Size yanlış yapan insanlar, sosyal medyadaki her paylaşımın kendileriyle ilgili olduğunu sanırlar. Paylaşımlarım kimseye özel değil; ama eğer ayakkabı ayağınıza uyuyorsa güle güle giyin.
Benimle savaşa girmeyin. Ben kaybetsem bile gülümser, önce sizi tebrik eder, sonra güzel savaştığım için kendimi kutlarım. Siz benim her şeye rağmen kendimle barışık olmamı ve ayakta duruşumu hazmedemezsiniz.
Zarif insanların en büyük yanlışı aşırı
empati kurmalarıdır.
“ne bu kekre dünya bu kadar hassasiyeti kaldırır, ne de bu vasat insanlar bu kadar inceliği…”
Bugüne kadar güzel olan her şeyi kazanmak için o kadar mücadele ettim ki başıma aniden güzel bir şey gelse ne yapacağımı bilmiyorum. Koşmaya o kadar alıştım ki durmanın nasıl bir his olduğunu bilmiyorum.
Belki de savaş hiç dışarıda değildi.Hep içimdeydi. Kimseyle değil, en çok kendimle uğraştım. Güçlü görünmek için kendimi unuttum bazen.
Ama artık yoruldum.
Kazanmaya değil.
Sadece kendim olmaya ihtiyacım var.
Bu saatten sonra eski beni bulmak isteyen arşivinde yaptığı yanlışları kurcalasın. Benim kimseye ne vefa borcum var, ne de hatır. Alnım ak, başım dik, vicdanım rahat.
“Neresi benim yerim bilmiyorum. Nerede durmalıyım, nereye gitmeliyim, bilmiyorum. Sanki herkesin bir yeri varmış, herkes sığmış şu dünyaya da bir ben ait olduğum yerimi bulamamışım, bir ben sığamamışım dünyaya gibi hissediyorum.”
istemediğim birine evrildim. bütün neşem emildi. gözümün feri silindi, hayat enerjim yok oldu, içimde ki son ışık zerresi söndü. kendime olan saygımı yitirdim. neredeyse her gece üzgün ve kalbim kırık uyur oldum. herhangi bir güzellik için hevesim kalmadı. tükendim!
“Bazı insanların kolay yıkılmamalarının sebebi güçlü olmaları değil, vicdanlarının rahat olmasıdır. Çünkü; onlar geri dönüp baktıklarında yine olsa yine aynısını yaparım diyecekleri şeyler yaşamışladır. Unutma, güçlü olanı yenebilirsin ama vicdanı rahat olanı asla...”
ben canım yanıyorken de geçtim kenara oturdum, yemin ederim çok kırıldım ama kendimle bile konuşmadım. nasıl oluyor da hepinize bu kadar, yani öylece dururken bile yük oldum.
Her şeyin sadece senin çabanla olduğunu fark ettiğin bir evre var. Hep sen birilerinin sırtı ağrımasın diye arkasına yastık koymuşsun, hep sen birileri ağlarken sarılıp her şey yoluna girecek yanındayım demişsin ama konu sana gelince parmak bile oynatılmamış.
"Alçakgönüllü ve sakin biriyim.
ama yine de saygisizliga tahammül edemedigimi ve hayat enerjimi korumak için bazi insanlarla arama saglam sinirlar koymam gerektigini fark ettigimde, tüm hayatim degisti."
Ne diyordu Sabahattin Ali; isteseler canımı vereceğim çoğu insanı hayatımdan çıkardım. Çünkü yokluklarına üzülmek, yaptıklarına üzülmekten daha kolay...
Böyle olması gerekiyormuş demeyi içim yana yana öğrendim. Artık hiçbir şeyin yakasına tırnaklarım sökülürcesine yapışmıyorum. Bu zamana kadar olacağı varsa olurdu zaten deyip pes ediyorum. Emekse emek, zamansa zaman her şeyi gözü kapalı feda ettiğim hiçbir şey benim olmadı çünkü.