Şahsen çok önemsedim.
HSK 2.Dairesi, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Karataş’ın suç duyurusu üzerine 14.Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı G.B, mahkeme üyesi Hakim M.Y ile savcı T.B’yi görevden uzaklaştırdı.
Söz konusu yargı mensupları bir uyuşturucu davasında menfaat karşılığı tahliye kararı vermekle suçlanıyor.
Aracı bir avukatla ilgili de soruşturma izni istendi.
Olay bir şüphelinin el konan cep telefonu incelenirken tespit edilen yazışmalar üzerine gelişiyor.
Bir süre teknik takip ve yazışmaya uygun tahliye kararı çıkınca düğmeye basılıyor.
Sıranın yozlaşmış hakim ve savcılara da gelmesi, takdiri fazlasıyla hak ediyor.
Bu gelişmelerde Adalet Bakanımızın oluşturduğu güven iklimi de çok önemli.
Yüreğinize sağlık 🤲
Görevden uzaklaştırılan Şile Belediye Başkanının yerine vekaleten seçilen Sacit Terzi, “CHP çatısı altında faydalı hizmetler sunamayacağım” diyerek partisinden istifa etti.
CHP’li Tuzla Belediye Başkanı Ali Eren Bingöl’ün de istifa edeceği konuşuluyor.
Daha önce de CHP’den istifa edip AK Parti’ye geçenler oldu.
Prensip olarak görevle birlikte bu geçişlere pek sıcak bakmadığımı yazmıştım.
Bir de madalyonun diğer yüzüne bakmak lazım.
Eğer CHP veya Özgür Özel yönetimi bu istifaları salt “baskı” retoriğiyle izaha kalkışırsa büyük hata yaparlar.
Nitekim hatada ısrarlılar.
CHP’deki kaotik durum, icra makamındaki başkanları bunaltmış, iş yapamaz hale getirmiş.
Ayrılanların “hizmet yapamıyordum”, “ayrılınca huzur buldum” türü açıklamalarını “bahane” gibi görme kolaycılığından kurtulmaları gerekir.
Üstelik bu isimlerin çoğunluğu aileden, köklü CHP’li isimler.
İddia edildiği gibi “baskı” tek başına ayrıştırıcı sebep olsaydı DEM diye parti kalmazdı.
CHP veya Özgür Özel şuna bakmalı:
Gidenlere saldırmak yerine kalma sebeplerini neden çoğaltamadıklarını düşünsünler.