Kurtuluş Ellerimizde!
Genel Başkanımız, her yıl kârına kâr katan Koç Holding'in Arçelik firmalarında işçi kıyımı ile başlayan ve hak ihlalleri ile süren sömürü düzenini açıkça ortaya serdi.
Koç Holding, "ilk giren son çıkar" ilkesini ihlal ederek 2 bin kıdemli, yüksek ücretli işçiyi usulsüz bir şekilde işten çıkarıp çok düşük ücretlere yeni işçileri işe alıyor. Bu hukuksuzluğa karşı mahkemeye başvuran işçiler, davaları kazanıyor ancak Koç Holding'in savcılığı ziyaretinden sonra istinaf mahkemesinde bu kararlar bozuluyor ve sonraki açılan davalarda işçiler aleyhine kararlar veriliyor. Yargılama masrafları da işçiye yıkılıyor.
Arçelik örneğinde gördüğümüz gibi sermaye ile yargı el ele vererek işçilerin haklarını gasp ediyor.
Saray Rejimi, bu sömürünün sürdürülebilir olması için var. Bizleri köleleştirerek servetine servet katan bir avuç para babasına karşı halkın birleşmesi lazım. Emekçilerin, işçilerin kendi siyasetini güçlendirmesi ile ancak holdinglere, sermayeye karşı kazanabiliriz
Kaynaklarımız da imkanlarımız da kısıtlı; ama hiçbir şey bizi inandığımız yoldan döndüremez, mücadelemizden vazgeçiremez.
Gücünü halktan alan partimize siz de bağışlarınızla destek olabilirsiniz:
➡️https://t.co/ga5QXdA858
CHP Genel Merkezinde soru soran gazeteci arkadaşlarımızı para almakla itham eden şu şahıs Müslim Sarı’nın danışmanı Doğa Hüseyin Doğan. Yıldız ve diğer gazeteciler gereken cevabı vermiş ama bu şahıslara pirim verenler de içeride oturuyor. Utanmazlar.
TİP Genel Başkanı Erkan Baş: Yurttaşlar bakıyor Türkiye İşçi Partisi'ne. TİP'in parası yok;TİP'in genel merkezi, il merkezleri, ilçe binaları, hepsi kira. Bırakın TRT'yi, Anadolu Ajansı'nı, yandaş basını; TİP uzunca bir süredir Halk TV'de bile ambargolu. Sesi yurttaşa ulaşsın istenmiyor, engellemek için olağanüstü bir çaba harcanıyor. Parti yönetimlerinin, genel merkezden il, ilçe yönetimlerine kadar, neredeyse tamamında sadece emeğiyle, alın teriyle geçinen insanlar var. TİP'in kaynakları da imkanları da kısıtlı ama ne olursa olsun, memlekette ne yaşanırsa yaşansın TİP mücadele eder, TİP uzlaşmaz, TİP kukla olmaz, TİP bu bozuk düzenle asla ama asla anlaşmaz! Bunu bir kez daha teyit ediyoruz. Yurttaşların bunu bildiğini görmekten mutlu oluyoruz ve işte tam da bu yüzden, bu akla karanın birbirinin içine geçtiği bu günlerde bizi kurtaracak olan yegane şeyin saflığından, berraklığından emin olduğumuz kendi mücadelemiz, halkın mücadelesi, emekçilerin mücadelesi olduğunu kayıtlara geçirmek istiyorum.
Kurultayda para alıp dağıttım diyen iftiracının oğlunu MYK üyesi yap, depremde binlerce kişinin ölümünden sorumlu lütfü savaş'la pozlar ver. Genel merkeze katilleri, torbacıları sok. Sonra da ahlâktan, arınmadan bahset.. Hadi ordan.!
“Ezan yüksek sesle okunuyor, ezanın sonu gelmiyor. Adam yarım saat İbrahim Tatlıses gibi uzatıyor.
Ezan ve sela fazla sesli ve uzun okunmuyor mu? Rahatsız olmuyor musunuz?”
Orhan Yenen
Şaka değil!
Temmuz ayında 19 milyon civarında işçi sıfır (0) zam alacak.
6 milyonu aşkın memur ve memur emeklisi de resmî enflasyonun 4-5 puan altında zam alacak!
Memleketin asıl meselesi budur.
Butlan operasyonu ve koltuk hırsı bunları örtüyor!
AKP’nin ekonomi politikasının yarattığı tahribat konuşulamıyor.
Butlancılar sadece bir siyasi operasyonun ortağı olmakla kalmıyor, memleket gündemini de saptırıyor.
Düşün milletin yakasından!
Koç Grubu ve 12 Eylül Darbesi-1
#UnutulmazBelgeler
Rahmi Koç da 12 Eylül'e açık destek vermişti. Rahmi Koç 12 Eylül'ün işlerini nasıl kolaylaştırdığını şöyle anlatıyor:
"12 Eylül harekatından önce her şeyi demokratik bir sistem altında yapmak zorundaydık. Bu da karar almak, yasa ya da yönetmelik çıkartmak için aylar geçmesini gerektiriyordu. Yani her şey güç ve uzun zaman içinde gerçekleşebiliyor, her şeye politik açıdan bakılıyordu.
Askeri yönetim altında fark, alınan kararların parlamentodan geçmesi gibi bir zorunluluk olmadığından çok hızlı hareket edilebiliyor.
En önemlisi ise tüm bu işlemler yapılırken politik yaklaşımlar söz konusu olmuyor. Çünkü askerl yönetimin parlamentoda sandalye kaybı ya da seçmen kaybı diye bir kaygısı yok.
En büyük fark askeri yönetimin zamanında ve doğru kararlar almasıyla çok değerli zaman tasarrufumuzun olmasıdır."
26 Ocak 1982, Cumhuriyet
#KoçTopluluğu100Yaşında #Koç100
“En yakınımızdakini örgütlemekle başlayacağız!”
📣 Mahalle mahalle geziyor, her kapıyı umutla çalıyoruz. Bir selamın, bir sohbetin, bir dayanışmanın ne kadar değerli olduğunu biliyoruz.
O bu şu değil, kurtuluş ellerimizde, kurtuluş en yakınımızdakinde.
Koç Grubu ve 12 Eylül Darbesi-1
100. yılını kutlayan Koç Grubu 12 Eylül darbesini en büyük desteği vermişti.
İşte #UnutulmazBelgeler:
Vehbi Koç'tan Kenan Evren'e Sadakat Mektubu:
Vehbi Koç darbeden kısa bir süre sonra (Ekim 1980) cuntanın başı general Kenan Evren'e yazdığı mektupta çeşitli "tavsiyelerde" bulunmuş ve bu "tavsiyeler" darbeciler tarafından eksiksiz yerine getirilmişti.
İşte Vehbi Koç'un Kenan Evren'e bağlılık bildiren mektubunun geniş bir özeti:
DİSK Tarihi Cilt 3, s. 89.
https://t.co/xNR0o804BJ
#KoçTopluluğu100Yaşında #Koç100
Genel Başkanımız Erkan Baş, TMMOB 49. Olağan Genel Kurulu'nda konuştu:
"Memleketin en çok akla, bilime, vicdana ihtiyacı var. Bilim insanlarının, ufkunu bilimle çizenlerin yaşadıkları zorlukları biliyorum.
Bu mücadelenin birikimini ve deneyimlerini tüm Türkiye toplumuna, toplumsal muhalefetin tümüne taşıyacak bir TMMOB'a ekmek kadar, su kadar ihtiyacımız var."
Gazeteci İsmail Arı savunmasına devam ederek, “Size şaşıracağınız bir şey söyleyeceğim. Yunus Emre Vakfı davasını siz yürüttünüz Sayın Hâkim. Hatırlayın siz yine orada oturuyordunuz, yine aynı savcı aynı yerdeydi, ben de arkada izleyicilerin bulunduğu sıralarda gazeteci olarak davayı takip ediyordum. (Hakim gülümseyor, hatırladığını belli ederek başını sallıyor)
Yine aynı salondayız ama ben, izlediğim ve haberleştirdiğim dava nedeniyle bugün yargılanıyorum. Yunus Emre Vakfı’na ilişkin haberimle üç ayrı ödül aldım. Ben bu ülkede gazetecilik yapma hakkımı kullanıyorum. Halk için gazetecilik yaptım. Çok fazla tehdit edildim ama halk için gazetecilik yapmaya devam ettim. Tutuklanınca insanların bunun farkında olduğunu gördüm. Tutukluluğuma itiraz etmek için çeşitli eylemler gerçekleştirildi. Ben tertemiz gazetecilik yaptım, bu yüzden cezalandırıldım. Bana yapılan eziyeti sağır sultan duydu, yargı organları duymadı. Gazetecilik suç değildir. Derhal beraatimi talep ediyorum.” diye bitirdi. Salonda herkes uzun süre alkışladı. Avukatların savunmasına geçildi.
#GazetecilikSuçDeğildir
#İsmailArıyaÖzgürlük
Direnişlerini zaferle sonuçlandıran Doruk Madencilik işçilerini selamlıyoruz!
Haklarını talep etmekten hiç vazgeçmeyen ve bu uğurda mücadeleyi geniş halk kitlelerine ulaştırmayı başaran Doruk Madencileri, dün gece yarısı işçilerin hesaplarına ödemelerin yapılmasının ardından eylemlerini sonlandırdı.
Bu kazanım; sendikal haklara saldırıların ivme kazandığı, milyonlarca işçinin yoksulluğa ve açığa mahkûm edildiği bu kara düzende Türkiye İşçi Sınıfı'na umut olmuştur.
Yaşasın Sınıf Mücadelesi!
Saat 8’i geçiyor. Şu dakikalarda Silivri Cezaevi’nde görevli memurlar, sayım için Merdan Abi’nin kaldığı B-35 koğuşuna avlu kapısından girdi. Hücre kapısı üzerine kapatıldı.
7 aydır tutuklu. Gazeteci Merdan Yanardağ’ı unutmayalım.