Köyler yağmalandı, ibadethaneler tahrip edildi, toplu katliamlar yapıldı...
Osmanlı Devleti’nin ilk başkentlerinden Bursa, 8 Temmuz 1920’de Yunan kuvvetleri tarafından işgal edildi.
Bursa, 2 yıl süren Yunan mezaliminden 11 Eylül 1922’de Türk ordusunun şehre girmesiyle kurtuldu.
https://t.co/uEIQJOuKV3
Bir Yunan vatandaşı, hele de üst düzey devlet yöneticisi Türkiye'ye gelip Türk bayrağının önünde böyle gururla poz verir mi hiç?
Aslâ vermez!
Ama bizim CHP'li Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekilimiz Büşra Özdemir, Yunan adasına tatile gitmiş ve Yunan bayrağı önünde nasıl da gururla poz veriyor, nasıl da düşmanlarımızı çatlatıyor öyle!
Yunanistan Türkiye’yi tehdit olarak görüyormuş, İsrail’le anlaşmış Türkiye’ye karşı savaş tamamları çalıp duruyormuş, umurunda mı bizimkilerin!
Soran olduğunda "Atam olmasaydı Yunan olurduk" derler bazı tipler, malum!
Kaynak: @mehmetcakir_61 Teşekkürler.
Her gün Ukrayna sokaklarından zorla asker toplandığı haberlerine üzüntüden kahrolan insancıl (!) Rusçular, bunu gördükleri zaman herhalde çıldıracak, faşist Ruslara ağzına gelen küfürleri edeceklerdir.⬇️
2022’den beri Ukrayna saflarında Ruslara karşı savaşan Başkurt bölüğü, (Özgür Başkurdistan) esir aldıkları bir Rus askerinin telefonundaki dehşet verici görüntüleri paylaştı.
Görüntülerde, muhtemelen "et taarruzuna" (intihar saldırısına) katılmayı reddettiği için bir çukura atılan Müslüman bir Başkurt askerinin çaresizliği yer alıyor:
🗣 Asker: "Yaşamak istiyorum! Ailemi istiyorum!"
(Ellerini açıp "Allah, Allah… Bismillâhirrahmânirrâhım, Elhamdülillah, Allahu ekber…" diye bağırarak Allah'tan yardım diliyor.)
🗣 Rus Komutan: "Ne ailesi? Rusça konuş, seni lanet olası Rus olmayan maymun! Dizlerinin üstüne çök! Kafana sıkacağım!"
Rus komutanlar, çukurdaki kendi askerlerine ırkçı hakaretler yağdırıyor, taş atıyor, ölümle tehdit ediyor ve üzerine ateş açıyor.
Faşizm mi, Nazizm mi arıyordunuz? Alın işte...
Biz bu Rus faşizmini zaten çok iyi biliyoruz ama gözleri kör, kulakları sağır olan bazı Türk ve Müslümanlara bir türlü anlatamıyoruz.
Yunanistan Türkiye’yi tehdit ediyor, savaşa çığırtkanlığı yapıyor. Ama bizim tatilcilerimiz Yunan adalarında tatil yapmak için sıraya giriyor!
Hiç mi “millî şuur”, bu ülkeye “aidiyet bilinci” filan yok bizde!
İnanılır gibi değil!
Bu ülkenin çok kolay elden gideceğinin resmidir bu!
Yunan vahşetinin asıl boyutunu, durumun tanıkları olan yabancılardan oluşturulmuş bir kurulun verdiği raporlardan öğreniyoruz:
Amiral Bristol - ABD delegesi
General Hare - Büyük Britanya delegesi
General Bunoust - Fransa delegesi
Dall’olio - İtalya delegesi
Bu delegelerin kurdukları komisyon, 1919’dan 1921'e kadar süren dönemde Ege ve Marmara bölgelerinde yaptıkları araştırmalar sonucu ortak raporlar hazırlamışlar ve kendi hükümetlerine sunmuşlardır.
Bu raporlarda, bu dönemde Türklere karşı yapılan cinayetlerin ayrıntılı bilgilerini görüyoruz. Bu anlatılar sayfalar sürüyor. Bunlardan bir kaç küçük örnek... Bugünkü kuşakların bilmesi, anlaması gerekli tarih…
Aydın 1919
Yanmakta olan mahalleden dışarı çıkmaya çalışan çok sayıda Türk erkeği, kadını ve çocuğu, bu mahalleyi şehrin kuzeyi ile bağlayan tüm çıkış noktalarını tutmuş olan Yunan askerleri tarafından hiç sebepsiz yere öldürüldüler.
Bergama - Menemen 1919
17 Haziran’da Bergama’nın boşaltılmasından sonra Menemen’de toplanmış olan Yunan birlikleri, savunmasız Türklere karşı haksız ve gerçek bir katliama giriştiler.
Belediye yetkilileri, 1000’den fazla Türk yöre sakininin katledildiğini belirtiyor.
Ertesi gün bir Fransız subayı, yaptığı inceleme sonucunda 200 Türk’ün öldürüldüğünü ve 200 Türk’ün de yaralandığını kesin olarak saptadı.
#GreekWarCrimes
İlköğretim ve ortaöğretimde Türk dünyası kitapları dağıtıma hazırlandı. 2026-2027 dönemi boyunca okullarda temel eser olarak kullanılacak.
AK Parti Türk Devletleri İlşkiler Başkanı Kürşad Zorlu:
Milli Eğitim Bakanlığımızın bu adımı, eğitim müfredatında hedeflediğimiz Türk Dünyası seçmeli dersinin de güçlü bir başlangıcıdır.
Günlerden beri İsrail seçimleri için İsrail'de süründürülen seçim kampanyasını takip ediyorum.
Bu esnada hem küçük partilerin radikal tabanları ile olan ilişkilerini hem de iktidardaki Netanyahu ile olan ilişkisini daha iyi gözlemleme şansım oluyor.
İsrail'de sürdürülen seçim kampanyasını bir sacayağına benzetirsek bu sacayağının bir ayağı Gazze ve işgal edilen Batı Şeria'ya, diğer ayağı işgal edilen diğer ülkeler olan Suriye ve Lübnan'a ve nihayet bir ayağı da Türkiye'ye oturtulmuş vaziyette.
Biz ne zaman Avrupa'da bir seçim yapılsa, aşırı sağcı partilerden sosyal demokratlara, Hıristiyan demokratlardan yeşillere varana kadar geniş bir yelpazede Türk, İslam ve Türkiye karşıtlığına zaten şahittik.
Anlaşılan bu iş İsrail'de de işe yarıyor.
O zaman İsrail halkının Netanyahu gibi olmadığını ve Türk halkına muhabbet beslediğini falan yorum diye masal tadında anlatanların aslında Tel Aviv'e yanlamış isimler olduğuna hükmedebiliriz.
Ailesi de Holokost mağduru bir Yahudi olan Amerikalı siyaset bilimci Prof. Norman Finkelstein tam da bu konuya parmak basarak 'İsrail-Filistin meselesinde yaşanan ahlaki ve askeri düşmanlığın asıl sorumlusu sadece Başbakan Binyamin Netanyahu değildir, Netanyahu ortalama İsrail toplumunun ahlaki zihniyetinin bir yansımasıdır' demişti.
O zaman şu suali sormanın zamanıdır: İsrail'de Türkiye aleyhine oluşan gündem sadece seçim çalışmaları ile alakalıdır?
Elbette hayır.
Malumunuz size bu köşede daha önce bahsettiğim bir rapor vardı: Nagel Komitesi Raporu
Netenyahu'nun talimatı ile kurulan Nagel Komitesi, hazırladığı raporda Tel Aviv yönetiminin Türkiye ile muhtemel bir harbe hazırlıklı olması gerektiğini söylemişti.
Raporda Türkiye'nin Osmanlı dönemindeki nüfuzunu geri kazanma hırsıyla hareket ettiğini, Suriyelilerin Türkiye ile olan ittifaklarının İsrail'in güvenliğine tehdit oluşturduğunu belirtilmiş ve tedbir alınması gerektiği ortaya koyulmuştu.
Bu kapsamda İsrail beş yıl içinde Türkiye'ye yönelik kullanılmak üzere var olan savunma bütçesine yaklaşık dört milyar dolar ilave bütçe planlaması yapmıştı.
Şimdi ise Yunanistan ile İsrail arasında 'Aşil Kalkanı' anlaşması imzalandı.
Tam da Mekke Savunma İttifakı ile aynı zamanlarda.
Bu anlaşmaya göre İsrail, 3.5 milyar dolar karşılığında Yunanistan'a Davut Sapanı hava savunma sistemleri ile IAI firması tarafından üretilecek Barak MX füzesavar sistemlerini satarak Yunanistan'da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.
Bunların yanında İsrail'in Rafael firmasınca Yunanistan için yeni bir ulusal komuta ve kontrol sistemi de geliştirilecek.
Rafael firması dronlara karşı da Yunanistan'a ekipman satışı gerçekleştirecek.
İsrail, elbette egemen bir devlet olan Yunanistan ile istediği savunma anlaşmasını yapabilir ama burada iki konunun üzerine ciddiyetle eğilmek gerekir.
Birincisi, bu sistemler uluslararası hukuk tarafından silahtan arındırılmış olması gereken adalara da konuşlandırılacak mı?
Şayet bu sualin cevabı evet ise, bu durumda Türkiye'nin ortaya koyacağı tepki ne olacak?
İkincisi ise İsrail'in egemen bir devlet olarak Yunanistan ile yaptığı anlaşmanın benzerini, Türkiye'nin bir başka egemen devlet olan Suriye ile yapmasına ne mani olabilir?
Güçlü olmak
Şartlar böyleyken güçlü olmak, coğrafyada güçlü ittifaklar tesis etmek, toplumda rıza üretmek bu anlamda bir zaruret.
Aksi takdirde coğrafyamız sadece medeniyetler beşiği değil, aynı zamanda bir medeniyetler mezarlığı.
Hal böyleyken, 'Mekke Savunma İttifakı'na ne gerek vardı' diyenleri elbette sizlere havale ediyorum.
Çin baskısıyla Tayland'da idam edilecek Uygur Müslümanlar çaresiz!
Bu hapishaneye, idam yerine gittim ben.
Her şeyi göze alarak gittim.
Tam bir cehennem hayatı yaşıyor mazlum Müslümanlar orada!
''Suçsuzuz, kendimizi savunmamıza bile izin verilmedi. Bizim kimsemiz yok.''
Üç kuruşluk bir gezi uğruna Çin güzellemesi yapan vicdansız gazeteci ve akademisyenler görsün bunu.
Çin zulmü her yerde.
#DoğuTürkistan #ChineseTorture #StopChineseDeathPenalty #DeathPenalty
Belgeselini çektiğimiz Hasidik Yahudiler, Chabad-Lubavitch topluluğudur ve ileri düzeyde Siyonisttir.
İsrail yanlısı bu Hasidik Yahudiler, bizim başlangıçta yalnızca kültürel ve yüzeysel bir video çekeceğimizi düşündü. Drew Binsky tarzında; gündelik yaşamı, gelenekleri ve kültürel farklılıkları anlatan daha hafif bir içerik bekliyorlardı.
Kanalımızın popülerliği de, onların bizim çekim talebimize ılımlı yaklaşmasına neden oldu.
Üstelik bu konuyu ilk kez biz çekmiyorduk. Daha önce Tyler Oliveira ve Tommy G gibi içerik üreticileri de benzer videolar hazırlamıştı.
Fakat çekimler ilerledikçe, konunun yalnızca kültürden ibaret olmadığını fark ettik. Aldıkları çeşitli destekleri, İsrail’le kurdukları tarihsel ve ideolojik bağları ve Kudüs’e dair siyasi-dini yaklaşımlarını da keşfettik ve belgeselimizde bunları size aktarmaya çalıştık.
Filistinli çocukları desteklemeyi unutmayın!
İstanbul’da iş aramaya gelen bir vatandaş 18 yaşından küçük çeteler tarafından vahşice darp edildi.
Vatandaş, göz yaşlarına boğuldu!
Nedir bu?
Çürümedir!
“İç cephe”nin çökmesidir!
Alarm zillerinin çalmasıdır!
Ülkenin savaşmadan içeriden ele geçirilmesi ve çökertilmesidir!
Fiilen işgal edilmeyen bu ülkenin zihnen işgal edilmesidir!
ABD’li politikacı Tim Burchett, Epstein dosyalarındaki şeytanî raporların "dünyayı şok edecek nitelikte" olduğunu söylüyor.
Epstein rezaleti, asıl barbarların kim olduğunu gözler önüne serdi: Vahşî Batı!
Dile kolay!
500 bin çocuğu çalıyorlar, bir adaya götürüyorlar!
Önce tecavüz ediyorlar!
Sonra katlediyorlar, kanını emiyor, etini yiyorlar!
Bunları yapan barbar, primitif, sıradan insanlar değil!
Batı uygarlığının en parlak beyinleri!
Batı uygarlığı anlam ve değer üretme kabiliyetini kaybetti!
🇹🇷🇸🇴 Türkiye's expanding geopolitical and maritime power is increasingly visible far beyond its immediate neighbourhood.
In Somalia, the Turkish Navy, working alongside the Somali National Armed Forces, has rescued the cargo ship MV LATUF off Jifle following a 10-day anti-piracy operation.
The message is clear: Türkiye is not merely watching the map. It is increasingly shaping security across it.