Seçilmiş, atanmış öyle mi?
25 Aday adayı varken, aday adayı bile olmayan kişiyi Cumhuriyetin kalbi Çankaya'ya tepeden paraşütle hangi tecrübesi ve özelliği ile neden(?) aday yapmıştınız?
Daha sonra da, Türkiye"nin 57 ilinden büyük Çankaya ilçesinin CHP İlçe başkanını ortada hiç bir şey yokken neden görevden alıp yerine atama yapmıştınız?
İzmir'de ve birçok ilde, il ilçe başkanı adaylarını telefon açıp tehdit ederek aday olmalarını engelleyip, neden görevlendirmeler yapmıştınız?
Hiçbir gerekçe bile göstermeden, yeni seçilmiş kaç tane ili ilçeyi neden görevden almıştınız?
Bugünkü gibi, genel başkana alenen hakaret mi etmişler, tanımıyorum mu demişlerdi?
2 Ay önce seçilmiş Hatay il başkanını, "ben sana aday olma demedim mi" diye azarlayıp neden istifa ettirmiştiniz.
Şimdi seçilmiş, atanmış öyle mi?
Kırultayın satın alındığı ayan beyan evrakları ile ortada iken halen daha "seçilmiş genel başkan" titrini kullanarak,
"paralel CHP" ile açıkça bölücülük yapmaya utanmıyor musunuz?
Evet utanmıyorsunuz?
Yoksa çalınmış bir koltuğu seçilmiş diye güzellemeye devam etmek nasıl olabilir ki?
@herkesicinCHP@kilicdarogluk@muslimsarichp@orhansaribalchp
BÖLÜCÜ SİZSİNİZ!
Partide iki başlı, paralel bir yapılanma yaratan biz değiliz.
Partiyi ayrıştıran, farklı bir siyasal yolculuğun hazırlığını yapan arkadaşlar bölücüdür.
BUTLANCI SİZSİNİZ!
Mutlak butlan kararıyla zorunlu bir biçimde Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine gelen ve partiyi içinde bulunduğu bu cendereden çıkarmakla yükümlü olan bizler mi butlancıyız?
Yoksa yaptıkları iş ve eylemlerle buna neden olan, bunu yok sayan, süreci kötü yöneten arkadaşlar mı butlancı?
KAYYUMCU SİZSİNİZ!
Partiye kayyum atanmasını isteyen biz değiliz.
Mahkemeye dilekçe veren, "Cumhuriyet Halk Partisi'ne kayyum gelsin" diyen arkadaşlar mı kayyumcu; yoksa partiyi bu cendereden çıkarmak için sorumluluk üstlenen bizler mi?
Önceki dönem Genel Başkanımız rahmetli Deniz Baykal’ın eşi Olcay Baykal’ın vefatını üzüntüyle öğrendim.
Olcay Baykal’a Allah’tan rahmet; ailesine ve sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum.
2026’nın daha ilk 6 ayında…
150 kız kardeşimiz hayattan koparıldı.
151 kadının ölümü “şüpheli” denilerek karanlıkta bırakıldı.
Oysa onların her birinin bir adı, bir gülüşü, yarım kalan hayalleri vardı. Kimi bir anneydi, kimi bir evlat, kimi bir kardeş… Şimdi sofralarda yerleri boş, evlerde sesleri eksik. Geride dinmeyen bir acı ve cevapsız bırakılan sorular kaldı.
Bu ülkenin kadınları birer sayı değildir!
Her bir kadın bir hayattır, bir dünyadır.
Kadınları korumayan, failleri cesaretlendiren ve cezasızlığı büyüten bu karanlık düzene alışmayacağız. Susmayacağız, unutmayacağız, vazgeçmeyeceğiz!
Cumhuriyet Halk Partisi Kadın Kolları olarak; yaşam hakkımızdan, 6284’ten ve İstanbul Sözleşmesi’nden asla vazgeçmeyeceğiz. Bir kız kardeşimizin daha aramızdan koparılmadığı; kadınların korkmadan, eşit ve özgür yaşadığı bir Türkiye’yi mutlaka kuracağız.
Yitirdiğimiz bütün kadınlara sözümüzdür:
Yasımızı mücadeleye, acımızı umuda dönüştüreceğiz.
#KadınCinayetleriPolitiktir
#İstanbulSözleşmesiYaşatır
#BirKişiDahaEksilmeyeceğiz
#CHPKadınKolları
Mutlak butlanın sorumlusu Kurultay'a şaibe bulaştıran, akçeli işlere tevessül edenlerdir.
Bugün de arınmayalım da gerekirse bölünelim diye Erdoğan ile aynı istikamette buluşanlardır.
O yüzden butlancı kim öğrenmek istiyorsanız, butlana neden olan ahlaksızlar aynaya bakın görürsünüz...
Yerel Yönetimlere İlişkin Hukuki Süreçleri İnceleme ve Değerlendirme Kurulu olarak ilk toplantımızı, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun katılımıyla bugün gerçekleştirdik.
15 Temmuz; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin karşı karşıya kaldığı büyük tehlikeyi, demokrasimizi ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak isteyen emperyalist tehlikenin ciddiyetini ve kardeşliğimizin her şeyin üzerinde olduğunu hepimize acı bir tecrübeyle gösteren tarihi bir dönüm noktasıdır.
Devlet ve siyaset kurumunu içeriden çürüten, liyakati yok ederek sadakati illegal odaklara bağlayan paralel yapıların ülkemize verdiği zararlar, bağımsızlığımızın en büyük tehdididir.
Üniter devlet yapımızın teminatı; ortak kader bilincimiz ve tavizsiz bir demokrasidir. Akılla, liyakatle ve adaletle devletimizi yüceltmek; tek bayrak altında, kardeşçe geleceğe yürümek hepimizin asli görevidir.
Emperyalizmin emrindeki paralel yapıların darbe girişimine karşı demokrasimizin ve milli birliğimizin yanında yer alan her bir vatandaşımıza teşekkür ediyor, 15 Temmuz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
Demokrasi zeminini kaybetmemek ve Cumhuriyet değerlerini korumak adına;
1-) Kışlaya, ibadethanelere ve adliyeye siyaset yasağı getirilmeli, devletin en hassas kalelerine siyaset sokulmamalıdır.
2-) Bağımsız ve tarafsız yargı tesis edilmelidir. Adalet mülkün temelidir. Yargı sadece vicdana ve hukuka bağlı kalmalıdır.
3-) Üniter ve laik devlet korunmalıdır. Din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi olan laiklik, toplumsal barışın çimentosudur.
4-) Devlette liyakat tesis edilmelidir. İşi ehline teslim etmek, “bizden-sizden” ayrımını bitirmek çağdaş devletin ilk şartıdır.
5-) Cumhuriyetin kurucu değerlerine sahip çıkılmalıdır. Fırsat eşitliğinin ve birliğimizin teminatı Cumhuriyet ilkeleridir.
6-) Devletin ve milletin geleceği adına siyasi uzlaşı ve kardeşlik tesis edilmelidir. Kavgaya değil, soylu ve milli bir uzlaşıya ihtiyacımız vardır.
7-) Güçlü Parlamenter Sistem, demokrasimizin teminatıdır. Gazi Meclis’in iradesi ve saygınlığı her şeyin üzerindedir.
8-) Demokrasinin nefes borusu olan bağımsız ve özgür medyanın sesi kısılmamalıdır.
9-) Sorgulayan eğitim sistemi inşa edilmelidir. Aklını kiraya vermeyen; fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmeliyiz.
10-) Özeleştiri yapabilmek erdemdir. Geçmiş hatalardan ders çıkararak tarihi tekerrür ettirmemeliyiz.
11-) Kumpas mağduriyetlerinin giderilmesi önemlidir. Geçmişte haksızlığa uğrayanların hakları ve itibarları iade edilmelidir.
12-) Hukuk zemininden ayrılmamalı, darbecilerle ve suçlularla mücadele ederken adaletten ve hukuktan sapılmamalıdır.
15 Temmuz’un bize öğrettiği en büyük hakikat şudur: Devlet, hiçbir yapıya, cemaate, gruba veya zümreye teslim edilemez. Devletin sahibi millettir; millet iradesinin tecelligâhı ise Gazi Meclis’tir.
Bu bilinçle; hukuk içinde kalarak, demokrasiyi büyüterek, Cumhuriyetimizi güçlendirerek ve kardeşliğimizi koruyarak geleceğe yürümek hepimizin ortak sorumluluğudur.
Kamuoyuna Duyuru
Sayın Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’na, şahsıma, aileme ve henüz dört yaşındaki oğluma yönelik hakaretler nedeniyle uzun süre herhangi bir idari işlem yapılmamış; önceki il ve ilçe yönetimleri tarafından ne bir kınama kararı alınmış ne de bir disiplin süreci işletilmiştir.
Bugün ise Antalya İl Yönetimi, göreve gelir gelmez gerçekleştirdiği ilk toplantıda aldığı ilk kararla, Alanya İlçe Yöneticisi Anıl Topak ile kendisine WhatsApp gruplarında gönderimin altına yorum destek organizasyonu yaptığı tespit edilen Alanya Gençlik Kolları Başkanı Mahmuthan Dolapcı’nın kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilmesine karar vermiştir.
Alınan bu karar, yalnızca şahsım ve ailem açısından değil; parti disiplini, kurumsal sorumluluk ve hakaret karşısında sessiz kalınmaması adına da önemli bir adımdır.
Bugünün benim için ayrı bir anlamı daha vardır. Oğlum bugün dördüncü yaşına girmiştir. Bu kararın tam da onun doğum gününde alınması, ilk bakışta bir tesadüf gibi görünse de ben tesadüflere inanmam.
Bunun bir tevafuk olduğuna ve ilahi adaletin er ya da geç mutlaka yerini bulacağına inanırım.
Ayrıca adli süreç de devam etmektedir.
Bu süreç boyunca haksızlık karşısında yanımızda duran, destek veren ve sesimize ses olan herkese yürekten teşekkür ediyorum.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Ecz. Hür Diren Dağ
Türkiye Belediyeler Birliği, Antalya Büyükşehir Ve Konyaaltı Belediyesi Meclis Üyesi
Timur Soykan diyor ki:
"Kılıçdaroğlu 'iddianameleri okudum' diyor. Ben de diyorum ki Kılıçdaroğlu iddianameleri okuduysa ben de Timur değilim."
"Neden öyle diyorum biliyor musunuz? Dört bin sayfa iddianame. Dört bin sayfa. Avukatlarla konuşuyoruz, bir ay sürdü avukatların okuması. Bizim okumamız üç ay falan sürdü."
Yaw Timur,
Ne kadar ahlâksızsın.
İddianame 11 Kasım 2025'te açıklandı.
Ali Mahir Başarır 13 Kasım 2025'te 'bu iddianame boş' dedi.
Amatör ortaoyuncu Ali Mahir'e dedin mi o zaman "2 günde sen nasıl okudun da 'bu iddianame boş ' dedin..." diye?
Siz nasıl insansınız yaa.
Akıl almıyor.
Sen gazeteci misin gerçekten.
Bırakın artık insanlarla dalga geçmeyi.
Vazgeçin bu manipülasyonlardan.
'Okuduysa Timur değilim' diyorsun.
Timur'sun, o kesin de ben sana ne olmadığını söyleyeyim: Adam değilsin.
Motivasyonunuz nedir biliyorum ama motivasyonunuz batsın.
Batsın, batsın, batsın..
@timursoykan@herkesicinCHP@alimahir
👉🏻Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin meşru Genel Başkanıdır. Senin ne haddin, ne boyun ne de siyasi birikimin bunu sorgulamaya yeter!
👉🏻Peki, senin ne olduğun belli mi?
👉🏻İyi kıvırıyor, sürekli karalama yapıyor ve kirli düzenden kendine pay kapmaya çalışıyorsun. Çünkü senin, her zaman nemalanacağın bir kapıya ihtiyacın var.
🤣 Hadi, dene istersen! Ama CHP’nin bütün kapıları sana kapalı. Başka kapıya, Şiriney!
@kilicdarogluk@herkesicinCHP@eczozgurozel
“Kaybeden CHP’yi salsın.”
Bu söz, uzlaşma çağrısı değil; “Ben olmazsam CHP de olmasın.” anlayışının ilanıdır.
Bir yandan iki kutuplu bir CHP yaratarak muhalefeti çıkmaza sürüklüyor, diğer yandan tartışmalı süreçlerin gölgesinde yeniden genel başkanlık koltuğunu kişisel bir güç yarışına dönüştürüyor.
CHP hiç kimsenin siyasi kariyer planının aracı değildir.
103 yıllık bir partiyi “ya ben ya o” noktasına getiren anlayış, asıl hesap vermesi gereken anlayıştır.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun TV100 yayınındaki açıklamaları, siyaset kamuoyunda ciddi bir etki yarattı. Bu etkinin en belirgin şekilde hissedildiği isim ise Özgür Özel oldu.
Tek hedefi CHP Genel Başkanlığı olan Özgür Özel, bugün parti teamüllerine aykırı biçimde grup kürsüsünden kendi genel başkanına rest çekmeyi tercih etti.
Partinin geleneksel yapısını şaibeler ve para ilişkileriyle zedelediği yönünde eleştirilen bir anlayışın bugün yeniden kurultay çağrısı yapması, gerçekten iyi niyetli bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir mi?
Özgür Özel’in artık şu gerçeği kabullenmesi gerekiyor: Bu üye ve delege yapısıyla bir seçim yapılmayacak. Sayın Kemal Kılıçdaroğlu da bunu TV100 yayınında açıkça ifade etti.
Özgür Özel’in partiyi yönettiğini sandığı dönem sona erdi. Eğer bu partide siyaset yapmaya devam etmek istiyorsa, önce siyasi bir özeleştiri vermesi, ardından da bu anlayıştan arınması gerekir.
Özel ve arkadaşlarının, kendilerine yöneltilen ağır siyasi eleştirilere rağmen hangi cesaretle bu partinin genel başkanı ve yöneticileri olmaya devam etmek istedikleri gerçekten anlaşılır değildir.
Özgür Özel’in, hileli zarla kumar oynamaya çalışan bir kumarbaz gibi sürekli rest çekme siyasetini de artık sona erdirmesi gerekiyor.
Bu partide kurultay elbette yapılacaktır. Ancak o kurultay, kirlenmiş delege iradesiyle değil; özgür iradeyle oy kullanan delegelerin, hukuka uygun ve meşru bir zeminde gerçekleştireceği kurultay olacaktır.
@herkesicinCHP@kilicdarogluk@eczozgurozel@imamoglu_int@chpgencistanbul@istanbulorgutu@CHPankarailbsk@chpizmiril@chpadanail@bursaililetisim