yakın barınağa bırakması ve ilgili barınağın bağlı olduğu belediyenin kapasitesinin uygun olup olmadığına bakılmaksızın kabul etmesi zorunluluğu getirilmiş!
Kırsal alanalardaki belediyeler genelde iktidar partisinde, şehir merkezleri ise çoğunlukla muhalefetin elinde, yani hayvanları toplayıp muhalefet belediyelerine yollayarak, barınakları kapasitesinin üzerinde dolduracak ve sonra da dolaylı olarak bakamıyorsan öldürebilirsin diyorlar!
Kısacası kanun ve yönetmelikte yer alan sorumlulukları yerine getirmekte direnen yerel yönetimlere pusu kuruluyor.
İdari yaptırımların ve cezai yaptırımların hızla uygulanabileceği bir zemin hazırlanıyor.
Belediyelerin zaten çevre ile ilgili halkın refahı ile ilgili birçok görevleri var. Bu görevlerin hepsini bir kenara itip bu yasayla birlikte belediyeler kedi köpek avlayan, öldüren bir yapıya dönüştürülmek isteniyor!
Bu tamamen kamu ve kanun gücünü kötüye kullanmaktır!
Bu kanunun uygulanması için belediyeler maşa olarak kullanılmak isteniyor. Bu konuda belediyelerimiz elbette gereken hassasiyeti gösterecektir.
Dikkat edilmesi gereken en önemli husus ise "kayyum" gibi hukuksuz uygulamaların önünü açabilecek bir tuzak olarak karşımıza çıkmasıdır!
Bütün bu ince düşünülmüş planın ardından, muhalefet partisi belediye başkanları, hayvanları öldürmüyor diye kayyum uygulaması ile karşı karşıya kalabilecek!
Yasa gereği yerel yönetimlerin hayvanları korumak için ayırması gereken bütçenin %50’si barınak yapımında kullanılacağından, kalan bütçe ile kısırlaştırma, tedavi ve bakım hizmetleri yapmak mümkün olmayacaktır!
Böylece popülasyon artacak hastalık çoğalacak ve öldürme gerekçesi de bu şekilde hazırlanmış olacak, hayvanseverler de 'belediyeler barınak değil ölüm kampı yapıyorlar' diyecektir!
İşin özü şudur;
Bu HAYVAN KATLİAMI YASASI bin türlü siyasi kurnazlıkla hazırlanmış, hem sokak hayvanlarının öldürülerek yok edilmesi, hem de bunu muhalefet partisi belediyelerine yaptırarak, vicdan sahibi halk ve hayvanseverlerle belediyelerin karşı karşıya getirilmesi planlanmış, bundan da siyasi rant elde edilmesi düşünülmüş, şeytani bir yasadır!
Anayasa Mahkemesi'nin bu kanlı yasaya onay vermemesi, muhalefet belediyelerinin ve muhalefet partilerinin bu oyunu bozması, meclisten daha bilimsel, insani ve vicdani bir yasa geçmesi gerekmektedir.
@AYMBASKANLIGI@herkesicinCHP
@gokanzeybekCHP
@ekrem_imamoglu
İbni-Haldun 600 sene önce Mukattime diye bir kitap yazıyor.
Devleti 1 kişiye verirsen ne olurmuş ? Videoda anlatılmış. 600 sene önce yazılmış kitap ve günümüz. !!
Din ezbercisi bazı ilahiyatçılar, hocalar,
“KABİR AZABI YOKTUR, BU KONUDA ÂYET YOKTUR”
Deyip, konuyla ilgili Resûlullah bilgilendirmelerini inkâr ediyorlar.
Kurân ve hadîslerde belirtilen konuların hemen çoğunun metafor olmasına karşın, oysa günümüz yaşamı içinde çoğunun örnekleri vardır!
Önce “kabir”isminin neye işaret ettiğini vurgulayalım.
Bildiğimiz “insan” denen varlık iki ayrı yapıdan oluşmuştur zaman içinde..
Evrimle oluşmuş gelişmiş fizyolojik beyin; sonra da gelişen beyinin oluşturduğu, eskilerin “RUH” adıyla tanımladığı ÖLÜMSÜZ, DALGABOYU/DATA, kuantum da denebilecek zihni ihtiva eden ŞUUR yapı, GERÇEK BEYİN.
“Toprak”tan, toprak elementlerinden olumuş yapının dalgaboyu yapıyı üretmesi, Kurân’da “RUHUN NEFHOLMASI/ÜFLENMESİ” (üfleme sözcüğü daima içerden dışarı aktiviteyi anlatır) metaforuyla anlatılmıştır.
Beyin, oluşmuş algı sistemine göre, daima, dalgaboyu/data olarak ulaşan PEK ÇOK bilgiyi suretlere dönüştürerek farkındalık alanına aktarırken, çok büyük kısmını da kendisinde veri tabanı olarak muhafaza eder. Surete dönüştürme işlemine “MUSAVVİR” ismiyle işaret edilmiştir.
Suretli olarak gördüğümüzü kabul ettiğimiz HER ŞEY gerçekte dalgaboyu anlamı olan bilgidir…
Ve dahi, gerçek beynimiz de, bu bilgiden ibaret olan ÖLÜMSÜZ data beyindir. Kurân’da bu ölümsüzlüğe özellikle âyetelkürsî de “HAYY ül KAYYUM” (ölümsüz diri ve varlığı kendi hakikatından gelen şekilde var olan) diye işaret edilir. Âyetelkürsî, Kurân’daki beyin metaforudur! Tasavvufta bu duruma, insanın hakikati esmâül hüsnadır denerek değinilir.
Yaşam boyunca size ulaşan tüm bilgiler beyninize yerleşir ve sizin beyniniz o bilgileri, yetiştiği çevrenin yüklediği (şartlandırdığı) bilgilere GÖRE değerlendirir!
Korkularınız, beklentileriniz hep bu girmiş bilgilere göre şekillenip duygularınızı oluşturur… kâh azap duyar kâh keyif alabilirsiniz.
Konunun çok daha detayları var ki, ana konudan uzaklaşmamak için onlara dalmayacağım ama bilin ki tüm sorularınızın tatmin olacağınız cevapları var.
Neyse dönelim an konumuza..
Rüyanızda, hiç bir dış etki olmadan kâbus görebilirsiniz. Boğuluyor ya da bıçaklanıyormuş gibi olabilirsiniz, uçurumdan düşüyor olabilirsiniz. Bütün bunları yaşarken de, kan ter içinde kalırken de hiç bir dış etkiye maruz kalmamışınızdır.
“KÂBİR” ismi sizin “RUHSAL” yani ölümsüz data/bilgi beyninizi tanımlar.
Şu anda fizyolojik bedende yaşadığınıza inanmanıza karşın GERÇEKTE KÂBİR ALEMİNİZDE, yani data beyninizde yaşamaktasınız ve gerçek “İNSAN” diye anlatılan yanınızda odur.
“İnsan”ın fizyolojik bedeni ise hayvan yanıdır! “İnsanın bineğidir”!
İnsan, belli süreç sonu bineğini terkederek bedensiz yaşamına başlar ki buna “ÖLÜMÜ TATMAK” veya “bâ’su ba’del mevt” (ölüm sonrasında yeni yaşam) denilmiştir.
İŞTE ÖLÜMDEN SONRAKİ YAŞAM, AYNEN ŞU ANDAKİNE BENZER BİÇİMDE, BEYNİN BİLGİ TABANINDAKİLERE DAYALI DEVAM EDECEĞİ İÇİN, BURADA YAPILAN YANLIŞLARIN VE DOĞRULARININ FARKEDİLMESİYLE DEVAM EDECEK SÜREÇTE, BİR KISIM İNSANLARIN AZAP DUYMASI DA KABİR AZABI olarak tanımlanmıştır.
Konunun metaforlarında kalıp, müşahede ettiklerimizi algılamamış olanların, kâbir azabı ve bu tür geleceğe dönük bildirimleri inkârları da çok doğaldır.
Çözüm:
DIŞSAL BİR TANRI ANLAYIŞINDAN, HER ZERRE KENDİSİYLE VAR OLAN “ALLAH” ANLAYIŞINA GEÇEREK, KONUYU YENİDEN VE TEMELDEN KURGULAMAKTADIR.
Aksi takdirde açmazlar ve çelişkiler hiç bitmez!
Rabbimiz anlayışımızı genişlete, HAKİKATIN FARKINDALIĞINI AÇIĞA ÇIKARA!
SALÂT ( namaz) NİÇİN FARZDIR;
HANGİ AMACA DÖNÜK OLARAK FARZ KILINMIŞTIR AKLI OLAN İNSANA !
Öncelikle belirtelim ki, İMAN gibi AŞK gibi SALÂT da araçtır; AMAÇ DEĞİL !
AMAÇ TEKTİR, İNSANIN ALLAH İSMİYLE İŞARET EDİLENİN NE OLDUĞUNU KAVRAYABİLDİĞİ KADARIYLA KAVRAYIP;
HAKİKATININ HİSSİYATININ KENDİSİNDEN AÇIĞA ÇIKMASI !
SALÂT MİRÂCTIR. EHLULLAH ifadesiyle, mirâcı olmayanın salâtı yoktur! Namazı olabilir!!!
MİRÂC DA ARAÇTIR !
Mirâc neyin aracıdır?
MİRÂC, ALLAH’a değil RABBİNE URUCTUR!
RABBİNE URUC tamam olduğunda, RABBİNİN HER ZERRENDE MUTLAK TEDBİR EDEN, TASARRUF EDEN, ZÂHİR OLAN olduğunun hissiyatı açığa çıkar!
“ATTIĞINDA SEN ATMADIN, ATAN ALLAH’tı!” Âyetiyle işaret edileni hissedersin..
İşte bu durum;
“ENFÜSTE (içselliğinde) ve AFAKTA (dışsallıkta) âyetlerimizi (nasıl zâhir oluşumuzu) algılarsın”a yol açar.
SALÂT ARAÇTIR, demiştik…
SALÂTTAN AMAÇ, ayakta okunanların tefekkürüyle Allah’ı kavramaya çalışmak; rükû ile RABBİNİN benliğindeki varlığını hissedip; ALLAH’ı ÖTELEMEKTEN arınmak; SECDE İLE DE RABBİN YANI SIRA VARLIĞININ OLMADIĞINI FARK EDİP, “HİÇ”LİĞİNİ YAŞAMAKTIR.
“SALÂT MÜMİNİN MİRÂCIDIR” sözü de buna işâret eder.
Şimdi burada anlatmaya çalıştığımız İNSANA FARZ olan SALÂT ile, zorla kıldırılmaya çalışılan namaz denilen yat-kalk olarak tanımlanan hareketin değerlendirilmesini anlayış sahiplerine bırakıyorum.
Şu net anlaşılmalıdır ki, KURÂN isimli bilgilendirme kitabı İNSANA HAKİKATININ NE OLDUĞUNU FARK ETTİRMEK VE DE BUNUN NASIL YAŞANACAĞINI ÖĞRETMEK İÇİN BİLDİRİLMİŞTİR.
BU ESAS İTİBARİYLE DE İNSAN YAŞADIKÇA, YANİ İNSANIN “KIYÂMET”İNE KADAR GEÇERLİDİR.
“Kıyâmet” iki anlamda kullanılır.
Birinci anlamı “Zelzele” suresinde aşamalarıyla anlatılan insanın kıyâmetidir.
İkinci anlamı ise dünyanın yok oluşuyla başlayan “MAHŞER” sürecidir.
Buradaki “kıyâmet” insanın ölümü tadışı anlamınadır. Dünya üzerinde varolacak her insan için de KURÂNDAKİ HAKİKAT BİLGİSİ geçerlidir. Zirâ Dünya’nın öyle aşamaları olabilirki o devirlerde insan olmayabilir… Mutlak kıyâmet dünyanın yok oluşu için kullanılır.
İnsanlar ölümü tattıktan sonra da ŞUURLU OLARAK kıyâmete kadar yaşamlarına devam ederler, bedenliyken oluşan veri tabanlarının sonuçlarına göre!
Dünya yaşamında âma (kör-gerçeği göremeyen) âhirette de(sonrasında da) âmadır; denmiştir bu yüzden!
Dünya yaşamında RABBİNİ GÖREMEYEN, SONRASINDA DA BUNUN SONUÇLARIYLA KÂBİR (hologram bilinç dünyasında) YAŞAMAYA DEVAM EDECEKTİR.