BU GÖRÜNTÜ MARMARİS’İN UTANCIDIR!
Marmaris Belediyesi, "bakım maliyeti" gerekçesiyle ilçenin tek yüzme havuzunu kapattı.
Yaklaşan şampiyonalar öncesinde tesislerine kilit vurulan lisanslı yüzücüler, boş havuzda antrenman yaparak seslerini duyurmaya çalışıyor.
Tekrar Buraya yazıyorum 160 binden fazla dağıttım, seneye 200 bin’den fazla üçüncü yıldan itibaren tüm Türkiye’nin ata tohumları karşılayacağım. Kısırlaşmış tohumlarınızı da alıp defolup gideceksiniz.
Türkiye'nin gerçek gündemi ne Ela Rumeysa, ne Mehmet Akif ne de Sadettin Saran'dır!
Gerçek gündem kavga dövüş geçirdikleri, daha şimdiden 2.7 milyar TL açık verecek olan ve sadece faize 2.7 Tirilyon TL ödeyeceğimiz, halk düşmanı 2026 bütçesidir!
Gerçek gündem açlık sınırının altında verecekleri asgari ücrettir!
Gerçek gündem TÜİK marifetiyle enflasyonu düşük göstererek yarısını çaldıkları emekli ve memur maaşlarıdır!
Gerçek gündem açlıktır, yoksulluktur!
Gerçek gündem ortağı oldukları yandaş enerji şirketlerini ihya etmek için ısrar ettikleri sürekli yaz saati uygulamasıyla, karanlıkta okula işe gidenlerdir!
Gerçek gündem ömrünün son günlerini ucuz otel köşelerinde geçirmek zorunda kalan yaşlılar, otogar bekleme salonlarında kalan evsizlerdir
Gerçek gündem öğrencilerin yurt sorunudur, okulda bir öğün yemek sorunudur!
İktidarın tuzağına düşmeyelim, gizlenmeye çalıştıkları gerçek gündemlere geri dönelim!
Ermeniler, 1915’lerde Maraş’ın toplam nüfusunun (75–80 bin) %40–50’sinin Ermeni olduğunu söyler. Osmanlı kayıtları ise bu sayıyı yaklaşık 15 bin, tüm gayrimüslimlerle birlikte yaklaşık 20 bin olarak gösterir. Zeytun bölgesi ise tamamen Ermenidir. Bu nüfus, o dönemde bir şekilde tehcir edildi; topraklarına ve evlerine el konuldu. Bunu yapanlar, daha sonra Maraş Katliamı’nda rol alanlar ile onların babaları ve dedeleriydi.
1970’lerde dünyada esen devrimci rüzgâr, Türkiye’de de etkisini gösteriyordu. Devlet, devrimci ve demokratik mücadeleyi engellemek istiyordu. Ancak bunu başaramamış, bastıramamıştı. Tam bu noktada, etnik ve dinsel arındırma amacıyla katliam ve soykırım planları devreye sokuldu. Devlet bunu açıktan yapamazdı; bu nedenle paramiliter güçler kullanılarak Aleviler, Kürtler, devrimciler ve sosyalistler arındırılmak, tasfiye edilmek istendi.
Bu sürecin öncesinde Koçgiri (1921), Dersim (1937–38), Zini Gedik (1938), Ortaca (1966), Elbistan (1967), Malatya (1968) ve Kırıkhan (1971) Alevi katliamları yaşandı.
Sonrasında, 6-7 Eylül 1955 katliamı ile zoraki göç ve demografik eritmeye yol açtılar.
Devrimci yükselişi durdurmak amacıyla 1 Mayıs 1977’de Taksim Katliamı gerçekleştirildi.
7 Mart 1978’de Kenan Evren’in Genelkurmay Başkanı olmasının ardından;
17–20 Nisan 1978 Malatya Katliamı,
19–26 Aralık 1978 Maraş Katliamı,
29 Mayıs – 3 Temmuz 1980 Çorum Katliamı
ve
12 Eylül 1980 Askerî Darbe ve sıkıyönetim süreci yaşandı.
Ardından;
Sivas Madımak (1993),
Gazi–Ümraniye (1995) katliamları geldi.
AKP döneminde ise;
Roboski, Reyhanlı, Gezi, Suruç, Ankara Gar ve Reina katliamları yaşandı.
Bunların hiçbiri tesadüf değildir. Bu katliamların tamamında din, İslam ve ırkçılık, devlet tarafından bir meşruiyet ve ayrıştırma aracı olarak kullanıldı. Ermenilere “gavur”, Alevilere “kızılbaş”, devrimcilere “dinsiz–komünist” denilerek toplum kışkırtıldı.
Mesele, devletin dini bir silaha dönüştürmesidir. Devlet aklı hep aynı kaldı: dağıt, korkut, göç ettir, sustur.
İlle de insanlık.
İlle de barış.
#MarasKatliamı
#MarasSoykırımı
Mistik paranoyakların gözdesi olan CERN'de bulunan Hindu mitolojisindeki Nataraja formundaki Lord Shiva heykeli.
Bu heykel, 2004'te Hindistan Hükümeti tarafından CERN'e hediye edilmiştir.
Nataraja, Shiva'nın kozmik dansını (Tandava) simgeler. Bu dans, evrenin sürekli yaratım, koruma ve yıkım döngüsünü temsil eder. Shiva, bir ayağıyla cehalet canavarı Apasmara'yı ezerken, diğer ayağıyla özgürleşmeyi işaret eder. Etrafındaki ateş çemberi enerjinin ve evrenin döngüselliğini simgeler.
Fizikçiler için, Shiva'nın dansı atom altı maddenin dansıdır. Yani parçacıkların doğup yok oluşunu ve maddenin enerjiye dönüşümünü sembolik olarak anlatan bir metafordur.
Özel ilgi alanları arasında Audi, para, hutbelerde kadın kıyafetlerinin ölçüsü ve kadınların giydiği kumaşın inceliği olan ne bilsin Arapçayı, çok yoğun bu aralar zamanı yok … 😎
Şu videoya bakın.
Ülkenin Diyanet Başkanı Arapça bilmediği için dünyaya rezil oluyor.
Tarih boyunca gelmiş geçmiş en kötü Diyanet Başkanı Ali Erbaş istifa!
Çocuk marketten bir şey çalar, buna suça sürüklenen çocuk dersin, çocuk gider avm’den pantolon çalar, buna suça sürüklenen çocuk dersin, çocuk bir şeye şahit olmuştur, yalan söyler davayı etkiler, buna da suça sürüklenen çocuk dersin. Ulan, 14 yaşında çocuğu defalarca bıçaklayarak öldüren, yerdeyken tekmeleyen, sonra gülüp eğlenen çocuklara suça sürüklenen çocuk diyemezsin. Dememelisin. Bu kadar basit bir denklem bu.
YOLA ÇIKTIK, GELİYORUZ ANKARA!
Zeytinlerimizi, topraklarımızı, ormanlarımızı şirketlere peşkeş çeken yeni torba yasa tasarısını iptal ettirmek için geliyoruz.
Muğla'dan yola çıktık, Ege'den Marmara'ya, Akdeniz'den İç Anadolu'ya geliyoruz.
Yeni yasa tasarısı iptal edilsin!
Bayanaylar var orman perileri onlar, racon bilmeyenin başına neler gelir azıcık kitapları karıştırsak buluruz , batının bildiği Demeter ablalar çarpar walla 🍃
"Atatürk ağacı kesmemek için binayı yürütmüş.
Bizi, onca ağacın önünde duran insanları, takır takır jandarmalara sürüttüler."
TBMM Sanayi ve Enerji Komisyonu salonu önü.
Bugün Oxford Üniversitesi - Felsefe bölümünde tezimin ilk kısmını tartışmaya sundum.
Çok başarılı geçti, soruların her birini yanıtladım. Genç Türk kadın felsefeci olarak çalışmalarımı getirdiğim nokta adına gurur duydum.
Daha iyilerini ortaya koymak için de motive oldum! :)
“Esila ve hala tutuklu olan çocuklarımızın sesine ses olalım;
Sesimiz olmayı bırakmayın!
Sesimiz olmayı bırakmayın!
Sesimiz olmayı bırakmayın!
Sesimiz olmayı bırakmayın!
Sesimiz olmayı bırakmayın!
Hataylı biri olarak söylüyorum, depremden sonra :
1 - Evinizde kesinlikle bulundurma ruhsatlı en az 1 silahınız olmalı.
2 - Toplanma alanınız olmayacak, bu yöneticilerin hepsi kolpacı. Bu bakımdan, mahallenizde güvenebileceğiniz kişilerle hemen önceden belirlediğiniz alana geçip ailenizi ve dostlarınızı korumaya alın.
3 - Sakın unutmayın, büyük depremden yaklaşık 2 saat sonra ilk çalacakları bebeklerimiz, sonra mal mülk. Etrafınızdaki tanıdık tanımadık tüm çocukları asker gelene kadar korumaya almalısınız.
4 - İstanbul depreminden sonra tüm sorumluluk biz halkta olacak. Bizler, diğer şehirlerden şahsi arabalarımıza doldurduğumuz su, ekmek, bebek bezi ve kefenlerle İstanbul’a akın edeceğiz. Kurtarabildiğimizi kurtaracağız. Çıkartabildiğimiz ölülerimizi hemen gömmek zorundayız, 24 saat ve aylarca bitmeyecek bir sürece gireceğiz.
O gün geldiğinde yöneticiler önlem almadığı için en az 1 milyon insanımız vefat edecek. 2 milyona yakın insanımız uzunlarını ya da aklını kaybedecek, tamamen psikopatlaşacak. Ama neyse, bunlar önemli konular değil biz akape ya da cehapeyi falan konuşalım ;) erdoğan uzun boylu İmamoğlu çok şirin hakan fidan gizemli özgür özel zar zurt falan filan … … …
Esila’nın ve hala tutuklu olan çocuklarımızın çağrısıdır;
Sesimiz olmayı bırakmayın.
Sesimiz olmayı bırakmayın.
Sesimiz olmayı bırakmayın.
Sesimiz olmayı bırakmayın.
Sesimiz olmayı bırakmayın.
Sesimiz olmayı bırakmayın.
Sesimiz olmayı bırakmayın.
#EsilaİçinÇocuklarımızİçinAdalet
‘‘30 yıl çalışacaksın, tam diyeceksin tamam kendi dünyamı kuruyorum, bir sabah kalkacaksın e-devletinde tapun yok.’’
Hatay Samandağ’da birçok tarım ve bahçe arazisi toplu konut için kamulaştırıldı.
Yıllarca çalışıp edindikleri tapular ellerinden alınan Samandağlılar tepkili.
İklim Kanunu teklifi revize etmek amacıyla çekildi. Çekilir tabi :) Mücadelenin sonucudur bu
Oturmadık, pes etmedik yine ilki başardık. Rehavete kapılmayalım. Çünkü toplumsal tepkilerin dozunu yavaşlatmak adına çekildi. Şimdilik avantaj bizde. Bu hepimizin başarısıdır #İklimKanunuİhanettir #iklimkanununahayır
Herkese, tüm insanlığa açık çağrımdır‼️ Türkiye'nin İklim Kanunu'na ihtiyacı yoktur. İklim sorunu da yoktur. Bu sorun küresel baronlar tarafından 'yapay' bir şekilde oluşturularak kanun için meşru kılıfa yöneliktir. Bugün TBMM Genel Kurulu Saat 15.00'da açılacak. İklim Kanunu taslağı 600 milletvekilinin oylarına sunulacak. Bu kanun mevcut taslak haliyle büyük bir tuzaktır ve asıl etrafındaki durumlar geleceği ipotek altına almakta, yeni baskılara zemin hazırlamaktadır. Herkes bölgesinin milletvekiline kısa ve öz bir şekilde hazırlamış olduğum bu dilekçeyi kendilerine tüm sosyal medya hesaplarına, varsa WhatsApp veya mail yoluyla kolayınıza geldiği şekilde iletiniz. Bu paylaşımın altına hepsinin görmesi açısından da etiketleyebilirsiniz, paylaşınız.
#YeşilSahtekarlık
#TehlikeGeliyor
#SONDAKİKA