Türkülerde, şarkılarda, marşlarda, sloganlarda, söylemlerde, ajitasyonda, yeminlerde 60 yıldır aynı şey var: “soracağız hesabını”. Hesap falan soramadık. Öleni de hapsedileni de itilip kakılanı da yalnız bıraktık, unuttuk. Sineye çektik her şeyi.
Parti ismi çok kötü değil mi? Her an bir sponsorluk anlaşması yapıp önüne firma adı alacakmış gibi duruyor. İktidar iddiasıyla kurulmuş partiler arasında en başarısız isim tercihi. Ekipteki onca sağcıya rağmen sağcılar kadar yaratıcı değiller. Bence Anap 2,3 diye devam etmeliydi.
CHP’nin varıp varabileceği oy oranı belliydi. İktidar selin yönünü değiştirdi. Demokratik hayata sürekli müdahale ettiğinde bir yerden patlak veriyor mutlaka. Sıvayı, duvarları çatlattı. Kendi tabanını oyuyor ısrarla. Her şeyi kendi haline bıraksa ömrü uzardı.
Düğünün, cenazen, ritüellerin her yerinden Selçuklu akıyor. Kendini Osmanlı soyu sanıyorsun. Osmanlı dediğin İstanbul ve Rumeli’dir. Anadolu Müslümanı ırk fark etmeksizin ruhen Selçuklu’dur.
Orhan Pamuk ilk romanını üç yıl yayımlatamamış. Kırk yıldır bunu anlatıyor. Yazdığı her şeyde bu derdi tekrar tekrar çekenleri ne yapacağız? Zaten bu memlekette küçük bi derdi kırk yıl satabilmek için ya liberal olacaksın ya da İslamcı.
Cem Yılmaz Türkiye’de politik mizahın demode olduğu saçmalığına inanılan dönemlerde parladı. Deniz Göktaş ise bu sanının demode olduğu bir dönemde ortaya çıktı. Kıyaslamak saçma. Övecekseniz bu saçmalığı kafanıza kaktığı için övün.
Spor Bilimleri Fakültesinde bir yıl ders verdim. Öğrenciler arasında çok sayıda millî sporcu vardı. Çoğu profesyonel sporcuydu zaten. Hayatımın en ilginç deneyimiydi. Bana sporu ve sporcuyu ciddiye almamayı, sadece o andaki estetiğe odaklanmayı öğretti.
Çoğu ergenlik yaşında, zengin, cahil ve hangi ülkeden olursa olsun ruhen sağcı (sınıfsal olarak da öyle) bireyler bunlar. Futboldan beklentinin günümüz ortamıyla uyumlu olması lazım. Futbolcu dediğin seninle hemhâl olamaz. Değerlerine, ilkelerine onun dünyasında yer yok.
Memleketi neresi olursa olsun Demet’te büyüyen Demetli oluyor. Doktora tezi yazarken fark etmiştim bu gerçeği. Tezden bunaldığım bir an ağzımda sigara caddede salak salak dolaşırken yanımdan geçen arabadan gelen oyun havasını duyduğumda yürüyüşüm değişmiş, aydınlanma yaşamıştım.
Bir şey diyeceğim. Pek ciddiye alınmayacak gerçi. Alınmaması daha iyi zaten. Söylüyorum, inanarak söylüyorum: Türkiye 2002’den önce daha muhafazakâr bir ülkeydi.
Bu sürecin sonunda ortaya yeni bir parti çıkacak. Bunun tez zamanda anlaşılmasını, CHP’de ısrar edilmemesini dilerim. Zaten hayat dediğin şey biraz da insanın kendi kendine bir şeyler dilemesidir. Hayatın olağan akışına direnmemeli…
Talih devi 2023’te omzuna aldığı kişiyi üç günde başına çıkardı. O kişi İmamoğlu ya da Yavaş değil. Siyasi liderden deha bekleyen aptallarla ağız dalaşına girmez sakin kalırsa ve üzerindeki sorumluluğun bilincini hep taşırsa önümüzdeki yıllara damga vuracak. Özgür Özel…
Yaşanacakları şimdiden söyleyeyim. Kılıçdaroğlu uzlaşmayan herkesi kapının önüne koyacak. Parti kurmaya mecbur kalacaklar. İş işten geçmiş, rüzgâr dinmiş olacak. Parti içi kavga dün itibariyle anlamsızlaştı. Karşındaki yalnız dövüşmüyor. Budalalığı bırakın.
İnsan bazen Ecevit’i anlıyor. “Bir bölen” olmak her zaman kötü değil. CHP’de ısrar etmenin anlamı yok. Koca örgüt içinden daha kuvvetli bir rüzgar yaratabileceği bir parti çıkarır.
Kılıçdaroğlu hep aynıydı. Bu kadar şaşırılmasına şaşırıyorum ben. 2010’da tertemiz mi geldi oturdu o koltuğa? Sonrasındaki kurultaylarda hakkıyla mı kaldı? Çok geç öfkeleniyorsunuz. Burun kıvırmaktan öfkelenmeyi akıl edemediniz. Kavga için çok geç.
50 yıl sonra bugünleri anlatan belgeseli izleyenler İnce’nin “kim sarayın adamı” diye bağırdığı konuşma ile Özel’in bu gece yaptığı konuşmayı izleyecekler. Biz nasıl 40’ların siyasi ortamını anlamakta güçlük çekiyorsak onlar da bazı şeylerin neden küçümsendiğini algılayamayacak.