Ayağımıza diken batsa, bir hastalığımız olsa, bir derde çare bulamasak yıkılıyoruz. En muttakîmiz bile kendisini sorguluyor; ‘nerede hata yaptım’ diye. Allah’a yöneliyoruz; şifa için, derde deva için, müşkülün halli için… İstediğimiz olmayınca mahzun oluyoruz, kalbimizle ve kalbimizin sahibi ile aramız açılıyor. ‘Acaba beni sevmiyor mu’ diyoruz, vesvesenin bini bi para!
Gazze’ye bir de buradan bakmalı! Ölüyorlar, evlatlarının ölü bedenine sarılıyor, zulüm görüyorlar, aç kalıyorlar ama nokta kadar sarsılma yok! İman, tevekkül, sabır, şükür… Halleri her daim böyle.
Gazze’ye bakınca sadece mazlumları görmeyin; İman ehli görmek isterseniz Gazze’ye bakın!
Yeşili özledim…
Baharı, çiçekleri, canlılığı…
Yazı hiç sevmem ki ben.
Sevmem kuruyu, sarıyı, karayı
Cansızlığı sevmem…
Gel bana bahar, ruhumu yeşillendirmeye gel, kurtar beni güzden. Al beni bağrına bas, ruhum yeniden çiçek açsın gel…