🔴 "Bu olayı çözse çözse Sayın Cumhurbaşkanımız çözer."
📍Fon mağduru bir yatırımcı, SPK önünde açıklamalarda bulundu:
"SPK bizleri mağdur etti. İçerisinde 500.000’den fazla yatırımcının bulunduğu ve 1.1 trilyon kadar parasını emanet ettiği 131 fonu tasfiye ederek bizim haklı mücadelemizi elimizden alıp paramızı 3 kuruşa teslim edecek bir tasfiye sürecine girdi.
SPK'nın derhal bu tutumundan vazgeçmesini ve mağduriyetleri gidermesini Sayın Cumhurbaşkanımız’dan talep ediyoruz.
Çok fazla insan şu anda intiharın eşiğinde. Bu olayı çözse çözse Sayın Cumhurbaşkanımız çözer."
Bir memlekette insanlar alın teriyle, çalışarak, üreterek zengin olabileceklerine inanmıyor da “bir koyup bin kazanmanın” peşine düşüyorsa, siyasetin önce bunu dert etmesi lazım.
Bu kolay para hevesini bu kadar büyüten iklimi kim oluşturdu? İnsanımızı emeğinden, üretimden, tasarruftan uzaklaştırıp bir gecede zengin olma hayalinin peşine düşüren şartları kim hazırladı?
Hayatında borsaya girmemiş, fon nedir bilmeyen, finans piyasalarının işleyişinden haberi olmayan insanları bu düzenin içine çekip sonra ortaya çıkan zararın faturasını yalnızca vatandaşa kesemezsiniz.
SPK’nın, BDDK’nın, Hazine ve Maliye Bakanlığının ve devletin bütün denetim kurumlarının vazifesi, hadise olup bittikten sonra oturup durum tespiti yapmak değildir.
Devletin mahareti, olacak olanı önceden görmek; vatandaşı uyarmak, denetlemek ve zararı ortaya çıkmadan engellemektir.
Bugün 18 milyar dolarlık bir maliyetten bahsediliyor. Uzmanlar yaşananları tarihin en büyük “sazan sarmallarından” biri olarak tarif ediyor.
O hâlde soruyoruz:
Bu tablo hangi ihmallerin sonucunda ortaya çıktı?
Kim görevini yapmadı?
Kim görmedi, kim görmezden geldi?
Hangi denetim mekanizması işlemedi?
Bunların tamamı milletimize açıklanmalıdır.
Kim denetim vazifesini ihmal etmişse bunun hesabını vermelidir. Kim şirketler üzerinden spekülasyon yapmış, piyasayı manipüle etmiş, vatandaşın parasına kastetmişse devlet de hukuk da gereğini yapmalıdır.
Adalet Bakanlığının bu yöndeki müdahalelerini kıymetli buluyorum. Fakat devletin adaleti yalnızca suç işlendikten sonra suçluyu yakalamak değildir; vatandaşın zarar görmesini engelleyecek sistemi de kurmaktır.
Zamanında müdahale edilmiş olsaydı bugün konuştuğumuz zararların büyüklüğü de bu seviyeye ulaşmayabilirdi.
Biz Anahtar Parti olarak, yangın çıktıktan sonra itfaiye arayan bir devlet değil; yangının çıkacağını gören, tedbirini alan ve vatandaşını koruyan bir devlet iddiası ortaya koyuyoruz.
Mağduriyet büyüdükten sonra tazmin etmeye çalışan değil, mağduriyet daha doğarken müdahale eden;
denetleyen, önleyen ve görevini ihmal edenden hesabını soran bir devlet…
Bizim milletimize vadettiğimiz yönetim anlayışı budur.
Devlet vatandaşına, “Ben seni uyarmıştım.” demez.
Devlet vatandaşına, “Ben buradayım, seni korumak benim vazifem.” der.
Borsa İstanbul’da, Devlet’in gözü önünde, hatta bilgisi dahilinde yaşananlar bir kez daha gösterdi ki, Türkiye’de çok derin ve etkin bir KAST SİSTEMİ var!
-İmtiyazlı patronlar
-Hukuk tanımayanlar
-Sorgu suale tabi tutulmayanlar
-Ne yaparsa yapsın, yaptığı yanına kâr kalanlar
-Kısa yoldan zengin olan babalar ve şımarık oğulları
-“Büyüklerin” fotoğraf karesinde her zaman yer bulan doyumsuzlar ve dahası…
Türkiye, yoluna bu şekilde devam edemez.
Yandaşa özel hukuk uygulayan, sorgulamayan, yargılamayan, hesap sormadan AK’layan bu düzene rıza gösterilemez..
Gelir dağılımında ve yargıda adalet, kamunun her iş ve işleminde hakkaniyet, atama ve görevlendirmelerde liyakat ve ehliyet gibi değerlere dönülerek sistem yeniden inşa edilmeden Türkiye’nin varlığı sürdürülemez.
Borsa İstanbul skandalı da bir kez daha gösterdi ki, bu iktidarla buraya kadar!
Dönüşüm için değişim, değişim için de seçim artık kaçınılmaz!
Çare Milli Görüş’tür, Çözüm Adil Düzen’dir!
Devlete zararı 500 milyarı bulan fon vurgunu, başka bir ülkede olsaydı en az 5 bakanın kellesi giderdi.
Türkiye'de tık yok!
Bu durum, olsa olsa Türkiye Yüzyılı'nda olur!
Kim bu “çok özel” 12 kişi⁉️
Dile kolay yüzde 10 bin kazandılar
1 milyonları 101 milyon oldu
Fon kapalıydı, herkese açıldı
Millet almaya geldi, onlar satıp gitti
Peki bu işte #sorumlukim
➖Tasfiye kapsamındaki fonlarda yaklaşık 515 bin yatırımcının 830 milyar TL'si bulunuyor.
➖830 milyar TL, 200 TL'lik banknotlarla yaklaşık 4 milyar 150 milyon adet banknot demek.
➖Bu da banknot başına, yaklaşık 1,13 gram hesabıyla tam 4 bin 690 ton para eder.
➖25 ton taşıyan TIR'lara yükleseniz yaklaşık 188 TIR eder.
👉 Yani 515 bin vatandaşımızın parasını, 188 TIR'a doldurup götürmüşler, hem de göz göre göre!
💡Bu paralar götürülürken nasıl gözünden kaçtı Mehmet Şimşek @memetsimsek ?
👉Oysa 10 ay önce "manipülasyonların farkındayız" diyordun!
"Sizin hürriyet dediğinize biz sapıklık diyoruz.
Kürt kavminin haklarını koruyacağım diye yola çıktığını iddia edenler, Lut kavminin izinden gidenleri savunur oldular.
Yazıklar olsun!
Bu millet bu yolda sizin arkanızdan gelmez."
Zekeriya Yapıcıoğlu | Genel Başkanımız
Çakarlı araçlardan sonra bir de başımıza “Ülkü Ocakları Başkanlığı” adı taşıyan plakalı araçlar çıktı. Kafalarına göre hiçbir resmiyeti ve geçerliliği olmayan bu plakayı arabalarına takarak her türlü işi yapıyorlar. Bakan mısınız, vali misiniz, kime gövde gösterisi yapıyorsunuz? Suç işleyen çetelerden bir farkı yok şu durumun. Hangi akla hizmetle bu şekildeki bir plakayla trafiğe çıkıyorlar, anlamıyorum. Devletin resmi kurumları hariç hiç kimse trafiğe bu şekilde kafasına göre uydurduğu plakalarla çıkamaz. O zaman ben de bir parti kurup ardından plaka çıkartıp “Alp Kılınç İl Başkanlığı” yazıp çıkıp gezeyim trafikte. Kırmızı ışıkta geçeyim, trafiğin akışını ve kontrolünü bozayım. Olacak iş değil…Umarım yetkili merciler bu arkadaşa gerekli cevabı verir.
Ankara’da bir vatandaşın City Gross’tan aldığı Ece markalı nar ekşisinin etiketini kaldırması üzerine şişenin altında başka bir markanın çıktığı iddia edildi.
Görüntüler doğruysa bu, tek bir market hatasından öte etiketleme ve gıda denetiminin nasıl işlediğini gösterir.
Ticaret Bakanlığı’nın saha denetimleri birçok tüketiciye yetersiz görünüyor. Zincir marketlere fiilen daha geniş tolerans tanındığı, mahalle bakkalının ise daha sık ve daha sert denetlendiği algısı güçleniyor.
Merkezi tedarik ağı olan büyük marketlerde etiket-ürün uyumsuzluğu yakalanmıyorsa sorun yalnızca mağaza değil, denetimin sıklığı ve yaptırım gücüdür.
Gıdada etiket güven kaydıdır.
Denetim tabelaya göre değişiyorsa tüketici koruması da eşit işlemiyor demektir.
Bu haberin böyle verildiğine bakmayın fikrimi beyan edeyim ben
kız ahlaksızlık peşindeydi anne baba dizginlemek için müdahale etti kadını koruma kanunuda devreye girdi anne babayı içeri attı ki kız dışarıda daha iyi o******luk* yapsın 😃😃
@trafik_cezasi Eğer seni bir bayanın kullandığı araç sağa çekmeni istiyorsa bence hiç düşünme sağa çek . . . .korsan çakar olsa bu cesareti gösteremez . . Kesin teşkilatdır . . .ayrıca taciz olayı da göremedim .
⚠️ Çalıyor, tutuklanıyor, serbest bırakılıyor, yine çalıyor…
Adana’da Sinan isimli bir hırsız, geçtiğimiz yıl davetli gibi katıldığı 2 düğünde, gelin ve damada takılan 100.000 TL’yi çalmış, çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı.
Kısa süre sonra tahliye olan hırsız, farklı tarihlerde ATM’lerden para çekmekte zorlanan yaşlıları, yardım bahanesiyle soyup 40.000 TL daha çalmıştı.
Tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilen hırsız, bu kez de bir marketten 6000 TL’lik ürün çalarken yakalandı.
@medya3tr Yanlışım varsa düzeltin fakat bizde kamu spotu reklamlarında fermuar sistemi diye birsey öğrettiler, sonuçta burası da üç şeritli yol acaba kamyonet sürücüsü bu akıl ile hareket edip sol şeritte kalmayı tercih etmiş olabilir mi ?
İstanbul Beylikdüzü’nde bir evden yaklaşık 1,5 milyon liralık ziynet eşyası çalan 3 şüpheli, altınları elden çıkaramadan yakalanmış. Şüphelilerin toplam 199 suç kaydı varmış.
Yani bu şahıslar bine yakın ev ve işyeri soymuşlar. Bunlardan 199’unda polis tarafından yakalanmışlar. Mahkemeye çıkarılmışlar. Ama serbest bırakılmışlar ve hiç ara vermeden soyguna devam edebiliyorlar.
Sadece yakalandıkları 199 işlerinde polisin yaptığı çalışmalara, harcanan emeğe, harcanan benzine, yapılan dosyalara harcanan göz nurun, kâğıda, kaleme, mahkemelerin mesaisine yazık değil mi?
Bu uygulamalarla suç ve suçlu bitirilebilir mi?
Namuslu vatandaş korunabilir mi?
HAYIR…
Kızımı okula bırakırken sarışın, at kuyruklu, kilolu, mini etekli, göğüs dekolteli askılı bir tişört giyen bir kadın da bizimle birlikte okul kapısından girdi. Ben de gece kulübünde çalışan bir hanımın çocuğu vardır diye düşünmüştüm.
İlerleyen günlerde onun öğretmen olduğunu öğrenince çok şaşırmıştım.
Müfredata uymak gerekiyor. Benim çocuğum o görüntüye maruz kalmamalı. Sarkmış etlerini görmek zorunda değil.
Orası bir eğitim yuvası. Çıplaklık kampı değil.