Bülent Uluer - 22 Ağustos 2017, saygıyla...
Uluer'in Beyazıt Katliamı için yaptığı konuşma, 2014
"İnsanlar ölmeden, insanlar eziyet çekmeden, insanlar zulme uğramadan dünya değişmiyor. Maalesef değişmiyor...
Grup Ekin’in solisti Metin Turan 32 yıl sonra tahliye edildi.
🔺 ODTÜ İktisat bölümünü onur öğrencisi olarak bitiren Turan, 1990'lı yıllarda, sol siyasi faaliyetler nedeniyle cezaevine girdi.
🔺 Cezaevinde kaldığı yıllarda iki gözünde ileri düzeyde görme kaybı oluşan Turan hakkında Adli Tıp Kurumu “cezaevinde kalamaz” raporu vermişti.
🔺 Turan, 27 yaşında girdiği cezaevinden 59 yaşında tahliye edildi.
https://t.co/Prne7AnQMG
Mansur Yavaş beyi temsilen belediye yöneticileri arkadaşlarımızı aradılar. Bir iletişimsizlik olduğunu, Mansur beyin çok üzüldüğünü, madencilerin yanlarında olduklarını, bugünden itibaren kalacak yer tahsisi ve diğer ihtiyaçları sağlayacaklarını paylaşmışlar. Sağolsunlar.
Remember when Jewish art gallery owner Collier Gwin blasted a homeless woman with a hose in freezing San Francisco like she was trash?
A crime against humanity.
memleketin en nitelikli okullarından odtü'yü onur derecesiyle bitiriyorsun, en özgün müzik gruplarında şarkılar söyleyip binlerce insana ses oluyorsun, cezaevinin dört duvarı arasında bile pes etmeyip romanlar, öyküler yazıyor; sait faik, ümit kaftancıoğlu ödüllerini alıyorsun. her şartta üreten, düşünen, yaşama ve insana değer katan bir hayat sürüyorsun.
peki devlet ne yapıyor?
zor ile 20'lerinde seni alıp kapatıyor hapishane duvarları arasına. daha insanca, daha özgür bir ülke istediğin için. bununla yetinmekle de kalmıyor. ecevit’in büyük bir pişkinlikle “hayata dönüş” adı verilen o karanlık katliamlarında iki gözünün birden hücresel olarak ölmesine neden oluyor. tıp fakülteleri defalarca “cezaevinde kalamaz” dediğinde, her seferinde işgüzarlıkla tutsaklığına devam ediliyor. atk raporlarına bile savcı karşı çıkıp hayatını tüketmek için seferber oluyor.
dile kolay, 30’u aşkın yıl... su katılmamış bir gaddarlık ve düşmanlık...
ilya ehrenburg’un dizelerinden çıkan “ötekilere bıraktık güneşi karşılamayı, nasıl ama nasıl isterdik biz de yaşamayı” şiirini, metin turan’ın 90’lardaki yorumuyla dinlemelisiniz. okuduğu dizelerin yaşamının hakikatine dönüşmesi bu ülke adına utanç verici bir şey.
Çocuklar uyurken sessiz olunur, kaçırılırken değil !!!
K*atil israil, çocukları kaçırıyor ve muhtemelen bu çocuğun organları çalınacak !!!
Bütün dünya duymalı !!!
İsr*il, organ kaçakçılığı yapıyor !!!
İsr*il, organ kaçakçılığı yapıyor !!!
Çünkü #GazzedeZulümArşaDayandı
🚨 BREAKING:
UK public broadcaster Channel 4 News aired a documentary exposing how Israeli settlers seize Palestinian land.
From the documentary: A Palestinian father is shot by Israeli land grabbers, while his son is arrested.
Nur Sürer…
90 yıllarda Madenci Yürüyüşlerinde en ön saftaydı bugün de sözünü sakınmıyor. Öyle iki tane Yılmaz Güney eleştirisi yapıp tiviti atan ve kenara çekilen, kendine kariyer yapan lümpen ödleklere benzemez.
🚨 SON DAKİKA:
Amerikalı Yahudi oyuncu Jacob Berger, yüzlerini gizleyen İsrailli askerleri alaya aldı:
"Onlar savaş suçu işlediklerini biliyorlar. Onlar bizim zamanımızın Nazileri.
Dünyanın hiçbir yerinde asla güvende hissetmeyecekler."
“Türkiye’de tarikat ve cemaat meselesini hâlâ sadece “din” üzerinden tartışıyoruz. Oysa mesele çoktan din meselesi olmaktan çıktı.”
🗣️Murat Ağırel:
“Devlet yıllarca cemaatlere kapısını açtı.
Yurt açtılar.
Okullara girdiler.
Bakanlıklarla protokol yaptılar.
Sorulduğunda da ‘Bunlar cemaat değil, STK’ denildi.
Peki sonra ne oldu?
Şirketler kuruldu.
Hastaneler, turizm şirketleri, kuyumculuk, gayrimenkul…
Derken karşımıza devasa bir ekonomik yapı çıktı.
Son operasyonda ne bulundu?
200 kilo külçe altın.
Ne konuşuluyor?
100 milyar lirayı aşan para hareketleri.
Yuh artık.
Bir dini yapıdan mı söz ediyoruz, holdingden mi?
Hani ‘bir lokma bir hırka’ idi!
Nasıl oluyor da iş yüzlerce kilo altına, onlarca şirkete, milyarlarca liraya geliyor?
Daha önemlisi…
Bütün bunlar olurken devlet neredeydi?
Devlet görmedi mi?
Denetlemedi mi?
Yoksa zaten kapıyı açan devlet miydi?
Bugün mesele kasadan çıkan 200 kilo altın değil.
Asıl mesele o kasanın yıllarca nasıl doldurulduğu.”
Holding soyuyor, Bakanlık kolluyor. Vekiller nerede?
Günlerdir gözaltına alınıyoruz, güneşin altında bekletiliyor, ablukaya alınıyoruz. Bir tane Elazığ milletvekili, bir tane Eskişehir milletvekili gelip karşımıza çıkmadı.
Başaran Aksu:
“Bunlar tam olarak ne vekilliği yapıyorlar? Halkın iradesini temsil ettiğini söyleyenler nerede? Bir holdingi kollayan devlet pratiğiyle yoksul insanların mücadelesi karşı karşıya. Çözüm için adım atan bir kişi yok.”
Korkumuz yok. Bir adım geri çekilmeyeceğiz.
Tüm halkımızı dayanışmaya çağırıyoruz.
#MadenciMutlakaKazanacak