Fatih Altaylı, benim dürüstlüğüm, ilkelerim ve hayatım boyunca verdiğim mücadele senin bütün algı operasyonlarına bedeldir. Yarın saat 12.00’de basın toplantım var. Cesaretin varsa gel ve yüzüme karşı dinle.
O zaman sana, etrafında dolaşan isimleri, kurduğun ilişkileri ve bugüne kadar görmezden geldiğin gerçekleri tek tek anlatayım.
Benim ömrüm imar rantına, ihale düzenlerine ve çıkar odaklarına karşı mücadeleyle geçti. Hiçbir zaman gücümü sponsorların parasından, kapalı kapılar ardındaki ilişkilerden ya da çıkar ağlarından almadım.
Ben hesabını kamuoyuna veren taraftayım. Sen de yarın çık, sorularını yüzüme sor; cevabını herkesin önünde al.
Cesaretin varsa?
Açık açık yalan konuşmasını Özgür beye yakıştıramadım.
Özgür Özel’in “Gördüm, duydum” diyerek kurultayı iptal ettirdiler dediği davayı nasıl manipüle ettiğinin en açık göstergesi aşağıdaki videodur.
Adam ilçe başkanı, bana parayı il başkanı pavyonun köşesinde verdi. Ben parayı sakladım savcıya teslim ettim diyor.
Anlattığı saatte pavyonun olduğu noktadan baz veriyorlar. İl başkanının İstanbul’da Ekrem İmamoğlu ile görüştüğü, Rıza Akpolat ile görüştüğü kayıtlarda var.
Kılıçdaroğlu'nun grup toplantısı kararı: Özel & İmamoğlu'nun Pirus Zaferi
CHP MYK'sının 9 milletvekilini tedbirli olarak Yüksek Disiplin Kuruluna sevki tartışılıyor.
Özgür Özel & Ekrem İmamoğlu cephesi, sevk edilen milletvekilleri, içlerindeki hukukçu kökenliler dahil, hukuksuzluk olduğunu öne sürüyorlar.
Parti Meclisi onayı olmadan disipline sevk olmayacağını iddia eden de var, milletvekilinin sadece TBMM Grup Disiplin Kuruluna sevk edilebileceğini savunan da.
Açıkçası, bir taktik tavır, manipülasyon hamlesi değilse üst düzey pozisyondaki kişilerin partilerinin bağlayıcı belgelerini yeterince bilmemeleri şaşırtıcı.
Oysa ki siyasi partilerin tüzükleri ve tüzüğü destekleyen yönetmelikleri, anayasa niteliğindedir ancak oldukça sadedir. Herkesin anlayabileceği biçimdedir.
TBMM Grup İç Yönetmeliğinin 74. maddesi, "Grup üyelerinin yasama çalışmaları dışındaki tutum ve eylemlerinden doğan parti suçları, Merkez Yönetim Kurulunun isteği üzerine Yüksek Disiplin Kurulunca karara bağlanır." diyor.
CHP Tüzüğünün 63. maddesinin 5. fıkrası ise "İvedi durumlarda Merkez Yönetim Kurulu, il yönetim kurullarının tedbirli olarak görevden uzaklaştırma yetkilerini de kullanarak bir üyeyi yetkili disiplin kuruluna sevk edebilir." şeklinde.
Yine tüzüğün 64. maddesinin 4. fıkrası ile Disiplin Yönetmeliğinin 27. maddesinin 4. fıkrası da şöyle:
"Haklarında tedbir kararı olan üyeler, üyelikten doğan haklarını kullanamazlar. Tedbir nedeniyle partideki görevinden uzaklaştırılan üyenin hakkındaki hüküm kesinleşinceye kadar, yerine yedek üye çağrılmaz."
Ayrıca tüzükte TBMM üyelerinin hem Yüksek Disiplin Kurulu hem de Grup Disiplin Kurulunda işleme tutulabileceği belirtiliyor. (Madde 63'ün 1. fıkrası ve 4. fıkrası)
Siyasi değerlendirmeler yapılabilir ancak bu maddelere göre, MYK'nın 9 vekili Yüksek Disiplin Kuruluna sevki iç hukuka uygun görünüyor.
Yüksek Disiplin Kurulunun milletvekilleri ile ilgili karar verebileceği anlaşılıyor.
Parti çatısı altındaki milletvekilliği de üyelik kapsamında olduğu için, ilgili kişilerin tedbirli sevk nedeniyle; Grup Başkanvekilliği, Grup üyeliği, Parti Meclisi üyeliği, parti üyeliği gibi haklarını kullanamayacağı bir sonuç doğuyor.
Bu durumda Meclis grubunda iki yeni Grup Başkanvekili belirlenmesi gerekecek.
CHP Genel Merkezi, disiplin uygulamalarının devam edeceği bilgisini paylaşıyor.
Herkes Kemal Kılıçdaroğlu'nun CHP Grup Toplantısı için Meclis'e gelmekten vazgeçmesini Özel & İmamoğlu ekibinin "zaferi" olarak yorumladı.
Ancak tam tersi olduğu daha o gün hissedildi.
Türk siyasi tarihinde ilk kez bir genel başkanın partisinin faaliyetine girişi engellendi. Üstelik bu sistemin merkezi, vitrini, kalbi TBMM'de oldu.
Kılıçdaroğlu konuşmasını Genel Merkeze taşıyarak TBMM'deki kaos planını boşa düşürmekle kalmadı, aynı zamanda Özel & İmamoğlu ekibinin kolunu kanadını kırmak için iç hukuk ve özellikle de CHP'liler nezdinde meşru bir dayanak yarattı.
Diğer partilerden izleyenler nezdinde de puan topladı.
Çünkü Genel Başkana saygısızlık ve fiziki mukavemet, Türk siyasi teamülleri bakımından hangi partide olursa olsun açık bir düşkünlüktür.
Dikkat edilirse bu mukavemet Özel & İmamoğlu'nun siyaset ve medya cephesindeki müttefiklerinin de elini zayıflattı.
Kılıçdaroğlu ise Genel Merkezde hem gövde gösterisi yaptı hem de moral depolayarak iradesini perçinledi.
Genel Merkezde Kılıçdaroğlu'nu CHP'li olmayanların dinlediği ileri sürüldü. Bu doğru değildi.
Türkiye'nin sosyal medyadan ibaret olmadığı CHP Genel Merkezinde bir kez daha teyit edildi.
TBMM'ye gelseydi yönetemeyeceği bir krizin içine, tabiri caizse bataklığa girecekti. Daha hitap edeceği salona girmeden sabote edilecekti.
Hepimiz oradaydık.
Fakat Özel & İmamoğlu bu sefer kendi kazdığı tuzağa düştü.
Belki de Kılıçdaroğlu tüm bunların farkındaydı ve en başından gelmemek üzere plan yaptı.
"Mühür kimdeyse Süleyman odur." kanunu işliyor.
Yeni parti için geri sayım hızlanıyor.
Buradan döner mi? İhtimal azalıyor.
🔴Savcıyı suçlar sıyrılım diyen Türker'den 264 milyonluk ciroya cevap yok.
🔺Ekrem İmamoğlu suç örgütü davasında savunma yapan Fatoş Pınar Türker, dosyadaki mali tabloya açıklık getirmek yerine savcıyı hedef alan bir söylem tercih etti.
🔺Oysa kamuoyunun cevabını beklediği konu çok daha net.
‼️Dosyadaki tespitlere göre; 303 adet afiş değiştiricili (scroll) reklam ünitesinin bulunduğu iş için hazırlanan hesaplamada ciddi bir eksiklik olduğu belirtiliyor.
‼️Bu sistemler aynı anda birden fazla reklam yayınlayabildiği halde, sabit reklam panosu gibi değerlendirilmiş. Bu nedenle üç yıllık muhammen bedelin 30 milyon TL değil, en az 49 milyon 326 bin 732 TL olması gerektiği ifade ediliyor.
‼️Ancak asıl dikkat çeken nokta bundan da büyük.
‼️İhaleyi alan firmanın, yalnızca 31 ay 10 günlük süreçte 264 milyon 84 bin 99 TL ciro elde ettiği belirtiliyor.
‼️Yani işin gerçek ticari değeri ile belirlenen bedel arasında devasa bir uçurum olduğu iddia ediliyor.
‼️Basit bir hesapla, firmanın elde ettiği gelir; olması gereken muhammen bedelin yaklaşık 5 katına, ilk belirlenen 30 milyon TL’lik bedelin ise neredeyse 9 katına ulaşıyor.
🔺Bu nedenle kamuoyunun duymak istediği şey savcıya yönelik suçlamalar değil; 303 scroll reklam ünitesinin neden sabit pano gibi değerlendirildiği, muhammen bedelin nasıl hesaplandığı ve 264 milyon TL’lik cironun hangi şartlarda ortaya çıktığıdır.
❌Savunmada cevap bekleyen soru, mağduriyet iddiaları değil; kamu kaynaklarıyla ilgili bu büyük gelir farkının izahıdır.
Cumhuriyet Halk Partili yol arkadaşlarıma ve kamuoyuna,
Bir şeyi anlamakta gerçekten zorlanıyorum...
Psikolojide sıkça bahsedilen bir gerçek vardır; insanlar bazen bir fikre değil, o fikrin kendilerinde oluşturduğu rahatsızlığa tepki verirler. Özellikle de bir konu vicdanı, geçmişi veya sorgulanması gereken bazı gerçekleri hatırlatıyorsa, sağlıklı bir tartışma yerine öfke ve nefret dili ortaya çıkabilir.
Bu yüzden sormak gerekiyor;
Parti içerisinde konuşulan usulsüzlük iddialarının, havada uçuşan dolar görüntülerinin, "Bize yok mu?" söylemlerinin, pavyon masalarına kadar taşınan tartışmaların ve kamuoyunda partimizi yıpratan tüm bu görüntülere neden olanların uzaklaştırılmasını istemek neden bu kadar rahatsızlık veriyor?
Daha da önemlisi; partinin arınmasını, güven ortamının yeniden tesis edilmesini ve en kısa sürede demokratik bir kurultaya gidilmesini savunan bir insana küfürler etmek, hakaretler yağdırmak ve linç kampanyaları düzenlemek nasıl açıklanabilir?
Çünkü normal şartlarda insanlar yanlış buldukları düşüncelere fikirle karşılık verir. Hakaret ise çoğu zaman fikrin değil, öfkenin ve tahammülsüzlüğün dilidir.
Farklı düşünebilirsiniz, eleştirebilirsiniz, katılmayabilirsiniz. Demokrasi bunu gerektirir. Ancak nefret diliyle saldırmak, insanları hain ilan etmek ve hakareti siyaset zannetmek ne vicdana ne de Cumhuriyet Halk Partisi kültürüne yakışır.
Asıl sorgulanması gereken; partinin temizlenmesini isteyenler değil, bu temizliğe neden bu kadar öfkeyle karşı çıkıldığıdır.
Bizim derdimiz kişiler değil, partimizin geleceğidir. Çünkü inanıyoruz ki Cumhuriyet Halk Partisi hiçbir kişinin değil, milyonların umududur.
Bu nedenle sorulması gereken soru şudur:
Parti içerisindeki tartışmaların son bulmasını, güven ortamının yeniden kurulmasını ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin daha güçlü bir şekilde yoluna devam etmesini istemek neden bazı kesimleri bu kadar rahatsız etmektedir?
Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu:
“Birlikte mücadele etmek zorundayız.
Her şeyi bu ülkenin güzel insanları için yapıyorum. Asla sizi utandırmayacağım.
Hakkı, adaleti ve hukuku her yerde ve her ortamda savunacağım.”
🔴Sayın Özgür Özel bugün, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu destekçilerinin CHP üyesi bile olmadığını, garip tipler olduğunu söyledi.
🟠Sayın Özel bugün genel merkeze gelenlerin %98’i CHP üyesiydi. Hatta ihraç ettikleriniz, baba ocağından kovduklarınız dahil.
Hepsi kendi bütçeleri ile Ankara’da ucuz otellerde kalmak pahasına desteğe geldiler.
🔴Peki sizin Ayrancı’da yokuşa bıraktığınız giydirilmesi çıkarılmış araçlar hangi belediyelere ait? Kokartları üzerinde unutmuşsunuz.
Belediye meclis üyelerine sizin etkinliklerinize katılmaları için zorunluluk getirdiniz mi?
🟢Belediye çalışanlarını bu araçlarla mı taşıdınız?
🟠Dağıttığınız kumanyaları, belediye bütçelerinden mi kullandınız?
Biz, farklı fikirlerimizle zenginleşerek büyüyen ve aynı amaç etrafında kenetlenen dev bir aileyiz.
Birbirimize rakip değiliz; bizler, Cumhuriyet Halk Partisi’nin omuz omuza yürüyen evlatlarıyız.
Hedefimiz net: Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında adaleti, demokrasiyi tesis etmek ve milletimizin çağdaş uygarlık hedefini gerçekleştirmektir.
11 Haziran Perşembe günü yapacağımız ilk Parti Meclisi toplantısıyla kurultay sürecimizi başlatıyoruz. Tüm örgütümüzü yarınki grup toplantımızda tek yürek olmaya, sağduyu ve yoldaşlık bağıyla kenetlenmeye davet ediyorum.
Murat Karayalçın SHP Genel Başkanıydı ancak milletvekili değildi.
SHP milletvekilleri, Karayalçın'ın istemediği şekilde Aydın Güven Gürkan'ı Meclis Grup Başkanı seçtiler.
Böylece partinin genel merkezi ile Meclis grubu arasında bir güç ayrılığı ortaya çıktı.
Tartışma şuydu: "Genel Başkan mı söz sahibi, yoksa TBMM Grubu mu?"
Dönemin TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk, Meclis Başkanlığı'nın parti içi kavgada taraf olmayacağını açıkladı.
Buna rağmen Karayalçın'ın grup toplantısında konuşabileceği kabul edildi.
CHP Hırsızlardan temizlenirken dün yaptıklarını unutan bu dinozorlardan da temizlenmeli..
📌Bakınız bugün Sabiha Gökçen’in ölüm yıl dönümü değil, doğum günü değil, herhangi bir özel gün değil peki bu paylaşım neden yapılıyor ?
📌Özgür Özel’i destekleyen malum derneğin bu paylaşımı, Kemal Kılıçdaroğlu üzerinden Dersimlilere ve Alevi toplumuna yönelik faşist bir mesaj niteliğindedir.