"Totaliter rejimlerin ideal öznesi, inançlı bir Nazi ya da adanmış bir komünist değil, gerçekle kurgu, doğruyla yanlış arasındaki ayrımın artık var olmadığı insanlardır." - Hannah Arendt
Yerebatan Sarnıcı için verdiğimiz tüm emeklerimiz güzel İstanbullu hemşehrilerimize helal olsun.
Eskisinin ziyaretçi sayısını 5 katına çıkardık. Rüya gibi bir restorasyonla 3 yılda 10 milyon turist çektik. Türkiye’nin açık ara en çok turizm geliri elde edilen müzesi yaptık.
Buradaki gelir İstanbul’da yaşayan yoksullara sosyal yardım olarak gidiyordu.
Yerebatan sizindir…
#yerebatansarnıcı
Halen Marmara (Silivri) Cezaevinde tutuklu bulunan Şişli'nin görevden alınan Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, duruşmada yaşadıklarını ve neden yargılandığını bianet için anlattı: Neyi savundum? Neyi savunmaya devam edeceğim? https://t.co/vNFSx0jhP2
Çok heyecanlıyım. Yarından itibaren hafta içi her sabah saat 07.00’de Onlar’da gündemi yorumlayacağız. İş yolunda, okul yolunda, evde, trafikte yalnız değilsiniz. Karga Kahvaltısını Yapmadan’da buluşalım. 👇
#İBBDavası'nda 15.gün
"Müvekkilin haber verilmeksizin 500 km uzağa sevk edildi..
🔺️Oraya sevki sırasında, aynı Orta Çağ’da sürgün edilen insanlar gibi, kapalı bir kafeste elleri kelepçelenmiş halde sevk edildi.
🔺️Gittiği zaman orada uzun süre yerde yattı."
Eski Medya AŞ Genel Müdürü
#İpekElifAtayman'ın avukatları Mehmet Ümit Erdem ve Faik Eren Kaptan, kurumsal yapının bir suç örgütü olarak yansıtılmasının tehlikesine dikkat çekti.
🔺️İpek Elif Atayman, 2019-2021 yılları arasında Medya AŞ Genel Müdürü olarak görev yapmış, sonrasında ise icra yetkisi bulunmayan sembolik bir yönetim kurulu üyeliği yürüterek 2024 yılında emekli olmuştur.
🔺️Avukat Mehmet Ümit Erdem, el koyma anında materyallerin imajının alınmamasının CMK 134/2'ye aykırı olduğunu vurguladı:
"Yargıtay 16. Ceza Dairesi ve yeni 3. Ceza Dairesi içtihatları da zaten bu imajları alınmayan materyalleri 'hukuka aykırı delil' olarak kabul etmekte ve hükme esas almamaktadır.
Dolayısıyla tüm dijital yolla elde edilen verilerin, hukuka aykırı delil olması nedeniyle dosyadan çıkartılmasını... talep ediyoruz."
🔺️Erdem, kurumsal yapının bir suç örgütü olarak yansıtılmasının tehlikesine dikkat çekti:
"Eğer biz bir idari birim içerisindeki dikey ve yatay koordinasyonu 'suç örgütü hiyerarşisi' olarak okursak, Türkiye Cumhuriyeti'ndeki tüm kamu kurumlarını potansiyel birer suç odağı haline getirecek tehlikeli bir zorlamaya girmiş oluruz."
🔺️Avukat, müvekkilin hesaplarında herhangi bir suç gelirine rastlanmadığını belirtti:
"Müvekkilin akademik ve profesyonel kariyeri boyunca edindiği her kuruşun kaynağı açıklanabilir ve yasal durumdadır. Hesaplarda görülenler; ücret gelirleri, kredi ödemeleri ve kredi kartı borçlarıdır."
🔺️Avukat Faik Eren Kaptan, müvekkilin haber verilmeksizin 500 km uzağa sevk edilmesini ve sevkiyat koşullarını sert bir dille eleştirdi:
"Oraya sevki sırasında, aynı Orta Çağ’da sürgün edilen insanlar gibi, kapalı bir kafeste elleri kelepçelenmiş halde sevk edildi. Gittiği zaman orada uzun süre yerde yattı."
🔺️Kaptan, müvekkilin kendi yazdığı kitabın konusuyla sınanmasına ve kısıtlı savunma imkanlarına vurguladı:
"'Post-Truth' adlı eserinde hukuksuzlukları konu alan filmlerin analizini yaparken, şimdi bizzat o hukuksuzluklara ve adaletsizliklere maruz kalmaktadır. ...
4000 sayfalık iddianamedeki hakkındaki iddiaları, günde sadece 1 saatlik bilgisayar inceleme hakkıyla tetkik etmeye çalışmıştır."
Bugün uzun ve zor bir gün oldu. İBB yargılamalarının ilk ara kararını gördük; 18 kişi tahliye edildi, 89 kişinin tutukluluğu devam ediyor. Özellikle dikkat çekmek istediğim bir nokta var: Avukatlık mesleği açısından onur duyulacak günler yaşadığımızı düşünüyorum. Zira neredeyse tüm meslektaşlarım, hukukun tüm noktalarına temas etmek suretiyle tarihî savunmalar yaptı. Bu mesleğin bir parçası olmak ve böyle zor bir ülkede bu mesleği icra etmek bana gurur veriyor.
Özellikle bazı meslektaşlarımızın yapmış olduğu savunmalar takdire şayandı. Mahkeme heyetinin, ilk günden bugüne gelinceye kadar tavrının müspet şekilde değiştiğini de gözlemledim. Yargılamaların bundan sonraki kısmının kolay geçmeyeceği ortada; ancak eylemlerin mesnetsizliği ortaya çıktıkça heyetin kanaati de ona göre değişecektir.
Avukatların “Türkiye’de hukuk var ve biz bu hukukun yılmaz savunucularıyız” şeklinde hissettiğim tavırları beni ziyadesiyle mutlu etti. Emin olun, toplum bu yargılamanın içeriğini öğrendikçe yargılamanın hukuki değil, siyasi saiklerle huzurda olduğunu daha net anlayacaktır.
Bizi öyle eylemler bekliyorki, “Bu kadar da olmaz” diyeceksiniz. Sizinle paylaştığım Ağaç A.Ş ödeme tablosunun nasıl bir fahiş hata olduğunu işaret etmiştik. Haftalar içinde onu bile unutturacak hataları göreceksiniz.
Rahşan Sertkaya Danış: Murat Ongun hiçbir ilgi, yetki ve sorumluluk alanında olmamasına rağmen toplamda 64 eylemden suçlanmakta ve hakkında yaklaşık 1.200 yıl az buz değil 12 asır hapis cezası talep edilmektedir.
-Bu süreyi bugünden geriye doğru sayarsanız milattan sonra 826 yılına denk geliyoruz; Türklerin daha Anadolu'ya gelişine 145 yıl var.
-Bu kadar aşırı bir cezalandırma talebinden bahsediyoruz. Bu aşırılığı tarihsel gerçeklerle de ortaya koymak gerekirse; dünyanın en büyük katliamlarına, en büyük acılarına imza atan Nazi rejiminin artıkları Nürnberg mahkemelerinde adalet önüne çıktı. Kaç yıl hapis cezası aldılar? 10 yıl ila 20 yıl arasında.
Anayasa Mahkemesi, 4 yıldır hepimizin yerine hapis yatan yol arkadaşımız Tayfun Kahraman hakkında hak ihlali kararı vermişti. Ama tüm kurumlar için bağlayıcı olan bu karara mahkeme uymuyordu.
Anayasa Mahkemesi bu kez bir kez daha, üstelik oy birliği ile hak ihlali kararı verdi. Tüm üyelere teşekkür ediyor, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasını bekliyoruz.
Yani artık tartışma bitmiştir.
Tayfun Kahraman bir an önce tahliye edilmelidir.
Meriç eşine, Vera babasına, bu memleket dürüst bir evladına kavuşmalıdır.
Türkiye bir Anayasa devletidir.
Anayasa Mahkemesi’nin kararı bir an evvel uygulanmalıdır!
Ekrem İmamoğlu’nun Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu’nun avukatı Mehmet Can Seyhan, “Bunu söyleyeceğim için Kadriye Hanım'dan özür dilerim ama şimdi söylemeyeceğiz de ne zaman söyleyeceğiz. Babası, kızı cezaevindeyken demans oldu. Öncesinde ziyarete geliyordu ama artık gelemiyor çünkü kızını hatırlamıyor” dedi.
Merak eden varsa ben herkes yerine izledim, özet;
- Hiçbir şeye cevap vermedi, geçiştirdi.
- İddianameleri filan "belge" diye sunmaya çalıştı.
- 100 kere falan "Az*z İhs*n Akt*ş" dedi, hepsi alakasız yerlerdeydi.
- Kayyum değil çağrı heyeti olduğunu defalarca kez yineledi, 45 günde il kongresi yapmak için geldiğini söyledi ama hala neden yapmadığına dair tatmin edici bir cevap vermedi.
- "Siz niye polisle geldiniz" sorusu defalarca kez soruldu, doğru düzgün bir cevap vermedi. "Bilmiyordum" filan gibi geçiştirdi.
- "Biz gelmesek kayyum gelecekti" dedi, insanlar "gelseydi" deyince yine geçiştirdi.
- Elinde birkaç belge, ekran görüntüsü filan vardı, onları göstermek için gelmiş muhtemelen, pek fırsat bulamadı, fırsat bulduğu anlarda da kimse ciddiye almadı zaten ciddiye alınacak bir şey de yoktu ortada.
- Delegelerin iradesinin Özgür Çelik'ten yana olduğunu kabul etti bir ara.
- Birçok kere kendi "mücadele"lerini anlattı. Ama anlattığı şeyler alakasızdı.
- Onun ekibinden gelenler haricinde sadece bir kişi kendisini övdü. Hapishanedeki mahkumlarla ilgili çalışmalarında mı destek olmuş neymiş G.T. bey, o yönden takdir etmişti galiba. Kendisi için tek pozitif an da buydu sanırım.
Genel olarak tatsız ve izlemeye değmez bir programdı. Açıklayacağı, anlatacağı herhangi bir şey yoktu. Kendince bir hazırlık yapmış, onu sunmaya gelmiş, haricindeki her şeye cevap vermeyi reddetti zaten, bunun yerine kendi kendine bir video çekip yayınlasa daha iyi olurmuş çünkü seyircilerle doğru düzgün bir etkileşimi olmadı.
Programın başında Oğuzhan Uğur'a bu kişinin ünvanı soruldu. O da "programda anlayacağız, ben de ona göre başlığa ekleyeceğim ünvanını" demişti. Video adında ünvan eklenmemiş :) ne olduğunu bile tam anlatamadı yani bakınca.
En şaşırdığım konu ise; herhangi bir duygu belirtisi göstermemesi oldu. Ne kurt siyasetçiler geldi bu programa. Zaman zaman öfkelendiler, zaman zaman duygulandılar, bazıları pişmanlık gösterdiler filan. G.T. beyde bunların hiçbiri yoktu. Pozitif duygular da yoktu.
Programa soru sormaya gelen az kişi vardı. 3 sorudan 1'i filan polislerle ilgiliydi. Kaliteli sorular da vardı, hiçbirine doğru düzgün bir cevap vermedi. Bağlam dışı yanıtlarla devam etmeyi seçti kendisi. Tüm sorular çok kaliteli olsaydı da bir şey değişmezdi diye tahmin ediyorum.
Yok o iş öyle olmadı, üstelik yaratmaya çalıştığınız algının tam tersi bir ifade var ortada. İsteyen https://t.co/u0SbhpEGoS ’dan ifadenin tamamına ulaşabilir
1- Bu mesajın atıldığı tarih 13 Mart 2024. İhalenin gerçekleştiği tarih 26 Eylül 2024. Yani yüzde 10 rüşvet istendiği iddia edilen ihale daha gündemde bile yok.
2- Ceyhun Avşar mesajda geçen Fatih Abi’nin Fatih Keleş değil iştirak şirketi Metro İstanbul’un Genel Müdür Yardımcısı Fatih Gültekin olduğunu söyledi.
3. Mesajı atma nedenini de açık açık anlattı: ‘Fatih Gültekin metro ihalesini alan şirketin taşerona verdiği, özellikle yüksek teknoloji işlerini METRO A.Ş. adına almak istiyordu, o güne kadar oran yücede 1/2 idi, oranı yüzde 10’a çıkartmamız için bizi motive ediyordu, söz konusu mesaj bununla ilgili’ dedi
📍AKP ve Erdoğan’ı defalarca yendiği için cezaevinde tutulan Ekrem İmamoğlu’nun bugünki duruşmada söylediği tarihe geçen cümleleri sizler için özetledim:
— Benim helal bir diplomam var, gösteremeyeceğim bir üniversite arkadaşım yok!
— Ben üniversite arkadaşlarımla stadyum doldururum başkası tavla oynanacak birini bile bulamaz!
— Öfkem çok büyük sayın hakim. Öfkem artık saklanamaz bir vaziyette!
— Bir tane AK Partili belediyeyle ilgili hiç mi soruşturma olmaz?
— Bu ülkede artık adalet, 'istediğimizi vermezsen seni aylarca tutuklu yargılarız' şeklinde yapılıyor!
— Size soruyorum. Biz mi suç örgütüyüz, yoksa her davayı aynı bilirkişi ve aynı savcılarla kurgulayıp, sonra o isimleri ödüllendiren sistem mi suç işliyor?
— 1.5 milyar TL bir duruşuma salonu için harcanmış. Buna bu para harcanır mı? Bunu ancak gayrimenkule meraklı bir yargı mensubu akıl edebilir!
— Savcı sorguda bana 'Ekrem Başkan, kusura bakmayın, yarın siz Cumhurbaşkanı olursunuz. O zaman da siz bizi yargılarsınız' dedi.
— Ben de kendisine çok net bir şekilde şu cevabı verdim: 'Neden yargılanacağınızı düşünüyorsunuz? Suç mu işliyorsunuz? Siz kim, biz kim? Neyin tarafıyız? Biz bu ülkeye adalet gelsin diye mücadele ediyoruz. Bu düşünce bile başlı başına bir sorun! Ülkeye artık adalet gelmeli!
Sadece okuyup geçmeyin, bizler için bedel ödeyen bu insanın her cümlesini her yerde paylaşın.
EKREM İMAMOĞLU’NA ÖZGÜRLÜK!
Hukukun üstünlüğüne inanan herkes için, gerçek bilgiye doğrudan ulaşabilmek büyük önem taşıyor. Ne yazık ki bugün, basının bu süreci takip etmesi ve toplumu bilgilendirmesi çeşitli engellerle karşı karşıya.
Ancak tüm baskılara rağmen gazeteciler geri adım atmıyor, görevlerini kararlılıkla sürdürüyor.
İBB davasına ilişkin tüm gelişmeleri, duruşma notlarını ve sürece dair ayrıntıları aşağıdaki adreslerden açık ve doğrudan takip edebilirsiniz.
https://t.co/r9WBx45EpI
https://t.co/CDwxJjv2zI
https://t.co/yviv0HfMNF
İBB davasında yargılanan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan:
💬"11 ayda belediyeye tam 36 tane mülk kazandırdık"
💬"Cumhuriyet tarihinde görülmeyen bir şey oldu: Şişli Belediyesi’nin bu tapuları bir gecede elektronik sistemden iptal edildi"
💬"Daha kötüsü ne oldu? Şişli Belediyesi'nin bu işleminden sonra Bakanlık, ilçe belediyelerinin böyle bir kaynak yaratmaması için hemen bir yasa çıkardı!"
https://t.co/hhXLFUNHct
Hilmi Hacaloğlu: Bize burada kötü muamele ediliyor. Bak, öğlen yemeğim; bir sandviç yiyoruz burada. Saat 4'te yukarıdaki kafeterya kapatılıyor. Burada imkanlar kısıtlı. Ve gazetecilere sahip çıkılması gerekiyor.
(Basın kartını gösterdi) Alican Uludağ'ı görüyorsunuz. Aynı şekilde İsmail Arı için de aynısını yaptık. Arkadaşlarımızı unutmadık. Gazeteci gazetecinin yurdudur. Biz burada bir dayanışma içinde duruşma salonunda davayı takip etmeye çalışıyoruz. Uzağız, sesi duymakta zorlanıyoruz, sanıkların ensesini görüyoruz.
Ben ve yol arkadaşlarım bir kez daha sevdiklerimizden uzak, cezaevinde karşılıyoruz bayramı.
Ama biliyorum ki bu ülkenin vicdanı dimdik ayakta. Adaletin olduğu güzel bayramlarda bir arada olmak dileğiyle.
Ramazan Bayramımız mübarek olsun.