Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından DOA makineleri üzerinden iade sürecinin başlamasının ardından fırsatçı marketlerin sulara zam yaptığı ortaya çıktı.
Şok, Bim ve A101 mağazalarında 3 Temmuz tarihinde birbirleriyle anlaşmış gibi (!) aynı günlerde yapılan fiyat değişiklikleriyle sulara zam bindirildi!
https://t.co/otPTSw39vH
🚨 « CE N’EST PAS UNE COMPÉTITION ÉQUITABLE. » 😤
Mehdi Taremi 🇮🇷 et ses coéquipiers iraniens se disent ÉPUISÉS des voyages, des entrainements et des contrôles d’immigration et de transit qui DURENT 5 HEURES. 😩
Hiçbir olay yokken hdhfhf Gerçeklere bu kadar kolay erisilebildigi halde, alenen nasıl kandırıyorlar taraftarları inanılır gibi değil. Akıl tutulması. #12mayis#superfinal
12 MAYIS 2012: UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ
3 Temmuz 2011’de başlayan ve Fenerbahçe’yi hedef alan sürecin önemli dönüm noktalarından biri olan 12 Mayıs olaylarının üzerinden 14 yıl geçti.
12 Mayıs 2012 tarihinde stadımızda oynanan Fenerbahçe - Galatasaray maçı öncesinde, FETÖ’cü polisler tarafından planlı bir gerginlik yaratılmış; hiçbir olay yokken stadımız gaza boğulmuş, sokaklarda taraftarlarımız kovalanmış, kadın, erkek, çocuk, genç, yaşlı demeden insanlarımızın canına kast edilmiştir.
Fenerbahçe camiası ise tarihi boyunca olduğu gibi o gün de haksızlık karşısında geri adım atmamış; birlik, dayanışma ve haklılığından aldığı güçle gerçeklerin ortaya çıkması için mücadelesini sürdürmüştür.
119 yıldır onurlu ve dimdik duran; “önce vatan” diyerek daima ülkesinin yanında olan; yaşadığı tüm haksızlıklara rağmen yarıştığı her branşta Türk sporuna hizmet etmeyi sürdüren Fenerbahçe Spor Kulübü olarak;
12 Mayıs 2012’de yaşananları unutmadık, unutturmayacağız.
Fenerbahçe Spor Kulübü
Merhum haklı olduğu bir konuda düzgünce talebini belirtmek yerine mafyatik pozlar verseydi, hatta gidip galericinin dükkanı önünde bir iki el ateş etseydi, sosyal medya gönderilerine “nüfuzlu” tiplerle fotoğraflarını koysaydı… Şimdi yaşıyor olacaktı.
Bunu merhumu suçlamak için söylemiyorum. Bizi suçlamak için söylüyorum. Temiz kız babalarının normal bir hayat sürmesini temin eden bir devlet kuramadık. Nerede yamyam, zehirli, belalı tip var - yaşamakla kalmıyor saltanat sürüyorlar. İstediklerini vuruyor, istediklerini dövüyor, istediklerini taciz ediyorlar.
AKP iktidarının yarattığı çürüme artık kalıcıdır. Kısa vadede çözülecek de değildir. Uzunca bir süre böyle bir Türkiye’de yaşayacağız - ta ki siyaset teröristlere selam, elçi, mesaj göndermeyi bıraksın da Türk’lerin temel ihtiyaçlarını meselesi etsin.
Satış bir sonuç değil, bir döngüdür. Sunduğun değerin aynı zamanda müşterisi olabiliyorsan, sadece bir iş yapmıyorsun demektir; yaşayan bir sistem kuruyorsun. Karmaşıklığın içindeki o kusursuz sadelik.
Şu aptal İranlı kadınları görmek istemiyorum artık. Yaptıkları maymunluklara karşılık olarak Siyonistlerden iki alkış aldılar diye, iyice şevke gelip bütün hünerlerini sergiliyorlar; hüner dediğim de bir tarafını açmak, Müslümanlara hakaret etmek gibi şeyler. Onlar alkışladıkça iyice soyunuyorlar; havla, yerlerde yuvarlan deseler onları da yapacaklar.
Efendilerine "Bizi insan yerine koymasanız da köpek yerine koyun bari" diyorlar. Dünyadaki tek kâfir siz değilsiniz, bütün kâfirler de köpek değil. Bu kadar adileşmeye gerek yok. Sadece bizi değil, herkesi iğrendirdiniz.
Vatan hainliği tam olarak böyle bir şey. Bir başka ülke, vatanında bir okulu bombalayıp elli küsur çocuğu katletmiş. Sen buna dair sevinç içeren ifadeler kullanıyorsan, o topraklarla oraya ihanet etmek dışında hiçbir bağın kalmamış demektir.
Instagram Türkiye’nin Epstein Adasıdır.
- Sürekli sergilenen mutlu çiftler ve kusursuz ilişki illüzyonu.
- Kadınların, Bedenlerini satması
abonelikli (offline) çıplak içeriklerle kazanç sağlaması
- Erkeklerin evlerinde eşlerini teşhir ederek içerik üretmesi
- Cinsiyet değişimine bağlanan ve pazarlanan zenginlik algısı
- Çıplaklığın açık bir gelir kaynağı hâline getirilmesi
- Çocuk yüzleri üzerinden etkileşim ve kazanç devşirilmesi
- Aile kavramının içerik serisine dönüştürülmesi
- Zenginliğin “açılmakla mümkün olduğu” mesajını veren dindar kadın profilleri
- Mahremiyetin “samimiyet” adı altında pazarlanması
- Özel hayatın içerik, içeriklerin ise meta hâline gelmesi
- Ahlâkın estetikle, değerlerin algoritmayla ölçülmesi
- Hayatın yaşanmak için değil, paylaşılmak için kurgulanması
- Komiklik ve skeç adı altında ahlaki yozlaşmanın normalleştirilmesi.
- Özel günlerin teşhire dönüştürülmesi (Cenaze, Düğün)
- İtiraf, ifşa ve mahrem anların reyting aracı olması.
İspanya’dan bir outdoor gömlek almıştım. Yıllarca giydim. Ütüyle yanlışlıkla yakınca yenisini almak istedim. Etiketine baktım: Türkiye üretimi. 212’li numarayı aradım, Esenyurt’ta bir tekstilci çıktı. “Aynısından istiyorum” dedim. Cevap netti: “Biz onu orası için ürettik.”
Sorun tam da bu. Aynı fabrikada, aynı makinede, aynı işçilikle üretilen mal; ihraç edildiğinde kaliteli, iç pazara geldiğinde daha düşük standartlı. Ve bu fark tesadüf değil.Bakanlıkların, denetim mekanizmalarının ve meslek odalarının; aynı kaliteyi kendi vatandaşından esirgemesi, bunu görmezden gelmesi hatta normalleştirmesi asıl problem. Siz bırakın milletin Çin’den aldığı ucuz ürünlerle uğraşmayı, asıl bunlarla uğraşın.
Moises Caicedo was issued a red card for this challenge on Mikel Merino in Chelsea vs Arsenal.
Milan Skriniar was not issued any foul whatsoever for his challenge on Gabriel Sara in Fenerbahce vs Galatasaray 👀
#SONDAKİKA İnat Box" isimli kaçak dizi, film ve maç izleme uygulamasını kullanan birçok kişinin banka hesapları boşaltıldı.
— 46 kişiden toplamda 14.700.000 TL çalındı.
— Olayla ilgili 27 kişi tutuklandı.
— Uygulama içinde casus yazılım gömülü olduğu belirlendi.
(İHA)