Germany’s Chancellor Merz:
If we hold together in Europe, we are one of the largest and most successful economic spaces in the world.
The best years are not behind us. Good years lie ahead.
🇦🇱🔥 ALBANIA NO CEDE.
Otra noche de masivas protestas en Tirana: el gobierno se negó a cancelar el megaproyecto de Trump y Kushner en una reserva natural albanesa... y la gente respondió con más gente en las calles.
Peki @yenisafakwriter, Yusuf Kaplan;
senin arkasına takıldığın rejim,
aynı ülkeye gemiler dolusu yakıt aracılığı yapıyor ve
bunu kendileri bile açıkça beyan etmişlerdi ticaret başka şey diye.
Ona neden sesin çıkmıyor?
'İnsanların durumlarını incelediğimde şunu gördüm;
Asil insanlar güçlendikçe, daha da mütevazi oluyor. Aşağılık insanlar güçlendikçe daha kibirli oluyor.'
İran'ın Amerika bankalarında, 125 milyar doları var. Vermiyor. Bu paranın içinde F-16 almak için verdiği para da var. Dolarları peşin almışlar F-16 Vermemişler.
Biz ABD'ye 150 adet yolcu uçağı sipariş ettik. Osmanlı iki savaş gemisinin parasını Avrupalılara ödemişti. Parayı aldılar gemileri vermemişlerdi.
Aklınıza bir şey geliyor mu? Mafya düzeninde benim aklıma her şey geliyor.
NEYİN MÜCADELESİNİ VERDİĞİMİZİ HALA ANLATAMADIK MI BAZILARINA?!
ÜLKEMİZ KÜRESEL ŞİRKETLER ÜZERİNDEN TALAN EDİLİYOR! YERALTI KAYNAKLARIMIZIN %90'INDAN FAZLASI SÖMÜRGECİ ÜLKELERİN KASASINA GİDİYOR!
BİZ NE MADENE NE MADENİN ÇIKARILMASINA KARŞIYIZ, BİZ MADENLERİN ÇIKARILIŞ ŞEKLİNİ YANİ DOĞA TALANINA KARŞIYIZ. DÜNYADA BİRÇOK ÖRNEĞİ OLAN EKOLOJİK MADENCİLİK YAPILABİLİR ÜLKEMİZİN DOĞAL ZENGİNLİKLERİ ÖRNEĞİN AKBELEN'DE OLDUĞU GİBİ 20 YILLIK KÖMÜR İÇİN BİN YILLIK ORMANLARIMIZ KUŞAKTAN KUŞAĞA GEÇEN ZEYTİN TARIMIMIZ SULARIMIZ HAVAMIZ KİRLETİLMEMELİ BUNUN GERİ DÖNÜŞÜ YOK!
VATAN DİYE BİR DERDİ OLANLAR BU YIKIMLARA, TALANLARA, TELAFİSİ MÜMKÜN OLMYAN EKOLOJİK TAHRİBATA KARŞI EL-DİL BAĞLAYIP SUSABİLİR Mİ?!
Rusya’nın ücra bir köyünde, rayların vidalarını sökerken yakalanan bir köylü sorgu odasındaydı.
Müfettiş: "Binlerce insanın canına kastettiğinin farkında mısın?
Neden söküyorsun o vidaları?"
Köylü:"Sadece bir vida beyim...
Oltama ağırlık yapması için lazım.
Ben kimseye zarar vermem.
Hem tüm köy böyle yapar; bir vidayı sökeriz, birini bırakırız. Fizik dersinde öğrendik, yük dağılır, tren devrilmez."
Müfettiş:
"Delilik bu !
Muhtar görmüyor mu bunu?"
Köylü: "Görmez olur mu?
Karakolun ve kendi evinin kilitlerini bile bu vidalardan yaptırdı. Bedava sonuçta..."
Müfettiş: "Peki ya maaşınızı artırsak?
Vazgeçer misiniz bu hırsızlıktan?"
Köylü: "Mesele para değil beyim, mesele alışkanlık.
Adaleti ve ahlakı çocukken öğretmezseniz; büyüdüğümüzde cebimiz para görse de biz o vidaları sökmeye devam ederiz."
Müfettiş, bu cehaletten dehşete düşerek raporunu yazmak üzere başkente giden trene bindi.
Camdan dışarıyı izlerken kendi kendine mırıldandı:
"Bu sefalet bir gün felakete yol açacak..."
Tam o sırada ray kenarında elinde iki tane vida tutan küçük bir çocuk gördü. Çocuk gülümseyerek el sallıyordu.
Müfettiş dehşetle bağırdı:
"Treni durdurun.!"
Ama çok geçti. Kulakları sağır eden o metal çatırtısı duyuldu.
Çocuk ne fizik biliyordu ne de "bir söküp bir bırakma" kuralını. O sadece büyüklerinden gördüğünü yapmıştı; ama yan yana iki vidayı birden sökmüştü. Tren devrildi. Cehaletin ektiği tohum, adaletsizliğin suladığı toprakta dev bir felaket olarak biçilmişti.
Suç veya suçlu kim?
Asıl suçlu kim mi ?
Cehaleti normalleştiren toplum,
Çıkarı ahlakın önüne koyan düzen,
“Bir şey olmaz” kültürü,
Ve yanlışa sessiz kalan herkes.
Çünkü bazı toplumlar bir anda çökmez.
Önce vidaları gevşer.
Anton Çehov
Kırılma Noktası
Tarihsel deneyimler gösteriyor ki toplumlar çoğu zaman en kötü koşullarda değil, değişimin mümkün olduğuna inandıkları anda harekete geçerler.
Bu nedenle bir rejimin değişme anını belirleyen ekonomik kriz olmayabilir.
O an , toplumun önemli bir kesiminin şu sonuca ulaşması olabilir:
“Bu düzen artık sorunları çözemiyor ve başka bir düzen mümkündür.”
Bu düşünce yaygınlaştığında sessizlik hızla siyasal talebe, siyasal talep örgütlenmeye ve örgütlenme kurumsal değişim baskısına dönüşebilir.
Dolayısıyla sivil toplumun sessizliği her zaman rıza anlamına gelmez. Bazen sessizlik korkunun, bazen umutsuzluğun, bazen de henüz ortak bir alternatifin ortaya çıkmamış olmasının sonucudur. Siyaset sosyolojisinin temel bulgularından biri de şudur: Toplumlar çoğu zaman dayanamayacakları noktada değil, değişebileceklerine inandıkları noktada harekete geçerler.
Tweeter çok ağır sansürler uyguluyor. Bey efendinin tweti önüme düşüyor, tıklayınca artık böyle bir hesap yok diyor. Bazdn tweeti atıyorsunuz ama filtreleri kimseye göstermiyor. Bazende kendiniz bile tweeti görmüyorsunuz yok oluyor yada tweet hiç atılmıyor...
Haklı bir yorum. Bu konu çok fazla abartıldı. Türkiye Avrupa'nın güvenliğinde rol üstlenebilir mi? Evet. Türkiye Avrupa'nın güvenliği için olmazsa olmaz mı? Hayır. Türk askerinin hayatı neden Avrupa'nın güvenliği için peşkeş çekilecek? Bazı özel Türk şirketleri Avrupa'ya daha fazla ürün satsın da iktidara can suyu olsunlar diye mi?
Avrupa gibi aşırı sağın her geçen gün artış gösterdiği bir yerde asker bulmak çok da zor olmaz. İki propaganda filmine bakar. Avrupa Türkiye'nin neyine muhtaç mesela? Envantere ne kadarı kaç senede gireceği belli olmayan Altay tankına mı? Şu an Avrupa'da 3 tane modern savaş uçağı üretiliyor. EF-2000, Rafale ve Jas-39. Bunları üreten Avrupa, istese yeni nesil uçakları da geliştirir ve üretir. Sorun proje ve üretim aşamasında, teknik ya da üretme kapasitesinde değil.
Helikopter keza. Airbus neyi üretemez? Mesela hangi Avrupalı silah firması kötü? H&K, FN Herstal, Beretta, Steyr mi? Avrupa'da bugün pek çok farklı fırkateyn ve destroyeri üretebilen bir altyapı var. Bugün batılı savaş gemileri neredeyse Almanların MTU'suna muhtaç durumda.
Yakın tarihe bakarsak en büyük savaş teorisyenleri de Avrupa'dan çıkmıştır. Clausewitz, Jomini, de Saxe, Moltke, Hart. Şu anki Avrupa'nın en büyük sorunu saçma sapan şeylerle kendi üretim süreçlerini yavaşlatıyor olmasıdır.
Biraz önce "paranoid etos"tan bahsettim. Şimdi de şizofrenik kültürden bahsedeyim biraz. Şizofrenik kültür temel olarak, anlam bütünlüğünün parçalanmasını, kimliklerin bölünmesini,
zaman deneyiminin kopuklaşmasını, gerçeklik algısının fragmanlara ayrılmasını anlatmak için kullanılan kültürel-eleştirel bir kavramdır.
Biraz önceki twitime verilen cevaplara bu kapsamda bir daha bakın. Twit ortamında şizofrenik kültürün tüm örneklerini görebilirsiniz.
Likya yolunu keşfeden İngiliz anlatıyor:
Likya Yolu, dünyanın en güzel 10 yürüyüş rotası arasında gösteriliyor. Likya Yolu yürüyüş etapları Fethiye Ovacık'tan başlayıp Antalya'ya kadar uzanıyor.
Tarihle doğanın buluştuğu, Torosların eteklerinden geçen Likya Yolu, ilk kez 1999'da Türkiye'ye yerleşen İngiliz Kate Clow tarafından keşfedildi.
Belirli bir harita yoktu. Clow, yüzlerce kilometrelik yolu adım adım yürüdü, çobanlara sordu, Likya Yolu'nun haritalarını çıkardı. Boyalarla işaretlenen yol kullanıma açıldı.
Uzun yıllar Antalya'da yaşayan Clow, şu sıralar hayalini kurduğu antik kente de adını veren Sidyma Köyü'nde küçük bir taş evde yaşıyor. Hâlen yürüyüşlere çıkıyor, tanıyanları ve hayranlarıyla görüşüyor.
23 yıl önce 509 kilometre olarak belirlenen Likya Yolu, yine Kate Clow'un çabaları ile geliştirilerek 760 kilometreye çıktı.
Catherine Austin Fitts, psikopatların dünyayı nasıl yönetebildiğini anlatıyor
"empati yoksunu insanlar... kendi çıkarları için örgütlenmekte gerçekten iyidir"
"[Yani] sizde... tepe noktada [yaklaşık] %3 ila %5 oranında psikopat[lar] var, [ve sonra] onlara yardım ederek çok para kazanan %20 ila %25'lik kesim"
"sonra nüfusun diğer %60 ila %70'i [var ki onlar] neler olup bittiğini kavrayamıyor. Ve diğerlerinin yaptıkları, daha küçük grupların yaptıkları onları çıldırtıyor. Ve nevrotik hale geliyorlar"
Rejim bunları dar bir alana hapsetmiş destek vermeleri karşılığında mankıbe anlatıp goy goy yapabilirler...
15 Temuz hadisesinde bu şarlatanlarda sahadaydı. Kulaklarına üfkediler aparat olarak istedikleri gibi kullandılar...
Tam bir şarlatan Peygamber'ler bile en nihayetinde beşerdirler. Görevlerini yapar, diğer aleme göçerler. Adalet, hukuk, Din'in temel prensiplerini konuşmuyorlar. Mesela Din'de Can'ın, Malın, Namusların korunması prensibinden bahsettiklerini hiç göremezsiniz...