Unutmayalım ki başörtüsü ve iffet sadece kumaştan ibaret bir kabuk değildir. O kabuğun içindeki öz; Allah'a olan mutlak itaat, Rasulullah'a olan sonsuz sadakattir. O mübarek sahabiye hanımlar örtüleriyle yeryüzünde yürüyen birer ayet haline geldiler.
Biz de Allah-u Zülcelal'in yeryüzündeki birer ayeti olmak durumundayız. Ahlakımızla, yaşantımızla, muamelelerimizle, ibadetlerimizle... Allah-u Zülcelal Kur'an ve sünnette bizden nasıl bir insan olmamızı istiyorsa öyle olmalıyız. O zaman. O'nun kelamına uyum sağlamış olur, O'nun kelamının rengine gireriz.
Her alanda Allah-u Zülcelal'in yürüyen bir ayeti olmaya gayret etmeli ve bu hisle yaşamalıyız. Bu hislerle yaşarsak eğer Allah azze ve celle'nin yanında yakınlık kazanmış oluruz.
Kendini seçilmiş kavim olarak gören lanetli yahudi kavmi, şekli insan olsa da; ruhu şeytandan farkı yoktur.
Ellerine imkan geçer geçmez vahşetlerini aleni yaparlar gizleyemezler.
Bazıları da vahşetlerine bir kılıf uydurarak veya masumları kötüleyerek ortaya çıkar.
Bunlardan her yerde var, uyanık olun. Uzaklara bakmayın...!
Yakınınızda hem de çok yakınınızda yaşıyorlar.
Size şimdi dokunmazlar, önce sizi birbirinize düşürerek gücünüzü zayıflatırlar. Sonra başınızı ezecek fırsatı kollarlar.
Aceleleri yok...
Ekmeğinizi yerler, size ekmek satarlar.
Sonra sizi bir ekmeğe muhtaç ederler.
Allah (c.c.) tüm insanlığı onların şerrinden muhafaza buyursun.
Hallac-ı Mansur’un şathiyelerinde kullandığı, hulûl ve ittihadı çağrıştıran o aşırı sözlerine, Cüneyd-i Bağdadi rahmetullahi aleyh gibi dönemin büyük sufileri tevil bile yapmadan şiddetle karşı çıkmışlardır. Hatta bir rivayette Cüneyd-i Bağdadi onun hakkında, "Bu kişi, Hristiyanların Hazreti İsa hakkında iddia ettiğini iddia ediyor" demiştir.
İmam-ı Gazali rahmetullahi aleyh de İhya gibi eserlerinde hulûl ve ittihadı reddederek, Yaratanın yaratılanın içine girmesinin batıl olduğunu söyler. Ehli Sünnet akidesine göre hulûl inancı küfürdür ve kişiyi İslam dairesinden çıkarır; bu konuda kimseye torpil yapılmaz.
Allah-u Zülcelal'in ezeli ve ebedi oluşu; mahlukatın ise hadis yani sonradan olma ve fani oluşundan dolayı böyle bir şeyi iddia etmek küfürdür. Allah'ın hiçbir şeye muhtaç olmadığı; insanın ise her an muhtaç oluşu da yine bunun delilidir.
İki farklı varlığın aynı anda bir bedende birleşmesinin Allah'ın zatında bölünme, sınırlanma ve değişme meydana getirmesi ki bunlar muhaldir, imkansızdır.
Tarih boyunca bütün Ehli Sünnet uleması hulûl ve ittihadı yahudilik ve hristiyanlıktan İslam'a sızmış batıl inançlar olarak değerlendirmiş ve bu fikri savunanları tekfir etmişlerdir.
📢 ÇOK ÖNEMLİ LÜTFEN SONUNA
KADAR DİNLEYİP (2 Dakika) BU SESİ
İLGİLİ MAKAMLARA ULAŞTIRALIM ⚠️
İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi Beye
Çağrımızdır.
Kurân Düşmanı, Sapkın,
Mohsen Namjoo 'nun 13 Haziran
Cumartesi Günü Ankara'da Yapacağı
Konseri İptal Edin...
Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifinde buyuruyor ki:
“Benim hayatım sizin için hayırlıdır; çünkü benimle konuşur, vahiy ile muhatap olursunuz. Vefatım da sizin için hayırlıdır. Çünkü amelleriniz bana arz olunur. Güzel amellerinizi gördüğümde Allah'a hamd ederim. Kötü amellerinizi gördüğümde ise sizin için Allah'tan mağfiret diler, istiğfar ederim.”
Bazıları bu hadis-i şerifi alıp diyorlar ki, ‘Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hayatta olmadığı halde bizim amellerimiz ona arz olunuyor ve bize dua ediyor’ Resulullah Efendimiz hepimize dua ediyor zaten.
O zaman hiçbir şekilde Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden sonra halife olmamalıydı. Asıl yönetici o olmalı ve bitmeliydi. Kıyamete kadar bu duayı yapacak zaten bize. Niye siz sofi oldunuz o zaman? Ya da Hazreti Ebubekir'den itibaren neden halife seçildi? Manevi miras neden şimdiye kadar devam etti? Neden o zaman denilmedi?
Hazreti Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bizim amellerimiz ona arz olunuyor; güzelse şükrediyor, güzel değilse istiğfar ediyor. Fakat bu yönetmek değil. Sadece ona arz olunuyor ve o da dua ediyor.
Sumud Filosu gönüllüleri Türkiye’de!
Vakıf Başkanımız Ferhat Çalışye'nin açıklaması:
"Firavun nasıl Kızıldeniz’de boğulduysa, israil de Allah’ın izniyle er ya da geç Akdeniz’de boğulacaktır.
O günü hep birlikte göreceğiz!"
Muhterem kardeşlerim, tüm dünyanın karşılarında mahcup olduğu yiğitlerimizi mahcup bir edayla ama en güzel vakarla karşılayalım inşaAllah.
Rabbim selametle kavuştursun.
Bu nesil, doğar doğmaz anne babasının ellerini bırakıp dilimizi konuşan yabancıların elini tuttu. Onlara sahip çıkıp kurtarmamız lazım. Eğer onları kurtarmayı başarırsak biz de yarınlarımız da kurtulur.
Allah-u Zülcelal'den hiçbir zaman ümidimizi kesmeyeceğiz. Karanlık ne kadar şiddetli olursa olsun elimizdeki ışığın karanlıktan daha güçlü olduğuna inanacağız.
Bu inançla her kalbe birer iyilik ve güzellik tohumu ekmeye çalışacağız. Bu ektiğimiz tohumlar, çocuklarımız büyüdükçe onların kalplerinde filizlenip büyüyecek inşallah.
Zira kafirler bozgunculuk yapıp istemese de Allah-u Zülcelal nurunu tamamlayacağını vaadetmiş. Biz de buna iman ediyoruz. Allah celle celaluhu nurunu siz mü'minlerle tamamlayacak. Onun için büyük bir ümitle, her gün yeni bir heyecanla Allah-u Zülcelal'in dinini yaşamaya ve yaşatmaya çalışacağız inşaallah-u teala.