İstanbul Üniversitesi öğrencisi Taceddin Erol Şahin tecrit politikalarına karşı başlattığı süresiz açlık grevinin 113. gününde. Sağlık durumları her geçen gün kötüye gidiyor, yetkililer derhal harekete geçmelidir! SAG direnişçilerini sahiplenin, ses olun!
Mihri Belli’yi ölümünün 15. yılında bir kez daha mezarı başında andık
https://t.co/pSiLDm5YaL
2011’de kaybettiğimiz Türkiye devrimci hareketinin direnişçi liderlerinden Mihri Belli’yi bir kez daha anmak için bir araya geldik. Açılış konuşmasının ardından saygı duruşu ++
Geçim sıkıntısı yaşayan, İstanbul Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü 4. Sınıf öğrencisi Hakan Taşdemir, altından kalkamadığı borçlarından dolayı intihar etti. Taşdemir, bir süredir iş arıyordu.
Ankara dinlesin!
Muhatap madencidir, muhatap Bağımsız Maden İşçileri sendikasıdır! Yıldızlar SSS Holding madencisinin bu duruma gelmesinde en önemli aktörlerden birisi olan sarı sendikayla göstermelik görüşmeler almak hiçbir sorunu çözmeyecektir.
Buradayız, gitmiyoruz!
#HoldingSoyuyorBakanBakıyor #BayraktarSorumlusun
Direnen Ağaç A.Ş İşçileri 100. Günde Bizleri Dayanışmaya Çağırıyor
Ağaç A.Ş işleri güvenlik soruşturması bahanesiyle yıllardır emek verdiği işlerinden atılmıştı. Bu durum sonucu direnişe başlayan 17 işçi Saraçhane önünde mücadeleye devam ediyor. +++
İstanbul Üniversitesi öğrencisi Taceddin Erol Şahin, Silivri 6 Nolu Hapishanesi’nin kuyu tipi benzeri tecrit politikalarına karşı başlattığı süresiz açlık grevi direnişinin 100. gününde.
#KuyuTipiHapishanelerKapatılsın
şirin cemgil, sinança’da mahir için: “duyarlılığını göstermemeye
çalışan, hüzünlü bir yanı vardı hep. gülüşünün altında bile belli
olurdu bu hüzün.” diyor. aklıma hep bu fotoğraf geliyor bu satırları okudukça.
"Ben görevimi tamamladım; Harbiyeli onurumu da hukukçu vicdanımı da kirletmeden huzurunuza çıkıyorum. Cübbemi, adaleti mülkün değil, insanın temeli yapacak olan genç hukukçulara devrediyorum. Eğilmeyecek bir baş, teslim olmayacak bir cübbe bırakıyorum geride..."
Bugün Hatice Alankuş'un ölüm yıl dönümü. Firar döneminde Mahirleri evinde sakladığı için tutuklandı. Cezaevinde amansız hastalığa yakalandı. Buna rağmen tahliye edilmedi. 24 Temmuz 73'te Haydarpaşa Asker Hastanesi’nde hayata veda etti.
Ardından Fransız müzisyen
Jacques Bertin
NATO’ya kırmızı halı, öğrenciye ev hapsi!
https://t.co/PRDQEp77fE
Konuyla ilgili konuşan Akarsu, "Bizler ülkemizi ve halkımızı, Ortadoğu ve dünyada ezilen halklarımızı emperyalist barbarlara karşı savunan yurtsever gençliğiz. Yaşasın mücadelemiz" dedi.
12 Eylül darbesine direndiği için idam edilen teğmen Ömer Yazgan'ın idamından 25 yıl sonra gün yüzüne çıkan mektubu:
29 Ocak 1983
"Sevgili Anama, Babama ve Kardeşlerime,
Şu anda saat 04.00 ve ben infaz için son hazırlığım olarak bu mektubu yazıyorum.
Bundan böyle benim düşmanlarım sizlerin de düşmanıdır. Siz olmasanız da benim kanımı yerde bırakmayacak kardeşlerim var. Halkımızın yazgısı bu değil. Çok evladını kaybetti. Ama bir gün kazanmayı da öğrenecek. Diğer devrimciler sizlerin evladıdır.
Tarih, biz zulme karşı çıkanları her zaman haklı çıkardı, çıkaracak.
Malım mülküm yok ki miras bırakayım. Size ve yoldaşlarıma ancak mücadele anılarımı miras bırakabilirim. Ben şu anda oldukça moralliyim. Beni tek üzen şey, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi’nin bir üyesi olamadan ölüme gitmektir. Gelecek devrimcilerin birliği ile partimizin geleceğidir, buna inanıyorum.
Halkımızın mücadelesi haklıdır, meşrudur. Meşru olmayan, bu zorbaca düzeni sürdürmekten yana olan katillerdir. Biraz acele etmek zorundayım. On dakika bile bana çok görüldü. Elimde kelepçe ile yazmak zor. Yeğenlerim geleceğimizin umududur.
Ben düşüncelerimi daha önce çok yazdım. Burada tekrarlamama gerek yok. Bana inanın yeter. Gözyaşlarınızı düşmanlardan gizlemeyi öğrenmelisiniz. Kesin olarak soğukkanlılığınızı yitirmeyin.
Az sonra son görevimi yapmak üzere darağacına çıkacağım. Sloganlarımı haykıracağım, dizlerim titremeyecek. Yirmi yedi yaşına bastığım bu gecenin sabahını kimse unutmayacak. Ellerinizden öperim.
Tek Yol devrim. Kahrolsun Faşizm.
Ömer Yazgan"