BASIN AÇIKLAMAMIZ
Tam yüz yıl oldu. Her şey yüz yıl önce başladı; cebren yapıldı. Tepeden inme, halka rağmen cebren bir milletin kültürüne, âdetlerine, inancına müdahale edildi. Dini ve milli mukaddesat adına hangi değer varsa cebren ayaklar altına alındı. Ezan susturuldu, lisan ve harf değiştirildi, medreseler, mektepler kapatıldı, kadınların tesettürleri üzerinden kaldırıldı, erkeklerin kılık kıyafetleri değiştirildi ve ne yazık ki bunların hepsi Anadolu halkına kabul ettirilmediği, talep edilmediği halde cebren yapıldı. Yüz yıldır halk bunu hiçbir zaman kabul etmedi, etmiyor ve etmeyecek.
Türkiye’de, Anadolu’da her şehirde, her ilçede, her köyde camiler halkın hayırlarıyla, hayırseverlerin parasıyla yapılır. Millet bu camileri yapar ki inandığı gibi ibadetini yapsın; inanç değerlerini yaşatsın; namazını kılsın, Kur’an’ını okusun, mevlidini okutsun. Allah’a imanı olan herkes bilir ki okutulan Kur’an ya da mevlid, kime okutulursa okutulsun; imanı olanlara, ahiret inancı olanlara, İslam’ın esaslarına inanan ve bu değerlere hürmet edenlere fayda verir. Yapılan dualar, hayatta iken Allah inancı olmayana, ahiret inancı olmayanlara, İslam’ın esaslarına hürmet etmeyen, inanmayan kişinin, istersen mezar taşına Kur’an’ı Kerîm bağla, bir faydası olmayacağını bu camilerde görev yapan hoca, vaiz, müezzin, imam da, o camilere giden halk da bilir.
Burada, Kocaeli şehrinde Diyanet’in temsilcisi olan Kocaeli İl Müftüsü bunu bilmiyor mu?
İlla ki bir rahmet talep ediliyorsa Anıtkabir ne güne duruyor? Müftü Bey gitsin; imanı yetiyorsa, Kemalistlere gücü yetiyorsa Anıtkabir’de mezarın başında okutsun. Yok olmadı; konservatuvar salonları, tiyatro salonları, balo salonları ne güne duruyor? Gitsin oralarda okutsun. Rahmet talebi varsa Anıtkabir’in içerisine bir mescid, bir cami yapılsın; mezar sahibinin hayratı olarak oralarda okutulsun.
Camiler halkın malıdır; buralarda halka rağmen icraatler yapılmamalı. Bu millet buna göz yummaz, razı gelmez. Böyle temelsiz icraatlerle mal ve hak gasbı yapılmamalı. Yapanlar, yarın ahirete intikal ettiklerinde bunun hesabının sorulacağını da bilir. Kişi sevdiği ile beraberdir. Allah bu Müftü Bey’i de, onun gibi düşünenleri de, mevlid okutmak istedikleri kişi ile haşr etsin inşallah.
Basın açıklamasını bitirirken buradan Kemalist cenaha da seslenmek istiyorum ve bir çağrıda bulunuyoruz:
Ey Kemalistler! Bıkmadınız mı? Bu dindar, şeriatçı, muhafazakâr Müslümanların elinden sizin atanızın çektiği nedir? Kalkın, klavye şövalyeliği yapmaktan vazgeçin de Kemalizm’i ve kurucusunu bu Müslümanların elinden, dilinden kurtarın. Türkiye bir hukuk devletidir. Bir tarih mahkemesi kurulmasını talep edin; herkes elindeki bütün belgelerini mahkemeye sunsun. Gerçekler açığa çıksın. Bu tür provokasyonlardan siz de kurtulun, biz de kurtulalım.
Gazze/Refah/Bugün.
Çocukları diri diri yakıyorlar.
İsrail soykırımı, Yahudi vahşeti...
Artık hiç bir kavramın, tanımın anlamı yok.
Dünya;
"İnsan genetiği bozulmuş varlıklar"a
daha ne kadar tahammül edebilecek?
Değerli dostlar!
Refah'ta yaşanan insanlık dışı zulme sessiz kalmamak için etiketimiz
#RefahtaSoykırımYasanıyor
RT YAPALIM.
Yoruma Etiketi yazalım...
Gündemden düşürmeyelim.
Yataklarında çürümeye bırakılmış 5 bebek… Ve her birinin cesedi de kurtlanmış halde…
Bizim bu vahşetten bahsetmeyi bile ne aklımız alıyor ne de yüreğimiz kaldırıyor.
Ancak bunların unutulmaması için #İsrail vahşetini her zaman duyurmaya da ve hatırlatmaya da devam edeceğiz!
İnsanlık suçları kaldığı yerden devam ediyor…
7 gün süren ateşkesin ardından İsrail’in bombardımanları peş peşe başladı. Hayatını kaybedenler ve yaralılar Aksa Şehitleri Hastanesi ile Kemal Advan Hastanesi’ne taşındı.
Tüm Dünya İsrail'in yalanlarının esiri olup, katliamlarına ortak olmuşken O dim dik durdu, şimdi ona bedel ödetiyorlar..
Türk milleti olarak @X ve @elonmusk'ın yanındayız..🇹🇷🇹🇷
#ZionistCensorship
Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı dolayısıyla 100 savaş gemisiyle gerçekleştirdiğimiz boğaz geçişine can dostlarımız martılar da eşlik etti.
#TürkiyeYüzyılı 🇹🇷
Bugün birileri Gazze’yi uzakta, çok uzakta, bizimle hiç alakası olmayan bir yer gibi görüyor, hatta bunu açıkça söylüyor.
Hâlbuki daha bir asır önce bu millet için, bu ülke için Adana ne ise Gazze de oydu.
Tıpkı Edirne ne ise Üsküp’ün, Kırklareli ne ise Selanik’in, Mardin ne ise Musul’un, Gaziantep ne ise Halep’in o olduğu gibi, Gazze de vatan topraklarının ayrılmaz bildiğimiz bir parçasıydı.
Çanakkale Şehitliği’ne yolunuz düştüğünde mezar taşlarının üzerindeki isimlere ve şehirlere iyi bakın.
Orada Balıkesirliyle Şanlıurfalının olduğu gibi Gazzeliyle Üsküplünün yan yana yattığını göreceksiniz.
Öyle ki Çanakkale şehitleri listesinde Gazze, verdiği 53 şehitle bugün sınırlarımızın içindeki şehirlerin çoğunun üstünde yer alıyor.
Ama bizi kanımız kadar, canımız kadar, sevdamız kadar kendimizden olan tüm bu topraklardan ayırdılar.
Sadece fiziki olarak ayırmakla kalmadılar, zihnimizden ve kalbimizden sökmek için de her türlü fırıldağı çevirdiler.
Milyonlarca insanımızın hayatını kaybettiği, milyonlarcasının evlerini bırakıp Anadolu’ya sığınmak zorunda kaldığı kara günlerden aldığımız dersleri asla unutmamalıyız.
Gazze’deki Filistinli kardeşlerimize destek için bir araya geldiğimiz Büyük Filistin Mitingi’nden bir daha asla yeni Gazzeler ortaya çıkmasına izin vermeme azmiyle de ayrılmalıyız.
(( Zulüm, başına adalet külahını geçirmiş;
hıyanet, hamiyet libasını giymiş;
cihada bağy ismi takılmış, esarete hürriyet namı verilmiş.
Ezdad, suretlerini mübadele etmişler. ))
Tam yüz sene oldu
1922 kasımında ihtilal ile meşru devlet başkanı yurt dışına sürüldü
Ankara'da bir meclis kuruldu
Adını cumhuriyet koydular
Aslında kurulan demokratik laik kemalist bir diktatörlüktü
Milletin bacağına giydiği dona başına vurduğu şapkaya kadar müdahale ettiler
Zulüm 100 yaşında