Şu gerçeği herkesin bilmesini, anlamasını istiyorum:
Yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasına esas olan bilgi ve belgeleri getirenler CHP’lilerin bizzat kendileridir.
Karşımızdaki tablo tam olarak şudur:
Yolsuzluğu yapan, rüşveti alan, paraşütle diploma sahibi olup yüz binlerce gencin hakkını yiyenler CHP’li…
Bu paraların bir kısmını siyasi ajandaları için kullanan, bir kısmını da kurdukları suç örgütü üzerinden şirketlerine aktaranlar CHP’li…
Soruşturma başlayınca hem emniyette hem savcılıkta itirafçılık sırasına girenler CHP’li…
Soruşturma derinleştikçe savcılığa yeni belge ve bilgi yağdıranlar CHP’li…
Suç örgütünün medyada ve sosyal medyada kullandığı tetikçilerden, trol ordularından yılan, yorulan, bıkanlar CHP’li…
Kurultayda “şaibe var” diyerek mahkemeye şikâyette bulunanlar CHP’li…
Dönen dolapları, alınan rüşvetleri, yapılan hırsızlıkları ekran ekran dolaşıp anlatanlar CHP’li…
Ama suçlu AK Parti…
Ya Allah aşkına, biz böyle bir iç hesaplaşmanın neresinde olabiliriz?
Sizin paylaşım kavganız sebebiyle başlayan yargı sürecini niye bize mal ediyorsunuz?
Partiniz içindeki ihbarcılık yarışına niçin bizi karıştırıyorsunuz?
@ekrem_imamoglu Karşılığın yok konuş konuş boş teneke icraat yok. Gereksiz adamlar bir bir eleniyor bu adadan. Ayakların pisliğin içindeyken öten horozun gibisin ama öteni değil öttüreni bulacağız az sabret
@zafersahin06 Aptala anlatır gibi anlatmışsın. Sağolun. Evet belki söyleneni yapamadılar ancak bukadar konutu bukadar altyapıyı bu kadar zamanda yapabilecek başkabir devlet başka bir millet yok. Milletimiz sağolsun devletimiz var olsun. Sabredelim inşaallah hepsi 1-2 seneye kadar bitmiş olur.
Suriyeliler
“Bizi 13 sene ağırladınız, tüm Türk milletine şükran borçluyuz Allah sizin vatanınızı korusun.”
Türkiye, onca oyuna rağmen ayakta duruyorsa mazlumların duaları seyasindedir.
GURUR Duy Türkiye'm 🇹🇷
Kamışlı #Sednaya Düşüş "Selvi Kılıçdaroğlu"
Türkiye artık “hadi çocuklar, günü geldi” deyince harekete geçirilen kuklalarla darbe yapılacak; siyaseti, ekonomisi, sosyal düzeni dizayn edilecek, istikameti belirlenecek bir ülke değildir.
Türkiye artık terör ve şiddet sopasıyla kolayca hizaya sokulacak bir ülke de değildir.
Artık herkes biliyor ki Türkiye; birilerinin deneme tahtası, gerginlik hattı, istikrarsızlık üretme alanı değildir.
Geldiğimiz seviye itibarıyla milletimizin arasındaki ünsiyeti, kardeşliği ve muhabbeti bozmaya inşallah kimsenin gücü yetmeyecektir.
Türk, Kürt, Zaza, Arap, Sünni, Alevi fark etmeksizin 85 milyon hepimiz biriz, beraberiz, kardeşiz, bu ülkenin eşit vatandaşlarıyız.
Vatanımız, toprağımız bir; bayrağımız, marşımız bir; devletimiz bir, mazimiz bir, istikbalimiz bir, kaderimiz bir.
Biz birlikte Türkiye’yiz.
Yarınlara da inşallah birlikte yürüyeceğiz.
Terörün olmadığı bir Türkiye’yi birlikte inşa edeceğiz.
Türkiye Yüzyılı, aynı zamanda kardeşliğin yüzyılı olacak.
Türkiye Yüzyılı; huzurun, güvenliğin, özgürlüğün de yüzyılı olacak.
Cumhur İttifakı olarak terör sorununu kaynağında çözme irademiz hiç olmadığı kadar güçlüdür.
Bu hedefe ulaşmak için cesur, kararlı, yeni ve çok iyi planlanmış adımlar atmaktan çekinmeyeceğiz.
Hiçbir şey Türk milletinin ebedî kardeşliğinden büyük değildir.
İnşallah 85 milyon gönül gönüle vererek hedeflerimize ulaşacağız.
Siyasi hayatımızın bütün safhalarında desteğini, duasını, hatta 15 Temmuz gecesi olduğu gibi canlarını bizden esirgemeyen insanlarımızın sırf inancı, sırf dış görünüşü dolayısıyla aşağılanmasına, üç beş kendini bilmezin reyting savaşına meze yapılmasına müsaade edemeyiz.
Son yıllarda filmlerin, dizilerin, televizyon programlarının aile ile birlikte dinî değerlerimizi, dindarları hedef aldığını da müşahede ediyoruz.
Sarıklı, sakallı, başörtülü, çarşaflı, cübbeli vatandaşlarımıza ahlaksızca saldırılmakta, itibar suikastları düzenlenmektedir.
Tıpkı 28 Şubat dönemindeki gibi belli toplum kesimlerimiz âdeta öcü gibi gösterilmekte, tahkir ve tahrik edilmektedir.
Buna sessiz, tepkisiz kalmamız mümkün değildir.
Açık ve net söylüyorum:
Toplumun çimentosu olan mukaddesatımıza yönelik bu tür girişimler millî güvenlik sorunudur ve RTÜK başta olmak üzere ilgili kurumlarımız, bu konularda hızlı tedbirleri devreye almalıdır.
2024 Türkiye’sinde 28 Şubat’ı hortlatmaya çalışanlara göz yummayız, böyle bir atmosferin oluşmasına da asla fırsat vermeyiz.