Bazen okuduğumuz kitaplardaki karakterlerin yaşadığı şeylere özenir, hayatımızı tekdüze ve içinden çıkılması gereken bir cendere olarak görürüz. Ama biliriz biz yazılan senaryoları hakkıyla oynayan oyunculardan fazlası değilizdir. Film biter, hemen giyeriz mantık zırhını gideriz.
Kendime yaptığım haksızlıklar gelir bazen aklıma, kendimden başkasına tanıdığım iltimaslar. Ölüyorum bir damla su ver desem korunaklı alanlarından çıkmaya cesareti olmayanların hapşırmalarıyla tutuşup ortalığı yaygaraya vermelerim. Kendi hakkına girer mi böyle eşrefi mahlukat ?
Geçmişi hiç yaşanmamışçasına yok saymak da bizi ilk fırtınada uçup gidecek köksüz bir ağaç gibi çaresiz bırakır.Kök salmak, varlığı sağlam ve dik tutar.Kökünü bilen insan,daha gerçek insandır. Bir kökü olan, gökyüzüne uzanır.
#kemalsayar#ölümdenöncebirhayatvardır
Ben artık neredeyse hiçbir konu üzerinde düşünmüyorum.Olmadı mı?Allah istememiştir,böylesi hayırlıdır, olmaması daha iyidir,böyle olması lazımmış falan diyip orada bırakıyorum. Nasiple kavga mı edeyim bir de.
Az önce şöyle bir şey okudum; Zamanını kelebekleri kovalamakla geçirirsen senden kaçarlar ama oturup da bir bahçe ekersen kelebekler sana gelir. Fakat olur da gelmezlerse en azından elinde güzel bir bahçen olur. Son zamanlarda okuduğum en doğru şey.
" Dünyanın en önemli şeyinin ne statünüz,ne çevreniz, ne de başka bir ediminiz değil de ruh sağlığınız olduğunu kavradığınızda; tıpkı bedeninizi sağlıklı gıdayla besler gibi ruhunuzu da sadece doğru insanlar,doğru his ve çıkarımlarla beslemenin önemini idrak ediyorsunuz."
İçimde uzun zamandır sessiz bir kış var. Zaman donmuş,hevesler uykuya dalmış. Ama derinlerde adı konmayan bir sıcaklık, belki de yaklaşan bir sabahın haberi.
Dünya'da o kadar çok izlenecek film, okunacak kitap gezilecek yer var ki insan hayatı boyunca birçoğunu yapamacağı için üzülüyor. Romalılar bu durumu "Ars longa,Vita brevis" diyerek özetlemiş. "Sanat uzun,hayat kısa."