Adı gibi huzur veren “Mekke Antlaşması” imzalandı. Başta siyonist i*rail olmak olmak üzere zalimlerin kalbine korkuya, insanlığın barışına vesilesi olsun.
REHBER ÖĞRETMEN ÜYELERİMİZ İÇİN “PSİKOTERAPİ EKOLLERİ” EĞİTİMLERİMİZ BAŞLIYOR
Eğitim-Bir-Sen olarak İbn Haldun Üniversitesi iş birliğiyle okullardaki psikososyal destek süreçlerini güçlendirmek amacıyla “Rehber Öğretmenler İçin Psikoterapi Ekolleri” eğitim programını hayata geçiriyoruz.
✏️ BDT Eğitimi:
Doç. Dr. Şeyda Eruyar – Boğaziçi Üniversitesi
✏️ EMDR Eğitimi:
Doç. Dr. Burcu Uysal – İbn Haldun Üniversitesi
✏️ Şema Terapi Eğitimi:
Dr. Ayşe Kaya Göktepe – İstanbul Medeniyet Üniversitesi
✏️ ACT Eğitimi:
Doç. Dr. Hasan Turan Karatepe – İbn Haldun Üniversitesi
EBS Akademi üzerinden çevrim içi düzenlenecek eğitimler 11 Ağustos 2026’da başlıyor.
Eğitim-Bir-Sen üyelerinin katılabileceği program sonunda başarılı olanlar, e-Devlet onaylı sertifika almaya hak kazanacak.
Detaylı bilgi için: https://t.co/ToeUhv86Se
#İyikiEğitimBirSenVar #EBSAkademi #RehberÖğretmen #PsikoterapiEkolleri #İbnHaldunÜniversitesi
KAMUDA ÜCRET DENGESİ SAĞLANMALI, PERSONEL REFORMU YAPILMALIDIR.
Temmuz ayı enflasyon oranı %1,78 olarak açıklandı.
Enflasyon verileri gösteriyor ki; Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararı olan %7 oranındaki artış, daha önceki 3 yıllık süreçte olduğu gibi enflasyona yenilecek ve alım gücü düşerek devam edecektir.
Kamu görevlilerimiz başta olmak üzere sabit gelirlilerin en büyük geçim sıkıntısını kira, gıda ve zorunlu harcamalar oluşturuyor. Gelirin gideri aştığı, tasarruf etmenin imkansızlaştığı, ayı tamamlamak için borçlanarak geçimin sağlandığı bir süreç yaşanıyor.
Bir taraftan enflasyonun oluşturduğu kayıp, diğer taraftan kamuda ücret dengesizliğinin oluşturduğu çarpıklık büyüyerek devam ediyor.
Memur-Sen olarak; toplu sözleşme masasında kamuda çalışanlar arasındaki ücret adaletsizliğinin oluşturacağı sosyal maliyeti ısrarla ifade ettik. Bugün geldiğimiz noktada kamuda yükselen sesin, kamu görevlilerimiz özelinde oluşan mağduriyetin ve ücretlerde oluşan dengesizliğin sorumlusu Kamu Görevlileri Hakem Kurulu ve Maliye Bakanlığı yöneticileridir.
Sosyal güvenlikten emekli aylığı sistemine, mali haklardan özlük haklarına, ücretlerdeki çarpıklığın giderilmesinden vergi adaletinin sağlanmasına; toplu sözleşme masasında fırsat verilmeyen önemli hususlarda artık adım atılmalı ve taraflar bir araya gelerek kamu personel sistemine yönelik geniş çaplı çalışma başlatmalıdır. Kamuda oluşan huzursuzluk görmezden gelinmemeli, oluşan sosyal maliyet engellenmelidir.
4688 sayılı Kanuna yönelik yapılması ve adım atılması gerekenler hususlarda geç kalınmamalı, gereken değişiklik ivedi olarak hayata geçirilmelidir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı öncülüğünde yürütülen çalışmalar sonuçlandırılmalı, taraflarla paylaşmalıdır. Memur-Sen olarak; hem Kamu Personel Sisteminde hem de 4688 sayılı Kanunun eksikliklerinin giderilmesinde kararlılığımız ve tavrımız nettir.
Genel Başkanımız Ali Yalçın ve Genel Yönetim Kurulumuz, İHH Genel Merkezi tarafından açılışı yapılan Ankara Çalışma Ofisi’ni ziyaret ederek "hayırlı olsun" dileklerini paylaştı.
@ihhinsaniyardim
Genel Başkanımız Ali Yalçın’ın muhterem babası Selahattin Yalçın, dar-ı bekaya irtihal etmiştir.
Merhum, yarın Cuma Namazını müteakip Tokat/Artova Kızılca Camiinde kılınacak cenaze namazının ardından Ahmetdanişment Köyü mezarlığına defnedilecektir.
Merhum Selahattin Yalçın amcamıza Allah’tan rahmet, Genel Başkanımıza, ailesine ve yakınlarına sabr-ı cemil niyaz ediyoruz.
Merhumun ruhu için El Fatiha…
İşgalci ve soykırımcı siyonist rejim elebaşılarının ilk kıblemiz ve kutsal mabedimiz Mescid-i Aksa’ya gerçekleştirdikleri baskın ve saldırıyı lanetliyoruz.
Tüm insanlığı dünya barışı için büyük bir tehdit oldukları açık şekilde ortaya çıkan bu terör şebekesini durdurmak üzere birleşmeye ve harekete geçmeye davet ediyoruz.
🟢 KOORDİNATÖR ÖĞRETMENLER İÇİN VERDİĞİMİZ HUKUK MÜCADELESİNDE HAKLILIĞIMIZ BİR KEZ DAHA TESCİLLENDİ
Eğitim-Bir-Sen olarak İstanbul’da bir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi bünyesinde koordinatör öğretmen olarak görev yapan yüksek lisans mezunu üyemizin ek ders ücretlerinin artırımlı ödenmesi talebinin idare tarafından “fiilen derse girmediği” gerekçesiyle reddedilmesi üzerine açtığımız davada mahkeme, üyemiz lehine karar verdi.
İstanbul 8. İdare Mahkemesi, yüksek lisans mezunu koordinatör öğretmen üyemizin görev karşılığında aldığı ek ders ücretinin artırımlı ödenmesi gerektiğine hükmetti. Mahkeme, toplu sözleşme hükümlerinin fiilen girilen ders saatleriyle sınırlı olmadığını, yerine getirilen görev karşılığında ödenen ek ders ücretlerini de kapsadığını bir kez daha tescilledi.
Eğitim-Bir-Sen olarak, daha önce Ankara’da görev yapan bir üyemiz adına aynı konuda açtığımız davada da 7. İdare Mahkemesi de lehimize karar vererek ek ders ücretinin artırımlı ödenmesine hükmetmişti.
Haberi okumak için: https://t.co/3tqslm1Yb7
AKADEMİYE SEÇİLECEK YÖNETİCİ ADAYLARININ YAŞADIĞI MAĞDURİYET GİDERİLSİN
■ Milli Eğitim Bakanlığına başvurarak Milli Eğitim Akademisi Yönetici Yetiştirme Programı aday belirleme sürecinde taşra teşkilatları arasında uygulama birliğinin bulunmaması nedeniyle oluşan hak kayıplarını giderecek düzenlemenin yapılmasını ve oluşan mağduriyetleri önlemek için gerekli tedbirlerin alınmasını istedik.
■ Bazı illerde yönetmeliğin işaret ettiği programa alınması gereken sayıdan daha az adayın çağrıldığı görülmüştür. Bu uygulama, yönetmelikte öngörülen aday sayısına ulaşılamamasına ve adayların programa katılma hakkından mahrum kalmasına neden olmaktadır.
■ Ayrıca son sıradaki adayla aynı puana sahip birden fazla adayın olduğu hallerde, aynı puana sahip adayların tamamının değil sadece bir adayın programa çağrıldığı müşahede edilmiştir. Aynı puana sahip adaylardan yalnızca birinin programa alınması, objektiflik ve eşitlik ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Son sıradaki adayla aynı puanı alan bütün adayların Yönetici Yetiştirme Programı’na dahil edilmesi gerekmektedir.
Haberi okumak için: https://t.co/GAsUcPxf7r
ÖZEL HİZMET TAZMİNATI DÜZENLEMESİNDE GİHS KÖKENLİ ŞUBE MÜDÜRLERİNİN UĞRADIĞI MAĞDURİYETİ YARGIYA TAŞIDIK
Devlet Memurlarına Ödenecek Zam ve Tazminatlara İlişkin 11 Temmuz 2026 tarihinde Resmi Gazete ile duyurulan düzenlemenin Genel İdare Hizmetleri Sınıfı (GİHS) kökenli şube müdürlerini mağdur eden hükümlerinin iptali istemiyle Danıştay’da dava açtık.
Eğitim-Bir-Sen olarak Milli Eğitim Bakanlığında il milli eğitim müdür yardımcısı, ilçe milli eğitim müdürü ve şube müdürü kadroları ile üniversitelerin fakülte sekreteri, yüksekokul sekreteri, enstitü sekreteri ve şube müdürü kadrolarına atananlara 120 puan tutarında eğitim hizmeti tazminatı ödenmesi yönündeki teklifimizi toplu sözleşme masasına taşımıştık.
Bu teklifimizin kabulü halinde aynı işi yapan aynı ünvana sahip kamu çalışanlarının özlük haklarında önemli ölçüde eşitlik, adalet ve hakkaniyet sağlanacaktır.
Eğitim ve bilim çalışanları arasında özlük hakları yönüyle eşitlik ve adaleti tesis edecek kapsayıcı düzenlemeler için mücadelemizi sürdüreceğiz.
Haberimizi okumak için: https://t.co/y60PzuBdYe
Avrupa’nın Ortasında, Dünyanın Gözü Önünde Yapılan Soykırım: Srebrenitsa
Tek suçları Müslüman olmak olan 300 bin Boşnak, Avrupa’nın ortasında dünyanın gözü önünde katledildi.
Birleşmiş Milletler tarafından güvenli bölge olarak ilan edilen ve 400 Hollanda askeri tarafından korunan Srebrenitsa şehrine sığınan 25 bin Boşnak Müslümanın Hollandalı barış gücü askerleri tarafından sırp çetelere teslim edilmesi ve bu çetelerin 5 gün içinde 8372 Boşnak Müslümanı vahşice katletmesi insanlığın en büyük utançlarından biri olarak tarihe geçmiştir.
Avrupa’da hukuken ispat edilen ilk ve tek soykırım olan Srebrenitsa soykırımının üzerinden 31 yıl geçti. Soykırımcıları ve soykırıma yardımcı olanları unutmadık, unutturmayacağız.
Açıklamamızı okumak için: https://t.co/xi8aGgtDNf
Tüm ünvan, sınıf ve kademedeki eğitim çalışanları için mücadeleye devam ediyoruz
Şube müdürleri ve eğitim müfettişlerine yeni mali haklar getiren düzenlemeleri olumlu buluyor ama düzenlemenin kapsam olarak dar ve miktar olarak yetersiz olduğunun altını çiziyoruz.
Eğitim-Bir-Sen olarak tüm eğitim çalışanlarını içine alan düzenleme ve uygulamalar için mücadelemize kararlılıkla devam edeceğiz.
Vicdanlarda Silinmeyen Acı: Srebrenitsa
11 Temmuz 1995’te Srebrenitsa’da yaşanan soykırım, insanlık vicdanını derinden yaralayan en büyük acılardan biri olarak hafızalara kazındı. Binlerce masum Sırp çeteleri tarafından katledildi.
Aradan geçen yıllar ne acıyı hafifletti ne de adalet arayışını sonlandırdı. Srebrenitsa, tüm insanlığın ortak hafızasında unutulmaması gereken bir insanlık suçudur.
Soykırımda hayatını kaybeden tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, geride kalan ailelerin acısını yürekten paylaşıyoruz.
Unutmadık, unutturmayacağız.
#SrebrenitsaSoykırımı #11Temmuz
Srebrenitsa...
31 yıl önce Avrupa'nın tam ortasında yalnızca insanlar katledilmedi; insan hakları nutukları, medeniyet iddiaları, uluslararası hukuk ve Batı'nın vicdanı da Bosna'nın toprağına gömüldü.
Bugün kirli bir ikiyüzlülükle insanlığa ahlâk dersi vermeye çalışan Batılı karar vericiler, o gün 8 binden fazla masumun katledilmesinin suç ortaklarıdır.
Srebrenitsa'nın sessiz seyircileri, bugün Gazze'nin de suskun ortaklarıdır. Dün Bosna'da akan kana gözlerini kapatanlar, bugün Siyonist İsrail'in Filistin'de sürdürdüğü soykırım karşısındaki suskunluklarıyla yalnızca suç ortaklıklarını değil, medeniyet ve insan hakları iddialarının da bir aldatmacadan ibaret olduğunu bir kez daha bütün dünyaya ilan etmektedir.
Srebrenitsa hafızamıza kazılı. Üzeri ne kadar örtülmeye çalışılırsa çalışılsın unutmayacak, unutturmayacağız.
Unutursak hesap soramayız. Hesabı sorulmayan her katliam, yeni zalimlere cesaret verir; yeni katliamların önünü açar.
Şehit edilen Boşnak kardeşlerimizi rahmetle yâd ediyor; zulmün ve zulme sessiz kalanların er ya da geç ilahî ve beşerî adalet önünde mutlaka hesap vereceği güne olan inancımızı muhafaza ediyoruz.
#SrebrenitsaSoykırımı #Srebrenitsa #11Temmuz
AP’NİN KIBRIS KARARI RUM PROPAGANDASINA TESLİM OLMUŞ BİR İFTİRA METNİDİR
Avrupa Parlamentosu’nun 8 Temmuz 2026 tarihinde kabul ettiği “1974 müdahalesinin Kıbrıslı kadınlar ve kız çocukları üzerindeki etkileri” başlıklı karar, tarihi gerçekleri çarpıtan, Kıbrıs Türk halkını yok sayan ve Türkiye’yi hedef alan tek taraflı bir metindir.
575 kabul, 33 ret ve 43 çekimser oyla kabul edilen kararın, Yunan asıllı raportör Eleonora Meleti tarafından hazırlanması ve metinde bütünüyle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin tezlerinin esas alınması, Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs meselesindeki tarafgir tutumunu bir kez daha göstermiştir.
Memur-Sen olarak, Kıbrıs Barış Harekâtı’nı tarihsel ve hukuki bağlamından koparan, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni asılsız iddialarla hedef alan ve Türkiye’yi “işgalci” olarak tanımlayan bu kararı şiddetle kınıyor; Rum propagandasına teslim olmuş bu iftira metnini bütünüyle reddediyoruz.
Kıbrıs Barış Harekâtı, Türkiye’nin garantörlük haklarından doğan meşru ve hukuki bir müdahaledir. Bu harekât, Kıbrıs Türk halkının varlığını, güvenliğini ve temel haklarını korumak için gerçekleştirilmiştir. Nikos Sampson darbesini, EOKA çetelerinin mezalimini, Rumlar’ın Kıbrıs Türk halkına uyguladığı jenosidi ve adada yaşanan tarihi gerçekleri yok sayan hiçbir metin, adalet ve hukuk adına konuşamaz.
Kendi iç krizini aşamayan ve stratejik körlükle malul Avrupa Birliği’nin bir organı olarak AP’nin, Kıbrıs meselesinde Türkiye’ye ve Kıbrıs Türk halkına istikamet çizmeye kalkması kabul edilemez. Avrupa’nın demokratik meşruiyet, temsil krizi, yükselen ırkçılık, İslam karşıtlığı, göçmen düşmanlığı ve dış politika tutarsızlıklarıyla yüzleşmesi gerekirken, AP’nin tarihi gerçekleri çarpıtan kararlarla Türkiye’yi hedef alması siyasi sorumsuzluktur.
Kıbrıs Barış Harekâtı, adaya işgal değil, barış getirmiştir. 1974’ten bu yana adada yaşanan huzur ve güven ortamı bunun en açık göstergesidir. Yarım asrı aşan süreçte yalnızca Türk tarafı değil, Rum tarafı da barış harekatı ile sağlanan bu güvenli ortamda kalkınmış ve siyasal düzenini sürdürebilmiştir. Bu gerçeği yok sayan yaklaşımlar, tarihi hakikatlere ihanettir.
Avrupa Parlamentosu, Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarını, egemen eşitliğini ve eşit uluslararası statüsünü yok sayan tutumundan vazgeçmelidir. Ada’da kalıcı çözüm, Kıbrıs Türk halkının iradesini bastırarak değil; bağımsız Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gerçeğini kabul ederek mümkün olur.
Memur-Sen ailesi olarak bizler, emeğin, adaletin, insan onurunun ve mazlumların yanında duran bir emek hareketiyiz. Bu nedenle Kıbrıs Türklerinin haklı mücadelesini de Türkiye’nin garantörlükten doğan meşru duruşunu da savunuyoruz. Kıbrıs’ta barışın yolu, Türkiye’yi ve Kıbrıs Türk halkını hedef alan siyasi kararlar üretmekten değil; eşitlik, karşılıklı saygı ve adil iş birliği zeminini güçlendirmekten geçer.
Avrupa Parlamentosu’nu, Kıbrıs meselesinde Rum kesiminin sözcüsü olmaktan ve Türkiye karşıtı lobilerin etkisiyle hareket etmekten vazgeçmeye çağırıyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yöneltilen alçakça ithamları reddediyor; Kıbrıs Barış Harekâtı’nı hedef alan bu kararın bizim açımızdan hiçbir hükmü ve itibarı olmadığını ifade ediyoruz.
Ve bir kere daha diyoruz ki…
Kıbrıs Türk halkının haklarını, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin varlığını, Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlük hukukunu ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tarihi sorumluluğunu kararlılıkla savunduğumuzu kamuoyuna saygıyla ilan ediyoruz.
https://t.co/6uQBefcvz0
🎬 EĞİTİM TEMALI 10. ULUSLARARASI KISA FİLM YARIŞMAMIZA BAŞVURULAR BAŞLADI
Eğitimin birey ve toplum üzerindeki etkisini, öğretmenlerimizin ve eğitim çalışanlarımızın fedakarlığını sinemanın diliyle anlatmak isteyen yönetmenleri yarışmamıza davet ediyoruz.
Bu yıl ilk kez verilecek Seyirci Özel Ödülü ile yarışmamızın ödül heyecanı daha da büyüyor.
Yarışmada birincilik ödülü 150 bin TL, ikincilik ödülü 125 bin TL, üçüncülük ödülü 100 bin TL, Mehmet Akif İnan Özel Ödülü 80 bin TL, Erol Battal Sendikal Kadraj Ödülü ise 60 bin TL olarak belirlendi. Seyirci Özel Ödülü sahibi ise 50 bin TL ödül almaya hak kazanacak.
Eğitimin hikayesini beyaz perdeye taşımak isteyen tüm yönetmenleri, öğrencileri, öğretmenleri Eğitim Temalı 10. Uluslararası Kısa Film Yarışmamıza katılmaya çağırıyoruz.
⏳ Son başvuru: 14 Aralık 2026
Başvuru için:
https://t.co/OQ3GQNPlN0
https://t.co/5ZvuY267pI
YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ HAK VE ÖZGÜRLÜKLERDEN YEDİ TEPE UZAKTA
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde bir öğrencinin taşıdığı “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” yazılı ayet mealine yönelik müdahale, inanç ve ifade özgürlüğü açısından son derece vahimdir.
Kısa süre önce Yeditepe Üniversitesinde öğrencilerin Gazze’ye destek eylemlerinin engellendiğine, ibadet imkanlarının kısıtlandığına, mescit taleplerinin görmezden gelindiğine, Ramazan ayında iftar programlarına zorluk çıkarıldığına, haklı taleplerini dile getirdiklerinde disiplin soruşturmalarıyla tehdit edildiklerine dair iddialara dikkati çekmiş, üniversite yönetimini şeffaf, tatmin edici ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet etmiştik.
O gün bu iddiaları reddetmekle yetinenlerin, bugün doğruluğu emreden bir Kur’an ayetinin hukuk fakültesinin mezuniyet töreninde mesaj olarak paylaşılmasına dahi tahammül edilmemesi ve öğretim üyelerinin bu tahammülsüzlüğü “İşte Yeditepe Üniversitesi ruhu” sözleriyle yüceltmesi karşısında atacakları adımı görmek istiyoruz.
Aynı sahnede siyasi içerikli dövizlere alan açılırken, bir ayetin engellenmeye çalışılması tam anlamıyla şuursuzluktur. Bu tablo, her defasında özgürlük söyleminin arkasına saklanmaya çalışan yasakçı, tek tipçi ve İslamofobik zihniyeti bir kez daha deşifre etmiştir.
Hukuk fakültesi öğrencilerinin mezuniyet töreninde hukukun, özgürlüğün ve insan onurunun ayaklar altına alınması göstermektedir ki bu üniversite, hak ve özgürlüklerden yedi tepe uzaktadır.
Yeditepe Üniversitesi yönetiminin olayla ilgili inceleme başlattığını duyurması yetmez. Zira kamuoyuna yansıyan iddialar ve mükerrer hadiseler göstermektedir ki mesele münferit bir taşkınlık değil, kampüs içinde dindar öğrencilere yönelen sistematik bir tahammülsüzlük iklimidir. Yeditepe Üniversitesi yönetimini üniversite içinde dindar öğrencilere dönük baskı ortamını sonlandırmaya, çağ dışı İslamofobik eylemlere karşı açık ve net tavır alarak ağır yaptırımlar getirmeye ve mağdur edilen öğrenciden ve kamuoyundan özür dilemeye davet ediyoruz.
YÖK’ün konuya ilişkin soruşturma başlatmasını önemli buluyor, soruşturmanın ivedilikle, titizlikle ve şeffaf biçimde sonuçlandırılmasını, sonucunun da kamuoyuyla paylaşılmasını bekliyoruz.
Bu hadisenin üzerinin kapatılmasına, “münferit” denilerek geçiştirilmesine ve geride bıraktığımız 28 Şubat’ın karanlık dehlizlerinin yeni örneklerinin sergilenmesine ve İslamofobik dayatmaların normalleştirilmesine müsaade etmeyeceğiz.
İnancına, değerlerine ve ifade özgürlüğüne sahip çıkan her bir gencimizin yanındayız.
Ata Sporumuzun Başpehlivanı Erkan Taş’ı Tebrik Ediyoruz
Asırlardır yiğitliğin, emeğin ve erdemin simgesi olan Kırkpınar Er Meydanı’nda büyük mücadele sona erdi.
665. Kırkpınar Yağlı Güreşleri’ni kazanan Başpehlivan Erkan Taş’ı içtenlikle tebrik ediyoruz.
Ata sporumuza emek veren tüm pehlivanlarımıza ve bu büyük geleneğin yaşatılmasına katkı sunan herkese teşekkür ediyor; başarılarının daim olmasını diliyoruz.
#Kırkpınar #YağlıGüreş #AtaSporu
Doğu’dan batı’ya, köyden şehire, sınıftan kampüse… Her yerde biz varız.
Nerede bir eğitim çalışanı varsa oraya ulaşan selamımız, karabulutları dağıtıp umudu yeşerten güleryüzümüz vardır.
Nerede bir sorun varsa orada çözüm için emeğimiz, mağdurlarla dayanışmamız, sorunlarla mücadelemiz ve nihayetinde alın teriyle elde edilmiş kazanımlarımız vardır.
Yani nerede bir eğitim çalışanı varsa orada Eğitim-Bir-Sen vardır.
444 bin 429 üyemizle birlikte verdiğimiz mücadeleyle bugün yalnızca Türkiye’nin en büyük eğitim sendikası değil eğitimcilerin yerelden evrensele uzanan hür ve güçlü sesiyiz.
#EğitimBirSen #İyikiEğitimBirSenVar
Doğu’dan batı’ya, köyden şehire, sınıftan kampüse… Her yerde biz varız.
Nerede bir eğitim çalışanı varsa oraya ulaşan selamımız, karabulutları dağıtıp umudu yeşerten güleryüzümüz vardır.
Nerede bir sorun varsa orada çözüm için emeğimiz, mağdurlarla dayanışmamız, sorunlarla mücadelemiz ve nihayetinde alın teriyle elde edilmiş kazanımlarımız vardır.
Yani nerede bir eğitim çalışanı varsa orada Eğitim-Bir-Sen vardır.
444 bin 429 üyemizle birlikte verdiğimiz mücadeleyle bugün yalnızca Türkiye’nin en büyük eğitim sendikası değil eğitimcilerin yerelden evrensele uzanan hür ve güçlü sesiyiz.
#EğitimBirSen #İyikiEğitimBirSenVar
EMEKLİLER TÜKENİYOR, HAKKI OLANI İSTİYOR
Emeğiyle, alın teriyle ve birikimiyle kamu hizmeti sunarak ülkemizin kalkınmasında önemli rol üstlenen, çalışma hayatındaki aktif görevlerini tamamladıktan sonra da tecrübe, birikim ve irfanıyla topluma rehberlik etmeyi sürdüren tüm emeklilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.
Ne yazık ki emeklilerimiz, hak ettikleri refahtan ve itibardan uzak bir şekilde bu anlamlı güne buruk giriyor.
30 Haziran Emekliler Günü; emeklilerimizin haklarının teslim edildiği, insan onuruna yaraşır bir hayat standardına kavuştuğu günlerin başlangıcı olsun.
https://t.co/1mZOfLpapI