Ahmet Telli, Sıyrılıp Gelen:
"Soluk bir ay dolanıyor
kentin üstünde her gece
Her gece bilge bir gezgin
tavrıyla adımlıyor yolunu
Güz yanığı bir durgun
sessizlikle örtülü her şey
ve yırtılmış bir tül gibi
savrulup duruyor zaman
Suların sesini dinle şimdi
ormanın fısıldayışlarını
usulca yarılıyor dağların göğsü
bir aşkı dinlendirmek için
Ve gözleri uzak yamaçlarda
aranıp dururken bir şeyleri
sessiz ve sakin beklemekte
bekledikçe bileylenen yürek
Belli ki dağların, denizlerin
ve göllerin üzerinden
sıyrılıp gelmektedir seher
Belli ki yakındır
doğayı ve hayatı sarsacak saat."
Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış
yasak bir kitap gibi durmaktadır
ve firari bir sevda gibi
Şimdi duvarlarda resmin...
#AhmetTelli 🩶
Yakınları ve sevenlerine baş sağlığı dileriz 📚 #OTdergi
Düşlerin büyüyor adınla.
13 yıl önce aramızdan koparılan Ali İsmail Korkmaz’ı saygı ve özlemle anıyoruz.
Ali İsmail’in düşlediği dünya, bugün hâlâ eşitlik, özgürlük ve adalet için yan yana gelen herkesin umudunda yaşamaya devam ediyor. Gençlerin sözüne, dayanışmaya ve birlikte kurduğumuz geleceğe olan inancımızı büyütmeye devam ediyoruz.
Gezi’de yitirdiğimiz tüm canları saygıyla anıyor, bugün hâlâ özgürlüklerinden mahrum bırakılan Gezi tutsaklarını unutmuyor, adalet talebimizi hep birlikte yükseltiyoruz.
#AliİsmailKorkmaz #OHep19Yaşında #DüşlerindeÖzgürDünya
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlar��na bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
ÇANAKKALE C. BAŞSAVCILIĞI VE ÇANAKKALE EMNİYETİ
SUÇ İŞLEMEKTEN,
ÇANAKKALE BAROSU SUÇA ORTAK OLMAKTAN VAZGEÇMELİDİR!
İzmir Şube Sekreteri arkadaşımız Av. Veysi Çetin başta olmak üzere tüm gözaltılar serbest bırakılmalıdır.
@barolar
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
Açlık grevinin 10. günü başladı. Annemiz, grev alanından tüm yetkililere seslendi.
Bugün bir arkadaşımız hastaneye kaldırıldı. Bir arkadaşımızda kas yıkımı belirtisi görülmesi üzerine arkadaşımız hastanede kontol altına alındı. Sağlık emekçileri sürekli yanımızda.
Bize hala serbest piyasacılık, siyaseten sektörün çıkarları anlatılıyor. Eğitim ve eğitim alanı umurlarında değil.
Eğitimi ve öğretmenliği yaşatacağız! Bizi destekleyin. Sesimiz olun. Bu abluka dağılsın.
#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
🚩 Baskılar, Tutuklamalar Bizleri Yıldıramaz!
◾Hukuksuzca gözaltına alınan Sendikamızın İstanbul İl Temsilcisi Ergül Çiçekler, uydurma gerekçelerle TUTUKLANDI!
◾Sendikal çalışmayı engellemeye dönük bu hukuksuz tutuklamaları kabul etmiyoruz, işçi sınıfının mücadelesini yükseltmeye devam edeceğiz!
#sendikanvar #tutuklama #sendika
#ÖğretmenlerGözaltında#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
Özel sektör öğretmenleri ve mülakat mağduru öğretmenler direnişlerinin 4. gününde 3 gündür açlık grevindeler.
Tüm Ankara halkını dayanışma için sendika önüne çağırıyorlar. Öğretmenlerin yanındayız!
@ogretmensendika
🔴 Öğretmenlere polis müdahalesi
➡️ Ankara’da öğretmenler, eylemlerinin 4’üncü gününde Meclis’in Çankaya kapısında basın açıklaması yapmak istedi.
Polis ekiplerinin müdahale sonrası çok sayıda öğretmen gözaltına alındı.
#ÖğretmenlerGözaltında#ÖğretmenlerAçlıkGrevinde
Öğretmenler talepleri karşılanana kadar, bugün Meclis Parkı’nda gözaltına alınan öğretmenler serbest kalana kadar oturma eylemine başladı.
Öğretmenlerin yanındayız, herkesi dayanışmaya çağırıyoruz!
@ogretmensendika
Açlık grevindeki öğretmenlere polis müdahalesi
CHP'li Suat Özçağdaş:
"Seslerini duyurmak istediler, gördükleri muameleye bak. Sürekli bir zulüm oluyor burada. Yerlerde sürüklenerek insanlar alınıyor!"
https://t.co/irvPmZPn5m
"Herkes bize hakkımız olduğunu söylüyor ama sonuç yok. Ben hakkımı almadan buradan gitmiyorum."
Özel Sektör Öğretmenleri ile birlikte direnen Mülakat Mağduru öğretmenler Ankara'da kölelik düzenine karşı aileleriyle birlikte nöbetleşe olarak mücadelelerine devam ediyor.
Öğretmenlerin hakkını verin!
@MulakatPlatform