Bu Millet Yüzünüze Tükürmeli! ❗
AKP’li Abdurrahman Uzun’un, DEM Parti ve PKK ile iş birliği yapanları sert sözlerle eleştirdiği eski konuşması yeniden gündemde!
Dün söylediklerini bugün unutmuş gibi davrananlara, milletin hafızası cevap verecek…
📢 Gazeteci Barış Pehlivan:
🔸"Bir gece yarısı haber düştü. Denildi ki Rasim Ozan Kütahyalı özgürlüğüne kavuştu, Rasim Ozan Kütahyalı tahliye oldu."
🔸"Allah Allah nasıl tahliye oldu derken tahliye kararına dair belgeye ulaşmaya çalışıyordum ve sonunda buldum."
🔸"Bakın o belgenin en üstünde şunu göreceksiniz: Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından verilen re'sen bir tahliye kararı var."
🔸"Yani daha kovuşturmaya geçmeden, daha davaya dönüşmeden bir kişi hakkında tutuklama tedbirinin artık gereksiz olduğu kanısına vararak bizzat kendisi, bakın savcının kendisi tahliye kararı verebilir."
🔸"CMK'da bu hak savcıya tanınıyor. Herkesin bir şekilde başına gelebilecek bir tutuklama meselesinde neden tahliye verdiğinizi sorguluyorum ey sayın savcılar."
🔸"Çünkü madem bu kadar kolay bir şekilde Rasim Ozan Kütahyalı'nın suçsuz olabileceği, haksız yere tutuklanmış olabileceği kanıtlanabiliyorsa siz hangi delillerle bu adamı tutukladınız?"
🔸"Hani MASAK raporları, o medyaya servis ettiğiniz hani iletişim tespit tutanakları, hani o banka hesap hareketleri?"
🔸"Madem bunlar bu kadar kolay çürütülebiliyordu, siz hangi somut delille bu adamı cezaevine soktunuz?"
🔸"Bir de böylesi kirli, böylesi memleket tarihinde hukuk katliamlarına imza atmış bir ismin mağdur olma ihtimaline yol açtınız arkadaş."
🔸"Memleket pratiğinde böylesi bir tahliye hiç ama hiç normal değil!"
AKP ve Erdoğan’ı defalarca yendiği için cezaevinde tutulan Ekrem İmamoğlu’nun bugünki duruşmada söylediği tarihe geçen cümleleri sizler için özetledim:
— Benim helal bir diplomam var, gösteremeyeceğim bir üniversite arkadaşım yok!
— Ben üniversite arkadaşlarımla stadyum doldururum başkası tavla oynanacak birini bile bulamaz!
— Öfkem çok büyük sayın hakim. Öfkem artık saklanamaz bir vaziyette!
— Bir tane AK Partili belediyeyle ilgili hiç mi soruşturma olmaz?
— Bu ülkede artık adalet, 'istediğimizi vermezsen seni aylarca tutuklu yargılarız' şeklinde yapılıyor!
— Size soruyorum. Biz mi suç örgütüyüz, yoksa her davayı aynı bilirkişi ve aynı savcılarla kurgulayıp, sonra o isimleri ödüllendiren sistem mi suç işliyor?
— 1.5 milyar TL bir duruşuma salonu için harcanmış. Buna bu para harcanır mı? Bunu ancak gayrimenkule meraklı bir yargı mensubu akıl edebilir!
— Savcı sorguda bana 'Ekrem Başkan, kusura bakmayın, yarın siz Cumhurbaşkanı olursunuz. O zaman da siz bizi yargılarsınız' dedi.
— Ben de kendisine çok net bir şekilde şu cevabı verdim: 'Neden yargılanacağınızı düşünüyorsunuz? Suç mu işliyorsunuz? Siz kim, biz kim? Neyin tarafıyız? Biz bu ülkeye adalet gelsin diye mücadele ediyoruz. Bu düşünce bile başlı başına bir sorun! Ülkeye artık adalet gelmeli!
Sadece okuyup geçmeyin, bizler için bedel ödeyen bu insanın her cümlesini her yerde paylaşın..
EKREM İMAMOĞLU’NA
ÖZGÜRLÜK!
Kahramanmaraş'ta 17 yaşındaki bir lise öğrencisinin geliştirdiği susuz tarım projesiyle, su kaynağı bulunmayan yaylada dikilen 500 kayısı ağacı ilk meyvelerini verdi:
"Burada 500 fidanla susuz tarımla üretime başladık ve su kaynakları ağaçların verimine uygun değil.Leonardit adlı biz gübre kullanıyoruz.
Toprağın içine karıştırıldığı zaman toprağın su tutma kapasitesi artıyor. Yaklaşık 4 ton yaş meyvemiz oldu ve bu da yaklaşık 1 ton gibi kuru meyveye denk geliyor."
Mekke Allah'ın evi değildir.
Allah kişi değildir ki evi olsun.
O ev Hz. İbrahim'in Hacer ile ondan doğan İsmail için yaptığı evdir.
Hiçbir kutsallığı yoktur.
Peki, Hacer kimdir...?! Kur'an'da ismi geçen Mısırlı kadındır.
Çocuğu olmayan Sare tarafından İbrahim'e sunulduğunda henüz genç yaştaydı, İsmail'i doğurdu.
İslam kaynaklarına göre, Mısır firavunlarından Senan bin Ulvan'ın İbrahim'in karısı Sare'ye hediye ettiği bir köledir. İbrahim, çocuğu olmayan Sare'nin izniyle Hacer'le evlenir.
Peki, İbrahim kimdir...?!
Urfalı bir Aramidir.
Hz. Muhammed'den 2500 yıl önce yaşamış Yahudilerin atası, İsrail'in kök kurucusudur.
O dönemde İslamiyet yok ki Müslüman olsun.
Putperestti.
Peki, herkesin ona tapmasını istediği putunun adı neydi?
El-ilah (Allah).
Peki, erkeklerde sünneti çıkaran kimdi?
İbrahim.
Peki, sünnet olmayan kişi kimdi?
İbrahim? (Abraham)
Peki! Sünnet ne anlama gelir?
"Ben de İbrahim'in putuna inanıyorum" demektir.
Peki, biz kimiz?
Türk.
(Neden sadece Yahudi ve Müslüman erkekleri sünnetlidir?)
Hani namaza dururken "döndüm kıbleye" diyorsun ya kardeş, işte o aslında "döndüm Kibele'ye" demektir.
Gerçi namaz da İslamiyet'ten binyıllar önce pagan dinlerinde yapılan bir tür tapınma ayinidir de o konuya hiç girmeyeceğim şimdilik.
Kibele ise Friglerin bereket tanrısının adıdır.
"Cennetten gelmiş" diye ağlayarak kafanı içine soktuğun, Hacerü'l-Esved isimli taş da Kibele'nin vajinasını (doğurganlığını) temsil eder.
Şekline bakarsan anlaman zor olmayacaktır.
Sonra cehennem diye bir yerin varlığına inanıyorsun.
Yok öyle bir şey...
Senin cehennem dediğin şey, bugünkü İsrail topraklarında bulunan ve tabanından petrol ve metan gazları çıktığı için sürekli yanan Ge-Hinnom isimli vadinin adıdır ve "azap verici yer" anlamına gelir.
Sümerler döneminde ağır suçluları oraya atıp yakarlarmış.
Sonra bu vadinin ismi Sümerlerden Tevrat'a, oradan da senin inandığın kitaba kopyalanmış.
Zaten inandığın dinin tamamı Sümer, Mısır ve Yunan mitolojilerinden kopyalanmış.
Azıcık okusan, merak etsen anlayacaksın ama işte... Neyse...
Bir de Allah var tabii; İslamiyet öncesi Arapların çok tanrılı dinlerindeki en kudretli tanrısı olan El-ilah. Namıdiğer ay tanrısı.
Yani bugün senin Allah diye inandığın şey aslında ay tanrısı El-ilah'tan başkası değildir.
Hani şu minarelerin tepesindeki ay var ya?? Hah, işte o ay tanrısını temsil eder...
Muhammed çok tanrılı dinlere son verdi ve Kâbe'deki en kudretli put olan El-ilah'ı tek tanrı olarak kabul ettirdi yaşadığı topluma.
Allah diye bir yaratıcının olduğu Muhammed'e ayetlerle bildirilen yeni bir durum olsa babasının adı "Abdullah" olmazdı.
Aynı şeyi zamanında Mısır Firavunu Akhenaton da yapmak istedi.
Çok tanrılı dinleri ve firavunların kutsiyetini yok etmeye kalkıştı ama sarayın ileri gelen rahipleri ve yobaz halkı tarafından linç edildi maalesef...
Tüm firavunların ihtişamlı mezarları varken Akhenaton'un mezarı dahi yoktur.
Ha bir de Yahudilerden nefret ediyorsun, kullandığın isimler bile onların isimleri:
Josef - Yusuf
Jacob - Yakup
Abraham - İbrahim
Thutmose - Musa
Elisha - İlyas
Daha liste uzar gider...
Ne Arap ne de Yahudi soyuyla hiçbir ilgimiz yoktur.
Peki, neden onların efsanelerine uyup bu tür tapınma işlerini yapıyoruz?
Bir Arap ile Yahudi inancı ki Cumhuriyetimizi batırıyor.
Biz hâlen gerçekleri göremiyoruz.
Yerin dibine batsın kör cehalet.
Bir dinin ayakta kalabilmesi, onun ekonomik olarak da güçlü olmasına bağlıdır.
Çorak bir arazide olan Mekke’nin gelir kaynağı da kutsal olan Kâbe'nin tavaf edilmek için dünyanın her yerinden gelen Müslümanların ziyaretiyle sağlanıyor.
Devamı +
10 aylık görev süresinde 16 defa yurtdışına giden Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş’un, Japonya’ya yaptığı 17’nci seyahatin ayrıntıları ortaya çıktı.
• Japonya’ya giden heyet dokuz kişiden oluştu.
• Heyette, Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş’un eşi Hatice Arpaguş da yer aldı.
• Diyanet’in Japonya heyeti, Tokyo’da bulunan beş yıldızlı Keio Plaza’da konakladı.
• Otelin en uygun odasının gecelik fiyatının 20 bin TL’den başladığı görüldü.
• Heyetin Tokyo’da, Tokyo Cami Vakfı’nın lüks aracı ile dolaştığı aktarıldı.
• Diyanet heyeti otele 6 Ağustos’ta girdi, 10 Ağustos’ta ise çıkış yaptı.
• Japonya’da yaşayan ve heyetin masraflarının vakfın gelirlerinden karşılandığını belirten bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, heyetin masraflarının vakfın gelirlerinden karşılandığını ileri sürdü.
• Diyanet heyetinin Japonya’da, “Doya doya gezdiklerini” anlatan kişi, “Vatandaşla sohbet etmediler, vatandaşların da dahil olabileceği bir program yapmadılar” görüşünü savundu.
👉🏻 Arpaguş, 2026'nın ilk yarısında 399,7 milyon TL yolluk faturası harcadı.
(Birgün - Mustafa Bildircin)
Paris’te bir an salon sustu.
Sonra İstiklal Marşı yankılandı.
Milli yüzücümüz Defne Kurt, 100 metre serbestte 59.21’lik derecesiyle dünya şampiyonu oldu.
Kürsüde gözlerinden süzülen yaş; yılların emeğinin, disiplinin ve vazgeçmemenin karşılığıydı.
Bazı madalyalar boyna asılmaz.
Bir milletin gururuna yazılır.
Tebrikler Defne Kurt. Ay-yıldızlı bayrağı Paris’te dalgalandırdığın için teşekkürler şampiyon.!
Uyan Türkiye..
17 yaş altı Kadınlar Voleybol dünya şampiyonasında Türkiye finalde.
Biz hala burada teknik direktörlerin bu hafta sonunda verdikleri kararları ve kurdukları kadroları tartışıyoruz.
Tencere dibin kara seninki benden kara misali !
Türkiye sizlerle ne kadar gurur duysa yeridir.
Başarılar.