İnsanın iyi ve kötü amelleri kendisine iade edilir.
İnsanın amel defteri bedenidir.
Zannetmeyin ki bir tane defter olacak.
İyi ameliniz nur olarak bedeninize işler, bedeninizi kapatan bir örtüsü olur.
Kötü ameliniz, Allah muhafaza gökten bir yıldırım şeklinde üstüne düşer o insanın, ilk önce bedensel olarak hastalıklara dönüşür, ısrarla günahına devam ederse mal kayıplarına, daha da devam eder, tövbe etmezse can kayıplarına ulaşır. Toplum bunları bilmiyor.Kuran'la hiçbir alakası yok bu toplumun. Öldükten sonra olmayacak şu anda oluyor bunlar. Ama bize ne öğrettiler öldükten sonra olacak.
" Nasılsa öldükten sonra olacak" diyor adam "burda bildiğin gibi yaşa "
Yok!
Evet, insanız kolay değil , Kur'an'ı anlamak zor. Nefisle mücadele zor.O seviyeye gelene kadar kim bilir insanın ne kadar zaman mücadele vermesi lazım. O yaşama ulaşması için.
Eeee o zamana kadar ne yapacak ?
Öğrenmediği için,bilmediği için hep hatalı davranacak.
Peki hatalarının karşılığında ne olacak?
Bileti kesilecek. Her hatasında bir ceza, gökten bir yıldırım.
Ne oluyor ondan sonra?
İşte bakın ağrı kesicilerle,sinir haplarıyla gece gündüz yaşamaya çalışıyor toplum.
Ama o kadar cahil bir toplum ki, sanki hiç Kur'an gelmedi bunlara.
Onun için kardeşlerim sabah akşam tevbe etmeliyiz.
Çünkü niye?
Biz Allah'ın ilmini anlayacak seviyede değiliz.
Hataya çok açık varlığız,her an günah işleme kapasitemiz var.
Eee hepsinde (her hatamızda) hemen ceza alacağız,nasıl olacak?
Bunun önüne ancak tövbe ile geçebiliriz.
Onun için sabah akşam tövbe!
Aç kalın,susuz kalın, nefesiniz kesilsin, can verin ama sakın tövbeyi terk etmeyin!
Aklınız varsa tövbesiz yaşamayın!
Sabah akşam dilinizden tövbeyi düşürmeyin yoksa berbat olursunuz...
- Pir Beşir Efendi
Din tahminle yaşanmaz, açık her şey.
Allah'tan razı mısın ?
Bakın dua ediyoruz birbirimize Allah razı olsun diyoruz dimi ? Evet.
Allah'ın razılığı neye bağlı ?
Bizim ondan razı olmamıza bağlı, kolay değil ama razı olmak. İnsanın nefsine rağmen Allah'tan razı olması çok büyük bir iş.
Ayeti Kerime çok açık
"Sen rabbinden razı Rabbim senden razı "
Kardeşlerim önce bizim şikayetlerimizden kurtulmamız gerekir. Biz ancak o şekilde Allah'tan razı olmuş oluruz. İşte o zaman da o bizden razı olur. Onun razılığı bizim Dünyada kendi aramızdaki bağlantılar ve ilişkiler gibi değildir.
Allah'ın razılığı demek;
Allah'ın bütün gücünün kuvvetini kudretinin himayesinin senin üstünde olması demektir Ey Müslüman !
Yani bir insan ya cenabı hakkın razı olduğu hal üzere yaşar, üstünde onun bedenini kuşatan bir nur tabakası vardır,zırhı vardır ki ayeti kerime
"Sizin için takva elbisesi daha hayırlıdır" diyor.
İşte ! Ya da onun zıttı olarak insanın bedenini saran bir ateş elbisesi vardır. Boş adam yoktur.
Ya o vardır ya o.İkisinden biri.
Demin söyledim ya nur elbisesi olan cennettedir, ateş elbisesi olan cehennemdedir ve şu an ki akıl ve ruh hastalıklarının sebebi de bu ateştir.
Bedeni saran ateştir ki , o ayeti kerime de
"Onlara bir ateşten kılıf geçiririz, onlar onun içinden çıkamaz" diyor. Kur'an her şeyi açıklıyor.
Akıl ve ruh hastalıkların temeli, toplumdaki bütün psikolojik bozukların temeli O'nun ateşten kılıf içine düşmesi. Onun sebebi de isyanıdır.
Kardeşlerim !
- Pir Beşir Efendi
(Salavat) Nurdur, diriliştir,bir derecedir.
Her salâvat bir insan için dünyada eşi bulunmaz hazine misalidir.
Ama insan o kadar lakayit ki şeyleri dert ediniyor.
Asıl dert sensin !
İnsan malesef dışarı bakmasından kendini ihmal ediyor, kendini anlayamıyor. Asıl sorunun kendisi olduğunu,kendi içinde olduğunu,kendisinin şifa bulması gerektiğini idrak edemiyor.Sorunu dışarda maddeye, şeylere bağlıyor. Şeylere kafa yoruyor, mahvediyor kendini.
Bu meseleyi idrak eden insan uyanmış olur. Uyanan insan da artık dünyada takılacak bir şey bulamaz.
Niye ?
- "Banane" der.
"mülk benim değil, insanlardan ben sorumlu değilim mülkün sahibi var. O zaman ben burada yolcuyum "
Yolcu yolunda gerek !
O zaman insan iç âlemine yönelir,işte o zaman şifa bulur. İnsan dış âlemden gözünü, kulağını çekecek ki kendine eğilebilsin, hastalığını anlasın da şifası için uğraşsın. Dış âlemle bir insan ne kadar uğraşırsa arızalanır hastalığı artar.Amaç hastalığımız artması değil ki hastalığımızın şifalanması.Mesele bu !
- Pir Beşir Efendi
Peygamberine kalbi çalışmayan, sevgisi çalışmayan kişinin kalbi ölüdür arkadaşlar.
Ölü bir kalp taşır. Anlıyor musunuz?
Peygamberi sevmeyen neyi sever?
Şeylerini sever, şeyler bitmez.. dünyadaki şeyler..
Evet öyle bir kalp taşımaktan Allah muhafaza eyleye.
Peygamber sevgisi insana hayat verir, hayatın kaynağı odur.
Gerçek manada peygamberi hakikatiyle, gerçek manada sevmemizi Cenabı hâk nasip etsin..bu şekilde dua edelim.
O nedenle sürekli söylüyorum;
En kötü gününüzde bile en az 100 salavatı şerife okuyun ki, yeniden kalbiniz dirilsin.
Yeniden Allah size hayat versin. Yeniden ilahi himayeye korumaya giresiniz. İlahi rahmet içerisinde kalasınız.
Dünya hayatınızda saadet, varacağınız da saadet olsun
O yüzden salavatı şerife hayatı önem taşır.
Her salavat'da da mümkün mertebe; Ya Rabbi peygambere olan sevgimi artır diye temenni edin, dua edin inşallah.
- Pir Beşir Efendi
insanda en üst kimlik sevgidir, en üst duygu sevgidir.
Merkezi nokta insanda sevgidir.
Hani dedik ya taşın kesilip biçilmesi, o sanat erbabı o taşı kesip biçiyor ama onu bir yerde de merkezliyor.
Merkezi var onun. O şekillerde yer buluyor.
İşte o merkez SEVGİ...
İnsanın merkezî sevgidir, anlıyor musunuz?
Şimdi rahatlık zamanında sevgisini taşımak, sevgi üzere olmak belki kolaydır.
Ama sıkıntılar içerisinde, haksızlığa maruz kaldığı halde, zulme maruz kaldığı halde, fenalıklar çirkinlikler içerisinde sevgisini korumak..işte asıl mesele orada..
İşte Allah bunu bizden istiyor.
Neden? Neden bizden istiyor?
Çünkü evet Allah, inananları müminleri seviyor dimi? Onların amelinden razı dimi? Evet onlara nimet veriyor.
Ama bak Allah, O'na isyan edene de nimet veriyor.
Yani sıkıntılı ve zorluk anında da Allah merhamet ve iyiliğini gösteriyor.
Güzelliğini hala ortaya koyuyor Allah.
Merhametini ortaya koyuyor.
Kerim olduğunu ortaya koyuyor.
İnsandan da istediği işte o..
Zorluklar anında iyiliğini, metanetini koruması,
Zorluklar anında adaleletini, sevgisini koruması lazım.
Yani evet asıl mesele burada.
- Pir Beşir Efendi
Ham bir insanın güzelliği görünmez, işe yaramaz, değerini bulmaz.
Niye?
Çetin zorluklarla karşılaşmadan, hakikatte olması gereken şey açığa çıkmaz, yüzeysel olur yani.
O nedenle çileler ve sıkıntılar insanı pişirir.
Çile görmeyen insan ham kalır.
Mesele dediğimiz gibi, insanın sıkıntı anında işte öfkesini yenecek, adaletini gösterecek bir zorluktur onda.
Sıkıntılı bir durumda onun adil olduğunu sen gözlemleyeceksin.
Durup dururken adil, adaletten bahsetmesi, adilmiş gibi davranması onu netleştirmez, belirginleştirmez.
Onun adaletini ne zaman göreceksin?
Haksızlığa maruz, sıkıntıya maruz kaldığı zaman dimi..?
Ayeti Kerime de öyle diyor;
'Bir topluluğa olan öfken seni adaletsizliğe, haksızlığa itmesin' hükmü gereğince sıkıntılı bir zamanda insan, adaletini muhafaza ediyor mu?
Hakkaniyetten ayrılmıyor mu?
Onu bekleyip görmek gerekli.
İşte tüm iyilikler, tüm güzel sıfatlar zorluklar esnasında sergilenmeli..
- Pir Beşir Efendi
Ey insan!
İman güzel ahlaktır diyor Peygamberimiz. (s.a.v) Güzel ahlakın en önemli göstergesi insanlara yük olmamaktır. İnsanlara sürekli emirler veren şahsi hayatı için talepleri bitmeyen bir kişi güzel ahlaktan mahrumdur. Böyle bir kişi sevilmez, hayatta yalnız kalır. Sevilmek istiyorsanız kimseden bir şey istemeyin. Peygamberimiz ashabına "Atının üstündeyken kamçın yere düşse, yerdekine şunu bana ver deme in kendin al." hadisini buyurmuştur.
- Pir Beşir Efendi
Ey İnsan!
Gözün kulağın var ama bunlar Hakkı görmekten aciz organlar. Öyleyse bunların gördüğü, duyduğu ile hareket edipte yanılma. Hakkı görecek duyacak hale erene kadar susta bari haksızlık etme!
- Pir Beşir Efendi
Ey İnsan!
Sen öyle bir varlıksın ki neyi dert edinirsen neyi seversen onu taşırsın. Değerinde taşıdığın kadardır. Şimdi sen kendine layık olanı seç ve Rabbini taşı.
- Pir Beşir Efendi
Ey İnsan!
Cansız gördüklerin bile bir şey peşinde hareketteler. Her şey bir şeye ulaşmak için çaba harcarken, sen neye ulaşmak için uğraşıyorsun? Yolculuğun neye ve kime?
- Pir Beşir Efendi
Ey İnsan!
En çok neye ulaşmayı arzu ediyorsan, neyi ve neden kaybetmekten korkuyorsan sen ona inanmışsın demektir.
Ona göre kendini bil!
- Pir Beşir Efendi
Ey İnsan!
İyi bir şeyler görmek istiyorsan, iyi bir şeyler yap. Ekmediğin şeyi biçmeyi umma. Bil ki yarın bulacağın şey bugünkü amelin ve emelin.
- Pir Beşir Efendi
Ey insan!
Görüyorum diye gözüne güvenme. Kendi içindekini göremeyenin neyine itibar ediyorsun? Eğer kendi içindekini görseydin, dışarıdakini diline dolamazdın, kendi derdine yanardın, kimseye kulp takmazdın.
- Pir Beşir Efendi
Ey insan!
Işık nurdandır. Işık gelince karanlık zail olur. İtiraz edemez.
Sende hak ile hakkı ortaya koyarsan batıl sana itiraz edemez, söner. Işık gelirken gürültü yapmaz. Sende hakla doluysan gürültüye ihtiyacın yok bilesin.
- Pir Beşir Efendi
Ey İnsan!
Dünyada kavuşmak istediğin bir şeye bir nimete duyduğun özlemi ve arzuyu Allah'a, Peygambere duymuyorsan kalbini ölmüş bil.
Derhal tevbe et.
Rabbine dön.
- Pir Beşir Efendi
Ey duygularının esiri köle!
Özgür olduğunu sanma, açık ceza evindesin. Kanma! Özgürlüğün önce kendini bulman sonrada bu alemden ulvi alemlere yükselmene bağlı. Yol uzun, ömür kısa. Ne duruyorsun?
- Pir Beşir Efendi
Ey müslüman!
Ne kadar vasıflısın?
Bilmek istiyorsan dinle!
Kaç müslümanı cehaletten alıp iman ahlakını öğretip birbirine dost, kardeş edip davaya kazandırdın? Eğer sende bu yoksa sen kendin için adamsın akıl verme, eleştirme.
Susta davaya zarar verme!
- Pir Beşir Efendi
Ey İnsan!
Aslın bir hücredir ama şimdi o bir hücren milyarlar olmuş Sen yine birsin. Sen nasıl birsen ,her şey birdir. Bu varlıkları da görüp yanılma, ötekileştirme. Bu alemde birsin.
- Pir Beşir Efendi
Ey insan!
Dünya seni Rabbinden perdeleyen gurbettir. Vatanından, sevdiklerinden uzak gurbette yerleşmeye, huzur bulmaya çalışman ne büyük cehalettir. Asıl vatanın olan Rabbine dönmek için acele et! Ona giden kervana karış.
- Pir Beşir Efendi