CHP’ye yargı müdahalesi kabul edilemez
İktidar CHP yönetimini değiştirdi!
Kimse “ama yargı kararı” demesin. İktidarın, seçme ve seçilme hakkını kısıtlama doğrultusundaki adımlarına, partilerin içişlerine doğrudan müdahale de eklenmiş oldu.
CHP’nin son üç yılda gerçekleşen kongre ve seçilen yönetimlerini “geçersiz” olarak ilan eden ve partiye Genel Başkan atayan siyasi iktidarın bunu hangi hesaplarla yaptığını biliyoruz. Bu kararın aylar önce alındığını, uygun bir anın kollandığını ve ayrıntılar üzerinde çalışıldığını da. İktidarın bu hamlesini değerlendirirken, CHP’nin iç meseleleri, yerel yönetimlerde yaşananlar, CHP’nin içine doldurulduktan sonra ama tehditle ama isteyerek iktidara sığınanlar hiçbir biçimde gündem edilmemelidir. Bunlar ayrı konulardır, ayrıca tartışılmalıdır. Şu an ise vurgulanması gereken bellidir: CHP’ye dönük “yargı” müdahalesi hiçbir biçimde kabul edilemez.
Siyasi partilerin iktidar tarafından dizayn edilmesi ne “yolsuzluklarla mücadele” gerekçesiyle meşrulaştırılabilir ne de partilerin iç işleyişlerinin bu konuda tanımlanmış kurumlar dışında mahkemeler marifetiyle denetlenmesi kabul edilebilir.
Her tarafı arızalı siyasi partiler ve seçim kanununun toptan tasfiyesi anlamına gelen bu hukuksuzluğu Türkiye Komünist Partisi hiçbir biçimde tanımamaktadır.
CHP yönetimi ile bu kararla parti yönetimine getirilenlerin bir uzlaşmayla süreci yönetip yönetmeyecekleri CHP’yi ilgilendirir. TKP açısından ise kritik olan, onca iç sorun ve hiziple boğuşan iktidar partisinin başka partileri yönetmeye kalkmasıdır. Bu kabul edilemez.
Öğrenci: Anayasal haklarımızı kullanıyoruz
İlber Ortaylı (parmak sallayarak): Sus bakiyim! Beni dinle önce. Anlamıyorum ki...
(...)
Öğrenci: Anayasal haklarımızı kullanıyoruz, dedim
İlber Ortaylı: Seslileri yutarak Türkçe konuşmayın
...
İlber Ortaylı "İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı" gibi Osmanlı tarihi için çok temel bir kaynağın yazarıydı.
Kendimizi, toplumumuzu anlamamız için muazzam bir katkı sundu.
Ama aynı zamanda küstah, kibirli biriydi. Ben de haber için aradığımda insanlara kolayca "cahil" diye saydırmasını dinlemiştim.
Bu video insanlara üstten bakmasının en hafif örneklerinden...
Uzun ek mesai saatleri, işten çıkarılma tehlikesi, kesintisiz patron baskısı...
Emekçilerin hava kadar, su kadar örgütlülüğe ihtiyacı olduğunu biliyoruz: TKP 1 Şubat'ta meydan okuyor!
Bakın dostlar, şunun altı çizilmeli. Okumuş da anlamamış değil. Okumamış. Okumamış ve sırf statü hiyerarşisindeki otoritesi sayesinde yanlış olduğunu bile bilmediği bu kulaktan dolma ifadeyi tekrar edebileceğini, kimsenin de bir şey demeyeceğini düşünüyor.
“Hegel’de yoktur” diyen gerçek okuyucuya selamla…
Not: Bırakın tümden okumayı, Tinin Görüngübilimi’nin önsözünü bile okusan bitki metaforundan hareketle tez-antitez-sentez üçlü sürecine yaslanmadığını bilirdin. Hegel’de ikili ve dörtlü süreç okunabilir en fazla. Fichte’nin setzen-gegensetzen hareketinin vargısıdır 3’lü süreç fikri. Bu da ortalama kabul edilirlikte bir üniversitede lisans düzeyi bilgidir, en kötü ihtimalle.
Aynı gelir düzeyinde eğitim arttıkça insanlar sola meyleder.
Aynı eğitim düzeyinde gelir arttıkça insanlar sağa meyleder.
T. Piketty’nin benim de katıldığım saptaması
O sırada patronların sömürdüğü işçi çocuklar 45 derece sıcakta günlük 650 TL'ye çalışıyor.
16 yaşındaki Ahmet: "8 yıldır bu işi yapıyorum. Hava sıcak abi ama işte ekmek parası...”
Dün açıklanan Google Cloud anketine göre geliştiricilerin %87’si yapay zekâ ‘ajanlarını’ kullanıyor. Tekrarlayan işler otomatikleşiyor, maliyetler düşüşte. Kodun hepsini yazmıyor tabii ama ne zamana kadar bu böyle kalacak? Bir iki yıla göreceğiz... https://t.co/NoXjy8JmqM
Oxfam yeni rapor
Afrika'da en zengin %5'in serveti (4 trilyon $), kalan %95 'in servetinin 2 katı
850 milyon Afrikalı aç, bu sayı 2022'den 20 milyon fazla
Kapitalizm böyle
Karl Marx’ın kadın problemini sınıf problemine indirgediği ve böylece problemin çözümünü devrimden sonraya ertelediğine; hatta Marx’ın kadın problemi hakkında birşey yazmadığı; bu nedenle bu konuda kayda değer bir görüşünün olmadığına dair iddialar ezelden beri tekrarlanır durur.
Son zamanlarda Marx’ın “sefil” hayatına ilişki dedikodular yeniden gündeme geldi. Eskiden bu, Marx’ın insanlığa hizmet etmek için ne kadar özverili biri olduğunu göstermek içi anılırdı. Şimdilerde bu mitos olumsuz ders çıkarmak, hatta pişmanlık ifade etmek için güncelleniyor.
red. media is closing, this is why…
Amid mounting repression and direct threats to our team’s safety — including danger to their lives — red. media, can no longer operate.
Read and share our full press statement, available in multiple languages:
https://t.co/IuFVpKQzMH
"Yurtta Sulh Cihanda Sulh" bu belgeselde yolu kaybetmemenin anahtarlarından.
Finalin finalinde Emre Taner o politikayı iptal ettikleri 80.yıl bildirisiyle 15 Temmuz ilişkisi üzerinden sıkıştırıldığında tesettür, biraz tesettür diyor. 2.sezonda o tesettürü kaldırmaya çalışacağız.