- Çin bir diktadır
- Çin Doğu Türkistan’ı işgal etmiştir
- Çin, Uygurları katletmektedir
- Çin Tibet’i işgal etmiştir
- Çin Tayvan'ı tehdit etmektedir
- Mao 30 milyon Çinli'yi öldürmüştür
Bu tweeti alıntılayarak devam ettirin
🗣️Robin Williams:
"Üzgün insan, çevresindekileri mutlu etmek için elinden geleni yapan insandır.
Çünkü kendisi kıymetsiz olmanın nasıl bir duygu olduğunu bilir ve başka insanlar da bunu yaşasın istemez."
Bizim Aile filminin çekimlerindeydik, Halit Akçatepe ile Münir Özkul aralarında konuşup gülüşüyorlardı. #TarıkAkan da oturmuş bir köşeye dalıp dalıp gidiyordu. Yanına gittim, çok samimi değildik, çorba içme saatiydi, çorba içtik. " Hayırdır. " dedim. Zor da olsa anlatmaya başladı;
" Mühendislik fakültesindeyken, okula yakın bir yerde bir matbaacı arkadaşım vardı. Cebinden kitaplar basar, insanlar okusun diye uğraşırdı. Bugün gelirken ona rastladım. İşleri bozulmuş, kapatmak zorunda kalacakmış dükkanı. " dedi.
Çekimler iyi gidiyordu. Münir'in yanına gittim. Durumu anlattım. Yevmiye usulü çalışıyorduk, ne yapacağımızı da çok bilemediğimizden, bekledik. Belki elimizden birşey gelirdi.
Münir, bunu epey dert edindi. Hani o can alıcı sahne var ya, Münir'in o güzel tiradı.
Hani Saim Bey' in kapısından içeri girer, ' sen değil, ben büyüğüm ben! ' diye noktalar.
İşte o sahnede, herkesin eli ayağı buz kesti. Yarım saat bir sessizlik oldu.
Gün bitti, yevmiyeler dağıtıldı.
O gün ne olduysa hepimiz 3'er yevmiye aldık. Münir 10 yevmiye almıştı.
Herkes aldıklarını bir araya getirdi, topladık, Tarık Akan'a uzattık. Kabul etmedi. Zorla kabul ettirdik. Beraber gidip matbaadaki işler düzelene kadar, her gün biraz daha destek olduk.
Ve bugün, Tarık'ın vesilesi ile o matbaa hâlen çalışıyor. Ve geçtiğimiz gün, 20 bin adet kitap basıp, tüm ülkedeki okul kütüphanelerine yolladı.
Kitap mı ?
" Nutuk "
Adile Naşit - 21.06.1985
Kırklareli’deki bir festivalde oyuncak satarak harçlığını çıkaran çocuğun çarpıcı sözleri:
Muhabir: Kolay gelsin. Harçlık çıkarmaya mı çalışıyorsun?
Çocuk: Harçlık çıkarmaya çalışıyorum.
Muhabir: Satışlar nasıl gidiyor?
Çocuk: Çok iyi abi.
Muhabir: Okul nasıl gidiyor?
Çocuk: 99 ortalama falan yaptım.
Muhabir: Oğlum Türkiye ortalamasının üstündesin, farkında mısın? Rap dinliyor musun, rap?
Çocuk: Rap tabii, ceza dinlerim.
Muhabir: Ne dinliyorsun?
Çocuk: Ceza.
Muhabir: Lvbel C5?
Çocuk: Yok abi, terbiyesizliği sanat olarak insanlara sunuyor yani. Anlatabildim mi?
Muhabir: Rap'in C5 terbiyesizliği sanat olarak...
Çocuk: Tabii. 4 tane şarkı cümlesine baksan zaten, nasıl anlatayım ki? Üniversiteyi okuyanların %90'ı işsiz, okumayanların %90'ı işli yani. Nasıl anlatayım, öyle bir eğitim sistemi.
Havlasan bile rapçi yapıyorlar zaten.
Muhabir: Başka ne anlatmak istersin şampiyon? Memlekette ne hoşuna gitmiyor?
Çocuk: Memleket, yönetim sistemi, eğitim sistemi... Okula sürüklenerek giden çocukları görüyorum. Yani parçasından tutup götürülen. Gelişmiş ülkelere bakıyorum. Yani koşarak okula gidenler...
(Kaynak: Gece muhabiri)
Bir kadının bankasına bıraktığı not — 96 yaşında ve hâlâ zeka fışkırıyor!
Bu mektup gerçekten bir banka müdürüne gönderilmiş ve müdür o kadar etkilenmiş ki, mektubu New York Times’ta yayınlatmış.
İlgili makama,
Geçen ay tesisatçıma ödemek üzere verdiğim çekimi reddettiğiniz için size teşekkür etmek istiyorum.
Hesaplamalarıma göre, onun çeki yatırmasıyla, hesabıma düzenli olarak her ay yatırılan mütevazı tasarrufumun ulaşması arasında tam olarak üç nanosaniyelik bir fark olmalı.
Elbette bu otomatik transferin sadece otuz bir yıldır devam ettiğini kabul ediyorum.
Banka olarak bu kısacık zaman aralığını yakalama beceriniz ve bana “sıkıntı” yaşattığınız için 30 dolarlık hizmet bedelini kesme kararlılığınız takdire şayan.
Bu olay, mali alışkanlıklarımı sorgulamam için beni teşvik etti.
Ben sizin aramalarınıza ve mektuplarınıza bizzat cevap verirken, ben sizi aradığımda yüzsüz, pahalı, robotik bir sistemle karşılaşıyorum.
Bu nedenle, tıpkı sizin gibi ben de yalnızca gerçek bir insanla muhatap olmayı tercih ediyorum.
Bundan böyle kredi ve borç ödemelerimi otomatik olarak değil, banka çalışanınıza özel ve kişisel olarak hitaben yazılmış çeklerle göndereceğim.
Ve bilin ki, postayla gönderilen bu tür mektupları başka biri açarsa bu yasalara aykırıdır.
Lütfen seçtiğiniz çalışanın doldurması için ilişikteki “İletişim Yetkilisi Bilgi Formunu” bulunuz.
Form sekiz sayfa ama banka olarak benim hakkımda bildiğiniz kadar ben de onun hakkında bilgi sahibi olmalıyım.
Tıbbi durumunun belgeleri noterden onaylı olmalı.
Gelir, borç, varlık ve yükümlülük bilgileri de resmi belgelerle kanıtlanmalı.
Uygun bir zamanda kendisine bir PIN kodu vereceğim.
Bu kod olmadan benimle işlem yapılamayacak.
PIN 28 haneli olacak, çünkü bankanızın telefon sisteminde sadece bakiye öğrenmek için 28 tuşa basmam gerekiyor.
Ve taklit, iltifatın en içten şeklidir, öyle değil mi?
Daha da adil bir sistem için, artık bana ulaşmak isteyenlerin karşısına da bir otomatik sesli yanıt sistemi çıkacak:
• 1’e basın: Randevu almak için
• 2’ye basın: Eksik ödeme hakkında bilgi almak için
• 3’e basın: Oturma odamda isem yönlendirme
• 4’e basın: Yatak odamda isem yönlendirme
• 5’e basın: Tuvaletteysem yönlendirme
• 6’ya basın: Evde değilsem cep telefonuma yönlendirme
• 7’ye basın: Bilgisayarıma mesaj bırakmak için (şifre gerekli, yetkili kişiye verilecek)
• 8’e basın: Ana menüye dönmek için
Genel şikayet ya da talep için, lütfen bekleyin — bir temsilcim sizinle ilgilenecektir…
Sizden örnek alarak, ben de bu yeni sistemin kurulumu için 50 dolarlık bir ücret talep edeceğim.
Lütfen her işlem sonrası hesabıma yatırınız.
Saygılarımla,
96 yaşındaki sadık müşteriniz
(Unutmayın: Bu mektubu gerçekten 96 yaşında bir kadın yazdı!)
İsveç, politika değişikliğiyle okullarda dijital ekran kullanımını kaldırıp yerine geleneksel yöntemlere (basılı kitaplar, el yazısı) geri dönüş yaptı.
İsveç Eğitim Bakanlığı, dijital araçların okuma-anlama, odaklanma ve temel becerilerde düşüşe yol açtığını belirten araştırmalara dayanarak bu değişikliği başlattı.
€100 milyon ve 1 milyar SEK civarı yatırım yaparak okullara basılı ders kitaplarını yaygınlaştırdı ve her öğrencinin temel dersler için fiziksel kitap almasını sağladı.
Dijital cihazlar kısıtlı olarak destekleyici araç olarak kalıyor, ama ana öğrenme yöntemi olmaktan çıkarıldı. Özellikle erken yaş gruplarında (anaokulu ve ilkokul başı)
Özellikle 7 yaş altı çocuklar için dijital öğrenme zorunluluğu tamamen sona erdirildi.
El yazısı ve sessiz okuma gibi geleneksel becerilere daha fazla vurgu yapılıyor.
Bu politika, İsveç'in PISA ve PIRLS gibi uluslararası testlerdeki gerileme sonrası (özellikle okuma becerilerinde) geldi ve Eğitim Bakanı Lotta Edholm'ün öncülüğünde uygulanıyor.
Özetle dijitalden analog ağırlığa geçiş yaşanıyor. İsveç bu konuda dünyada öncü örneklerden biri haline geldi.
Kendini zorlamazsan, olduğun yerde kalırsın.
Olduğun yerde kalırsan, zamanla o yer sana dar gelmez… çünkü alışırsın.
İşte vasatlık tam da böyle başlar: alışarak.
İnsan potansiyelinin tamamını konfor alanında keşfedemez.
Kaslar dirençle büyür, zihin soru işaretleriyle gelişir, karakter ise zorlukla şekillenir.
Rahatlık geçicidir ama gelişim rahatsızlık ister.
Kendini zorlamak;
her gün bir adım daha atmak,
korktuğun kapıyı çalmak,
“yapamam” dediğin yere bir kez daha bakmaktır.
Çünkü sınır sandığın şeylerin çoğu, aslında denemediğin çizgilerdir.
Eğer kendini sıkıştırmazsan, hayat seni sıkıştırır.
Eğer çıtayı sen yükseltmezsen, sıradanlık seni içine çeker.
Unutma…
Vasatlık bir kader değil, bir tercihtir.
Ve çoğu zaman o tercih, “bugünlük böyle kalsın” demekle başlar.