Konferans esnasında çocuk seslerinden rahatsız olup annelerine fırça atan adamdan hoca moca olmaz.
Kendisini dinlemeye gelen Kadınlara fırça atan hocayı hayatımda ilk defa görüyorum.
Tabii, kimse ses de çıkaramıyor; koşulsuz şartsız itaat ettikler için…
Psikolojisi bozuk, hastaneye yatırılması gereken adama en güzel yapılacak şey elindeki mikrofonu almaktır.
Kırk yılı aşkın meslek hayatımda böyle dönem görmedim.
Bütün iddialar araştırılıp her türlü şüphenin üstüne gidiliyor. Eski Bakanlardan Ahmet Denizolgun'un feth-i kabir işlemi de tamamlandı. İddialar doğru çıkarsa Türkiye karışır!
Sağ olasın Akın Gürlek.
Şu iki bakan göreve geldiğinden beri ilk önce Atatürk maskesi takan hırsızları temizlediler
Şimdi ise din maskesi takan İsrail aparatlarını temizliyorlar.
RAZIYIZ!
New York Belediye Başkanı Mamdani’nin İsrail Başbakanı Netanyahu’nun soykırımcı olarak tutulanması gerektiğini anlattığı video mesajı tüm sosyal medya platformlarında izlenme ve beğeni rekorları kırıyor.
Dijital dünyada görülmemiş bir derin dalga yaşanıyor.
#FREEPALESTİNE
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez:
“İspanya'nın nükleer bombaları, uçak gemileri yok. İsrail saldırısını tek başımıza durduramayız. Ancak bu, mücadeleyi bırakacağımız anlamına gelmiyor. Çünkü tek başımıza kazanamasak bile uğruna savaşmaya değer davalar var.”
Peygamber Efendimiz, gösterişi “gizli şirk” olarak nitelendirmiştir.
İnsan bunun ne anlama geldiğini en çok da acının içinde anlıyor.
Dün annem Olcay Baykal’ı son yolculuğuna uğurladık.
Acı, insanın çevresini sessizce tanıtır.
Dün annemi uğurlarken bunu bir kez daha gördüm. Biz annemle birlikte yıllarca zorluk yaşarken yanımızda olmayan; ne hâlimizi soran, ne kapımızı çalan, hatta kimi zaman bizi inciten insanların, en önde yer alışını izledim.
İnsanın en zor günlerinde yanında olmayanların, en görünür anında en önde olması insana ister istemez düşündürüyor.
Vefa; kalabalıkların önünde görünmek değil, kimsenin görmediği zamanlarda yanında olabilmektir.
Annem bunu hayatı boyunca yaşayarak gösterdi. Gösterişten uzak durdu. Makamlara değil, insanlığa değer verdi. Sessiz ama onurlu bir hayat yaşadı.
Onu uğurlarken bir kez daha anladım ki; samimiyetin kameralara ihtiyacı yoktur. Gerçek vefa objektiflere değil, hatıralara yansır.
Rabbim anneme rahmet eylesin.
Mekânı cennet olsun.
28 yıl sonra gelen cevap!
Başkan Erdoğan, 1998 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde katıldığı 32. Gün programında, bir öğrenci tarafından yöneltilen
"Başbakan olduğunuz zaman diğer ülkelerin başbakanlarıyla hangi dille konuşacaksınız?" sorusuna
"Türkçe konuşacağım." yanıtını vermişti.
Seneler sonra, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'ne ev sahipliği yapan Başkan Erdoğan,
Zirve'de Türkçe konuşarak açılış konuşmasını gerçekleştirdi.
"Kudüs’ten Türk bayrağı 400 sene sonra indirildi. O günden beri hiç kimsenin Ortadoğu’ya daha iyi bir düzen getirdiğini söylemek mümkün değil."
İlber Ortaylı
🔥Mutlaka Okuyun🔥
Allah'tan bahsetmenin yasak olduğu bir dönemde, meydan yerine çıkarak hakikati gür sesiyle haykıran, ( 1924 ile 1950 )
10 yıl hapis yatan, 4 yıl milletvekilliği yapan, “Allahsıza, vatansıza, bayraksıza karşı Serdengeçti” dergisini çıkaran,
Her çıkardığı sayıdan sonra “Nasıl olsa tutuklayacaklar” deyip emniyete giden ve her gittiğinde de hakikaten tutuklanan;
Hapse giderken de “Açın kapıları Osman Yüksel geliyor.” diye seslenen,
Tek parti döneminin müslümanlar üzerinde uygulamış olduğu her türlü baskı ve zulümlere karşı, Üstad Necip Fazıl gibi dönemin önde gelen şahsiyetleriyle zulme karşı direnen bir dava adamıydı Osman Yüksel Serdengeçti.
_
Meclise sürekli kravatsız gitmesi nedeniyle genel kurula girişi yasaklanınca kravatı beline takıp genel kurula giriyor.
Meclis başkanı kravatını takması yönünde kendisini uyarınca ”kanunda nereye takılacağı belli değil istediğim gibi takarım” diyerek tepki gösteriyor.
_
Tanrı Türk'ü korusun" sloganının ve Tanrı kelimesinin kulislerde çokça tartışıldığı dönemde, bir tartışmada şöyle demiştir: "Ne tartışıyorsunuz?
Tanrı Türk'ü, Allah da Müslüman'ı korusun.
_
Milletvekili olduğu yıllarda, bir gün meclis kürsüsünde kendisine laf atan vekillere dayanamaz ve "bu meclistekilerin yarısı hıyardır" der ve iner kürsüden.
Bunun üzerine meclis karışır ve herkes kendisinden sözünü geri almasını ister.
Arkadaşlarının da ricası üzerine tekrar kürsüye çıkar ve vekilleri rahatlatan şu sözleri söyler:
Bu meclistekilerin yarısı hıyar değildir.
_
Yine 40’lı yıllarda TRT radyosunda konuşurken içinde Allah geçen bir cümle kurduğu için mahkemenin yolunu tutar.
Duruşma sırasında hakim Serdengeçti’nin savunmasını ister. O da anlatmaya başlar:
Efendim, halk arasında 'Allah selamet versin, Allah’a ısmarladık' gibi dil alışkanlığı cümleler kurulur. Ben de olsa olsa böyle bir şey söylemişimdir.
Bu izahatın ardından hakim tekrar sorar:
Evladım sen bu ülkede Allah demenin yasak olduğunu bilmiyor musun?
Serdengeçti yutkunmadan cevap verir. "Allah Allah...!"
"Davamız Allah Davası, Millet Davası, Vatan Davasıdır" diyen Osman Yüksel Serdengeçti'nin ölüm yıldönümü..
Rahmet olsun...
Mekanı cennet olsun..
"Erdoğan’ın bu ülkeye en büyük hizmeti ne biliyor musunuz?
Turnusol kağıdı olması!"
O olmasaydı; Metin Akpınar’ı hâlâ büyük 'sanatçı', Müjdat Gezen’i 'tiyatro duayeni', Uğur Dündar’ı 'bağımsız gazeteci' sanmaya devam edecektik.
Kılıçdaroğlu’nu başarılı bir bürokrat,
Karamollaoğlu’nu 'has İslamcı',
Meral Akşener’i 'esaslı Ülkücü',
o malum haini de 'hocaefendi' diye yutturacaklardı bu millete!
Allah Reis’ten razı olsun; tek bir hamleyle hepsinin maskesini düşürdü, arkalarına saklandıkları o cafcaflı unvanları ellerinden aldı. Şapkanın düşüp kelin görünmesini sağladığın için sağ olasın Reis!
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi:
“Rabbim bana Kudüs'te Vali olmayı da nasip etsin. Hayalim bir gün Kudüs Valisi olmaktır. İnşallah olacaktır.”
Devlet aslına dönüyor...
Sultanü'l-Berreyn ve Hâkânü'l-Bahreyn
Kayzer-i Rum
Ebu'l-Feth
Sultanü'l-Azam ve Hakanu'l-Muazzam
La Grande Aquila \ Büyük Kartal
Fatih Sultan II. Mehmed Han...
Mekanın cennet olsun.
İstanbul'un Fethinin 573'üncü yıl dönümü kutlu olsun!
“Böyle bir yasa yok, algı yapıyorsunuz” diyen birileri vardı. Bal gibi de var. Birçoğumuz tepki verdiği için şimdi yasada değişiklik konuşuluyor.
Atatürk ilke ve inkılaplarına yönelik eleştiriyi, şahsa hakaret gibi zihinde kodluyorlar. Hayır, örneğin liberal ekonomiyi savunduğunuz için “devletçi politikalara ters düşüyorsunuz” denilerek hakkınızda suç duyurusunda bulunulabilirdi. Şapka Kanunu’nun ilkel olduğunu ya da çok yumuşak bir dille bile bir dayatma olduğunu söylediğinizde başınıza ne geleceğini kestiremezdiniz.
Eğer bu sistem kabul edilseydi araştırmacı tarihçi, gazeteci ve yazar olmanın önü adeta tıkanacaktı. Nasıl mı? 27 Mayıs günü “Adnan Menderes ve arkadaşlarını rahmetle anıyorum” diyebilirdiniz belki ama bir başbakanı darağacına götüren zihniyeti, motivasyonları, gerekçeleri ve ideolojik körlüğü anlatamaz hale gelecektik. Korku imparatorluğu da burada başlıyor. Bu da cahil bırakılmaya mahkum edilmiş bir toplum demektir.
Yasa çok muğlak, ucu çok açık. Belirsizlik kadar fecaat bir şey olamaz. Bugün kendisini Atatürkçü olarak tanımlayan biri bile, bu yasayla yarın köpüklü ve kaygan bir zeminde yürür gibi ayağını kırabilirdi. 5816 sayılı kanun zaten varken, böyle bir dönemde getirilen her türlü radikal baskı girişimi ters teper.
Bizi yüz yıl geriye götürecek bir yasaya tepki gösteren, sesini yükselten ve bunu bir şekilde yukarıya duyuran herkes bu sonuçla gurur duymalı.
Büyük İstanbul Konferansının sunumu için 850 aday içinden 16 yaşındaki Recep Tayyip Erdoğan’ı seçen büyük üstad
Necip Fazıl Kısakürek’i vefatının 43.yılında saygı, sevgi ve rahmetle anıyorum❤️