ders notlarıma bakıyordum, karşıma semra hocamızın bir sözü çıktı, şöyle demişti kıymetli semra hocam;
“dünyada herşey fani, o yüzden O'nun için herşeyden vazgeçerim..”
semra hocamız da söylediği sözün arkasında duranlardan..
SemraHocaya Özgürlük
Hocam, siz dayanırsınız… Biliyoruz. İslam davası uğruna bugüne kadar nice zorluklara, nice iftiralara, nice haksızlıklara göğüs gerdiniz. Allah için çıktığınız bu yolda hiçbir imtihan karşısında geri adım atmadınız.
Yıllarca bize hakkı, sabrı, mücadeleyi ve kardeşliği öğreten bir insanı, bugün bu insafsızlığın karşısında yalnız bırakamayız. Bu bizim için bir vefa meselesidir, bir dava ahlakıdır.
Siz nice zor zamanlarda bu davanın yükünü omuzladınız. Bugün sıra bize geldi.
Siz dayanırsınız; ama biz de sizin omuzlarınızdaki yükü görmezden gelmeyeceğiz.
Ne makamın, ne baskının, ne tehdidin karşısında davamızdan ve kardeşimizden vazgeçmeyeceğiz.
Çünkü dava, rahat günlerde söylenen sözlerle değil; zor günlerde gösterilen vefayla belli olur.
Allah şahidimiz olsun; sizi bu haksızlığın içinde yalnız bırakmayacağız.
Hakkı söylemekten, adaleti istemekten ve kardeşimizin yanında durmaktan geri durmayacağız.
SemraHocaya Özgürlük
İSTANBUL EMNİYETİNDEN HUKUKSUZ GÖZALTI!
İstanbul Emniyeti, Alparslan Kuytul Hocaefendi ve tutuklanan diğer kardeşlerimiz için basın açıklaması yapmak isteyen Furkan Hareketi mensuplarını ablukaya alıp 2 kişiyi gözaltına almıştır!
Kardeşlerimiz Derhal Serbest Bırakılmalıdır!
Basın Açıklaması Yapmak Suç Değildir!
#İstanbulEmniyeti
Temmuz ve Ağustos aylarında sahabe hayatlarını okuyup bitirmeyi hedeflemiştik.
Bazıları da Furkan Hareketini bitirmeyi hedeflemiş. Allah İslami hareketin yardımcısıdır.
Tıpkı Aliya gibi diyoruz:
“Bizi toprağa gömdüler; fakat tohum olduğumuzu bilmiyorlardı.”
#HocamlaOkuyorum
İkinci kardeşimiz olarak Muhammed Yasin’i tanıtmak istiyorum.
Bu kardeşlerimizi tanıtırken amacım yalnızca onların nasıl insanlar olduğunu anlatmak değil; İslam bir kalbe girdiğinde insanı nasıl güzelleştirebildiğini ve bu güzelleşmeye vesile olan bir hareketi ortadan kaldırmaya çalışanların nasıl büyük bir cürüm işlediğini göstermek, tutuklanan insanların sadece birer isimden, birer sayıdan ibaret olmadığını anlatmak istiyorum.
Muhammed dışarıdan bakıldığında çok disiplinli, odaklı, ketum ve hatta sert görünebilir.
Fakat yakından tanıdığınızda çok duygusal ve ince düşünceli olduğunu görürsünüz.
Hatta o kadar ince düşünür ki, yaptığı iyiliğin karşısındaki insanı kendisine karşı bir minnet borcunda hissettirmesini istemez; belki bu yüzden olduğundan daha kaba veya daha mesafeli bilinmeyi bile tercih eder.
Bunun bizzat yaşadığım bir örneği var.
Nişanım için, mesafeden dolayı özellikle kendisini çağırmamıştım. Hatta gelebileceğini tahmin ettiğim için böyle bir şeyin kesinlikle gerekli olmadığını da özellikle vurgulamıştım.
Buna rağmen toplamda yaklaşık 1500 km yol yaparak nişanıma geldi.
Sonrasında da “Buralara gelmişken zaten şunu da ziyaret etmek istiyordum”, “Gezmeyi seviyorum”, “Vaktim vardı” gibi çeşitli bahaneler üretti.
Yaptığı şeyin benim için ne kadar büyük bir jest olduğunu hissettirmemeye çalışıyordu.
Zaten Muhammed, karşı tarafa yaptığı iyiliği ve aynı şekilde belki de onu ne kadar önemsediğini göstermemeyi severdi.
İnsanların duygularına karşı da çok hassastı; laf arasında birinin bir şeyden dolayı incindiğini anlarsa, bunu uzun süre zihninde taşır, o insan için ne yapabileceğini düşünürdü.
Birinde bir dert sezdiğinde, belki doğrudan “Neyin var?” diye sormak yerine onunla bir yolculuğa çıkmayı teklif eder, ziyaretine gider veya onu misafir ederdi.
Bütün bunların doğal bir şekilde gelişmiş gibi görünmesini tercih eder, karşısındaki insanın kendisini borçlu veya mahcup hissetmesini istemezdi.
---
Bu ince düşünceliliği yalnızca yakın çevresinde değil, hizmet içerisinde tanıdığı insanlarda da kendisini gösterirdi.
Sürekli etrafındaki insanların iyiliğini ve gelişimini ister, bunun için kafa yorardı.
Kardeşlerini ne kadar önemsediğine dair örneklerden biri de, çevresindeki İslami hizmetlerde bulunmaya çalışan yeni evlenmiş kardeşlere kolaylık olsun diye beyaz eşya hediye etmesiydi.
Fakat bunu gösterişten uzak yapardı; yaptığı iyiliğin bilinmesini istemezdi.
Muhammed Yasin’in hayatında ayrıca çok özel bir yer tutan gençler vardı.
Kendisinin bir mirası olmasını çok isterdi.
“Makinalarla uğraşacağıma, emek verdiğim, tabiri caizse inşa ettiğim gençler olsun” diye düşünürdü.
Bu şekilde hayatına emek verdiği birçok genç vardır.
Bunlardan birkaçının belki kendisini yorumlarda belli edeceğini düşünüyorum.
Bu gençlerin bütün dertleriyle, gelişimleriyle ilgilenirdi; onların tabiri caizse abisi olurdu.
Üniversite hayatlarında ve derslerinde yardımcı olur, gelir kaynağı bulmalarına destek olur, şahsi sıkıntılarını dinler, dertlerine derman bulmaya çalışırdı.
Karakterlerinde düzeltebileceği, inşa edebileceği bir şey gördüğünde de o noktaların üzerine mutlaka gençlerle birlikte giderdi.
Onların sadece başarılı olmalarını değil, iyi insanlar olmalarını isterdi.
Bazıları istediği sonuçları vermediğinde veya hatalarının, hatta belki günahlarının düzelmediğini gördüğünde çok efkarlanırdı.
Nice gece, bu meseleler üzerine onunla dertleştiğimizi bilirim.
“Acaba arkadaşa fazla mı yükleniyorum?”, “Fazla mı beklentim var?”, “Niye böyle oluyor?” diye düşündüğü çok olurdu.
Belki o gençlerin öz abileri veya babaları bazı konularda onun ilgilendiği, zaman ayırdığı ve fikir verdiği kadar ilgilenmemiştir.
Çünkü Muhammed, bu gençlere bazen kendi ailesinden bile daha fazla zaman ayırır, onların hayatlarına gerçekten emek verirdi.
DEVAMI AŞAĞIDA —>