Hamaset
Siyaset
İstismar
Gösteri
Futbolun dışında ne ararsan vardı. Futbolun gerektirdiği hiçbir şey yoktu.
Demek ki #BizimÇocuklar edebiyatı ile olmuyormuş. Özet olarak #MilliTakım her yönüyle bir yönetim faciası olarak anavatana dönüyor.
Milletimize geçmiş olsun.
Bugün herkesin #MehmetPehlivanYalnızDeğildir diyerek Mehmet’in özgürlüğünü talep etmesini rica ediyorum.
Sesimizi duymak zorundasın Sayın Bakan! @yilmaztunc
Mehmet’e iftira atan şahıs önce ödüllendirilip serbest bırakıldı, sonra “söylediklerinin %80i yalan” denilerek tekrar tutuklandı.
Tutuklanma haberini bile bir hafta geciktirdiler, çünkü halkın vereceği tepkiyi çok iyi biliyorlardı.
Gereken tepkiyi verelim.
Bugün hepimiz Mehmet olalım.
Hepimiz onun biricik kızının sesi olalım.
Bir babanın, bir avukatın, savunmanın sesi olalım.
#SavunmaSusturulamaz
@TurkishAirlines What about lounge access in Stockholm? It has been almost 6 months that we do not have lounge access in Arlanda. You compare yourself with Lufthansa but they found the solution immediately !!!
Bu cüretin nedeni, faillerin cezasız kalacaklarına olan inancıdır. Murat Ağırel uzun süredir tehdit ediliyor, evinin önünde kimliği belirsiz şahıslar bekliyor. Lütfen empati yapın, sizin evinizin önünde benzer bir durum olsa ne yaparsınız? Ağırel’e acil koruma!
İşte Türk kadını! İşte Atatürk’ün kızları! Milyonlarca kadınımıza her şeyi başarabileceklerini bir kez daha gösterdiniz! Cesaretle. Azimle. Özgüvenle. Cumhuriyetimizin 100. Yılında! İyi ki varsınız! ❤️🇹🇷 👏👏👏#AvrupaŞampiyonu#FileninSultanları
BİZ TÜRKİYE'YİZ BİZ ŞAMPİYONUZ! 🇹🇷
Tribünlerde ve ekran başında sizler, sahada biz! Birlikte savaştık ve kazandık!! Bu şampiyonluk güzel ülkemiz için...
Avrupa'nın en büyüğü TÜRKİYE! 🐺❤️🏆
Çanakkale’deki Kaz Dağlarında altın madeni için yapılan ağaç katliamını hatırlar mısınız?
O dönenim Çanakkale Valisi şimdi nerenin valisi biliyor musunuz?
Aynı vali şu anda, Akbelen ormanını yok eden LİMAK şirketine ait madenin bulunduğu Muğla’da görev yapıyor.
O kadar sinirliyim ki ifade etmekte zorlanıyorum... Akademide asistanlık yapan arkadaşları hep lisans öğrencilerinden seçiyoruz. Az önce biri arayıp yurttan atıldıklarını, karma yurdun İTÜ tarafından erkek öğrencilere tahsis edildiğini ve şu an İstanbul'da ev aradıklarını anlattı. Diyecek çok şey var ve hepsinin sonu mahkemede bitiyor...
Bir kaç gündür yurtdışında oy veren kadınların sandık başında fotoğrafları düşüyor önüme.
Çoğunun ortak dili “Sonuna kadar Erdoğan” şeklinde.
Sevgili hemcinslerim;
Hepiniz çok güzelsiniz, zarifsiniz.
Saçlarınıza şekil vermiş, makyajlarınızı yapmış, eteklerinizi, pantolonlarınızı, taytlarınızı, topuklu ayakkabılarınızı giymiş şıkır şıkırsınız.
Hep de böyle olmanızı arzu ederim lakin biz Türkiye'de yaşayan kadınlar var olma mücadelesi veriyoruz.
Dayak yiyor, taciz ediliyor, tecavüz ediliyor, öldürülüyoruz.
Düşünün benim haklarımı korumasını beklediğim AYM üyesi bile "kadın-erkek eşitliği modern hurafedir" diyor.
Yani uzaktan sevmek kolay.
Biz tehlikenin farkındayız, ya siz?
Uğradığımız tüm haksızlıklar da verilen cezalar da ne giydiğimize, nerede olduğumuza, saat kaçta olduğuna göre şekilleniyor.
Biz kadınlar sizler gibi giyinip otobüse binerken biri tekme atar mı diye tedirgin oluyoruz mesela.
Akşam sokakta arkamıza bakarak yürüyor, aynı işi yaptığımız halde erkeklerden daha az ücret alıyoruz.
Gel de tüm bunları siyasilerin düzeltmesini bekle..
Burada başın açıksa "perdesiz ev" diyorlar,
hakkını arayınca "sürtük" diyorlar,
çalışmak isteyince "evdeki işler yetmiyor mu, erkekler işsiz kalıyor" diyorlar,
"kadın evi süsüdür" diyor hatta çalışarak fuhuşa zemin hazırladığımız bile söylendi biliyor musunuz?
Ne güzel gülmüşsünüz fotoğraflarda, hep de gülün isterim.
Lakin burada kahkaha atan kadına "iffetsiz" diyorlar biliyor musunuz?
Biz Atatürk sayesinde kul olmaktan kurtulup vatandaş olmuşken bugün hayvan gibi sahiplendirmekten bahsediyorlar.
Sizin yaşadığınız ülkelerde bırak siyasetçiyi sıradan bir vatandaş bile kadınları sahiplendirmekten bahsedebilir mi?
Bahsedemez, biliyorsunuz ve uzaktan ne de güzel seviyorsunuz.
Bizi erkek şiddetinden koruyan sözleşmeleri üç beş oy için silip atıyor, kız-erkek öğrenciler aynı sınıfta ders görmesin diye mücadele ediyorlar düşünebiliyor musunuz?
Yani elleri ya saçımızda, ya örtümüzde, ya eteğimizde...
Gülme, çalışma, konuşma, düşünme, isyan etme, eğlenme, onu giyme, buraya gitme...
Tek dertleri kadın!
Ahlakı kendilerinde, siyasetlerinde değil hep kadında arıyorlar.
Almanya’da, Fransa’da, İngiltere’de yaşayıp oy verirken “Şeriat için” diyen hemcinslerim..
Çok değil 2 sene önce şeriattan ilk kaçan erkekler olmadı mı?
Düşünebiliyor musun binde bir ihtimal bile yokken uçağın motorunda ölümüne uçtu adamlar.
Tercihlerinize elbette saygım var.
Lakin Afganistan’da, İran’da yaşamadan Avrupa’nın göbeğinde “Şeriat” istemek ne kolay değil mi?
Peki istemeyenler ne olacak?
Siz uzaktan seveceksiniz diye biz hayattan uzaklaşıyoruz adım adım..
Farkında değilsiniz!
Şimdi haberlerde izledim. Malatya Belediye Başkanı depremde yıkılan evleri ve ölen canlarımızı azdıkları için böyle bir sonuçla karşılaştıklarını ima ediyor ve bir vesile ile benim de adımı kullanıyor. Bilim insanları yıllarca önceden depremin Malatya’ya gelmekte olduğunu söylediler. Ben her vesileyle Malatya’yı, Erkenek’i, Sinciki’i uyardım. Defalarca Malatya’ya depremin gelmekte olduğunu, önlem alınması gerektiğini söyledim. Valilik ve Belediye huzurunda konuşmalar yaptım, İnönü Üniversitesinde konferanslar verdim. Canlarımızı korumak için kılını dahi kıpırdatmayan yerel yönetici temsilcisi şimdi Malatya’nın güzel insanlarını ve ölen canlarımızı azdıkları için öldüler diye suçluyor. Bir doğa olayını kutsal inançlarımızı da lekeleyecek şekilde yorumlayan bu bilgisiz zatı tüm Malatyalılara şikayet ediyorum. Gereğini yapacağınızdan hiç kuşku duymuyorum. Sevgiyle
İlk turda oy kullanmayan 8 milyon kişiye açık çağrımdır:
İktidarın parayla vatandaşlık satın almasına izin verdiği Arapların oturdukları yerden ülkemizin kaderini belirlemek için oy verme kuyruğuna girdiği alenen ortada... Kendi ülkenizin kaderini, burada bir ev alıp vatandaşlık hakkı elde eden insanların belirlemesine dur demek için ülkece tarihin en büyük seçim katılımını gerçekleştirmek zorundayız. Bu işin artık kararsızlık, tepki, bireysel mazeret boyutu olmadığı çok açık. Herkes ama herkes oyunu kullanmalı.
Onlar acısını, külfetini ve zararını tamamen bizim çekeceğimiz Kanal İstanbul Projesini hayata sokup Boğaz etrafında kapattıkları araziler daha da değerlensin diye sandık kuyruğundalar... Peki biz neden değiliz?
Vatandaşı olduğunuz ülkede, yabancılara uygulanan ve bir anlamda kapitülasyon statüsündeki ayrıcalıklara izin verecek miyiz, vermeyecek miyiz karar noktasındayız...
Sevgili arkadaşlar, İlk turda oy kullanmadığını bildiğiniz herkesi kolundan tutup sandığa götürmek boynumuzun borcudur.
Bu son şansımızdır.
Anadolu Ajansı seçimleri yine manipüle etmeye çalıştı ve AKP oldu bittiye getirmeye çalışıyor.
İlk andan itibaren ne Anadolu Ajansı'nı ne de başka ajansın verilerini kullandık.
Sonuçlar %60 ile Erdoğan lehine açıldığında bizler Kılıçdaroğlu önde dedik.
İlk andan itibaren kaynağımız Millet İttifakı'nın oluşturduğu ıslak imzalı tutanak verileri.
Veriler CHP Genel Merkezinden gelen verilerdir.
Net olan durum şudur ADAM KAZANAMADI.
Balkon konuşmasına aldanmayın. Daha bu iş bitmedi...
Oldu bittiye asla izin vermeyeceğiz, gerçek neyse onu aktarmaya devam edeceğiz.
Kılıçdaroğlu nun önde olduğu sandıklara itiraz dilekçesi verilince tekrar sayılıncaya kadar veriler girilemiyor. Bu yüzden şu anda yanıltıcı bir durum var.
AA'da açılan sandık yanıltması:
AA verilerine göre açılan sandık oranı %70 iken adayların kullandığı oy sayısını topladığımızda yaklaşık 35 milyon seçmene karşılık geliyor.
Seçime katılımın %87 olduğunu kabul etsek 55,6 milyon seçmen yapar. 55,6 milyonun %70'i 39 milyon seçmen yapıyor. En iyi ihtimalle arada 3,5 milyon seçmen var. Bu yaklaşık %6,5 düzeyinde bir oy oranına karşılık gelir.
Dolayısıyla "sandık oranı eşittir seçmen oranı" değil. Nüfusun kalabalık olduğu seçim bölgelerinde sonuçların sisteme daha geç işlendiği veya henüz işlenmediği anlamına geliyor.
AKP bir taktik uyguluyor.CHP’nin önde olduğu sandıklara itiraz ediyor.Girilen sandık sonuçları kesinleşen sandık sonuçları . İtiraz olan sandık sonuçları sisteme daha girmedi.
Biliyorsunuz değil mi: Açılan sandık oranı ile sayılan oy oranı aynı şey değil. Yapılan sistematik itirazlarla yeniden sayıldığı için henüz büyük şehirlerden girilmeyen ~20 milyona yakın oy var...
Sistematik olarak yapılan itirazlarla Kılıçdaroğlu'nun %50'yi net geçtiği büyük şehirlerden gelen verilerin girilmediği bir ortamda dahi yarış başabaş gidiyor. Bakınız daha sabahtan hazırladıkları bir balkon konuşması bir gelirse bile zerre şaşırmayın :) Yıldırmaya çalışıyorlar. Hiçbiri görmediğimiz şeyler değil. Bundan sonrası tamamen bir psikolojik savaş...
Öğrendiğime göre, Aydın Adalet Sarayı Aktif bir fay üzerinde inşa ediliyor. İhalesi yapılmış. Bunu duymak çok üzücü ve umut kırıcı. Daha onbinlerce canımızın acısını çekerken bu işleri yapanlar kim? Herşey keyfe göre mi yapılıyor? Ülkenin bu kadar mı çivisi çıktı? Lütfen buna engel olun!