(Süleyman Mührü).Melikşah türbesinde ki altı köşeli mühür, bölgeye çok sonradan gelmiş yabancı bir ikonografi değil; Hunlardan Hazar-Oğuz hattına aktarılan, evrenin altı yönünü (Kuzey, Güney Doğu, Batı, Gök, Yer) simgeleyen kadim bir Hun-Türk kozmoloji sembolüdür.
Taşların bağrında, keskin murç darbeleriyle kıvırmadan, dikey ve açılı çentiklerle kazınmış saf, köşeli bir Runik Yazı Sistemi parıldıyor. Bu, Malazgirt’ten çok önce bu havzada sarp sınır boylarını tutan Ogur ve Hazar kurucu askeri tabakasının öz beyanıdır. +
Ulu Tengri'ye alqış, bu sarp sınır yurdunu ebedi mülk kılan, adını ve damgasını suyun altında bile unutturmayan o kurucu askeri ruhların yattığı yeri ışıkla doldursun. Ruhları şad, uykuları huzurlu olsun. 🌌✨
#Bitlis Van gölü Ağak
Esenlikler dilerim
https://t.co/PTrTKVxOR4
Taşların yüzeyindeki o dikey ve yatay çizgilerin kesişimi, sıradan birer süsleme değil; tam anlamıyla birer Enlik (Boy) Damgasıdır. Dikey hat (Boy): Göğe yükselen kurucu iradeyi ve askeri gücü (Sü’yü),
Yatay hat (En): Egemenliğin yayıldığı coğrafi sınırı ve mülkiyeti mühürler.+
Ulu Tengri'ye alqış, bu sarp sınır yurdunu ebedi mülk kılan, adını ve damgasını suyun altında bile unutturmayan o kurucu askeri ruhların yattığı yeri ışıkla doldursun. Ruhları şad, uykuları huzurlu olsun. 🌌✨
#Bitlis Van gölü Ağak
Esenlikler dilerim
https://t.co/PTrTKVxOR4
@MRavinderReddi Yunan kaynaklarının "Tabiti" diyerek Hint-İran köklerine bağladığı o ulu tanrıça; aslında Urartu coğrafyasının (Van Gölü-Bitlis havzasının) bağrında yaşayan, ocağı ve krallığı koruyan ulu dişi muhafız kültünün (Arubani'nin) İskit ruhuyla yeniden isimlendirilmiş halidir.
@MRavinderReddi 1) Sanskritçe tapati (yanmak/ritüel ateşi) kökü ile Türkçe yerleşik dildeki "Tapınmak" ve "Tapınak" (kutsal alana bağlanmak, saygı göstermek) kelimeleri arasındaki anlamsal bağ tesadüf değildir.
+
Kaşgarlı Mahmut'un sözü ile dilimizdeki Tat..
Kaşgarlı, Türklerin katında Fars amme ve havasına halkına ve aydınına Tat denir der.
Tatlar:Tacikler/Farslar: Şehrin hakimi ticaret ehli zanaatkar defter tutan yazman ve yerleşik unsur
+
Bahçemize "ağaç" (Türkçe) dikeriz ama o ağacın adı "dut" (Farsça) olur, "nar" (Farsça) olur.
Günlük hayattaki "Sancak", "Yelek", "Bohça", "Çekiç" gibi yüzlerce kelime o ortak pazarın, o yan yana kurulan çadırların ve evlerin mirasıdır.
+
@firatoral1 “İngan” (인간) Korece’de doğrudan “insan” demektir. Bu kelime Korece’de hem bireysel insanı hem de insanlığı ifade eder. Türkçedeki “insan” ile anlam bakımından örtüşür.
@Alikemalyildi11 2/2 Dolayısıyla Diyarbakırlının veya Azerbaycanlının "gelirem" demesi, dili sonradan öğrenen yerlilerin dili bozmasından değil; o bölgedeki Oğuz boylarının (Karakoyunlu, Akkoyunlu, Safevi bakiyesi) kendi öz diyalektlerini muhafaza etmesinden kaynaklanır.
@Alikemalyildi11 1/2 Azerbaycan Türkçesi gramer olarak Türkiye Türkçesinden daha basit değildir. Hatta Türkiye Türkçesinin düşürdüğü bazı isim durum eklerini (örneğin vasıta eki veya bazı iyelik bükümlerini) ve sesleri (sağır kef / ñ sesi gibi) hâlâ bünyesinde barındırır.
Yeniden can buldu şimdi,
Mermere nakş #Saka efsanesi.
Ne #Pers gölgesi siler ne çağlar eskitir seni
Altıkulaç’ın o adsız soylu Beyi
Şahlanır Kuyruğu düğümlü bozkırın kadim Atı
Yanında sadık Tazı'lar
Ardında hayat ağacı önünde çılgın bir av
Deler geçer mızrağı karanlıkları
Troya müzesi - Altıkulaç lahiti.
Yunan demişler atlı savaşçıya.
Atın kuyruğu bağlı!
Türkler zaten hiç bağlamazdı
atın kuyruğunu savaşa giderken.
İskit Türkleri pantolon giymezdi.
Bellerine akınak takmazdı.
Hep Yunan-Pers yapardı.
Yandaki de Hayat Ağacı değil
Yunan fıstık ağacı.
Pullu bir kanat, meleklerin berisinden,
Tutmuş kozmik halkayı, göklerin en derininden.
Sureti insan olan, kanatsız kalmış ama,
Çelenk, halka, bereket gücü,
Taşınmış fildişine, devrilirken asırlar...
Karanlık suların kalbinden gelen
Adı Mer-Yam olan o kadim gizem
Kuyruğu deryada dalgayı boğan
Pullu derisinden gökyüzü doğan
––
Pullu bir kol ejderha derisinden
Tutmuş kozmik halka asayı göklerin berisinden
Sümer’den Babil’den kalma o eski sırlar
Taşa kazınmış devrilirken asırlar
#SanatTarihi 5/5
Bu tablo bugün de bir cevap gibi karşımızda duruyor. Geçmişin o pullu, maskeli yaratıkları bugün Pentagon eliyle açıklanan, doğrulanması güç UFO dosyalarında gri silüetler olarak pusuya yatıyor: Amaç, o dikey yükselişi yine başka bir renge boyamak.
Esenlikler
Patinir’in Tablosundaki Sır:Gölgeler 1/5
Joachim Patinir’in 1515 tarihli bu eserinde, Aziz Jerome’un arkasından sinsice uzanan o mitolojik yaratıklar İsa’nın getirdiği saf nuru kendi karanlık renklerine boyamak isteyen şer odaklarını simgeler. Peki kimdir bu gizemli figürler? 👇
Karanlık suların kalbinden gelen
Adı Mer-Yam olan o kadim gizem
Kuyruğu deryada dalgayı boğan
Pullu derisinden gökyüzü doğan
––
Pullu bir kol ejderha derisinden
Tutmuş kozmik halka asayı göklerin berisinden
Sümer’den Babil’den kalma o eski sırlar
Taşa kazınmış devrilirken asırlar
Dünyavi zalimler 4/5
Ok işaretinin hemen arkasında beliren o miğferli insan yüzü ve ellerindeki mızraklar İsa'yı ele geçirip çarmıha geren Roma askerlerini ve dünyevi zalimleri sembolize eder.Onlar o mitolojik karanlığın yeryüzündeki fiziki infazcıları, cehennemin dünyevi elidir.