2 Ekim gecesi, gece yarısı, Çorlu Karatepe Kuyu Tipi Cezaevi’nden yüzlerce kilometre uzaktaki Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi’ne sevk edildim. Bana makul, hukuki ve somut tek bir gerekçe dahi sunulmadı. Bunun yerine yapılanın “rutin bir uygulama” olduğu söylendi.
İnsanları gece yarısı uykularından uyandırıp dakikalar içinde eşyalarını toplatarak yüzlerce kilometre uzağa götürmek ne zamandan beri rutin?
Haftanın dört günü aralıksız devam eden duruşmaların tam ortasında, savunma hakkını fiilen kullanılamaz hale getirecek şekilde başka bir şehre sevk edilmek ne zamandan beri rutin?
Adını doğru koyalım: Bu, rutin bir uygulama değil. Bu eziyettir, zulümdür.
Sevk edilmeseydim, ayda yalnızca bir kez açık görüşte kavuşabildiğim kızımı görecektim. Sevkin özellikle gece yarısı, apar topar yapılmasının amacı bu muydu? Kızımı görmemi engellemek, canımı acıtmak mı istediniz?
Merakınızı gidereyim: Vurduğunuz yer acıdı.
Yargılarken de, kapattığınız cezaevlerinde de adaletin değil, eziyetin ve zulmün peşinden gidiyorsunuz.
Av. Mehmet Pehlivan
Kandıra 1 No’lu F Tipi Cezaevi
Emekli eyleminde hayatına son veren Ali Şekeroğlu’nun toprağa verildiği gün AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın fon soygununda milyarlarca liralık vurgun yaptığı ortaya çıktı. Kaya aranıp sorulduğunda ‘Müsait değilim’ diyebiliyor. Halka hesap vermek zorunda bile değil. Demokrasinin katledilmesi işte bu soyguncuların işine yarıyor.
"11. Yargı Paketi” yalnız LGBTİ+ yurttaşları değil, kimlik farketmeden tüm özgürlükçü yurttaşları hedef alıyor. Varoluşumuzu cezalandıramaz, yaşam hakkımızı yok sayamazsınız. Hep birlikte bu yasanın karşısındayız! Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz! 🌈✊
Değerli arkadaşlar ben Özgür Turhan. Güzel ülkemizde komedyenlik yapıyorum. Yarın Cübbeli Ahmet Hoca ile ilgili hakaret davasında ifade vereceğim. Cumartesi günü ise, Galatasaray tarafından şahsıma dava açıldığı için karakola imza vermeye gideceğim, yaklaşık 9 aydır gidiyorum. Yaşadıklarımla beraber, almış olduğum tehditler, yapmış olduğum işi engellemeler ise şu an burada bahsi geçirilmeyecek kadar hafif geliyor.
Eti atmış olduğum tweetten dolayı, yayınlanmayan reklamlarında oynadığım için zarara uğradıklarını söyleyerek sözleşmeyi tek taraflı feshetti. Tarafıma reklamdaki zararlarını karşılamak için tazminat davası açtılar. Reklam setinde içtikleri kahvelerden, beyran çorbalarına kadar benden talep ettikleri tutar, bütün masraflar yaklaşık olarak 5 Milyon TL. Dava anlayamadığım bir şekilde aleyhimde sonuçlandı.
Pazar günü yapacağımız gösteri çekimimizden önce ne suç ne değil diye söylediğimiz bütün kelimeleri gözden geçirdik. Yasalarımıza göre herhangi bir suç işlemediğime kesinlikle emin olduğum gösterimde, eşim dostum ne zaman içeri gireceğim diye gün sayıyor.
Arkadaşlarım, tanıdıklarım yalnızca espri yaptığı için tutuklular, davaları var.
Ben komedyenim, bu ülkede yalnızca esprilerimi sizlerle paylaştığım için başıma bunlar geliyor.
Artık çok yoruldum. Ülkemizin geldiği duruma üzülüyorum, çocuklarımızın geleceğine üzülüyorum, kendime üzülüyorum. Ne yapacağımı ne diyeceğimi bilmediğim garip bir durumdayım.
Türkiye bu geceyi hiç unutmayacak!
4 gün sonra, Türkiye tarihinin kara bir lekesi olan 12 Eylül 1980 darbesinin 45. yılı dolacak.
AKP, bundan daha kara bir tabloyu oluşturma gayretinde!
İçişleri, algı operasyonu yapıyor.
BTK, interneti daraltıyor.
RTÜK, basına gözdağı veriyor!
Cumhuriyet Halk Partililer hukuka karşı gelmiyor, baba evinin ablukaya alınmasına tepki gösteriyor!
Ne yaparsanız yapın; SİNMİYORUZ, BOYUN EĞMİYORUZ!
“Suç örgütüne üye olmak” iftirasıyla tutuklandım. Oysa benim üye olduğum tek örgüt, Türkiye Barolar Birliği ve İstanbul Barosu’dur. Yani bu ülkenin onurlu savunma geleneğidir. Ne bir suç yapısının, ne bir kumpas senaryosunun parçası oldum. Olmam.
Bu açık bir yargı kumpasıdır. Tek nedeni de herkesin bildiği üzere Ekrem İmamoğlu’nun avukatlığını yapmamdır. Amaçları korkutmak, susturmak, yalnızlaştırmaktır. Boşuna uğraşıyorlar. Çünkü biz avukatlar teslim olmayız.
İmamoğlu’na avukatlık yapmayı suç sayan bu çarpık zihniyete sesleniyorum: Eğer bu görevi “ateşten gömlek” ilan ediyorsanız, bilin ki biz o gömleği çoktan giydik, yanmayız. Ben giderim, yerime yüzlercesi gelir. Çünkü biz haklının yanındayız. Çünkü biz eğilmeyiz, susmayız, vazgeçmeyiz.
Çünkü bizim avukatlık pratiğimiz boyun eğmez.
Aziz milletim, sizden istirhamımdır. Lütfen bunları görün ve paylaşın.
Yokluğumu fırsat bilip "Kanal İstanbul" denen rant ve talan projesi uğruna Avrupa Yakası’nın en önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı’nın etrafında 24 bin konutun inşaatını başlattılar.
Bu kez alelacele TOKİ'yi devreye almışlar. Dozer ve iş makinelerini mutlak koruma alanının içine, suyun dibine kadar sokmuşlar.
İBB’nin ve İSKİ’nin resmi uyarılarını dikkate almadıkları gibi Cumhurbaşkanlığı kararıyla Sazlıdere Barajı’nın içme suyu kullanım oranını %100’den %0’a indirmişler. Bunu hiç utanmadan kamuoyundan saklayıp, İSKİ’ye bile bildirmemişler.
Şunu herkes anlasın ki, bizim gözbebeğimiz İstanbulumuz’da feda edilecek bir tek damla su kaynağımız yok. Bu haksız, hukuksuz ve fırsatçı yaklaşımla mücadeleyi asla bırakmayacağız.
Sizin iklim değişikliği ve çevre koruma konusunda zerre kadar samimiyetiniz olsaydı, İstanbul’un su kaynaklarına böylesine saldırmazdınız.
Hukuka, ekonomiye, demokrasiye verdiğiniz zararın yanına çevreye, İstanbul'un su kaynaklarına verdiğiniz zararı ekliyorsunuz. Tüm dünyanın cebelleştiği, yeni yol ve yöntemler aradığı iklim krizine bir kriz de siz ekliyorsunuz.
Hemen vazgeçin bu rant ve talan projesinden. Millet sizi zaten gönderecek bari gitmeden toprağa, suya, havaya daha fazla zarar vermeyin.
19 Mart Darbesine karşı en ön safta direnerek geleceklerine sahip çıkan üniversite öğrencilerinden 301’i hukuksuzca tutuklandı ve bayramı ailelerinden ayrı geçiriyorlar.
Öğrencilere, annelere, babalara, kardeşlere yapılan bu zulme karşı gençlerin başlattığı tüketim boykotunu gönülden destekliyorum. Herkesi bu boykota katılarak tüketimden gelen güçlerini kullanmaya davet ediyorum.
Millet, devletin gerçek sahibidir.
Devleti milletin karşısına diken bir avuç cuntacı kaybedecek, millet kazanacak.
#2nisantüketimboykotu
Erzincan’da doğdum elim iş tuttuğu 6-7 yaşından 14 yaşına kadar çobanlık yaptım.
14 yaşımdan 22 yaşıma kadar İstanbul’da çıraktan ve ustalığa kadar soğuk hava depolarında çalıştım.
Babam işçi emeklisi, üniversitede hem çalışıp hem okudum. Günübirlik işlerde çok çalıştım.
Futbolu, futbolcuları, takımları ve çevrelerindeki ögeleri haddinden fazla ciddiye alıyor onlara gereksiz anlam yüklüyoruz. Futbolun tüm unsurları da asıl ciddiye almaları gereken konuları hiçbir zaman ciddiye almıyorlar. Ülkenin asıl köklerindeki ve her şeye nüfuz eden adaletsizliğe sesini çıkarmazsan, senin daha az anlamlı adaletsizliğine de çözüm bulamazsın. Çürümek böyle bir şey.
Yakın zamanda üst üste kalp ameliyatları geçirdi! Biliyorsunuz!
Dosyasında tek bir delil yok! Biliyorsunuz!
Bile bile suçsuz bir insanın sadece özgürlüğüyle değil, HAYATIYLA oynuyorsunuz!
Mahir Polat’ı derhal serbest bırakın!
#MahirPolatıSerbestBırakın
CMK Görevlendirmesi Hakkında
Ocas sistemi kapanması sebebi ile Baromuza yapılan CMK zorunlu müdafi talepleri neticesinde, talepte bulunan mahkemelere keyfi şekilde gözaltında tutulan meslektaşlarımız görevlendirilmiştir.
Meslektaşlarımız serbest bırakıldıklarında zorunlu müdafilik görevlerini yerine getirmek üzere talepte bulunan mahkemelerde avukatlık yapacaklardır.
Kamuoyuna saygılarımızla duyurulur.
1hr 40mins of jake gyllenhaal breaking houses, opening machines, dismantling anything which he sees.
a different take on grief. LIKED IT.
🎬 Demolition (2015)