Yüzleşilmemiş her şey ruhu çürütür, itiraf edilmemiş her his kalbe yüktür,gidilmemiş her kasaba güzel gelir, çıkılmamış her seferde aklı kalır kaptanın, yarım kalan rüya her zaman zihinde yer tutar ve söylenmemiş her söz insanı yaşlandırır; vakti varken yaşamalı;yaşayalım.
“Dünya niyetine sevdiğimiz şeyler, aslında içimizdeki boşluğu örtmek için aceleyle üst üste yığdığımız geçici heveslerdir,” diyor yazar.
...Oysa insan neye sıkı sıkıya sarılsa, elinde kalan hep o nesnenin ağırlığı değil, kendi yalnızlığının gölgesi olur.
“Bütün yolculuklar çocukluğa varmak içindir”, diyor yazar.
Öyle ya hep başladığı yere dönmek ister insan. Hevesin,neşenin,umudun hep taze,yeni olduğu yere .
Kalabalığın içinde sessiz kalabilenlere ayrı bir saygım var. Dikkat çekmeye çalışmazlar ama çok şey bilirler. Kendilerini kanıtlama derdinde değillerdir, zaten buna ihtiyaç duymazlar.
Geri planda kalırlar ama her şeyi fark ederler.