Turkiye'de Fon krizi de dahil şu an yaşadığımız çoğu sorunu dört temel kavram üzerinden anlamlandırlabiliriz:
Otoriter devletçilik:Devletin iktisadi ve toplumsal hayat üzerindeki denetiminin yoğunlaşması, temsili kurumların işlevsizleşmesi ve özgürlüklerin daralması+
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
@gurseltekin34 Sana da zihin açıklığı diliyoruz. Şimdiye kadar yaptıklarının açık bir zihinle olmadığı kesin. Umarız aklın başına gelir. Gelmezse de sana vaad edilenler her ne ise bil ki sana kalmaz onlar. Kalsa da iradi ya da yaşam akışı diyelim hepsi topluma geri alınır. Sonuç: yanlış yatırım
@barisyarkadas@tv100 Siz kim farkında mısın? Farkına vardığında senin için çok geç olacak. Aslında farkındasın da işini yapıyorsun. Değmez aldığına yaptığın.
@barisyarkadas Yahu yuh be ya. Kardeş? Başarı? Atmosfere zararsın be. Bu göğün altına insana toprağa ve göğe her sesin nefesin zarar. Ne acı bir durum ve duruştasın yaşamda var oluş için. Nasıl bir yok oluş.
Türkiye, kendi kendine sürekli sorunlar yaratan sonra da o sorunları çözmeye çalışmak yerine unutturmak için yeni ve daha büyük sorunlar yaratan bir ülkedir.
Ülkeler 4'e ayrılır: Gelişmiş ülkeler, Gelişmekte olan ülkeler, Arjantin ve Türkiye.
#Leman dergisinde yayımlanan bir karikatürü çizdiği iddia edilen kişinin gözaltına alınma görüntülerinin İçişleri Bakanı tarafından yaygınlaştırılmasını ve bu gözaltı sırasındaki muamelenin meşru gösterilmesini kınıyoruz.
Bizler insan hakları savunucuları olarak, ifade özgürlüğünün ve işkence ile kötü muamele görmeme hakkının temel bir insan hakkı olduğunu her zaman savunduk.
Kaldı ki, Türkiye Cumhuriyeti Devleti gerek kendi iç hukuku gerekse taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ile hem ifade özgürlüğünü yazılı olarak kabul etmiş, hem de işkenceyi yasak bir yöntem olarak iç hukukuna yansıtmıştır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Anayasası’nın 90. maddesi ile iç hukuk ile uluslararası hukukun çatışması durumunda uluslararası hukukun esas alınacağını kendi iç hukukunda güvence altına almıştır.
Her ne kadar pratikte bu kural çoğu zaman uygulanmasa da, bugün bu kurallara en çok uyması gereken kişi olan İçişleri Bakanı’nın bu paylaşımını son derece tehlikeli buluyoruz.
Gözaltına alınan kişiye — hem de hiçbir direnç göstermemişken — kötü muamele uygulanmış; ters kelepçe takılarak ve yerlerde sürüklenerek gözaltına alınmıştır. Bu görüntüler İçişleri Bakanlığı tarafından da meşru kabul edilerek kamuoyuna servis edilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin iç hukuku, taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve BM Mandela Kuralları bu tür görüntülerin yayınlanmasını yasaklamaktadır.
Bu nedenle tüm kamuoyunu, özellikle ifade özgürlüğü konusunda, birbirlerinin değerlerine saygı göstermeye ve hassasiyetle yaklaşmaya davet ediyoruz. İçişleri Bakanı’nı ise işkenceyi ve kötü muameleyi meşrulaştırabilecek bu tür görüntüleri yayınlama konusunda bir kez daha düşünmeye ve yasalara uymaya çağırıyoruz.
Beyoğlu İstiklal Caddesi'nde hala devam etmekte olan olaylar sebebiyle, yetkilileri telafisi zor durumların yaşanmaması için gerekli önlemleri almaya ve sorumlu davranmaya davet ediyoruz.
Dünyada en çok konulan ve nüfus olarak en yüksek sayıda isim Muhammed, Mehmet, Mamadu ( hepsi peygamber efendimizin ismini yaşatmak için müslümanlar tarafından konulur. ) ismidir. Şu anda Muhammed ismi taşıyan 200 milyon kişi var.Burada karikatürün çizeri İsrail tarafından+