Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, kıymetli hocamız Sayın Prof. Dr. Mehmet Haberal ve değerli iş insanı Sayın Sait Ulusoy’un öncülüğünde Ankara’mıza kazandırılan Alzheimer ve Yaşlı Yaşam Merkezi’nin açılışına katıldık.
Mükemmel bir şekilde donatılmış, sağlıktan eğitime, sosyal faaliyetlerden konaklamaya kadar her alanı en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş olan bu tesisin şehrimize kazandırılmasında emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum.
Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün (@toplumenstitusu) hazırladığı ve çok kapsamlı çalışmalar içeren “Türkiye’nin Milliyetçilik Haritası” rapor sunumuna katıldık.
Ülkemizdeki milliyetçilik algısı, milliyetçilerin sosyal olaylara tepkileri ve bunların siyasal zemine yansımaları üzerine yapılmış olan bu saha çalışmasının sonuçlarını ilgiyle takip ettik. Emeği geçen enstitü yöneticilerine ve akademisyenlere teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.
🔴Şişli Belediye Başkanı Sayın Resul Emrah Şahan’dan şikayetçi olduğum ve şahsımdan rüşvet veya bağış istendiği iddiası asla doğru değildir.
🔴Bir süredir yazılı, görsel ve sosyal medyada, tutuklu bulunan Şişli Belediye Başkanı Sayın Resul Emrah Şahan’dan şikayetçi olduğum konuşulmakta ve hiçbir ilgimin ve bilgimin olmadığı bir rüşvet veya bağış iddiasında adım geçmektedir.
Hatta bir grup iş insanı ve siyasetçi ile birlikte ismim anılarak Sayın Resul Emrah Şahan’ın tutukluluğuna gerekçe yapılan bir dosyada açıkça şikayetçi olduğum iddia edilmektedir. Öncelikle ifade etmek isterim ki tanık ifadelerinde geçen ve haberlere konu olan beyanların hiçbiri gerçek değildir. Dolayısıyla Şişli Belediye Başkanı Sayın Resul Emrah Şahan’dan şikayetçi olduğum ve şahsımdan rüşvet veya bağış istendiği iddiası da kesinlikle doğru değildir.
31 Mart 2024 yerel seçimlerinde seçmenimiz bir irade ortaya koymuş, bu milli irade Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarını ülkemizin pek çok yerinde görev başına getirmiştir. Ancak bu durum iktidar tarafından kendi varlıklarına yönelik bir tehdit olarak algılanmıştır. Akabinde ise toplum vicdanında ve benim de vicdanımda asla tatmin edici bir karşılık bulamayan, gizli tanık beyanlarına, sözde itirafçı ifadelerine ve tartışmalı delillere dayanarak verilen mahkeme kararlarıyla bugün 3’ü Büyükşehir Belediye Başkanı olmak üzere pek çok CHP’li belediye başkanı tutuklanmış, yerlerine ya kayyum atanmış ya da belediye başkanvekilleri seçilmiştir.
İstifa ettirilen ya da parti değiştirmek durumunda bırakılan bazı belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri ile de sandıkta çıkan milli irade sakatlanmıştır. Ben bağımsız Ankara milletvekili olarak en başından beri bu sürece yönelik tavrımı TBMM’ye sunduğum soru önergemle, basın açıklamalarımla sosyal medya paylaşımlarımla açık ve net bir şekilde gösterdim. Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere tutukluları Silivri cezaevinde ziyaret ettim.
Bu tavrım, duruşum ve açıklamalarım ortadayken, hiç tanışmadığım ve hiçbir irtibatımın olmadığı Şişli Belediye Başkanı Sayın Resul Emrah Şahan hakkında verilen yeni tutuklama kararına dayanak teşkil etmek üzere şahsımın müşteki olarakzikredilmesini asla kabul etmiyorum.
Bu hususta avukatlarım gerekli takipleri yapmaktadırlar. İlgili iddiaların sahipleri hakkında da hukuki haklarımı kullanacağımı açık ve net bir şekilde ifade ediyorum.
Normal bir hukuk devletinde hiç kimse yargılanmadan muaf değildir. Hakkında suç iddiası olanlar da dahil hiç kimse bizi araştırmayın, soruşturmayın ve yargılamayın da demiyor. Masumiyet karinesine azami özen gösterilmeli, yargısız infazlardan kaçınılmalı, bilhassa sağlık sorunları bulunan tutuklular başta olmak üzere Belediye Başkanlarının tutuksuz yargılanması mutlaka temin edilmelidir.
Somut delillerle desteklenmeyen gizli tanık beyanlarıyla, itirafçı adı altında sunulan müfterilerin ifadeleriyle siyasetçilerin ve seçilmiş belediye başkanlarının tutuklanması, yıpratılması ve görevlerini yapamaz hale getirilmesi, Türkiye’de hukuk ve adalet sistemine olan inancı yerle bir etmekte, milli iradeye de büyük zarar vermektedir.
Temennim bir an önce bu iftira fırtınasını sona erdirecek iddianamelerin hazırlanması, yargılamaların yapılması ve adaletin tecelli etmesidir.
Seçilmiş belediye başkanlarının yeri hizmet koltuğudur, cezaevi hücreleri değil.
#Türk'ün mücadelesi,
Türk'ün emeği,
Türk'ün ZAFERİ!🇹🇷
26 Ağustos 1071'de Sultan Alparslan komutasındaki Türk ordusunun kazandığı #MalazgirtZaferi ve 26 Ağustos 1922'de Gazi Mustafa Kemal Atatürk komutasındaki Türk ordusunun başlattığı #BüyükTaarruz'u gönülden kutluyorum.
Bu topraklara Türk'ün mührünü vuran, bu topraklara "Türkiye" adını veren bu büyük komutanlarımızı ve kahraman ordularını rahmet, minnet ve dualarla anıyorum.
Türk'ün ordu düzeniyle, Türk'ün devlet sistemiyle, Türk'ün devlet aklıyla, Türk'ün askeriyle kazanılmış bu zaferler, coğrafyamızın barış ve huzur anahtarları olmuştur. Bu zaferlerin yarattığı gerçekliği ve tarihi bozmaya kalkışmak ise tarihe ve aziz şehitlerimize en büyük ihanettir.
Can #Azerbaycan’ın bağımsızlığına ve bütün Türklerin birliğine ömrünü adamış milliyetçi ve demokrat lider, Azerbaycan’ın ikinci Cumhurbaşkanı, kendi tanımıyla “Atatürk’ün askeri” #EbulfezElçibey’i vefat yıl dönümünde rahmet, minnet ve dualarla anıyorum. 🇦🇿🇹🇷
Merhum Elçibey gerçek bir halk kahramanı ve Türk milliyetçisi bir devlet adamı olarak her daim anılacak ve hatırlanacaktır.
Ruhu şad, mekanı cennet olsun.
Türk milliyetçiliğinin asırlık çınarı, bir fikir ve kültür meşalesi olarak yolumuzu aydınlatan Türk Ocaklarımızın Genel Merkezini ziyaret ederek yakın zamanda gerçekleşen 47. Olağan Genel Kurulları sebebiyle kendilerini tebrik ettik. Türk milliyetçiğinin günümüzdeki durumu ve ülke meseleleri üzerine çok kıymetli bir fikir alışverişi yaptık. Nezaketleri ve değerli sohbetleri için Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz ve yönetimine teşekkür ediyorum.
Türk Ocağının ateşi daim olsun.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Özgür Özel’e Atatürk Kültür Merkezi çıkışında yapılan saldırıyı şiddetle kınıyor ve lanetliyorum.
Sayın Genel Başkan @eczozgurozel ve Cumhuriyet Halk Partisi Yöneticilerine geçmişolsun dileklerimi iletiyorum.
Bir cenaze töreni çıkışında; iktidarın kutuplaştırma politikasından cesaret alan, milletimizin birlik ve beraberliğini hedef belirleyen siyasetin beslediği provokatör bir şahsın saldırısına uğrayan Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın @eczozgurozel’e geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu çirkin saldırıyı şiddetle lanetliyorum.
Bu saldırıyı yaratan psikoloji, iktidarın muhalefete yönelttiği iftira, nefret ve şiddet politikasının bir sonucudur.
Saldırganın hukuk karşısında cezalandırılması, varsa arkasındaki irtibatların ortaya koyulması en temel temennimdir.
İŞTE GERÇEKLER!
23 Nisan’da Partimizin programına katılmak üzere alana girerken, aracım 3 farklı polis kontrol noktasından geçerek ve bir zorluk yaşamadan alana yaklaşmıştı. Ankara Tren Garı’nın önünde aracım keyfi bir biçimde tekrar durduruldu.
Komiser ile yaşanan diyalogda aracımın geçemeyeceğini, ilgili alana park edebileceğimizi söyledikten sonra aracımı kullanan arkadaşım, komiserin isteği üzerine aracımı park etmeye çalışırken orada bulunan bir polis memuru, amirinin emrinin aksine kendini aracımın önüne attı.
*Bu görüntüleri bir polisin yaptığı münferit hareketin, canımızdan bildiğimiz tüm polislerimize mâl edilmemesi adına bugüne dek yayınlamamıştım. Ancak başı sonu kesilen MOBESE kayıtlarının bazı tv kanallarında yayınlanması, ortada yaralı yokken “Adnan Beker Polis Yaraladı” başlıklarının atılması ve bazı trol hesaplardan iftira içerikli paylaşımlar yapılması, bu görüntüleri yayınlamamızı zorunlu kılmıştır.*
Söz konusu polisin 5 gün rapor aldığı, “polis yaralandı” diye itibar suikastı yapılarak paylaşılan ve aracı kullanan arkadaşımın evine sabaha karşı *CİNAYET BÜRO EKİPLERİNCE VE ÇİLİNGİRLE* gözaltına alma maksatlı gidilen olay görüntülerdeki gibidir!
Biz ne kimseye zarar veririz, ne de polisimizin hukukunu çiğneriz. Ama kimseye de milletin hukukunu çiğnetmeyiz.
Takdiri kamuoyunun vicdanına bırakıyorum.
#Ankara’mızdaki basın ve medya ziyaretlerimiz kapsamında bugün @AnkaraMasasi’nı ziyaret ettik. Ankara’mızda hem yerel basın hem de medya organizasyon alanında kıymetli yatırımları ve çalışmaları olan Ankara Masası İmtiyaz Sahibi Sayın Fezai Polat ve ekibine misafirperverlikleri için teşekkür ediyorum. Çalışmalarında başarılar diliyorum.
Bugün Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ ve İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nu Silivri’de ziyaret ettim.
Türkiye’de bu kadar siyasetçi, gazeteci ve gencin cezaevinde olduğu dönemler yalnızca darbe dönemleri olmuştur.
Türkiye’de muhalifler, adalet ve demokrasi arayanlar yargının araç olduğu bir darbeyle karşı karşıyadırlar.
Türkiye bugün, rakiplerini saf dışı bırakmak için devlet gücünü ve yargıyı adeta bir silah olarak kullanan bir iktidarla karşı karşıyadır.
Aynen Ergenekon ve Balyoz kumpas davaları süreçlerinde olduğu gibi gizli tanıklar ve yalancı şahitler devrededir.
İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu, bazı ilçe belediye başkanları ve belediye bürokratları, çoğunlukla gizli tanık ve yalancı şahit ifadelerine dayanarak tutuklanmışlardır.
Gençlerimiz sadece anayasal haklarını kullanıp yürüyüş yaptıkları için, mitinge katılıp slogan attıkları için, twet attıkları için tutukludur.
300’ü aşkın gencimiz, bayramı analarından, babalarından, ailelerinden uzakta zindanlarda geçirmiştir.
Bu gençler kırmadan, dökmeden, polise taş atmadan, Türk bayraklarıyla meydanlara çıkmışlar düşüncelerini haykırmışlar.
Bu gençlere kıyarken hiç mi vicdanınız sızlamıyor?
Bugün ikinci kez ziyaret ettiğim Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ ise 2 buçuk ayı aşkın bir süredir tutukludur.
Cumhurbaşkanına hakaret nedeniyle göz altına alınan Sayın Özdağ’a adeta düşman hukuku uygulanmıştır.
Tutukluluğunu sürdürmek için kendisine alelacele suçlar isnat edilmiştir.
Ortaya çıkan iddianemeyi hepimiz gördük. O iddianameye göre Sayın Özdağ derhal tahliye olmalıdır.
Bugün bir parti genel başkanı açıkça sosyal medya paylaşımları nedeniyle tutukludur.
Bu, akıl alır bir iş değildir.
Hastalığı nedeniyle Silivri ile hastane arasında mekik dokumak zorunda kalan İBB Genel Sekreter Yardımcısı Sayın Mahir Polat’a açıkça zulmedilmiş, nihayet adli tıp raporu ve kamuoyu baskısıyla ev hapsi kararı verilmiştir. Sayın Polat adeta ölümden dönmüştür.
Demokrasinin, hukukun ve adaletin olmadığı yerde zulüm düzeni hâkim olur.
Türkiye’de artık otoriter tek adam rejimi hâkim olmuştur.
Demokrasimiz artık olağanüstü hâl ve sıkıyönetim şartlarına doğru sürüklenmektedir.
Bu hukuk tanımaz iktidar, Türkiye’de rakipsiz seçim ve muhalefetsiz rejim istiyor.
Bu rejimin adı demokrasi değildir.
İktidarın gittiği bu yol, yol değildir.
Bundan sonra artık söz bitmiştir.
Söz, yetki ve güç millettedir.
Buradan büyük Türk milletine seslenmek istiyorum.
Yapılacak ilk seçimde sandığa gidin, gücünüzü gösterin ve bu zulüm düzenine son verin.
Türkiye’de Türk milletinin iradesinin üstünde hiçbir güç yoktur.
Türk bayraklarıyla Saraçhane’ye giden binlerce genç gözaltına alındı, yüzlercesi Silivri’de tutuklu bir şekilde bayramı geçirdi. Ama bebek katili teröristbaşının doğum günü bahanesiyle polis taşlayan hainlerin bir tanesi bile gözaltına alınmadı.
Bu mu adalet, bu mu millilik, bu mu devlet aklı?
Saraçhane’de ve ülkemizin pek çok yerinde protestolara katılanlara her türlü sert müdahaleyi yaptıran, vatandaşla polisi karşı karşıya getiren iktidar, teröristbaşı Apo’nun doğum gününü kutlayan, polise taş atan, bölücü örgüt lehine slogan atanlara ise güvenlik koridoru sağladı.
Bu açıkça bir akıl tutulması ve gaflettir. Türk devleti adeta bir fetret devrine sürüklenmektedir.
Diğer yandan terörist başı Öcalan’ın doğum günü mesajı adı altında “örgütlenme” çağrısı yapması asla kabul edilemezdir. Sanatçılarımız görüşlerini açıkladığı için TRT’deki projelerden atılırken, dün “silah bırakma” çağrısı yaptırılan hainin bugün “örgütlenme” çağrısı yapması iktidarın niyetini açıkça göstermektedir. “Bize hizmet ediyorsa terörist de olsa iyidir, değilse yeri Silivri’dir” anlayışı Türkiye’yi çürütmektedir. Apo örgütlenme çağrısı yaparak açıkça devlete meydan okumuştur. İktidar buna ne cevap verecektir?
Koltuk hırsı ve dış güçlerin planlarını uygulamaktaki kararlılık iktidarın ülkemizi freni patlamış kamyon gibi uçuruma sürüklemesine sebep olmaktadır. Türkiye’yi parti devleti, devleti bir kişinin çiftliği haline getiren bu zihniyet demokratik yollarla yenilmelidir.
Gözü dönmüş iktidar siyasi bir davayla, hukuku katletmiş, demokrasiyi askıya almıştır.
Tutuklanan sadece Sayın İmamoğlu değil, milli iradenin kendisidir.
Sayın @ekrem_imamoglu'nun, Ergenekon ve Balyoz kumpas davalarına benzer yöntemlerle tutuklanması, iktidarın Türkiye’de "rakipsiz seçim ve muhalefetsiz rejim" istediğini göstermiştir.
İktidar, sandıkta yenemediği siyasi rakibi Sayın İmamoğlu'nu, Cumhurbaşkanı adayı olduğu için yargı darbesiyle bertaraf etme yolunu seçmiştir.
Bu rejimin adı demokrasi değildir.
İktidarın gittiği bu yol, yol değildir.
Senaryosu önceden yazıldığı belli olan haksız, hukuksuz ve adaletsiz bir tutuklama ile karşı karşıyayız.
Ülke ekonomisini, iç huzurunu ve itibarını hiçe sayacak kadar gözü dönmüş bu iktidar, zulüm ile abad olunamayacağını en yakın zamanda görecektir.
Türk milleti, kişilerden ve siyasi partilerden bağımsız olarak yaşananları açık ve net bir şekilde görmektedir.
Türk milleti, Sayın İmamoğlu’nun şahsında demokrasiye ve adalete sahip çıkmış, meydanlarda sözünü cesurca söylemiştir.
Türk milleti, demokrasiye, hukuka ve devletimizin itibarına uzanan ele karşı, eninde sonunda gereğini yapacaktır.
Büyük Türk milleti son sözünü elbette ki sandıkta söyleyecektir.
Türk milleti bu haksızlığı ve adaletsizliği asla unutmayacak ve yapılacak ilk seçimde bu zulüm dönemine son verecektir.
Türkiye bugün, bir yargı darbesiyle karşı karşıyadır.
Ülkemiz bugün, sıkıyönetim ve olağanüstü hal rejimlerini aratmayan demokrasi dışı ve hukuk dışı uygulamalar ile karşı karşıyadır.
Demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye'de yargı, siyasi iktidarın seçimle yenemediği rakiplerini safdışı bırakmanın bir aracı haline gelmiştir.
İktidar, bir taraftan Türk yargısının terör örgütü kurmak, yönetmek ve vatana ihanetten mahkum ettiği İmralı'daki terörist başını umut hakkı adı altında salıvermek için bir süreç yürütürken, aynı iktidar öte yandan seçimle yenemediği siyasi rakibini yolsuzluk ve kent uzlaşısı iddiası ile yaftalayarak mahkum etmek istemektedir.
İktidarın amacı, seçimle kazanamadığı İstanbul Büyükşehir Belediyesine elkoymak ve cumhurbaşkanı adayı olan Sayın @ekrem_imamoglu'nu yargı darbesiyle safdışı bırakmaktır. Başkaca bir sebep aramaya gerek yoktur, bütün bu yapılanlar iktidarın bu senaryosu doğrultusunda kurgulanmakta ve icra edilmektedir.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarına yapılan yargısız infazdır, itibar suikastidir ve haysiyet cellatlığıdır.
Sonuçta adalet er ya da geç tecelli edecektir ancak iktidarın demokrasi ve hukuku ayaklar altına alan bu uygulamaları bir utanç vesikası olarak tarihe geçecektir.
Sonuçta bütün bu demokrasi ve hukuk dışı uygulamaların bir numaralı siyasal sorumlusu olan siyasi iktidar; hukuk, millet ve tarih önünde mahkum olacaktır.
Demokrasi ve hukuk iflas etmiştir!
İstanbul Üniversitesi’nin Sayın @ekrem_imamoglu ’nun diplomasının iptaline dair skandal kararı; hukuku, demokrasiyi ve hakkaniyeti ayaklar altına almıştır.
Sayın İmamoğlu’nun siyasi başarı ve iddialarının ön plana çıktığı bu dönemde verilen karar hukuki değil, açıkça siyasidir.
Bu kararla idarenin sorumluluğu, zaman aşımı ve temel hukuk ilkeleri yok sayılmıştır. Her şeyden önce devlete ve kurumlara yönelik güven yıkılmıştır. Bu kepaze kararı şiddetle lanetliyorum. Umarım hak yerini bulur, bağımsız Türk mahkemelerinde adalet tecelli eder ve bu ucube karar ortadan kaldırılır.
Bu skandal karar yargıdan dönecek ve iktidara çok ağır bir bedel ödetecektir.
🔴Terörsüz Türkiye için yapılması gereken, Türkiye’yi emperyalist güçlerin Ortadoğu planlarına yem etmemektir.
👉Her ne kadar YPG’yi de bünyesinde barındıran SDG yönetimi ile Suriye Geçici yönetimi arasında imzalanan anlaşma ile YPG’nin belirsiz bir takvimde Suriye ordusuna katılacağı ifade edilmişse de Türkiye’ye yönelik terör tehdidi sona ermiş değildir. Hatta, terör örgütü olan YPG’nin Suriye’de devlet yönetimine katılması Türkiye’ye dönük terör tehdidini azaltmamış, tam tersine artırmıştır.
❌Bölücü terör örgütünün çatısı olarak kurulan KCK ve altındaki tüm unsurlar silahlarını teslim etmedikçe, kendileri teslim olmadıkça ve fesih kararı almadıkça yürütülen sürecin büyük bir aldatmaca olacağı açıktır.
🔴Bu aldatmaca ile Türklüğün, Türkçenin ve Türk milletinin tartışmaya açılması asla kabul edilemez.🇹🇷
Daha önce vurgulamıştık: Teröristbaşından iyilik beklemek; akrepten bal yapmasını beklemektir.
Teröristbaşının bugün yaptığı çağrının dış mihraklar tarafından kotarıldığı ve sözde milli bir proje olarak Türk milletine yutturulmaya çalışıldığı açıktır.
Bu çağrının arkasındaki küresel güçlerin, Türk milletinin hayırına bir iş yapmayacağı ortadadır. Bu acı gerçeği görmek için kahin olmaya da gerek yoktur.
Bu çağrı karşılığında Türk devletinin tarihi kazanımlarına, milli kimliğimize ve anayasamıza yönelecek her türlü müdahaleye karşı Kuvayı Milliye ruhuyla büyük bir azim ve kararlılıkla mücadele edeceğiz.
Sözde barış naralarının Irak ve Suriye’deki büyük örgüt varlığına ne etki yapacağını dikkat ve hassasiyetle takip edeceğiz.
Hiç kimse uluslararası bağımlılıkları, siyasi ikbal kaygıları ve siyasi pazarlıkları karşılığında Türk devletinin ve milletinin varlığını ve geleceğini ipotek altına aldıramaz.
Türk milleti bu kepazeliğe karşı derin ve güçlü bir tepki verecek ferasete sahiptir.
Bugün; şehit ailelerinin, yakınlarının ve bütün vatanseverlerin büyük bir hüzün ve öfkeyle takip ettiği bir gün olarak tarihe geçecektir.
Daha önce de ifade ettiğimiz gibi;
yapılması gereken geçmiş acı tecrübelerden ders almak ve terörle kararlılıkla mücadele etmektir.
Hainlere itibar, ihanete meşruiyet dilenen; Türk milletinin kanlarıyla kazandığı değerlerini hedef alan ve Atatürk’e hakarete çanak tutan HÜDA PAR bu cüreti nereden buluyor? Bu ihanet söyleminin sahiplerini TBMM’ye taşıyan iktidar ne zaman gereğini yapacak?
HÜDA PAR’ın “Çözüm” safsatalarıyla topladığı çalıştayda büyük önder Atatürk’e alçakça hakaret edilmiş, İngilizlerle işbirliği yapmış bir isyancı haine özür talep edilmiş, zaferlerle dolu şanlı Türk tarihine gerçekliği olmayan karalamalar yapılmış, devletimizin temel niteliklerini ortadan kaldırma niyeti açıkça beyan edilmiş, Türk devletine ırkçılık ve ayrımcılık iftirası atılmış, velhasıl “hak” talebi adı altında her türlü ihanete çanak tutulmuştur.
Basına ve sosyal medyaya yansıyan bu söylem ve eylemler ne hikmetse hala yargı konusu olmamıştır. Belediye başkanlarına jet soruşturma açanlar, siyasi parti genel başkanlarını ve gazetecileri anında göz altına alıp tutuklayanlar neden sessizler?
Vatanını seven, Türk milletine ve Atatürk’e sevdalı vatandaşlarımız ve bütün Türk milliyetçileri bu kepazeliklere karşı tepkili ve öfkelidir.
Geçmişi terör örgütleriyle, domuz bağcılarla anılan bu sözde siyasi yapıya artık müsamaha gösterilmemelidir. Bu ihanet söylemlerinin sahiplerini meclise taşıyan, listelerine alan siyasi iktidar bu vebali de üzerinde taşımaktadır.
Vatansever hukukçulara ve cumhuriyet savcılarına çağrım, millete ve cumhuriyete karşı yapılan bu ihanete ve hakarete gereğini yapmalarıdır. Vatansever her bir siyasetçi ve vatandaşa da çağrım bu bölücülüğe sessiz kalmamalarıdır.
Türk milleti bu ihaneti asla unutmayacak ve affetmeyecektir.
Sayın Özdağ’ın gözaltına alınması dahi demokrasi adına kabul edilemezken tutuklanması bir hukuk katliamıdır. Muhalif siyasetçileri yargı kılıcıyla korkutamazsınız.
Zulüm asla payidar olmayacak,
adalet er veya geç yerini bulacaktır!
#ÜmitÖzdağYalnızDeğildir