Bütün annelerin, babaların beni çok ama çok dikkatli dinlemesini rica ediyorum.
Birkaç gündür Özbekistan’dayım. Semerkant, Buhara ve Taşkent’i geziyorum. Hava sıcaklığı 40 derecenin üzerinde. Buna rağmen sokaklarda açıklık saçıklık yok; edep var, haya var.
Türkiye’de ise şu an sadece bir “açıklık-saçıklık” değil, çıplaklık ve teşhir var.
Bunun birçok sebebi var. Fakat bugün özellikle bir konuya dikkat çekmek istiyorum.
İsmini bile ağzıma almak istemediğim bir müzik grubu var. Konserlerinde üzerlerinde elbise yok, ahlaksızlığın her türlüsü var ve konserleri 12-15 yaş arası çocuklarla dolu.
Son zamanlarda birçok anneden, “Hocam, çocuğuma söz geçiremiyorum. O grubun giydiği kıyafetleri istiyor.” diye mesajlar alıyorum.
İstenen kıyafetler şort bile değil; mahremiyeti hiçe sayan, çıplaklığı özendiren kıyafetler…
Erkek çocukları ise bu grup yüzünden kimlik bunalımı yaşıyor. Bu gruba bakıp kızlar gibi davranan erkek çocukları ortaya çıkıyor.
Bu küçük bir mesele değil. 30 bin, 50 bin kişilik konser alanları ağzına kadar çocuklarla doluyor.
Bu konserlerin yapıldığı meydanlar kimin? Belediyelerin, devletin.
Peki siz buna nasıl izin veriyorsunuz?
Bunun sadece bir konser meselesi olmadığını, gençliğin zihnini ve ahlakını şekillendiren büyük bir kültürel etki olduğunu görmüyor musunuz?
Allah’ın emirleri ortada, Peygamber Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) ikazları ortada. Biz Müslümanız.
Peygamberlere muhabbet etmiş, evliyalara yurt olmuş bu topraklarda böyle bir ahlaksızlığa nasıl izin veriyorsunuz?
Buradan bütün yetkililere sesleniyorum:
Bu çocukların hâlini görmüyor musunuz?
Bugün bu ahlaksızlığın içinde büyüyen bir çocuğun kalbine yarın edebi, hayayı ve iffeti nasıl yerleştireceğiz?
Ben bir Müslüman olarak, vicdan sahibi herkesi bu ahlâkî yozlaşmaya karşı ses yükseltmeye davet ediyorum.
Bu videoyu yetkililere ulaştırın. CİMER’e yazın. Sosyal medyada gündem yapın.
Bu konserler yasaklanmalı. Eğer bu kanunen mümkün değilse, en azından 18 yaş sınırı getirilmeli.
Nasıl ki millî güvenliği tehdit eden durumlarda sosyal medya hesapları kapatılıyorsa, bugün bu grubun yaptığından daha büyük bir millî güvenlik sorunu yoktur. Bu grubun hesapları kapatılmalı, bu ahlaksızlığa dur denilmelidir.
Çünkü bugün zehirlenen sadece birkaç çocuk değil, geleceğimizdir.
Bakın, bir insanın namaz eksiği olabilir, ibadet eksiği olabilir. Bunlar zamanla telafi edilebilir. Ama bir çocuğun ruhundan edep alınırsa, haya alınırsa, iffet alınırsa, ahlak sökülüp atılırsa; onu yeniden inşa edemezsiniz.
Lütfen bu meseleyi gündem yapın.
Hep birlikte çocuklarımızın edebini, hayasını ve ahlakını koruyalım.
Bu ahlâkî yozlaşmaya “Dur!” diyelim.
Rabbim evlatlarımızı insî ve cinnî şeytanlardan muhafaza eylesin.
Dört dörtlük erkek yoktur. Dört dörtlük kadın yoktur. Dört dörtlük çocuk yoktur. Dünya dört dörtlük değildir. Gelişine yaşayalım. Bırakalım bazı şeyler dağınık kalsın. Her şeye kırılmayalım. Her şeyin en iyisini beklemeyelim. Olan ile mutlu olalım. Hayırlısı diyelim. Delirmeyelim
@avkayaserkan Uygulamalar yapıyoruz. Öğrenci de bunu gereksiz gördüğü için okula gelmiyor.. Halbuki bunlar da öğrenmenin içinde fikir zenginliğine katkı sunar.
@avkayaserkan Hocam 11 yıldır öğretmenim. Sosyal medya yaygın değildi ama ben öğrenci iken de öyleydi devlet bunun farkında. Uzun süre bekleme mesaisi olan çok meslek grubu var. Eğitim sadece bilgi odaklı olmaz. Sınıflarda bilgi yarışmaları gibi, takım çalışması gibi toplu kitap okuma gibi
Martin Haberman şöyle der: “Okullar bankalardan daha sağlam inşa edilip daha iyi korunmalı çünkü okullarda büyük bir hazine bulunuyor.”
Hazinelerimizi; öğretmenlerimizi, öğrencilerimizi koruyalım. Adliyeyi, bankayı nasıl korunuyorsak okulları da, öğrencileri de, öğretmenleri de öyle koruyalım. Okulları şiddetin değil güvenin adresi yapalım. Bunu, çok geç olmadan öncelikli politika hâline getirelim.
Tüm eğitim camiamıza geçmiş olsun.
Çok üzgünüm…
İnsanın en büyük yanılgısı, bilgiyi ezberlemekle bilge olduğunu sanmasıdır. Oysa kendini tanımayan, zaaflarını, sınırlarını ve içindeki karanlığı görmeyen; doğayı, toplumu ve içinde yaşadığı düzeni okuyamayan kişi ne kadar okursa okusun eksiktir. Çünkü gerçek cehalet, bilmemek değil, anlamamaktır. Kendini çözmeden dünyayı çözemezsin; ekosistemi kavramadan insanı anlayamazsın. Bilgelik; dışarıdan topladığın verilerde değil, içeride kurduğun dengede başlar.
Mesele zemzemi istemekte değil, sa'yi göze almakta.
Allah, zemzem suyunu Hz. Hacer, Safa ve Merve tepeleri arasında yedi tur sa'y yaptıktan sonra verdi.
Hedefin doğru olması yetmez. Aynı zamanda kalpte recâ (umut), dilde dua, bedende çaba olmalı ki zemzem nasib olsun.
Hayatımız bir ihtimallar dizgisi. Hep bir ihtimale oynuyor, hep ihtimaller üzerine yaşıyoruz. Evleniyoruz ama bir ihtimale evleniyoruz. Ne kadar tanısak etsek de yine bir ihtimale evleniyoruz. Yarın ne olacağını bilmiyoruz. Evden çıkarken eve dönüp dönemeyeceğimiz de bir ihtimal.
Prof. Dr. Ali Fuad Başgil’den gençlere 14 tavsiye!
1.Çalışmak için müsait vakit ve saat bekleme. Bil ki her gün, her saat çalışmanın en uygun zamanıdır.
2.Çalışmak için müsait yer ve köşe arama. Bil ki her yer, her köşe çalışmanın en uygun yeridir.
3.Çalışmaya oturduğun zaman tıpkı ateş hattında düşmanı gözleyen bir asker gibi uyanık ol ve dikkat kesil; bütün ruhi, bedeni kuvvetinle kendini işine ver.
4.Devamlı ritmik çalış. Her gün aynı saatlerde mutlaka çalışmaya otur.
5.Düşünen insan, maden kuyusunda kazma sallayan işçiden daha çok çalışır. Fikri çalışmalar için günde, devamlı olarak aynı vakitte, 2-3 saat yeter. İbn-i Sina ‘Katb-u Şifa’ adlı eserini günde iki saat çalışarak yazmıştır.
6.Çalışmayı uzun ara vererek terk etme. Her günün derdi ve işi ayrıdır.
7.Bir eseri ne kadar tamamlarsan (bitirirsen), ondan istifade o kadar fazla olur. Bir günde ve bir zamanda yapman gereken işi ertesi güne bırakma. Zira her günün derdi de, işi de kendine yeter.
8.Her gün bir eserden yüksek sesle beş-on sayfa oku. Bu sayede konuşma ve söz söyleme kabiliyetin artar. Bir hitabı, dersi iyice öğrendikten sonra, kitabı kapayıp neler öğrendiğini gözden geçir. Daha sonra bunları not et. Dikkat et: Sözlerin ve yazıların kısa, açık ve manalı olsun.
9.Rastladığın edebi, güzel yazıları ezberle. Bu sayede hem kelime ve ifade hazinen zenginleşir, hem de hafızan kuvvetlenir. Bir konu ve mesele hakkında bir yazı veya eser yazmaya karar verdiğinde, önce bu konu üzerinde yazılmış diğer bir eser oku.
10.Sıradan bir kimse zamanı nasıl harcayacağını düşünür. Akıllı insan ise zamanı nasıl değerlendireceğini düşünür. Zira kaybedilen bir saniyeyi dünyanın bütün hazineleri getiremez.
11.Gece yatağına uzandığın zaman, o gün ne yaptığını ve yarın ne yapacağını kendine sormadan uyuma.
12.Gene bil ki, çalışma sevgisi güçlükleri yenmekten doğar ve kuvvetlenir.
Güçlüğü yenmekten hâsıl olan manevi zevk eşsizdir. Emin ol ki, harpte zafer yılmayanındır. Sebat önünde güçlükler erir ve imkânsız görünen mümkün olur.
13.İşinde rastladığın güçlüğü evvela parçalara ayır. Her parçayı birer birer sırayla yen. Mesela bir dersi en basit elemanlarına; kısım, fasıl ve bahislere ayır. Sırayla her bahsi iyice noksansız öğrenip anlamadan, diğer fasıla geçme. Yani attığın adımı iyice basmadan, diğerini atma.
14.Hasta ve yorgun değilsen tatil aylarında bile yavaş ve az da olsa çalış. Ta ki çalışma ihtiyacın körlenmesin ve tekrar çalışmaya koyulmak için zahmet çekmeyesin. Dinlenme bahanesiyle asla boş durma. Boş oturmanın içi, işlemeyen demir gibi, pas tutar.
15.Bir işi yapmaya koyulduğunda telaşlanıp sabırsızlanma. Sakin ve metin ol. Yol al, fakat acele etme. Sindirerek çalış ve öğren. İşinde ve dersinde herhangi bir fikir ve noktayı ihmal edip geçme. Küçük ihmalden bazen büyük zararlar doğduğunu unutma.
16.En yeni fikirler, eski fikirlerin elbise giymiş halleridir. Dilbilgisi bir gaye değil araçtır. Asıl amaç olan fikir zenginliğidir. Kişinin kıymeti dilinin altında ve kaleminin ucunda gizlidir. Onu öz ve yazı açığa vurur.
Okullarda inanılmaz bir iş yükü oluştu.
Sürekli etkinlik yapıyoruz. Sürekli bir şeylerin gününü kutluyoruz.
Sınıflarda çocuklarla doğru düzgün akademik bilgi işleyemez olduk.
Birçoğu da boşuna kırtasiye israfına dönüşüyor maalesef.
Acil olarak bu yanlıştan dönülmeli..
Allahım eğer rızkım gökte ise onu yere indir eğer yerdeyse onu ortaya çıkar eğer uzaktaysa yakınlaştır yakındaysa hızlandır hızlandırdıysan da bereketli kıl ve onu daimi kıl.
İnsan, bugünü yaşarken seçim yapar; Allah, o seçimi ezelde bilendir. Bu bilgi kulun elini bağlamaz, aksine onun özgürlüğünü daha anlamlı kılar. Tohumu toprağa atmak senin iradendir, fakat onun filizlenip filizlenmeyeceği Allah’ın takdiridir.