DUT YAPRAĞI
Sütten 25 kat fazla kalsiyum, ıspanaktan 10 kat fazla demir içerir.
Şeker sorununa gösterdiği fayda akıl almaz derecededir.
Ucuz hatta bedava olduğu için saatlerce reklamı yapılmadığından pek kıymeti bilinmemektedir.
Dut yaprağı en az dut meyvesi kadar sağlık açısında önemli faydaları olan bir yapraktır.
Yapraklar kaynatılarak elde edilen çay bir çok hastalığın tedavisinde kullanılır.
Dut yaprağı, çayının yapılması dışında da çeşitli kullanım alanları bulunuyor.
Bunlara bir göz atalım.
Dut Yaprağının Faydaları Hakkında?
Dut meyvesinin ateş düşürmedeki rolü herkes tarafından bilinir.
Aynı özelliği dut yaprağında da bulunmaktadır.
Dut yaprağı kalp sağlığını olumlu yönde etkileyen maddeler barındıran bir yapraktır.
Kalp hastalıkları için alıç yaprağı ile birlikte kullanılması tavsiye edilir.
Bronşit, boğaz hastalıkları ve kuru öksürük gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanımı mevcuttur.
İyi bir idrar söktürücüdür ve özellikle beyaz dutun yapraklarından elde edilen çayın kan şekerini düzenleyici özelliği vardır.
Dut yaprağı ile hazırlanan çay egzama tedavisinde de kullanılır.
Karaciyer hastalıklarının tedavisinde günde 3 bardak dut yaprağı çayı içilmesi tavsiye edilir.
Günde 2 bardak dut yaprağı çayı içmek vücuda zindelik ve direnç sağlar.
Yapılan araştırmalara göre dut yaprağından elde edilen özütün fil hastalığına karşı şifalı olduğu gözlemlenmiştir.
Ayrıca diş ağrılarına karşı gargara yapılarak kullanıldığında ağrıları giderici özelliğe sahiptir.
Dut yaprağı çayının bir önemli özelliği de rahatlatıcı etkiye sahip olmasıdır.
Zihnin ve bedenin gevşemesinde yardımcıdır.
Dut Yaprağı Çayı Nasıl Hazırlanır?
Malzemeler: 2 yemek kaşığı kurutulmuş dut yaprağı, 1 litre su
Dut Yaprağı Çayı Hazırlanışı: 1 litre kaynamış olan suyun içerisinde 2 yemek kaşığı kurutulmuş dut yaprağı konulur.
Bu şekilde yaklaşık 2 saat demlenmeye bırakılır.
Demleme işlemi bittikten sonra çayınızı süzün ve gün içerisinde bu çayı aralıklarla içerek tüketin.
Özellikle yemeklerden önce içildiğinde fayda sağlamaktadır.
İlkbaharda toplanır. Şimdi toplamanın tam zamanıdır.
Not: kendimiz kurutursak fazla kırmadan cam kavpnozda muhafaza edelim.bir bardak suya büyük olursa bir küçük olursa iki yaprak yeterli.günde iki veya üç bardaktan fazla içilmez.
Kan şekeri düşük olanlar kullanamaz.
Lüksemburg'da yaşam koçluğu yapan Lanna Broz, yaptığı paylaşımda Batı'nın İslam dininden neden korktuğunu ve İslamofobi'nin sebeplerini sıraladı:
''6 milyar insan İslam'a dönse, alkol endüstrisi, et endüstrisi, müzik endüstrisi, Hollywood, kumar sektörü ve bankalar çökerdi.''
Anlatılır ki bir tüccarın yolu eşkıyalar tarafından kesilir ve malı elinden alınır. 🚨
Bunun üzerine Abbasi halifesi Me’mun’a gidip şikâyet etmek ister; ancak huzura kabul edilmez. Bunun üzerine ona ulaşmak için bir hileye başvurur:
Cuma günü gelir ve yüksek sesle şöyle seslenir:
“Ey Bağdat halkı! Söylediklerime şahit olun:
Benim Allah’ta olmayan bir şeyim var…
Benim yanımda Allah’ta olmayan bir şey var…
Benimle birlikte Allah’ın yaratmadığı bir şey var…
Fitneyi severim, hakkı sevmem…
Görmediğim şeye şahitlik ederim…
Abdestsiz namaz kılarım…”
Bunu duyan halk onu yakalayıp Me’mun’un huzuruna çıkarır. Me’mun ona:
“Senin hakkında bana ulaşan bu sözler nedir?” diye sorar.
Adam: “Doğrudur” der.
Me’mun: “Seni buna ne sevk etti?” diye sorar.
Adam şöyle cevap verir:
“Yolum kesildi, malım alındı. Günlerdir kapında bekledim ama içeri alınmadım. Seni görebilmek ve derdimi anlatabilmek için bunu yaptım.”
Me’mun: “Sözlerini açıklarsan sana hakkını veririm” der.
Adam şöyle açıklar:
“‘Benim Allah’ta olmayan bir şeyim var’ demem; benim eşim ve çocuğum var, Allah için böyle bir şey söz konusu değildir.
‘Benim yanımda Allah’ta olmayan bir şey var’ demem; bende yalan ve hile vardır, Allah bunlardan münezzehtir.
‘Benimle birlikte Allah’ın yaratmadığı bir şey var’ demem; ben Kur’an’ı ezbere biliyorum. Kur’an yaratılmış değil, vahiy olarak indirilmiştir.
‘Fitneyi severim’ demem; malı ve evladı severim. Nitekim ayette: ‘Mallarınız ve çocuklarınız birer imtihandır’ buyrulur.
‘Hakkı sevmem’ demem; ölümü sevmem, oysa ölüm haktır.
‘Görmediğim şeye şahitlik ederim’ demem; Hz. Muhammed’in Allah’ın elçisi olduğuna şahitlik ederim ama onu görmedim.
‘Abdestsiz namaz kılarım’ demem; Peygamber’e salavat getiririm, bunun için abdest gerekmez.”
Me’mun bu açıklamayı beğenir ve ona malının karşılığını verir.
İşte böyle, ilk dönem Müslümanlar amaçlarına ulaşmak için hileyi; aldatma ve hırsızlık için değil, zekâ ve ferasetle kullanırlardı. Adam aslında yalan söylememiş, fakat zekâsıyla herkesin onu dinlemesini sağlamıştır.
@burhan_fd
YÜKSEK ZEKİ BİR KİŞİNİN BELİRTİLERİ:
1. Kendi Kendilerine Konuşmak:
Sıradan insanlar genellikle düşüncelerini doğrulayacak başkalarını ararlar.
Zeki insanlar, kendi kendilerine konuşarak, adeta zihinlerinde özel bir toplantı yapar gibi, sorunları çözümleyebilirler.
2. Eşsiz Bir Mizah Anlayışı:
Şakaları genellikle zekice ve çok katmanlıdır.
Herkes onları anlamaz çünkü basit mizah yerine daha derin düşünmeye dayanırlar.
3. Güçlü Gözlem Yeteneği:
Ayrıntıları çabuk fark ederler ve durumları hızla analiz ederler.
Bu özelliğin klasik bir örneği, kurgusal dedektif Sherlock Holmes'tur.
4. Geçmişten Ders Çıkarma:
Pişmanlık duygusuna kapılmazlar.
“Keşke yapmasaydım” demek yerine, ders çıkarıp ilerlemeye odaklanıyorlar.
5. Açık Fikirlilik:
Başkaları konuştuğunda, özellikle de söylenenlerde değerli bir şey varsa, dinlerler.
Onlar manipülasyona veya boş söylemlere daha az kapılırlar.
6. Sınırlı Olumsuzluk:
Gereksiz olumsuzluklardan kaçınırlar.
Bunun yerine, olası sorunları önceden düşünürler ve buna göre plan yaparlar.
7. Kararlı, ama inatçı değil:
Fikirlerinin arkasında duruyorlar ama dinlemeye de hazırlar.
İletişim sorunu çözmezse, basitçe uzaklaşırlar.
8. Yalnızlıkla Rahat Etme:
Genellikle yalnız başlarına sessiz zaman geçirmekten hoşlanırlar, bazen odaklanmak ve net düşünmek için enstrümantal müzik dinlerler.
9. Kaygıyı Yönetmek:
Birçok zeki insan bir düzeyde kaygı yaşar, ancak kaygının kendilerini kontrol etmesine izin vermek yerine onu yönetmeyi öğrenirler.
10. Kasıtlı Yalnızlık:
Onların yalnızlığı üzüntüyle ilgili değil.
Yalnız başlarına zaman geçirerek düşünürler, tefekkür ederler ve kendileriyle yeniden bağlantı kurarlar.
11. Kişisel Takıntılar veya Koleksiyonlar:
Genellikle bir şeye karşı yoğun bir ilgi duyarlar; bu, eşya koleksiyonculuğu veya belirli bir hobiyle derinlemesine ilgilenmek olabilir.
12. Stratejik Okuma:
Her şeyi kelimesi kelimesine okumak yerine, kitapların gerçekten ihtiyaç duydukları bilgileri içeren bölümlerine odaklanırlar.
Kuzey Kore diktatörü Kim Jong Un, basın toplantısında açıklamış:
“On yıl içinde Kuzey Kore, uzay aracıyla bir astronotu güneşe indirecek!”
Gazetecilerden biri sormuş:
“Fakat güneş çok sıcak. Bunu nasıl yapacaksınız?”
Derin bir sessizliğin ardından Kuzey Kore diktatörü cevap vermiş:
“Gece indireceğiz!”
Alkışlar ve “Yaşa, varol” sesleri salonu kaplamış...
Programı televizyondan izleyen Başkan Trump alaylı bir gülümsemeyle:
“Bu adam çok cahil yahu” demiş “Gece güneş yok ki!”
Rahmi Turan (Sözcü, 12.02.2025)
Tanıdık geldi mi ?
Cambaz biri eşeği yularından çekip gelmiş pazara, bir başka cambaz yanaşmış:
“Kaça bu eşek?” diye sormuş.
“Bin lira!” demiş.
“Aldım gitti, ver elini helalleşelim!”
Birkaç kişi alıcının kulağına fısıldamış:
“Yahu görmüyor musun, bu eşek topal, onun için ucuza verdi!”
“O eşek topal değil, tırnağının arasına taş kaçmış; bu nedenle topal sanıp ucuza elden çıkarmaya bakıyor!”
Eşeği satana koşmuşlar:
“Yahu bu eşek topal değilmiş, tırnağına taş kaçmış!”
Satıcı gülmüş:
“Eşek topal olmasına topal da öyle sansınlar diye taşı tırnağına ben koydum!”
Alıcıya koşmuşlar:
“Yahu bu eşek gerçekten topalmış, taşı o koymuş, seni de kandırdı, parayı aldı!”
Alıcı dövünmeye başlamış:
“Vay anam vay! Eğer verdiğim para sahte olmasaydı, beni kazıklayacaktı.”
Muhteşem bir hikâye.
Günümüz insanının ahlâk yapısının özeti bu…
Yalan söylediklerini biliyoruz.
Yalan söylediklerini biliyorlar.
Yalan söylediklerini bildiğimizi biliyorlar.
Yalan söylediklerini bildiğimizi bildiklerini biliyoruz.
Ama hâlâ yalan söylüyorlar…
Arkadaşlar, oysa yalan söylemek büyük günahtır.
Bir âyet-i kerime meali şöyledir:
Yalan söyleyenler, iftira edenler, ancak Allahü Teâlâ'nın âyetlerine inanmayanlardır. İşte onlar, yalancıların ta kendileridir.
Yalan, günahların en çirkini, ayıpların en fenası, kalpleri karartan bütün kötülüklerin başıdır.
Hadis-i şeriflerde buyurulur ki:
Yalan, nifak kapılarından biridir.
Mümin her hataya düşebilir ama hainlik yapamaz, yalan söyleyemez arkadaşlar.
Doğru olun; doğruluk iyiliğe, iyilik ise cennete çeker. Evet, hani kolunuzdan tutup çekerler ya, aynen öyle çeker sizi.
Yalandan sakının; yalan fücura, yani ahlâk kurallarına aykırı bir yaşama götürür; fücur ise cehenneme götürür.
Arkadaşlar, sözle çıkarılan fitne, kılıçla çıkarılan fitne gibidir. Yalan söylemek, iftira etmek ile çıkarılan fitne, kılıçla çıkarılan fitneden de kötüdür.
Bir genç, Peygamber Efendimize üç büyük günaha yakalandığını bildirmiş. Bunlardan biri yalanmış. Peygamber Efendimiz:
“Yalanı benim için terk et!” buyurmuş.
Genç, “Peki,” diyerek gitmiş.
Bir günahı işleyeceği zaman:
“Eğer bu günahı yaparsam Resulullah sorduğunda ‘evet’ dersem suçum meydana çıkar; ‘hayır’ dersem yalan söylemiş, verdiğim sözü tutmamış olurum,” diye düşünmüş.
Diğer iki günahı da bırakmış.
Lokman Hekim der ki:
“Oğlum, yalandan sakın; o serçe eti gibi tatlıdır. Ondan az kimse kurtulur.”
Müslümanın kalbinde yalandan daha kötü bir şey yoktur; çünkü yalanla iman bir arada bulunamaz.
Şimdi bu kadar şeyi anlatınca Gaziantep’te yaşayan ve depremi yaşayan, deprem bölgesinde başından beri çalışma yapan birisi olarak depremle ilgili üretilen yalanları düşündüm de bu kadar insanın vebalini nasıl ödeyecekler acaba diye düşünmeden edemedim.
Yazık, çok yazık…
Lütfü Filiz, “İKRA’ – Rabbinin adıyla oku” emrini lafzî bir okuma çağrısı olarak değil;
harf–ses–mana–mertebe ilişkisi üzerinden ontolojik ve idrakî bir açılım olarak yorumlar.
Bu yorum, onun özellikle Nokta – Harf – İsim – Mana – Tecelli çizgisini merkeze alan yaklaşımıyla uyumludur.
Lütfü Filiz’in yaklaşımına sadık kalarak, İKRA emrini harf harf ve mertebe mertebe özetlersek:
1.”İ” (Elif’in Kesresi) – İdrakin Başlangıcı / Yöneliş:
•Elif mutlak birliktir (Ahadiyyet).
•Kesre (ـِ) ise inişi, yani birliğin idrak alanına yönelmesini gösterir.
-Mertebe: Ahadiyyet → Ulûhiyet’e yöneliş
-Mana: Okuyan henüz “ben” değildir; idrak eden de, edilen de henüz ayrışmamıştır. Bu safhada fail yoktur, yalnızca yöneliş vardır.
2.”K” (Kâf) – Kudret ve Kevn
•Kâf, “Kun” (Ol!) emrinin harfidir.
•Varlığın imkândan fiile geçiş eşiğini temsil eder.
-Mertebe: İlâhî kudretin kevnî alana teması
-Mana: Okuma, zihinsel bir faaliyet değil; varlığın kendi kendini açmasıdır. Burada “okuyan”, okunanın kendisidir.
3.”R” (Râ) – Ruh ve Rücu
•Râ, hareket, dönüş ve devran harfidir.
•Ruhun aslına doğru kendi kaynağına dönüşünü simgeler.
-Mertebe: Ruhânî idrak – Melekût
-Mana: Okuma artık bilgi toplamak değil, varlığın kendi hakikatini tanımasıdır. Bu, sezgi ve keşf mertebesidir.
4.”A” (Elif) – Asla Dönüş
•Başlangıçtaki Elif, sonunda yeniden görünür.
•Bu, kesretten vahdete dönüştür.
-Mertebe: Fenâ → Bekâ
-Mana: Okuma tamamlanmıştır; okuyan, okunan ve okuma bir olmuştur.
5.”Rabbinin Adıyla” – Benlik İptali:
Lütfü Filiz’e göre burada kritik vurgu şudur:
“Sen okuma – Rabbinin adıyla oku.”
-Bu ifade:
•Ego-merkezli bilginin iptalidir
•Failin benlikten alınarak Rabbe iadesidir
~Ontolojik sonuç:
Hakiki okuma, benim anladığım değil.
Hakk’ın kendini kendine okutmasıdır.
6.Toplu Mertebe:
Harf: Mertebe-İdrak Türü
•İ: Ahadiyyet’e yöneliş-Saf farkındalık.
•K: Kudret / Kevn-Oluş eşiği.
•R: Ruh / Melekût-Keşf–sezgi.
•A: Elif / Vahdet-Fenâ–Bekâ.
7.Lütfü Filiz’in Temel Tezi (Özet):
İKRA, “metin oku” değil; “varlığın kendisini çöz” emridir.
Okunan kitap değil, senin varlık mertebendir.
Rus ve Amerikalı oyuncular sahada mücadele etti ama madalya töreninde birleşip Filistin bayrağı açtı.
Hükümetler İsrail’in yanında yer alsa da halklar Filistin’i destekliyor.
Netanyahu’nun ABD dönüşü şu dediklerine bir bakın. Bu antlaşmayı bu halde kabullenmek, hele de Hamas’a kabul etsin diye baskı yapmak apaçık ihanettir.
“Her şey mükemmel gidiyor. Hamas bizi dünyadan izole edeceğine biz onu ettik. Şu anda tüm dünya, Arap ve Müslüman liderler de dahil, bizim koyduğumuz şartları kabul etmesi için Hamas’a baskı yapacak. IDF Gazze’den çekilmeyecek iken Hamas bütün esirleri iade etmek zorunda kalacak.”
Küresel Sumud Filosu aktivisti Thiago Avila:
▪️Çarşamba sabahı 115 deniz mili olan ‘Turuncu Hat’tı geçeceğiz.
▪️Üç ay önce kaçırıldığımız Medleen’in bulunduğu yere yaklaşıyoruz.
▪️Milyonlarca insan buna eşlik ediyor.
▪️Gazzeliler için ilerlemeye devam etmek zorundayız.
Lütfen Küresel Sumud Filosunu ve işgal altındaki Gazze’yi paylaşmaya devam edin.
🔴New York Belediye Başkan Adayı Zohran Mamdani, Netanyahu için Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin tutuklama emrine uyacağını söyledi:
"İster Netanyahu, ister Putin için olsun. Ben Trump değilim, yasayı esnetmeyeceğim, ona uyacağım."