Peki ya vicdan? Onuda mı susturdunuz bir siyasiyi yada bir partiyi seviyor olmanız vicdanınızın da mı önüne geçti? Barış dedikleri bu şey tam da yıllardır savaştığımız yüzlerce şehit verdiğimiz şey değil mi? Helva sizin evde kavrulmuş olsaydı olsun barışalım der miydiniz?
Hukuki şeylerden bahsetmeyeceğim.
“Polis-asker şehit etmişlere tahliye yok” diyerek bu yasanın reklamını yapıyorlar ama çıkardıkları yasaya göre hangisi hangi şehidimize sebep olduğunu bilmediğimiz ama terör suçu ile hüküm giymişler tahliye olacak aramıza karışacak demeyeceğim.
Bu ülkede defalarca kez ayaklar altına alınıp alenen çiğnenmedi mi anayasa? Hukuksuzluk normalimiz olmadı mı zaten neden hukuk anlatalım kime anlatalım?
1- Öcalan'a umut hakkı hangi toplumsal ihtiyaçtan doğdu?
2- Öcalan'a umut, FETÖ'ye de ve dahi ülkemize düşmanlık eden her türlü teröriste umut değil midir?
3- Teröristler için hak-hukuk mücadelesi kimlere yakışır?
4- Kendi AYM kararını uygulamayanlar AİHM kararlarını uygulamaya niye bu kadar hevesli?
5- Umut hakkı tanımıyoruz diye ülkemize uygulanan bir yaptırım var mı?
6- Umut hakkı komisyon kararıyla mı kanun değişikliğiyle mi verilebilir?
7- AİHM, mahkûmun rehabilitasyonu, topluma yeniden kazandırılabilirliği ve cezaevindeki davranışları esas alınarak gözden geçirme gerektiğini söylerken cezaevinden kanlı katliamları planlayan bir mahkum, umut hakkından faydalanabilir mi? Faydalanamazsa ekonomik problemler varken 2 yıldır ülkenin gündeminde neden bu konu var?
8- Öcalan'ın Türk Milletinden özür dilediğine, pişman olduğuna, Türk Bayrağını sevdiğine dair beyanları var mı? Bu beyanlar doğrultusunda DEM Partinin beyanları var mı?
9- PKK = YPG mi? YPG'nin Suriye ile anlaşması, Türkiye'ye karşı işledikleri suçların affı anlamına gelir mi? Bir daha suç işlemeyecekleri anlamına gelir mi?
10- Komisyon'da bulunan herhangi bir kişi ana, baba veya çocuğunun katili için umut hakkı ister mi? Onunla el sıkışır mı?
Biri yürekten “nasılsın” der diye aklım çıkıyor. Bilmiyorum ki nasılım. Bilmek istemiyorum da nasılım. Beni at gibi dört nala koşturanlara kırgınım. Bana ağlayacak yer bile bırakmayanlara kırgınım. Ne yapsam hoşnut olmayanlara kırgınım.
Çizgilerin,sınırların,hudutların ve tepkilerin bu kadar keskin olduğu günlerden bugünlere…
Sınırımız durumuz durağımız “bu kadarı da olmaz canım” şeklindeki sivri köşelerimiz olmayan bugünlere bir anda gelmedik tabi.
Adım adım yavaş yavaş…
Biz evin içinde dahi diyemezdik apo kelimesini.Abimin adını(Alparslan), kısaltmak için ne zaman kullansak her defasında aynı hiddet ve şiddetle uyarırdı anneannem.Tek bir seferinde dahi mazur görmezdi bu kelime ağzımızdan çıkınca.Bu kadar net bu kadar katıydı tepkiler.
Birine apo demeyi bile hakaret sayan bu düsturu beynimize işleyen büyüklerimiz görse/görüyorsa ne diyorlardır acaba?Peki hiçbir tepki verilmemesine,sessiz kalınması, kendi siyasi çıkarları için görmezden gelinmesine,müsade edilmesine ne diyorlardır?
“Attığın oy, mehmetçiğe kurşun olmasın” sloganları ile seçim çalışması yapan ülkü ocaklarının,
en tepesindeki bu adam, terörist bebek katilinden “kurucu Önder” diye bahsediyorsa kimin oyları kurşun hükmündedir? Sadece soruyorum.
Üzülüyorum çünkü ideolojik yada siyasi bakmadan adil olanı savunmanın hazzını asla bilemeyeceksiniz. Ve bir kez daha soruyorum hangi dine,inanca, hukuk sistemine sığıyor öfke ile intikam ile hükmetmek yada yargı dağıtmak?Kendiniz ile muhakemenizde nasıl ferahlatıyorsunuz içinizi?
Çok üzgünüm.
Sayısız defa Sayıştay denetiminden geçmiş yolsuzluk bulunamamış bir belediyenin başkanının gizli tanık ifadesi ile -mış -miş’lerle tutuklanmasından daha çok
sırf kendi gibi düşünmüyor diye bu hukuksuzluğa göz yumanlara ve hatta sevinenlere üzülüyorum.
Hukukun hepimize lazım olduğunu, ‘canımın istediğini yargılarım’ anlayışının adalet getirmeyeceğini göremeyenlerden
daha çok
asla araştırmayan, okumayan, dosyayı, ifadeleri, delilleri bilmeyen sadece içindeki kinle ‘oh olsun’ diyenlere üzülüyorum.