"Fotoğrafını çekebilir miyim?" sorusu üzerine karşısındakine duyduğu derin saygıyla hemen ayağa fırlayan o ihtiyar çınarın vakarı... Ara Güler'in kadrajında ölümsüzleşen bu kare, sadece bir anı değil; kaybolup giden o nazik zamanların, inceliğin ve asil ruhlu insanların omuzlarımızda bıraktığı sızılı bir nostaljidir.
Bakanlıklarda, belediyelerde ve diğer kamu kurumlarında iş alan bakanların, milletvekillerinin ve birinci derece yakınlarının isimleri şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklanmalıdır.
Derin yoksulluk içinde yaşam mücadelesi veren milyonlarca vatandaş, kamu kaynaklarının nasıl kullanıldığını bilme hakkına sahiptir. Milletvekillerinin ve bakanların görevi; 86 milyon vatandaşın ödediği vergilerin adil, şeffaf ve hesap verebilir biçimde harcanmasını denetlemektir. Kamu görevi, kişisel veya aile şirketlerinin çıkarlarını korumak için değil, toplumun ortak yararı için yürütülmelidir.
Şeffaflık, hesap verebilirlik ve liyakat; güçlü bir demokrasinin vazgeçilmez ilkeleridir.
Haklarında ciddi yolsuzluk iddiaları bulunan ve adli soruşturmalarla gündeme gelen bazı belediye yöneticileri kamuoyunda tartışılırken, vatandaşın aklındaki başka bir soru da cevabını bekliyor:
Emlak vergileri neden katlanarak artıyor?
Belediyeler neden ek vergiler getiriyor?
Madem mevcut kaynakların kullanımına ilişkin bu kadar ciddi tartışmalar var, neden çözüm yine vatandaşın cebinden daha fazla para toplamak oluyor?
Önce kamu kaynaklarının israf edilmediğinden, her kuruşun şeffaf ve hesap verebilir şekilde kullanıldığından emin olunması gerekmez mi?
Vatandaştan yeni fedakarlık istenmeden önce, mevcut kaynakların hesabı verilmelidir.
Çünkü mesele yalnızca para eksikliği değil; mevcut paranın nasıl yönetildiğine duyulan güvendir.
Vatandaş, artan vergi yükünün karşılığında çarpık kentleşmenin durduğunu,
altyapının güçlendiğini veya günlük yaşamını kolaylaştıran temel belediyecilik hizmetlerinde belirgin bir iyileşme gördüğünü de söyleyememektedir.
Vergiler artıyor, yeni yükümlülükler getiriliyor.
Peki vatandaşın haklarına sahip çıkacak, onu koruyacak bir merci yok mudur?
Güvenin tartışıldığı bir ortamda, vatandaştan yeni fedakarlık istemeden önce yapılması gereken; mevcut kaynakların nasıl kullanıldığını şeffaf biçimde ortaya koymaktır.
Milletin cebi sınırsız değildir.
Yerel yönetimlerin hesap verme sorumluluğu ise tartışmaya açık değildir.
Anıtkabire her giden Atatürk'e şikayette bulunuyor.
Ankara'dan, İstanbul'a ve diğer şehirlere, her yağmur yağdığında altyapı sorunları ortaya çıkan yerleşim yerlerimizin çaresizliğine Mustafa Kemal ne yapsın.
Bursa İnegöl ormanlarında yaşayan kızıl geyikler için avlanma izni verilmiş…
Kızıl geyikleri avlama bedeli ise 225 bin lira imiş…
Bu karar derhal iptal edilmeli.
Sayın Bakanımız İbrahim Yumaklı. @ibrahimyumakli
Satın Bakanımız Murat Kurum.@murat_kurum
Sayın Bakanımız Mustafa Çiftçi. @mustafaciftcitr ;
Türkiye yaban hayatını katledecek bu karardan bir an önce dönülsün lütfen.
Üç beş tane avcıyı tatmin etmek için kızıl geyikleri feda etmeyin.