Kul hakkı nedir, bilir misiniz?
▪️Kul hakkı, binlerce insanın emeğini mülakatlarda çalmaktır.
▪️Kul hakkı, özel sektörde öğretmenleri asgari ücrete ve hatta daha altına mahkûm eden düzeni sürdürmektir.
▪️Kul hakkı, yıllarca emek veren gençleri işsizliğe ve umutsuzluğa terk etmektir.
Din, iman, vatan ve millet söylemini dilinden düşürmeyenler; koltuk ve rant uğruna sessiz kalanlar, bugünleri unutmayın. Çünkü yaşanan bu adaletsizliklerin, bu mağduriyetlerin ve vicdanları yaralayan bu düzenin sorumluluğu sizlerin omuzlarındadır.
▪️Unutmayın; kul hakkı yalnızca bir lokma ekmeği çalmak değildir. Bir insanın emeğini, umudunu ve geleceğini elinden almak da kul hakkıdır.
@RTErdogan@avabdullahguler@AvOzlemZengin@isamesihsahin@ProfDrAGurcan@abdulhamitgul@omerrcelik
#ÖğretmenlerGözaltında
#ÖğretmenlerHakkınıAlacak
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
Anayasal haklarını kullanarak seslerini duyurmak isteyen eğitimcilere suçlu muamelesi yapılması ve ters kelepçe takılması, mesleğin onuruna ve demokratik hak arama hürriyetine vurulmuş ağır bir darbedir. Öğretmenlerin yeri gözaltı araçları değil, sınıflardır. Onları bu çaresizliğe iten kölelik düzenine ve haksız puanlama ile yapılan mülakat sistemine göz yumanlar, hak arayanı susturarak kendi başarısızlıklarını örtbas edemezler.
Göreve geldiği günden beri okullardaki temizlik, bütçe, liyakat ve fırsat eşitliği gibi dağ gibi biriken yapısal sorunları çözmek yerine eğitimi ideolojik bir laboratuvara çeviren Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, eğitim camiasının değil, manipülasyonların bakanı haline gelmiştir. "Mülakat gibi mülakat" aldatmacasıyla binlerce gencin emeğini gasbeden, öğretmenlerin feryadına kulak tıkarken suni gündemlerle toplumu kutuplaştıran bu vizyonsuz yönetim anlayışı meşruiyetini yitirmiştir.
Eğitimi ve öğretmeni değersizleştiren, hak arayanı kelepçeleyen bu baskıcı ve manipülatif düzeni şiddetle kınıyoruz. Öğretmenlerin haklı mücadelesi susturulamaz!
#SONDAKIKA
Atanamıyorum dediği için Gözaltına alınan kızını kurtarmak isteyen 78 yaşında ki Anne,
polis tarafından işkence ile gözaltına alınmaya çalışıldı.
#guvenpark
❗️Bu insanları mağdur eden de sizsiniz, seslerini duyurmak istediklerinde karşılarına yine siz çıkıyorsunuz. Şiddet ve baskıyla bir haksızlığın üzeri örtülemez.
❗️Öğretmenlerin talebi ne ayrıcalık ne de imtiyazdır; tek istedikleri, uğradıkları mağduriyetin giderilmesi ve haklarının teslim edilmesidir. Makamların görevi sesleri susturmak değil, vatandaşın sesini duymaktır. Öğretmenlerin çağrısı da tam olarak budur: ADALET.
@RTErdogan@Yusuf__Tekin@avabdullahguler@cftcblnt@AvOzlemZengin@isamesihsahin
#HakYerineöğretmeneGözaltı
#ÖğretmenlerGözaltında
🔴 Irmak Öğretmenin Cenazesinde Annesinden Çağrı
Ağrı’nın Hamur ilçesinde yaşadığı evde ölü bulunan 24 yaşındaki anasınıfı öğretmeni Irmak Ayşe Koparan, memleketi İzmir’in Torbalı ilçesinde son yolculuğuna uğurlandı.
Cenazede konuşan anne, kızının ölümüne ilişkin sorumluların ortaya çıkarılmasını ve gerekli cezayı almasını istedi.
TEŞHİR EDİYORUZ !!!
IRMAK KOPARAN ÖĞRETMEN'E,
"70 bin lira maaş alıyor, günde 2-3 bin lirayı da yola versin, ne olacak?"
diyerek mobbinge maruz bırakan İlçe Millî Eğitim Müdürü'nü unuttuk mu sandın?
İlçe Millî Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş görevden alınıp derhâl tutuklansın.
SARAR İLKOKULU’NDA NELER OLUYOR?
Ankara’nın göbeğinde…
Millî Eğitim Bakanlığı’nın hemen yakınında…
Bir okulda üç kadın öğretmen aylarca mobbinge maruz kaldıklarını söylüyor.
Dilekçe veriyorlar.
Tutanak tutuyorlar.
Tanık gösteriyorlar.
İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü’ne gidiyorlar.
İl Millî Eğitim Müdürlüğü’ne gidiyorlar.
Çalmadıkları kapı kalmıyor.
Çünkü iddialara göre öğretmenler;
“Okulun sahibi benim.”
“Sizi paramla satın alırım.”
“Açlıktan nefesiniz kokuyor.”
“Çekil önümden.”
“Ben istersem izin veririm.”
“Nereye şikâyet ederseniz edin.”
gibi ifadelerle karşılaşıyor.
İddialara göre öğrencilerin ve velilerin önünde azarlanıyorlar.
Mesleki itibarlarının zedelendiğini düşünüyorlar.
Hazırlamak istedikleri gösteri ve törenlere izin verilmediğini belirtiyorlar.
Ve bütün bunların bir bütün olarak mobbing oluşturduğunu savunuyorlar.
Bu yüzden dilekçeler yazılıyor.
Bu yüzden tutanaklar tutuluyor.
Bu yüzden üç öğretmen aylarca mücadele ediyor.
Ama asıl hikâye bundan sonra başlıyor.
Çünkü öğretmenler çoğu zaman yaşadıkları baskıdan değil, o baskıyı şikâyet ettikten sonra yaşadıklarından yoruluyor.
Yalnızlaştırılıyorlar.
Dışlanıyorlar.
Sorun çıkaran kişi ilan ediliyorlar.
Sonra dosya kapanıyor.
Sonuç kısmına şu cümle yazılıyor:
“İddialar sübuta ermemiştir.”
Ve ardından…
Müdür görevine devam ediyor.
Öğretmene ise görev yeri değişikliği çıkıyor.
İşte tam da bu noktada eğitim camiasında şu algı büyüyor:
“Şikâyet edilen kalıyor, şikâyet eden gidiyor.”
Dün Ağrı’da…
Bugün Ankara’da…
Yarın başka bir şehirde…
İsimler değişiyor.
Okullar değişiyor.
Ama hikâye değişmiyor.
Millî Eğitim Bakanlığı’na ve Ankara İl Millî Eğitim Müdürlüğü’ne soruyoruz:
Üç öğretmenin aylarca verdiği mücadelenin karşılığı bu mu?
Sarar İlkokulu’nda neler oluyor?
Ve bu hikâyeyi daha kaç öğretmen yaşamak zorunda kalacak?
@cankayailcemem@MemAnkara@mebpgm@meb_ogm
@irmakicinadalet İnsan bazen susmayı da bilmeli. Bir ailenin sesini duyurma çabasına bile laf yetiştirenlerin hangi zihniyeti taşıdığı ortada. Her şeyi gösteriş sananlar; acının, çaresizliğin ve adalet arayışının ne olduğunu zaten anlayamaz.
Sizin acınızı paylaşmak mümkün değil ama yalnız olmadığınızı bilin. Başta sizin ve ailenizin olmak üzere hepimizin başı sağ olsun. Adalet tecelli edene kadar bu dosyanın peşini bırakmayacağız. İhmali veya sorumluluğu bulunan herkes hesap verecektir.
#IrmakÖğretmenİçinAdalet
Irmak Öğretmen, büyük ideallerle okudu; büyük umutlarla Ağrı’nın Hamur ilçesine gidip çocuklarımızı yetiştirmek istedi.
Servis yoktu, yaşanabilir lojman yoktu, dilekçesine cevap yoktu; ardından Irmak Öğretmen’in yaşamını yitirdiği acı haber geldi.
Cenazesinde vali yoktu, kaymakam yoktu, Milli Eğitim Müdürü yoktu.
Bu, öğretmenini yaşarken de ölümünde de yalnız bırakan düzenin acı fotoğrafıdır!
Sorumlular hesap verene, gerçekler tüm yönleriyle ortaya çıkana kadar bu dosyanın takipçisi olacağız!
Irmak öğretmenin hayatını kaybetmesiyle ilgili görüşlerim:
Okul müdiresi Irmak öğretmeni acayip kıskanıyor. En ufak şeyleri çok büyütüyor. Arkasının sağlam olduğunu düşünerek Irmak öğretmene onlarca mobbing uyguluyor. Irmak öğretmene yapılan yaptırımların hiçbiri nedense okul müdürüne yapılmıyor!
Irmak öğretmene meslektaşlarının bir kısmı hariç kimse tam destek olmuyor. İlçe Mem'in ve Sendikasının sahip çıkması gerekiyordu ama okul müdürünün sendikasıyla aynı sendikaya üyeydi.
Irmak Öğretmenin şikayetleri ciddiye alınsa şu an aramızda olabilirdi. Gencecik öğretmen arkadaşımız saçma sapan düzen yüzünden hayatını kaybetti!
Irmak öğretmenimizle ilgili 2. paylaşımımı yapıyorum. Eğer 24 saat içerisinde @tcmeb ilgili okul müdürü ve İlçe Millî Eğitim Müdürü hakkında soruşturmayı başlatıp açığa almazsa 3. paylaşımımı da yapacağım. Olanları olduğu gibi öğretmen arkadaşının dilinden aktarıyorum:
1,5 yıl atanmayı bekledikten sonra 2024-2025 yılının ikinci döneminde Ağrı'nın Hamur ilçesi Soğanlıtepe İlkokuluna Irmak hoca ile birlikte atanmıştık. Hamur İlçe Millî Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş'ün bana bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalması uygun değil diyerek beni Soğanlıtepe İlkokuluna, Irmak hocayı ise Karakazan İlkokulu-Ortaokuluna görevlendirdiler. Millî Eğitim Müdürüne ben de "Ben o köyde yapamam. İhtiyaçlarımı karşılayamam, köyün servisi yok beni de görevlendirin" diye söylemiştim. Fakat bana "İster uçakla istersen neyle gidiyorsan git!" dedi. Kimse yardımcı olmayınca köy muhtarının yardımıyla köye geldim. Hatta ilk atandığımızda bütün öğretmenlere "okullarınıza gidin ve görün" demişlerdi. Irmak hoca da gidemediği için İlçe Milli Eğitim Müdürü Irmak hocaya takmıştı diyebilirim.
5 Mayıs 2025'te ben askere gittim. Bir yıl sonrasında askerliğim bitmeye yakın Irmak hoca beni aradı. Durumunu anlattı: Karakazan'daki okul müdürü ile tartışma yaşıyor ve okul müdürü Irmak hocaya vuruyor. Bu konu başka kişilere tam tersi olarak anlatılıyor. Olay servis şoförünün gözü önünde olduğu hâlde hiçbir şey söylemiyor. Servislerde bulundurulması zorunlu olan kamera olmadığı için olay tam olarak açıklığa kavuşamıyor. Fakat Irmak hoca olayı gerçekliğiyle anlatacak şahitlerin olduğunu da söylüyordu. Sonuç olarak Irmak hoca Soğanlıtepe İlkokuluna sürülüyor. Köy, Irmak hocanın evine yaklaşık 60 km uzaklıkta. Onun için durum gerçekten çok zordu. Lojman kalınacak durumda değildi ki şu an ben de ana sınıfında kalıyorum. Lojman rutubet içinde ve orada kalacak olan kişinin hastalanması kaçınılmaz. Irmak hoca İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne yazı gönderiyor lojmanın durumuyla ilgili ve yaptıkları tek şey duvarları boyamak. Sonuçta da lojmanı yaptık kalabilir diyerek Irmak hocanın vermiş olduğu dilekçeler hiçbir zaman olumlu yanıtla karşılanmıyor. Fakat Irmak hoca sürekli Kaymakamlığa, İlçe Millî Eğitim Müdürlüğüne gidip durumunu anlatıyor. İlk zamanlarda taksiye 3.000 lira para veriyordu. Bunun üstüne ev kirası da eklenecek olursa bu durum maddi olarak kabul edilemezdi.
Ulaşımın zorluğu ise işin fiziksel tarafıydı. Ruhsal olarak ise daha kötüydü. Sabahları kahvaltı yapmadan geliyordu. Bunları haber alınca köyde tanıdığım ve güvendiğim bir öğretmene Irmak hocaya iyi bakmasını tembih ettim. Sağ olsun sabahları çay ve kahvaltılık getiriyormuş. Olabildiği kadar gönlünü hoş tutmaya çalışıyormuş. Fakat Mehmet Özmüş'ün uyguladığı mobbing arkadaşımı bitirdi, mahvetti. Özellikle yanlı davranmak. Irmak hocanın sürgün edilmesi fakat arkadaşımı darp edenlerin hiçbir ceza almaması işi psikolojik olarak çok kötüye götürdüğünü düşünüyordum. Ben bunları hocamızdan dinleyince ona şöyle söyledim: "Hocam merak etmeyim askerliğim biter bitmez ben oraya geleceğim ve sizin durumunuzu düzeltmek için elimden geleni yapacağım. Nasıl olsa bir erkek ile bir kadının aynı yerde kalmasını uygun görmüyorlar." Sürekli konuşurduk ve ona olabildiğince moral vermeye çalışıyordum. 13 Mayıs 2026'da göreve başladım. İlçe Millî Eğitim Müdürü ile görüşemedim fakat şube müdürü ile konuşup arkadaşımın durumunu anlattım. Hatta en sonunda "Sizden müdürlük yapmanızı değil abilik yapmanızı istiyorum, Irmak hocanın durumu iyi değil" dedim. Fakat hiçbir gelişme olmadı. Bu süreç içinde Irmak hoca dilekçe vermeye ve durumunu ilgili makamlara iletmeye devam etti. Yine hiçbir sonuç alamadı.
O OKUL MÜDÜRÜ GÖZALTINA ALINDI!
Ağrı’da görev yapan 28 yaşındaki öğretmen Irmak Ayşe Koparan, 7 Haziran 2026’da evinde ölü bulundu. Genç öğretmenin ölümünün ardından sosyal medyada “mobbing” ve “haksız idari süreç” iddiaları gündeme gelirken, Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı genişletti.
Irmak öğretmene mobbing uygulayan okul müdürü gözaltına alındı.
Genç öğretmenin daha önce görev yerinin değiştirildiği, ardından yeniden eski okuluna görevlendirildiği; bu süreci “idari olarak cezalandırılma” şeklinde değerlendirdiğini arkadaş çevresine anlattığı tanık beyanlarına yansıdı.
Başsavcılık, Koparan’ın idari başvurularının karşılanıp karşılanmadığının tespiti için ilgili Milli Eğitim müdürlüklerine müzekkere yazdı. Yapılacak incelemede haklı başvuruların karşılanmadığının belirlenmesi halinde kamu görevlileri hakkında ayrıca “görevi kötüye kullanma” suçundan soruşturma yürütülebileceği kaydedildi.
İfadesinde suçlamaları reddeden okul müdürü Melahat İleri’nin, Koparan’a mobbing ya da baskı uygulamadığını, yer değişikliği konusunda yetkisinin bulunmadığını ve intihar olayında herhangi bir etkisinin olmadığını söylediği öğrenildi. (kaynak: gercekgündem. com)
Ağrı’da görev yaparken şüpheli şekilde hayatını kaybeden İzmirli öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın, Ramazan ayında ihtiyaç sahiplerine yardım götürdüğü görüntüler ortaya çıktı.
Bu kadar ciddi iddialar varken süreç sadece yerel idari yapı üzerinden mi yürütülüyor? Bu noktada soruşturmanın yalnızca il düzeyinde kalmaması, Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bağımsız müfettişlerin de sürece dahil edilmesi gerekiyor.
#Irmaköğretmeniçinadalet#IrmakAyşeKoparan
Ağrı’nın Hamur ilçesinde görev yapan 27 yaşındaki öğretmen Irmak Ayşe Koparan’ın ölümü sadece bir haber değil; bu sistemin genç öğretmenleri nasıl tükettiğinin acı bir örneğidir.
Yıllarca okuyup sınavlardan, mülakatlardan, AGS süreçlerinden geçen insanlar; sonunda liyakatsiz yöneticilerin mobbingine, baskısına ve değersizleştirilmesine maruz kalıyor. İddialara göre Irmak öğretmen yaşadığı sorunları dile getirdi ama duyulmadı. Çünkü bu düzende çoğu zaman haklı olan değil, makamı olan korunuyor.
Bir öğretmen çocuk yetiştirmek için atanır, psikolojik savaş vermek için değil.
Genç bir öğretmenin daha hayalleriyle birlikte toprağa verilmesine sebep olan bu çürümüş düzen için gerçekten yazıklar olsun.