Bu nedenle de Özgür Özel’in tutumu doğru bir tutumdur. Bu tutumun başarıya ulaşması 25 yıldır ülkeyi yöneten zihniyet dünyasının oluşturduğu kurumlara karşı, sahip olduğu söylemlere ve iddialara karşı tavır almak doğru bir siyasi tutumdur. Tabii asıl önemlisi bu siyasi tavrı hayatta da, mahallede de, sokakta da gösterebilmektir.
İçinde bulunduğumuz siyasi ortam iki siyasi partinin normal sayılabilecek bir iktidar mücadelesi olarak görülebilecek bir ortam değildir. Biri neredeyse bütün gücü elinde bulunduran iktidar partileri, diğeri ise zaten dağınık olan ve giderek de bölünmekte olan muhalefet cephesi. Buradaki ilişki güçlü bir kişinin zayıf ve çelimsiz bir kişiyi köşeye sıkıştırıp dövmesine benziyor. Her şeyi bir yana koyun insan olmanın vicdani gerekliliği dövülenin yanında olmaktan başka bir şey olabilir mi? Burada unutmayalım ki “dövülenin yanında olmak” bir “fikir” değil benimsenen bir “değer”dir. Fikirler tartışılabilir ama değerler öyle değildir. Onları ya kabul eder ya da etmezsiniz! Size kalmıştır!
Dolayısıyla “Hepimiz aynı gemideyiz!” diyerek bu güçler arasında “arabuluculuk” yapmaya kalkmak da “uzlaşmacı” bir tavır önermek de doğru değildir. Çünkü çoğu zaman düşünüldüğünden farklı olarak, demokrasi bir “uzlaşma” rejimi değil egemen olanlara karşı hiç bitmeyen bir mücadele rejimidir. Bu mücadele özünde “egemen” olanların iç-koordinasyonlarını, açık ya da gizli anlaşmalarını ortaya döktükçe toplumun dezavantajlı bırakılmış kesimlerini siyasi ve ekonomik olarak rahatlatacak gelişmeleri sağlayan bir rejimdir.
❝ “Butlan” Türkiye toplumunda yeni bir kırılma yarattı. Belki de hayırlı bir kırılma! Eğer öyleyse hayırlısı! ❞
Yeni bir yola doğru
✍️ Erol Katırcıoğlu (@ErolKat) yazdı.
Okumak için ➡️ https://t.co/YTlWRD3NhW
Bu nedenle de Özgür Özel’in tutumu doğru bir tutumdur. Bu tutumun başarıya ulaşması 25 yıldır ülkeyi yöneten zihniyet dünyasının oluşturduğu kurumlara karşı, sahip olduğu söylemlere ve iddialara karşı tavır almak doğru bir siyasi tutumdur. Tabii asıl önemlisi bu siyasi tavrı hayatta da, mahallede de, sokakta da gösterebilmektir.
İçinde bulunduğumuz siyasi ortam iki siyasi partinin normal sayılabilecek bir iktidar mücadelesi olarak görülebilecek bir ortam değildir. Biri neredeyse bütün gücü elinde bulunduran iktidar partileri, diğeri ise zaten dağınık olan ve giderek de bölünmekte olan muhalefet cephesi. Buradaki ilişki güçlü bir kişinin zayıf ve çelimsiz bir kişiyi köşeye sıkıştırıp dövmesine benziyor. Her şeyi bir yana koyun insan olmanın vicdani gerekliliği dövülenin yanında olmaktan başka bir şey olabilir mi? Burada unutmayalım ki “dövülenin yanında olmak” bir “fikir” değil benimsenen bir “değer”dir. Fikirler tartışılabilir ama değerler öyle değildir. Onları ya kabul eder ya da etmezsiniz! Size kalmıştır!
Dolayısıyla “Hepimiz aynı gemideyiz!” diyerek bu güçler arasında “arabuluculuk” yapmaya kalkmak da “uzlaşmacı” bir tavır önermek de doğru değildir. Çünkü çoğu zaman düşünüldüğünden farklı olarak, demokrasi bir “uzlaşma” rejimi değil egemen olanlara karşı hiç bitmeyen bir mücadele rejimidir. Bu mücadele özünde “egemen” olanların iç-koordinasyonlarını, açık ya da gizli anlaşmalarını ortaya döktükçe toplumun dezavantajlı bırakılmış kesimlerini siyasi ve ekonomik olarak rahatlatacak gelişmeleri sağlayan bir rejimdir.
❝ Böyle bir rejim altında ne yapılacaksa demokratik güçlerin demokratik değerleri paylaştıklarını düşündükleri herkesle birlikte o’nu yapmaları gerekmektedir. ❞
CHP için yapmamız gereken
✍️ Erol Katırcıoğlu (@ErolKat) yazdı.
Okumak için ➡️ https://t.co/RRs3bujRYB
Böyle bir rejim altında ne yapılacaksa demokratik güçlerin demokratik değerleri paylaştıklarını düşündükleri herkesle birlikte o’nu yapmaları gerekmektedir. O’nun ne olduğunu ise demokrasi tarihinden öğrenmek mümkündür.
Ama burada altının çizilmesi gereken nokta bu yeni ittifakın, eskisinden farklı olarak “taktik bir ittifak” yerine güvenlik-merkezli “yeni bir rejim inşası” olmasıydı. Bir başka ifadeyle bu yeni ittifak demokrasiden uzak, merkezi, güvenlikçi, kısaca otoriter bir rejimin inşası niteliğinde bir ittifaktı. Bu ittifak bugün de bir biçimde varlığını sürdürüyor. Bu durumun ekonomiye etkisini ise söylemeye bile dilim varmıyor.
Demokrasi, toplumda iş birliğinin artmasını sağlayarak ekonomik büyümeyi sağlar” düşüncesi doğru bir düşünce değildir. Aksine demokrasi, toplumdaki egemen kesimlerin egemenliklerini sağlayan çıkar ilişkileriyle elde ettikleri rantları törpülemesi ve yeni aktörlerin önlerinin açmasını sağlaması nedenleriyle ekonomik büyümeyi sağlar. Egemen güçlerin demokrasiden çok da hoşlanmamasının bir nedeni de budur.
Böyle bir rejim altında ne yapılacaksa demokratik güçlerin demokratik değerleri paylaştıklarını düşündükleri herkesle birlikte o’nu yapmaları gerekmektedir. O’nun ne olduğunu ise demokrasi tarihinden öğrenmek mümkündür.
Ama burada altının çizilmesi gereken nokta bu yeni ittifakın, eskisinden farklı olarak “taktik bir ittifak” yerine güvenlik-merkezli “yeni bir rejim inşası” olmasıydı. Bir başka ifadeyle bu yeni ittifak demokrasiden uzak, merkezi, güvenlikçi, kısaca otoriter bir rejimin inşası niteliğinde bir ittifaktı. Bu ittifak bugün de bir biçimde varlığını sürdürüyor. Bu durumun ekonomiye etkisini ise söylemeye bile dilim varmıyor.
Demokrasi, toplumda iş birliğinin artmasını sağlayarak ekonomik büyümeyi sağlar” düşüncesi doğru bir düşünce değildir. Aksine demokrasi, toplumdaki egemen kesimlerin egemenliklerini sağlayan çıkar ilişkileriyle elde ettikleri rantları törpülemesi ve yeni aktörlerin önlerinin açmasını sağlaması nedenleriyle ekonomik büyümeyi sağlar. Egemen güçlerin demokrasiden çok da hoşlanmamasının bir nedeni de budur.
İstanbul Bilgi Üniversitesini kapatma kararını kim ve neden verdi? Bu karar Cumhurbaşkanının altına imza attığı bir karar olduğuna göre bunu kendisi topluma açıklamalıdır. Acil olan bir durum mu vardı ki sınavlara bir-kaç hafta kalmışken bu karar alındı. Cevap bekliyoruz!
İstanbul Bilgi Üniversitesini kapatma kararını kim ve neden verdi? Bu karar Cumhurbaşkanının altına imza attığı bir karar olduğuna göre bunu kendisi topluma açıklamalıdır. Acil olan bir durum mu vardı ki sınavlara bir-kaç hafta kalmışken bu karar alındı. Cevap bekliyoruz!
❝ Konuşmuyoruz. Konuşur gibi yapıyoruz. Öyle yaptığımız içindir de içinde debelendiğimiz ülkemizi açıklığa kavuşturamıyoruz. ❞
Var mısınız gerçekleri konuşmaya!
✍️ Erol Katırcıoğlu (@ErolKat) yazdı.
Okumak için ➡️ https://t.co/VuVhuUAJge