İnsanı dehşete düşüren, şiddetin varlığı değil, şefkatin yokluğudur. Bu yüzden yakın ilişkide sürekli pasif agresyona maruz kalmak, agresyona maruz kalmaktan daha yıkıcı olabilir. Agresyonda fail, mağdurun içini öfkeyle doldurur. Bu öfke çoğu durumda faile yöneliktir. Pasif agresyonda ise fail, kendini esirgeyip kaynaklarını geri çekerken, mağdurun içindeki şefkati de soğurur. Şefkatin, öz şefkatin olmadığı yerde depresif duygudurum kaçınılmazdır. Muhatap bulamayan öfke de zamanla içe, bireyin kendisine döner ve depresif oluşu şiddetlendirir.
Fark ettiniz mi bilmiyorum, insanlar layık olmadığı şeyi üzerinde taşıyamıyor; eğreti duruyor. Bilgi fazla gelince kibirleniyor, samimiyet ilişkide gösterişe dönüşüyor. Biraz zengin olunca görgüsüzleşebiliyor. Yani özne ile edinim arasında bozulan orantı mutlaka dışarıya sızıyor.
“Eşyayı didik didik ederken dünyayı umursamayan özgün dimağların payına hep, zekaları ile orantısız olarak eline üç beş kuruş geçmiş insanları ibretle izlemek düşmüştür. Meta sahibi olmak matah bir şey olsaydı, tarihin en değerli şahsiyeti Karun olurdu herhalde
Adamın arabası eski bir Doblo ve karısının kapısını açıp buyur etmeden kendi koltuğuna geçmiyor.
Benzin istasyonu çalışanları alayla karışık yadırgıyor onu.
Zarafetin de sınıfsal olması gerektiği konusunda çoktan uzlaşmışlar.