İran, yalnızca silahlı güçleriyle değil, tüm halkıyla birlikte Siyonist-Haçlı ittifakına karşı omuz omuza mücadele ediyor. Bu milleti asla diz çöktüremezsiniz/çöktüremeyeceksiniz...
18 yıl İran'da kalmış Sünni biri anlatıyor:
Kızım 7 yaşına geldiğinde okula yazdırırken dediler 'Şii misiniz, Sünni misiniz?'
Sünniyiz dedim.
Ben talep etmeden dediler 'Sorumlu olduğu İslam ile ilgili kitapları, Ehli Sünnete mahsus kitaplar olarak vermek zorundayız.'
Yeni Ortadoğu Denklemi: Hegemonyanın Çöküşü ve Küresel Sistemin Sarsılışı
İsrail'in 1948’deki kuruluşundan bu yana 1967 ve 1973 gibi konvansiyonel savaşlarla inşa ettiği "yenilmez ordu" imajı ve bölgeye dayattığı korku hegemonyası, bugün yerini tarihinin en derin stratejik sarsıntısına bırakmıştır. On yıllarca süren "İsrail hava kuvvetleri dokunulmazdır" ve "MOSSAD her şeyi bilir" algısı; özellikle kamikaze dronlar, hipersonik füzeler ve akıllı mühimmatların sağladığı asimetrik üstünlükle beraber son iki yılda büyük ölçüde kırılmıştır. Bu kırılma sadece İsrail ile sınırlı kalmamış; İsrail’i bölgedeki "batmaz uçak gemisi" olarak konumlandıran ABD’nin "süper güç" sıfatı da tarihin en büyük prestij kaybına uğramıştır. Washington’ın bölgeye gönderdiği dev uçak gemisi filolarının ve milyar dolarlık savunma sistemlerinin, maliyeti düşük direniş hatlarını durdurmakta yetersiz kalması, Amerikan askeri hegemonyasının üzerindeki dokunulmazlık perdesini yırtmıştır.
Bu askeri gerileme, doğrudan ABD ekonomisinin kalbi olan petrodolar sistemine ve küresel ticaret hakimiyetine vurulan bir darbeye** dönüşmüştür. Tahran yönetiminin, dünyanın en kritik enerji geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı’ndan geçecek gemiler için "güvenlik ve transit ücreti" alınacağını ve boğazın statüsünün artık savaş öncesi serbest geçiş haline dönmeyeceğini ilan etmesi, ABD’nin on yıllardır sürdürdüğü "denizlerin tek hakimi" vasfını elinden almıştır. Petrol fiyatlarının bu hamlelerle yükselmesi ve tedarik zincirlerinin kırılması, Batı ekonomilerinde sarsıcı bir maliyet krizini tetiklerken; Lübnan, Irak ve Yemen’den yükselen koordineli direniş hatları, bu ekonomik kıskacı askeri bir kuşatmayla perçinlemiştir.
Savaşın başlangıcında ABD ve İsrail ittifakı, ağır ambargolar ve psikolojik harp teknikleriyle İran halkını sokaklara dökerek İran İslam Cumhuriyeti’ni içeriden yıkabileceklerini tasavvur etmişti. Ancak bu beklentinin tam aksine, İran halkı yaklaşık bir aydır kesintisiz bir şekilde meydanları doldurarak devletinin yanında durduğunu gösteren devasa bir toplumsal refleks sergiledi. Bu kitlesel kenetlenme, dış müdahale hesaplarını boşa çıkarırken; daha iki yıl öncesine kadar İran iç kamuoyunda yükselen "Bizim Gazze ile ne işimiz var?" sorgulamalarının yerini, topyekûn bir "ulusal savunma" bilincine bıraktı. Bugün "ne Gazze ne Lübnan" sloganları artık en saçma argüman haline gelmiş; bu direniş hatlarının İran’ın güvenliği için ne kadar hayati olduğu halk nezdinde de ispat edilmiştir.
Sonuç olarak, İsrail’in kuruluşu ve ABD’nin sınırsız desteğiyle perçinlenen "yenilmezlik" dönemi kapanırken; Batı'nın enerji ve ekonomi güvenliğinin hem Hürmüz hem de Babülmendep üzerinden felç edildiği yeni bir evreye girilmiştir. Bu süreç bu şekilde biterse, İran jeopolitik bir dokunulmazlık zırhı kuşanarak yeni bir aşamaya geçmiş olacak ve artık kimse kolaylıkla İran’ı tehdit edemeyecektir. Direniş ekseninin küresel bir oyun kurucuya dönüştüğü yeni bir Ortadoğu denklemi kurulmaktadır.
#İran #Abd #israil #HürmüzBoğazı #Yemen
siyonist israil ordu sözcüsü avichay andrea; iran şii, sunnilerin onları desteklemesi islam dinine aykırı!
mezhep fitnesi yapanların tasması
kimlerin elinde zerre aklı olan görür!
#BREAKING
The 19th wave of Iran’s retaliatory missile strikes are continuing to hit their targets in Tel Aviv, as Iran asserts control over the skies of occupied Palestine.
Uluslararası hukuk, egemenlik hakları vs. diye yaygara koparanlar, Körfez ülkelerinin topraklarını kullanarak İran’a saldıran ABD ve siyonist çeteler için ne diyecekler acaba (gerçi bunların siyonist/ABD çetelerinin haklarını korumak için var olduğunu da unutmamak gerek)…
Aile Sağlığı Merkezleri; koruyucu sağlık hizmetlerinin verildiği, kronik rahatsızlıklarının takibinin yapıldığı ve acil servislerin yeşil alanda muayene ettiği hastaların, %97'sinin tedavisinin yapılabileceği bir sağlık birimidir.
Aile Sağlığı Merkezleri; işe gitmek istemeyenlerin rapor alacağı, yivsiz tüfeklerden sürücü olur raporlarına kadar 400'e yakın rapor verilen sağlık birimleri olmamalıdır.
👉Her kurumun isteyeceği sağlık raporu farklı olmaktadır. Bu nedenle kurumlar talep ettikleri rapor ile ilgili Sağlık Bakanlığı'ndan bilgi almalıdır.
👉Kurumların talep ettikleri raporlar veya kişilerin heyet raporları için her ilde "Sağlık Rapor Merkezleri" kurulmalıdır.
🚩Eskişehir Tepebaşı'nda ASM'de kadın hekimin sahte rapor talebini reddetmesi üzerine darp edilmesi, sahte raporu almanın hak'mış gibi algılanmasından kaynaklanmaktadır.
➡️Aile hekimleri görevlerini, kendilerine tanımlanan sınırlar içerisinde RESMİ olacak şekilde yapmaktadır.
👉Aile Sağlığı Merkezleri'nde, gebe takibi ve muayenesi yapılırken HASTA MAHREMİYETİ'ne dikkat edilir.
🚩Mersin Toroslar'da ASM'de, gebe muayenesi yapılırken çocuğuna aşı yaptırmak için gelen ailenin, hasta mahremiyeti sebebiyle babanın odaya girmemesi talep edildiği için, hemşire ve aile hekimi darp edilmiştir.
👉ASM'lerde şiddete uğrayan aile hekimi, hemşire, ebe ve ASM çalışanları sizlerin sağlığı için görev yapmaktadırlar.
👉ASM'deki herkes, bir insan ve onların da bir ailesi var.
❗Sizlerin sağlığı için var gücüyle çalışan Aile Hekimleri ve ASM çalışanlarına uygulanan şiddetin amacı nedir?
❗ Sağlık Bakanlığı, devletin resmi kurumunda koruyamadığı hekim ve sağlık çalışanlarına uygulanan şiddet konusunda hızlı reaksiyon verecek yasal düzenlemeleri hayata geçirecek midir? Yoksa, kamudaki sağlık birimlerini, görevi başında olmasa bile personeline uygulanan şiddette hızlı yargı süreci ile tutuklanmasına imkan veren yasaları kullanan Adalet Bakanlığı'na bağlanmasını mı beklemektedir?
#HekimeŞiddeteDurDe
@saglikbakanligi@drmemisoglu@hekim_birligi@hekimsen@Tabip_Sen