zalimin karşısında Mazlumun yanındayım. Wo immer es Ungerechtigkeit gibt, bin ich gegen sie. Wo immer es einen Unterdrückten gibt, bin ich auf seiner Seite.
@Anlik_Analiz Uydurmuş Görüntüler Arizona'dan değil, Çin'in Hubei eyaletinden olup sahtedir; araç kaplamaları aşırı sıcak nedeniyle şişmez, aksine daha iyi yapışır.
Şimdi buradaki konuyla gurbetçi ne alaka?
Gurbetçiye bu nefret nereden geliyor?
kıskançlıktan…mı
içten içe duyulan bir eziklikten…mi
Önemli olan içindeki öfkeye bir hedef bulmak.
Ve en kolay hedef de gurbetçi…
mesele gurbetçi değil.
Mesele, senin gibi hastalıklıların içinde biriken fesatlığın ilk fırsatta dışarı taşması.
**Bir Turnuva, Bir Utanç: Sahada Kaybeden, Gönüllerde Batan Bir Takım**
Bazen kaybetmek sadece skorboardda yazmaz. Bazen bir milletin formasını taşırken unuttuğun her değer, attığın her ters bakış, çevirdiğin her sırt, attığın golden daha çok konuşulur. Türkiye Milli Takımı, bu turnuvaya Haiti ile birlikte "en kötü takım" damgasını yiyerek veda etti. Sıfır gol. Sıfır puan. Ama en acısı: sıfır iz bırakmak.
Futbol sadece ayakla oynanmaz. Kalple, karakterle, edeple oynanır. Topun peşinde koşarken insanlığını geride bırakırsan, tribündeki çocuğun gözünde kahraman değil, kibirli bir silüet olursun. Oraya cebinden para verip, mesai alıp, kilometrelerce yol gidip bayrağını sallayan insanlara tepeden bakmak neyin nesi? Otel lobisinde fotoğraf çektirmek isteyen bir gence omuz silkmek, imza isteyen yaşlı amcaya yüz ekşitmek hangi formaya yakışır?
Sahada mücadele yoktu, tamam. Pas yoktu, şut yoktu, gol yoktu. Anlarız. Kötü gün olur. Ama insanlık da mı kötü gündü? Edep, adap, tevazu da mı sakattı? Bir turnuva boyunca rakip kaleye tek top gönderemeyen takımın oyuncularının burnu neden bu kadar havadaydı? Hangi başarıya, hangi emeğe yaslanıp bu kadar kibirli olabildiniz?
Seyirci, o stada sadece 90 dakika maç izlemeye gitmez. Bir aidiyet, bir gurur, bir hikaye arar. Siz o hikayeyi daha ilk günden yırttınız. Otele gelen, saatlerce bekleyen, “bir selam verir mi” diye gözünün içine bakan insanlara reva gördüğünüz o soğukluk, attığınız golden daha çok yakıyor canımızı. Çünkü gol atamamak futboldur. Ama gönül kıramamak insanlıktır.
Haiti birlikte anılmak… İstatistik kağıdında yan yana yazılmak bir yana, sahadaki ruhsuzlukta, saha dışındaki umursamazlıkta da aynı kefeye konmak… Bu formanın ağırlığını taşıyamayan, taşıdığının da farkında olmayan bir topluluk izledik. Egosu yeteneğinin, kibrı emeğinin önüne geçmiş bir grup.
Turnuva bitti. Bavullar toplandı. Sıfır golle dönüldü. Ama asıl sıfır, geride bıraktığınız hatırda. O çocukların “abi” diye uzattığı formayı imzalamadınız ya, işte o boşluk gol yediğimiz her kaleden daha büyük.
Futbol nankördür derler. Doğru. Ama vefasız olan futbol değilmiş. Sahadan çekilirken kafasını bile kaldırmayan, teşekkür etmeyen, özür dilemeyen sizmişsiniz.
Bu yazı öfkeden değil, üzüntüden yazıldı. Çünkü kaybetmekten daha çok, kaybetme şeklinize yandık. Çünkü o forma, o bayrak, o insanlara böyle davranmayı kaldırmaz.
**Skor 0-0 değil. Skor: Edep 0, Kibir 1.**
Ve bu mağlubiyet, turnuva tarihine değil, hafızalara kazındı.
@evrenseImerak bu video beyaz pirincin çimlenmesini doğru göstermiyor. Parlatılmış beyaz pirinç embriyo içermediği için çimlenmez. Gerçek tarım 120 günde sulu tarlalarda yapılır.
Mili Futbolculara Çağrı:
TFF tarafından, Dünya Kupasına katılmamız sebebiyle sizlere hediye edilen hak etmediğiniz Villaları, azıcık onur ve şeref sahibi iseniz ŞEHİT AİLELERİ ve KİMSESİZ ÇOCUKLAR yararına bağışlayıp, bir nebze de olsa Türk milletinden özür dilemiş olun!
#TFF #BizimÇocuklar
@ErdogmusHakk Şunu da ekleyelim: Millî devletin yıkılması için Graham E. Fuller'ın 1998'de Türkiye’nin Kürt Meselesi ve Yeni Türkiye kitabında sıraladığı maddeleri uygulamak yeterli.
İşin ilginci: 1998’de yazdığı o maddelerin %90’ı zaten yerine getirildi.
dün sövdüklerine bugün övmesine artık alıştık
Tarih 08.03.2025
“Potansiyel bir terörist. Türk Silahlı Kuvvetlerine saldıran bu alçak ve aşağılık sözde milletvekilinin ağzı düşman ağzıdır, aidiyeti Kandil mağaralarıdır demiş bu terörist yalakacısı milletvekili hakkında 
Bu adamın Türk milletinin değerlerine, askerine, polisine, şehidine sahip çıkan bir duruş sergileyecek bir duruş beklemiyorum ki artık bundan şaşırmadım 
Siyasi nezaketmiş, diyalogmuş… Geçin bunları. Diyalog, ortak bir zeminde olur. Bu ülkenin birliğine kastetmiş yapılarla arasına çizgi çekemeyen biriyle hangi zeminde buluşacaksın? Bahçeli’nin makamında ağırladığı isim, daha dün "TSK kimyasal silah kullandı" iftirasını atan, hendek teröründe devleti suçlayan, her fırsatta PKK ağzıyla konuşan biri.
Peki bu tabloya en çok kimler şaşırmıyor? Aslında herkes görüyor. Peşinden gidenler de biliyor. Ama koltuk var, makam var, vekillik var, belediye var. Kaybedecek menfaatleri var. O yüzden üç maymunu oynuyorlar. Gördükleri ihaneti "siyaset" diye yutturmaya çalışıyorlar.
Bir Türk milliyetçisinin, ülkücü hareketin liderinin, PKK’ya tek kelime edemeyen birini kapısında ağırlaması ne anlama gelir? Tabanına ne anlatacak? Şehit analarının yüzüne nasıl bakacak?
Daha ne yapması lazım bu adamın? Daha hangi beyanatı vermesi, hangi ziyareti yapması, hangi örgütün sözcülüğüne soyunması lazım ki peşinden gidenler "dur" desin?
Demeyecekler. Çünkü mesele inandıkları dava değil. Mesele, o davanın gölgesinde edindikleri koltuk.
O yüzden ben şaşırmadım. Şaşıran varsa, ya bu ülkeyi tanımıyordur ya da kendi çıkarını her şeyin üstünde tutuyordur. Fotoğraf ortada. Herkes safını belli ediyor. Tarih de notunu alıyor.
1.300 Jahre keine Fahne verloren? Beeindruckend. Blöd nur, dass Bulgarien zwischen 1018-1185 unter Byzanz und 1396-1878 unter den Osmanen stand. In fast 700 Jahren dieser 1.300 Jahre gab es also gar keine unabhängige bulgarische Armee auf dem Schlachtfeld.
Nicht verlorene Fahnen zählen nicht, wenn man das Spiel gar nicht mitspielt 😅 Trotzdem: Glückwunsch zur Unabhängigkeit seit 1878 - dank russischer Panzerhilfe."
Bir zamanlar Devlet Bahçeli ,Sezgin Tanrıkulu için ne demişti - ne demişti ?
Tarih 08.03.2025
“Potansiyel bir terörist. Türk Silahlı Kuvvetlerine saldıran bu alçak ve aşağılık sözde milletvekilinin ağzı düşman ağzıdır, aidiyeti Kandil mağaralarıdır
şaşırmadım. Ama alıştık dün sövdükler bugün övmesine artık alıştık
Tarih 08.03.2025
“Potansiyel bir terörist. Türk Silahlı Kuvvetlerine saldıran bu alçak ve aşağılık sözde milletvekilinin ağzı düşman ağzıdır, aidiyeti Kandil mağaralarıdır demiş bu terörist yalakacısı milletvekili hakkında 
Bu adamın Türk milletinin değerlerine, askerine, polisine, şehidine sahip çıkan bir duruş sergileyecek bir duruş beklemiyorum ki artık bundan şaşırmadım 
Siyasi nezaketmiş, diyalogmuş… Geçin bunları. Diyalog, ortak bir zeminde olur. Bu ülkenin birliğine kastetmiş yapılarla arasına çizgi çekemeyen biriyle hangi zeminde buluşacaksın? Bahçeli’nin makamında ağırladığı isim, daha dün "TSK kimyasal silah kullandı" iftirasını atan, hendek teröründe devleti suçlayan, her fırsatta PKK ağzıyla konuşan biri.
Peki bu tabloya en çok kimler şaşırmıyor? Aslında herkes görüyor. Peşinden gidenler de biliyor. Ama koltuk var, makam var, vekillik var, belediye var. Kaybedecek menfaatleri var. O yüzden üç maymunu oynuyorlar. Gördükleri ihaneti "siyaset" diye yutturmaya çalışıyorlar.
Bir Türk milliyetçisinin, ülkücü hareketin liderinin, PKK’ya tek kelime edemeyen birini kapısında ağırlaması ne anlama gelir? Tabanına ne anlatacak? Şehit analarının yüzüne nasıl bakacak?
Daha ne yapması lazım bu adamın? Daha hangi beyanatı vermesi, hangi ziyareti yapması, hangi örgütün sözcülüğüne soyunması lazım ki peşinden gidenler "dur" desin?
Demeyecekler. Çünkü mesele inandıkları dava değil. Mesele, o davanın gölgesinde edindikleri koltuk.
O yüzden ben şaşırmadım. Şaşıran varsa, ya bu ülkeyi tanımıyordur ya da kendi çıkarını her şeyin üstünde tutuyordur. Fotoğraf ortada. Herkes safını belli ediyor. Tarih de notunu alıyor.
**"Şaşırmadım"**
Bir fotoğraf düştü önüme. CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Devlet Bahçeli’yi MHP Genel Merkezi’nde ziyaret etmiş.
Şaşırdım mı? Hayır. Tek bir saniye bile şaşırmadım.
Bu adam , Türk milletinin değerlerine, askerine, polisine, şehidine sahip çıkan bir duruş sergileyecek değildi ya.
Siyasi nezaketmiş, diyalogmuş… Geçin bunları. Diyalog, ortak bir zeminde olur. Bu ülkenin birliğine kastetmiş yapılarla arasına çizgi çekemeyen biriyle hangi zeminde buluşacaksın? Bahçeli’nin makamında ağırladığı isim, daha dün "TSK kimyasal silah kullandı" iftirasını atan, hendek teröründe devleti suçlayan, her fırsatta PKK ağzıyla konuşan biri.
Peki bu tabloya en çok kimler şaşırmıyor? Aslında herkes görüyor. Peşinden gidenler de biliyor. Ama koltuk var, makam var, vekillik var, belediye var. Kaybedecek menfaatleri var. O yüzden üç maymunu oynuyorlar. Gördükleri ihaneti "siyaset" diye yutturmaya çalışıyorlar.
Bir Türk milliyetçisinin, ülkücü hareketin liderinin, PKK’ya tek kelime edemeyen birini kapısında ağırlaması ne anlama gelir? Tabanına ne anlatacak? Şehit analarının yüzüne nasıl bakacak?
Daha ne yapması lazım bu adamın? Daha hangi beyanatı vermesi, hangi ziyareti yapması, hangi örgütün sözcülüğüne soyunması lazım ki peşinden gidenler "dur" desin?
Demeyecekler. Çünkü mesele inandıkları dava değil. Mesele, o davanın gölgesinde edindikleri koltuk.
O yüzden ben şaşırmadım. Şaşıran varsa, ya bu ülkeyi tanımıyordur ya da kendi çıkarını her şeyin üstünde tutuyordur. Fotoğraf ortada. Herkes safını belli ediyor. Tarih de notunu alıyor.
@specialist1998 Videoda dövülen 67 yaşındaki Erdoğan Ş., park yeri kavgasında 70 yaşındaki Ferşat Tellioğlu'nu silahla vurarak öldürmüştür. Tellioğlu hastanede hayatını kaybetmiş, Ş. ise darp edilerek ağır yaralanmıştır.
**"Şaşırmadım"**
Bir fotoğraf düştü önüme. CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Devlet Bahçeli’yi MHP Genel Merkezi’nde ziyaret etmiş.
Şaşırdım mı? Hayır. Tek bir saniye bile şaşırmadım.
Bu adam , Türk milletinin değerlerine, askerine, polisine, şehidine sahip çıkan bir duruş sergileyecek değildi ya.
Siyasi nezaketmiş, diyalogmuş… Geçin bunları. Diyalog, ortak bir zeminde olur. Bu ülkenin birliğine kastetmiş yapılarla arasına çizgi çekemeyen biriyle hangi zeminde buluşacaksın? Bahçeli’nin makamında ağırladığı isim, daha dün "TSK kimyasal silah kullandı" iftirasını atan, hendek teröründe devleti suçlayan, her fırsatta PKK ağzıyla konuşan biri.
Peki bu tabloya en çok kimler şaşırmıyor? Aslında herkes görüyor. Peşinden gidenler de biliyor. Ama koltuk var, makam var, vekillik var, belediye var. Kaybedecek menfaatleri var. O yüzden üç maymunu oynuyorlar. Gördükleri ihaneti "siyaset" diye yutturmaya çalışıyorlar.
Bir Türk milliyetçisinin, ülkücü hareketin liderinin, PKK’ya tek kelime edemeyen birini kapısında ağırlaması ne anlama gelir? Tabanına ne anlatacak? Şehit analarının yüzüne nasıl bakacak?
Daha ne yapması lazım bu adamın? Daha hangi beyanatı vermesi, hangi ziyareti yapması, hangi örgütün sözcülüğüne soyunması lazım ki peşinden gidenler "dur" desin?
Demeyecekler. Çünkü mesele inandıkları dava değil. Mesele, o davanın gölgesinde edindikleri koltuk.
O yüzden ben şaşırmadım. Şaşıran varsa, ya bu ülkeyi tanımıyordur ya da kendi çıkarını her şeyin üstünde tutuyordur. Fotoğraf ortada. Herkes safını belli ediyor. Tarih de notunu alıyor.
**"Şaşırmadım"**
Bu fotoğrafı görünce
. CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Devlet Bahçeli’yi MHP Genel Merkezi’nde ziyaret etmiş.
Şaşırdım mı? Hayır. Tek bir saniye bile şaşırmadım.
Bu adam Türk milletinin değerlerine, askerine, polisine, şehidine sahip çıkan bir duruş sergileyecek değildi ya.
Siyasi nezaketmiş, diyalogmuş… Geçin bunları. Diyalog, ortak bir zeminde olur. Bu ülkenin birliğine kastetmiş yapılarla arasına çizgi çekemeyen biriyle hangi zeminde buluşacaksın? Bahçeli’nin makamında ağırladığı isim, daha dün "TSK kimyasal silah kullandı" iftirasını atan, hendek teröründe devleti suçlayan, her fırsatta PKK ağzıyla konuşan biri.
Peki bu tabloya en çok kimler şaşırmıyor? Aslında herkes görüyor. Peşinden gidenler de biliyor. Ama koltuk var, makam var, vekillik var, belediye var. Kaybedecek menfaatleri var. O yüzden üç maymunu oynuyorlar. Gördükleri ihaneti "siyaset" diye yutturmaya çalışıyorlar.
Bir Türk milliyetçisinin, ülkücü hareketin liderinin, PKK’ya tek kelime edemeyen birini kapısında ağırlaması ne anlama gelir? Tabanına ne anlatacak? Şehit analarının yüzüne nasıl bakacak?
Daha ne yapması lazım bu adamın? Daha hangi beyanatı vermesi, hangi ziyareti yapması, hangi örgütün sözcülüğüne soyunması lazım ki peşinden gidenler "dur" desin?
Demeyecekler. Çünkü mesele inandıkları dava değil. Mesele, o davanın gölgesinde edindikleri koltuk.
O yüzden ben şaşırmadım. Şaşıran varsa, ya bu ülkeyi tanımıyordur ya da kendi çıkarını her şeyin üstünde tutuyordur. Fotoğraf ortada. Herkes safını belli ediyor. Tarih de notunu alıyor.
@janberkster Bu Türk düşmanı vatan haini kodesden çıkmış mı yine başlar sın Türk düşmanlığı yapmaya sen en iyisi Çerkez’ya bir yer varsa git orada yaşa
@siyahsancakx Uydurdun yine uydurdun tamam mı uyduruyorsun Bu video Olympop 2026 etkinliklerinde 4EVE üyesi Aheye'nin okçuluk yarışmasından. Atışı 10 puanla isabet etti ve altın madalya kazandı