“Artık sevmediğimiz insanların duygularında bize gülünç gelen bir şeyler vardır.” diyor kitapta Oscar Wilde. Acı bir şey bu ama düşününce ne yazık ki biraz böyle. Bir kere o danstan kopunca büyülü ahenk gibi gelen her şey anlamsız hareketler dizisine dönüşüyor.
Tüm hayatı sınavlarla geçmiş biri olarak sizlerden bir ricam var. Görüşünüz ne olursa olsun, lütfen bu meseleyi siyasi-politik dar bir açıdan yorumlamayın. Hakkı yenen o gençlerin, evladınız, kardeşiniz ya da bir yakınınız olduğunu düşünün ve hissedin lütfen. Ben böyle yapıyorum.
Mesleğiyle ilgili bir sürü hayali olan, bunun için gece gündüz çabalayan gençlerin umutlarını yok edenler. Vurulan kilidin ne anlama geldiğini çok iyi biliyoruz. Güzel dilimizin zenginliği sayesinde gerçekte olanın farkındayız.
Bazı vakitler tren geçiyor evin yakınından
Yaşlanıyorum pencereden her bakışımda
Anna Karenina'yı taklit ediyor zaman,
Atıyor kendini raylara.
Neden her aşk,
Bir kadının cenazesini kaldırır mutlaka..
#didemmadak
Bir Kızılderili atasözü der ki: "Benim hayatımı yargılamadan önce benim ayakkabılarımı giy ve benim geçtiğim yollardan, sokaklardan geç. Benim takıldığım taşlara takıl yeniden ayağa kalk ve aynı yolu tekrar git benim gittiğim gibi anca o zaman beni yargılayabilirsin."
Şu hayatta beni en çok korkutan insan, utanma duygusunu yitirmiş insandır. Çünkü yüzümüzün kızarmasına neden olan nöronlar, belki de bizi biz yapan en insani nöronlarımızdır.
O nedenle, yüzü kızarmayan her türlü insansıdan uzaklaşmak, insan kalabilmenin yegane gereğidir.